Bana Birşey olmaz diyenler OKUMALI

Bu Hikayeye günümüzde her gün milyonlarca kişi yaşıyor, Dünyaca tedbir almasını bilseydik, Kişisel sorumluluk görevlerimizi yapsaydık Covit-19 bu denli tahribat zayiat yapamazdı. Bu yazıyı öncelikle "Bana birşey olmaz" diyen duyarsızlar okumalı, Bu konuda duyarsız olanlar topluma verdikleri sıkıntıların bedelini Dünyada iki yakaları bir araya gelmez Ahrette hesabını veremez Bilin istedim Buyurun bir korona mücadelesinin kısa hikayesine, İbret almak dileğiyle

Meraba Arkadaşlar. Umarım okumanız dileğiyle.

Ben başımdan geçen olayı sizlerle paylaşmak istedim. 

Yaklaşık bir ay kadar önce Sağlık ocağına grip şüphesiyle başvurdum, Doktor tahlillerden sonra grip teşhisiyle ilaç yazarak eve gönderdi. Bir hafta dinlendikten sonra işe gittim. Trende boş koltuk bularak oturdum ve yanımda yani o beşli sırada kimsede yoktu. 

Zaten geneldede öyle yerlere oturuyordum. Açıkcası da korkuyordum. Elimde telefonla oynarken birden dikkatim dağıldı yan tarafımda birinin hafif hafif hapşırdığını ve öksürdüğünü farkettim. Kızarak kalktım, az ileride duran biri benim koluma girerek Abi boş ver terbiyesizi dövdürteceksin dedi ve beni ilerilere götürdü. 

Birkaç durak sonra inip işime gittim. Akşam eve geldiğimde hafif hafif rahat kırgınlık olduğunu farkettim. Rahatsızlığım birkaç gün devam edince gece bir vakıf hastanesine acile gittim, Muayene yapmadılar. Test yaptırmamı söylediler. 

Siz yapın dedim. Yapamayacaklarını söylediler. Yanımda Eşimde olduğu için tartışmak istemedim. Özel bir hastaneye gittim. Devlet hastanesine gitmedim Çünkü daha önce gittiğimde çok kalabalık olduğunu görmüştüm ve O özel hastanede bana en yakın ve yürüme mesafesindeydi. İlgilendiler fakat ben test yaptırmak istediğimi söyledim. Doktor uygun görürse dediler. 

Bende kızdım tartıştık. Yani ilk karşılayan görevli uygun görüp sevk ederseymiş. Senin neyi uygun görüp görmeyecen önemli değil benim talebim önemli diyerek Doktora sevkimizi sağladık. Doktorda testin sabah yapılabileceğini söyledi. Sabah erkenden gidip yeniden o görevliye söyledim. İki defa muayene parası ödeyerek doktorada test istediğimi tekrar bildirerek muayene olduk. Test yapıldı eve geldim. Akşam yedi yada sekiz gibi telefonumdan aranarak testimin pozitif çıktığını ve apartman önünde olduklarını bildiren ekip gelerek ilaç bıraktılar. 

Rapor yazdılar. Karantinada olduğumuzu bildirdiler. Yalnız benim ayaklarım ve vücudumun her yeri tutmaz olmuştu. Kendi vücudum kendime fazla gelmeye başlamıştı, Ağırlık artmıştı. Verilen ilaç bana yan etkisi ile gece nefes alamaz hale geldim. 112 den yardım istedik. Gelen ekip beni Ambulansa bindirdi ve bütün hastanelerin dolu olduğunu Avrupa yakasına bile götüre bileceklerini söylediler. Bende yakın yerler olursa iyi olacağını söyledim. Biraz görüşme yaptıktan sonra Kartal Lütfü kırdarda yer bulduklarını söylediler. Ancak Ambulansa kimseyi almadılar tek kalmıştım. 

Yalnızdım ve korkuyordum. Ambulansın arka camından eşimi görmek istedim eve doğru baktım göremedim. Çok kötü bir durumdu. Oğlumu görmek istedim onuda göremedim. Sizin hiç arkanızdan sevdikleriniz baka kalmışmıydı. Ne kadar kötüydü. Bir belirsizliğe doğru yola çıkmıştık ve tekdim. Aklıma her şey geliyordu. Bir süre sonra acilin önünde durduk. Ambulans ekibi beni hastane ekibine teslim etti. Hastanede adım atacak yer yoktu ama yalnızdım. 

