Anıt Eser Silivrikapı Hipojesine ilkel koruma

Silivrikapı Hipojesi Roma İmparatorluğu 3. Yada 4. Yy. tarihli anıt eser Vandalizm’e yenik düştü, 1600 yıllık Hipojeyi korumakla sorumlu İBB Belediyesi sorumluluklarını hiçbir zaman yerine getirmedi, Bölgede koruma amaçlı tedbir alınmadı.


Anıt eser  mezarlık soyuldu, tarihi kabartmalar vahşice kırılarak çalındı, Sonradan yakalanan hırsızların kırdığı kabartma lahit parçaları İstanbul Arkeoloji müzesinde götürülürken, Beton kopyası yapılan kabartmalar mezarlığa monte edildi.



Bundan sonra Tarihi mezar binası alkolikler, Tinerciler tarafından işgal edildi, Kış mevsiminde İçinde ateş yakılarak duvar fresklerinin, Duman ve isten kabarıp dökülmesine sebep oldu.

Silivrikapıda Bi mekanların karargahı olan İstanbulun en eski yapısı oldukça tahrip görmüş, yıkılmakla karşı karşıya kalmıştır,

Sık sık haber yaptık, Fatih belediyesine haber verdik, Polisi uyardık pek oralı olunmadı.

Geçen yıl kalın demir parmaklıklarla kapatılan Hipoje yolu Parmaklıklardan birinin kırılmasıyla alkoliklere, Kumarbazlara mekan olmasına engel olamadık.





Yoğun şikayetler sonucu geçen hafta Fatih belediyesi personeli çelik bir kapı yaparak şimdilik hipojeye girişler engellenmiş oldu, Bu haliyle elbetteki turistlerde hipojeyi göremiyecek, bu konuda buranın daha ciddi restore edilerek Turizme açılmasının en doğru tedbir olduğuna inanıyoruz.



KONU HAKKINDA UZMALARIN GÖRÜŞLERİ VE ARAŞTIRMACI RAPORLARI

Hipojeler; yer altına gömülü, 1 ya da 4 odası olan girişleri gizlenmiş yer altı mezarlarıdır.

Silivrikapı hipojesi ile ilgili geniş bir araştırmayı Ümit Serdaroğlu yapmıştı...

O konuda kazı raporlarını bulamadım...



Arkeolog Sayın Nezih BAŞGELEN'in Silivirikapı Hipojesi ile ilgili yazdıkları ise şöyle;

 1988 yılındaki onarıım çalışmaları sırasında kapıdan girerken sol tarafta bir buluntuyla karşılaşıldı.. .Bizans dönemine ait ilginç bir "Aile mezarı"(Hipoje) idi bu..Theodosios dönemine tarihlenen Hipoje İstanbul'da geç Antikçağın hem plastik hem resim örneği olarak insitu (Yerinde) bulunmuş ender eserlerden birisidir..

 



İç odasındaki lahitlerin yan yüzlerinde Tevrat ve İncil'den alınma önemli konulara ait kabartmalar yer almaktadır. Bugün tamir edilmiş içlerindeki kabartmaların mulajları konulmuştur. İki sur bedeni arasındaki alanda bu hipoje gibi pek çok mezar anıtı gün ışığına çıkartılmıştır. Bunların Theodosius 2 öncesi nekropolünün parçaları olduğu sanılmakta.



Hipoje'nin önemi büyük ancak İçinde vahşi kapitalizmin işsiz, güçsüz, çaresiz tinercilerine "sığıntı palas " görevi yaptığı görülüyor... Ne acıdır ki vandallık, ne hale gelmiştir ki, oraya bir bekçi bile koysanız tehdit edilebilir hatta oradan kovulur bile...Daha kötülerini söylemek istemiyorum. Silivrikapı hipojesini ve diğerlerini mesken tutanlar bize sanki "gidin başka bir kapıya" der gibiler. Otopark mafyalarının, lumpen rantçıların, külhanbeyi uyuşturucu satıcılarının kentin kralı olduğu bir "megaköy'de" tarihi eserlerin bir değeri mi olur ?.

