Bölünmenin yasal zemini-Self Determinasyon
Adına imralı denilen süreçle ilgili çok şey yazılıp konuşulmakta. Şu çok iyi anlaşılmalıdır ki bu süreç kesin bir bölünme ve tasfiye sürecidir.
PKK Türkiye'de örgütlendiği gün bu süreç başlatılmıştı. Zaten örgüte verilen sıfat bu yüzden "bölücü terör örgütü" değil mi? Ne yazı ki bu güne kadar iş başına gelen hükumetlerin belki tamamı bu değirmene su taşıdı. Ancak bölünme sürecinin yasal zemini 57.koalisyon hükumeti döneminde oluşturulmuş, AKP iktidarında da yasal zemin tamamlanarak süreç hızlandırılmıştır. AKP iktidarı kürt açılımı adıyla sürece yeni bir boyut ve hız vermiş, İmralı süreciyle ivme daha da artırılmış, açıktan bölünme müzakerelerine geçilmiştir.
Teröristbaşı, istediklerini alıncaya kadar PKK'nın silah bırakmayacağını, engel çıkarsa isyan başlatacağını açıktan ilan etti. Yani örgütün süreç sonlanmadan silah bırakmayacağı kesin. Zaten aksini düşünmek ahmaklık olur. PKK bu süreç sonunda ne elde etmek istediğini hiç gizlemedi. Bu bir çok ağızdan defalarca ilan edildi. Sürecin nihai hedefi bellidir ve bölünmenin yasal zemini çoktan hazırdır. Bunu en açık ifade edenlerden biri Leyla Zana olmuştur. 28 Aralık 2011 tarihinde gazete manşetlerinden verilen beyanında şu ilanı yapmıştı; "özerklik yetmez, kaderimizi tayin hakkı istiyoruz.".. "birleşmiş milletler antlaşmasına göre bu hakkımız var." Leyla Zana bu beyanında sürecin nereye varacağını ilanla birlikte, bunun yasal dayanağı olan Self Determiansyon ilkesine vurgu yapmıştı.
Peki bölünmenin yasal zemini olarak kabul edilen ve "kendi kaderini tayin hakkı" olarak da tabir edilen Self Determinasyon nedir? Ülkemizde bu zemin ne zaman nasıl oluşturuldu?
Kavramın oluşumu ulus devlet anlayışının şekillenmeye başladığı 18.yy.'a kadar götürülmekte. Ancak ilk olarak 1.Dünya savaşı sonrası Amerikan başkanı Wilson'a ait 'Wilson Prensipleri' arasında ifade edilmiştir. Wilson'un Avrupa milletlerini yeniden şekillendirmek için ortaya attığı ilke, asıl Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasında kullanıldı. Osmanlı Devleti Anadolu dışındaki tüm toprak parçalarını yitirdi. Yeni bir sömürge şekli olan Manda ve himaye sisteminin ortaya çıkışı da bu dönemdedir.
Günümüzde Nato ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlarca korumaya alınmış bulunan ilke, İçsel Self Determinasyon ve Dışsal Self Determinasyon olarak iki yönlü tarif ediliyor. İçsel Self Determinasyon kısaca bir halkın dilediği yönetim biçimini seçebilmesi olarak tarif edilmekte. Mevcut devletlerdeki farklı etnik grupların taleplerinin yasal dayanağı kabul edilmekte. Dışsal Self Determinasyon ayrılmayı ifade eder. Bir halkın, etnik ya da ulusal azınlığın içinde yaşadığı devletten ayrılarak yeni, bağımsız bir devlet kurmasıdır.
Leyla Zana özerklik yetmez kaderimizi tayin hakkı istiyoruz derken kastettiği dışsal Self Determinasyondur. Yani güneydoğu topraklarımızda yeni, bağımsız bir devlet kurma hakkı.
PKK'nın bağımsız bir devlet kurabilmesi için yasal dayanak olmak üzere Self Determinasyon hakkı ülkemizde yıllar öncesinden kanunlaştırıldı. Nasıl mı?