Hiç kimse yok gibiydi. Herkes kendi çaresine bakıyordu. Acilde muayenem bitti ve ben ağırlaşmaya başlamıştım. İzolasyon odasına sevkim yapıldı. İzolasyon odasında Hemşireye durumu anlattım fakat artık nefes alamaz hale gelmiştim. Gömleğimi açtım. Göğsümü açıp ciğerlerime hava girmesini sağlamaya çalışıyordum ama açamıyordum. Hemşire sakim ol diyerek birilerinden telefonda yardım istiyor ve hastayı kaybediyoruz ne yapmam lazım diyordu. Sonra bu kadarda olmaz daha sen hastanı bile bilmiyorsun diyerek elindeki telefonu fırlattı. Gelip seni kurtaracam amcacım ne olur sakin ol diyordu. Fakat ben olamıyordum ve nefesim iyice bitmek üzereydi. 

O Hemşire maske taktı tansiyonumu ölçtü. Oooo dedi. Allahım yardım et bana demeye başladı. Birine daha telefon etti. Durumumu anlattı çok teşekkürler dedi. Koşarak gitti. Elinde şırıngayla döndü. Damardan ilaç verdi. Ama hep gözüde makinalardaydı. Yarım saat sonra ben düzelmeye başladım. Bir yudum su istedim. Koşa koşa bana su getirdi. Amcacım kurtardım seni dedi. 

O arada etrafıma bakma ihtiyacını hissettim. Yan tarafımda siyah pardüseli biri vardı, fakat adamın rengi giydiği pardüseden daha siyah olmuş ve adam gözyaşı döküyordu. Az ileride birine maske takmışlar ve o adamda o ranzada sadece ağlıyordu. Sanki sonunun ne olacağını biliyor gibiydi. Kadının biri ağlıyor boş gözlerle ona bakıyor ve elinden bir şey gelmiyordu. 

Etrafımızda görevliler bir o yana bir bu yana hareket ediyor herkese yetişmeye çalışıyorlardı. İşte o zaman düşündümki maske takmayıp efeleşenler varya, onların sadece birkaç saniye o durumu görmesini isterdim. Ben biraz düzelince Hemşire Doktoruma yeniden muayene için gidebileceğimi söyledi Yavaş yavaş acilde Doktoruma gittim. İlk Doktor değişmişti. Durumumu anlattım. Ne iş yaptığımı sordu Memurum dedim. Bu arada sana tomografi ve kan testi yapılmamış dedi. 

Onlar için gönderdi ve emin olmak istiyorum dedi. Gittim kan verdim. Tomografi çektirdim. Birkaç saat sonra sonuçlar çıktı. Yalnız bu arada doktorun odasının önünde beklerken arada bir Doktor dışarı çıkıp beni kontrol edip eliyle omuzuma dokunup durumunu hemşire bildirdi. Sakin ol dahada düzeleceksin diyerek beni sakinleştiriyor teselli ediyordu. Sonuçlar çıkınca doktor beni çağırdı, Çok güzel kana karışmamış ciğerlere inmemiş. Yalnız tansiyonun yüksek kanda bulunan oksijenin iyi. 

Nefes almanı düzeltecek bir ilaç yazacam diyerek reçetemi yazarak evde dinlenirsen daha iyi olur dedi. Pazar olduğu için nöbetçi eczane bulmakta bindiğim taksici ile biraz zorlandık. Bir saate yakın taksi ile Kartal, Cevizli, Yunus, Atalar, Yakacık ve soğanlık dolandık. Sonunda ilaçlarımı bulduk eve döndüm. Apartmana girdim evimin ziline bastım. 

Kapı açıldı merdivenlerden yukarı çıkarken Babaaaa, Başka bir ses Aliiii Canııııım diye sesleniyordu. Evime girince Neyi farketmiştim biliyormusunuz. O yirmiş Beş yaşındaki Oğlumun çöktüğünü belkide beş altı yaş daha yaşlandığını, Eşimin renginin solduğunu normal yaşından on yaş daha yaşlandığını farkettim. Sonraki günlerde karantinamız başladı, Komşularımız ve akrabalarımız ihtiyaçlarımızı kapı önüne bırakıp gittiler. Ben telefonlara bile cevap veremiyor konuşamıyordum. Ne kadar kötü bir durumdu. İnsan sevdiklerinin telefonlarına bile cevap verememek ne kadar dayanılmazdı. 

Her gün bir ekip gelip kontrol ediyordu. Sağlığımızı soruyordu. İşte Can Dostlarım, bunu niye anlattım biliyormusunuz, Benim düştüğüm duruma düşmenizi istemediğim için, Lütfen biraz daha dikkat etmeniz gerektiğini bilmeniz için. Sizin hayatınızın daha kıymetli olduğunuzu bilmeniz için. Yüz kişide biriniz bile beni dinlerse bunu bir kazanç olarak bilmenizi istedim. Hepinizi Seviyorum. Çocuklarınıza ve Kendinize dikkat edin.

Sevgilerimle.  ALİ AVCI. 07.12.2020