 Bu da Atlas'tan bir alıntı;

İstanbul Silivrikapi'da, sur bedenleri arasında bulunan Bizans hipojesi (mezar odası) yıkılma tehlikesi yaşıyor. Hipoje 1988 yılında, surların restorasyonu sırasında, 37. Kule'nin güneyinde Prof. Dr. Ümit Serdaroglu tarafından bulunmuş ve IS 4. yüzyılla tarihlenmişti. 
  


İstanbul’un en eski yapılarından Silivrikapi Hipojesi ilgisizlikten yakılıyor (üstte), içerisinde ateş yakılıyor (altta).  

1989 yılında büyükşehir belediyesi tarafından restore edildi. Ancak zaman içinde büyük bir tahribata sahne oldu. 


 

Hırsızlar, 1993 yılında duvarı üç kez delerek iç mekânı kaplayan mermer kabartmaları dışarı çıkardılar. Sökülme sırasında kırılan kabartmalar daha sonra mali polis tarafından Gaziosmanpaşa’da ele geçirildi ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne teslim edildi. Kabartmalar birleştirildi, kalıpları çıkarılarak kopyaları mezardaki yerlerine yerleştirildi.

Yine mezardaki freskolar (duvar resimleri) restore edilerek koruma altına alindi.

Ama önlemler Vandallara engel olamadı. 



Yetkililerin Silivrikapi Hipojesi'ne ilgisizliği 1999 yılında haber konusu oldu.

Bugün hayatta olmayan Prof. Dr. Ümit Serdaroglu o dönemde yaptığı açıklamada 'Bu mezar 4. yüzyıldan günümüze kalabilmiş, yapı tipi itibarıyla ender eserlerden biri.

Biz kaprisini açtığımızda yüzyıllardır içeriye kimse girmemişti. İskeletler, lahitler, kabartmalar, her şey yerli yerindeydi' diyor ve mezarın korunmasının sorumluluğunun büyükşehir belediyesine ait olduğunu söylüyor (Hürriyet, 15 Nisan 1999). 



İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Yardımcısı Zeynep Kızıltan, Silivkapi Hipojesi'ni koruma sorumluluğunum kanun gereği büyükşehir belediyesinde olduğunu ancak kendilerine başvurulduğu takdirde uzman desteği verebileceklerini söylüyor.

İÜ Öğretim Üyesi ve Bizans sanatı uzmanı Doç. Dr. Engin Akyürek, korumanın eseri gündüzüne çıkarmaktan bile önemli olduğunu söylüyor: 'Çünkü gelecek kuşaklar onu anlayıp, sizden daha iyi koruyabilir' diyor. 


Silivrikapi Hipojesi yakılıyor. Çatısı çöküyor, diş duvar kaplamaları dökülüyor. Kapısı yok, içerisinde ateş yakılıyor. Is ve tahribat nedeniyle iç duvardaki freskler, belki de restore edilemeyecek derecede zarar görmüş durumda. 1600 seneye direnen tarihi yapı, İstanbul’un göbeğinde, Vandalizm’e yenik düşüyor. İstanbul, bir dünya mirasını daha yitiriyor.

DAHA ÖNCEKİ HABERLERİMİZDE OLDUKÇA ÇOK FOTOĞRAF VE ARAŞTIRMA BİLGİSİNE ULAŞABİLİRSİNİZ

http://fatihhaber.com/fatihhaber/silivrikapihipojesisahtelahitler.htm

http://fatihhaber.com/fatihhaber/silivrikapihipjekapi.htm

 

KISMEN ALINTI: http://erkmensenan.blogspot.com.tr/2010/01/silivrikap-hipojesi.html

http://www.radikal.com.tr/turkiye/bizans_kral_mezari-1208073