Uluslar arası hukukta ikiz sözleşmeler olarak anılan ve Self Determinasyon hakkını öngören BM sözleşmeleri 57.Koalisyon Hükümeti tarafından imzalanmıştır. Self Determinasyon hakkı BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile İhtiyari ek Protokolü ve BM Uluslararası Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin ilk iki maddesi "Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı" başlığı altında bu hakkı düzenliyor.
57.Koalisyon Hükümetin AB'ye Uyum adı altında hazırladığı Ulusal Programda "Siyasi Kriterler" başlıklı 13. maddesi bu sözleşmenin hayata geçirilmesi taahhüdünü içermektedir. 57.Hükümet 13.maddede, söz konusu iki sözleşmenin imzalanmasının Türkiye'nin bu yöndeki siyasi irade ve niyetini ortaya koyduğunu ifadeyle, gerekli kanun tasarılarının hazırlanarak TBMM'ye sunulacağını taahhüt etmiştir. 57.Hükümetin, Self Determinasyon ilkesini Türkiye'de uygulamaya koymayı taahhüt ettiği Ulusal Program, 24 mat 2001 tarihinde 24352 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu gün bölünme sürecine karşıymış gibi davranan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 57.hükümette Başbakan yardımcısıydı.
MHP Genel Başkanı bilakis bölünmenin yasal dayanağı olarak öngörülen Self Determinasyon ilkesinin altını imzalamış ve kanunlaşma sürecini başlatmıştır. Devlet Bahçeli'nin imza attığı Self Determinasyon hakkı, AKP hükumeti döneminde kanunlaşarak hayata geçti. İkiz sözleşmeler 4 Haziran 2003'de AKP ve CHP'nin oyları ile 4867 ve 4868 sayılı kanunlarla kabul edilmiş, 17 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. MHP'nin içine olduğu Ecevit iktidarı , altını imzalayarak kanunlaştırmayı bizzat taahhüt ettiği sözleşme kanunlaşırken olumlu oy kullanmadı. Çünkü nasıl olsa diğer iki partinin oyları yetiyordu. Yani olumlu oy vermemesi bölünmenin kanunlaşmasını engellemiyordu. Yoksa kritik durumlarda AKP'nin mutlaka can simidi vazifesini icra ettiği tüm kamuoyunun malumu.
CHP İmralı süreciyle süratlenen bölünme sürecinde zaten baştan beri AKP iktidarının baş yardımcısı. Süreci desteklediklerini, hatta aktif görev alacaklarını en yetkili ağızlardan her fırsatta ilan ediyorlar. Nitekim CHP Genel başkan yardımcısı Gülseren Onanç 12 Nisan'da Malatya'da bu konuda basın açıklaması yaptı. CHP tabanının %65'nin çözüm sürecini desteklediğini, tüm CHP örgütlerinin bu sürecin birer parçası da olacağını açıktan ilan etti. Hatırlarsak müzakere sürecinin akil adamlar eliyle yürütülmesi teklifini AKP'ye götüren de Oslo görüşmeleri sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.
Şimdi İmralı-Akil Adamlar süreci işliyor. PKK, BM sözleşmesinde öngörülen, MHP-AKP-CHP eliyle ülkemizde çoktan kanunlaşan dışsal Self Determinasyon hakkı istiyor. Yani Güneydoğu topraklarımız üzerinde PKK yönetiminde kurulacak bağımsız Kürt devleti istiyor. Sürecin içinde rol alan herkes bu sürecin oraya uzandığının çok iyi farkında. Milletin iradesini temsil için mecliste yer alan tüm vekiller bölünme sürecine el birliğiyle hizmet ediyor. Gerek mecliste gerek dışarıda sürece hizmet eden her kurum, her kişi vatanına-milletine-dinine ihanet ediyor.
Av. Mustafa PAK
http://www.hukukcagi.com/artikel.php?artikel_id=65
KONU HAKKINDA DETAYLI BİR HABER İÇİN TIKLAYINIZ
http://www.sivilhareket.com/?p=3236