Cesedimizin yaratılış safhaları
Dünyanın en harika varlığı İnsan,Eşref-i mahlük lakin yaratanını bilmediğinde aşağıların aşağısına layık görülen
Ceninin Bir Bütün Olarak Yaratılışı :
Hipokrat aynı kitabının ikinci bölümünde şöyle der: "Sonra cenin terkip edilir ve erkek çocuğun tamamlanm ası 32 gün, kız çocuğunki ise 42 gün sürer. Zaman zaman bu günlerden biraz fazla veya biraz eksik de olabilir."
"Cenin eğer erkek ise 32 günde, kız ise 42 günde tamamlanıp şekle girer."
"Bunu kadının temizlenm e süresinde görebiliriz. Zira kadın, kız doğurduğu vakit 42 gün içerisinde temizleni r. Bu süre, kadın kız çocuk doğurduktan sonra temizleni nceye kadar geçirdiği maksimum süredir.
Bazan da istisnai bir durum olur ve 35 gün zarfında temizlenir.
Kadın, erkek bir çocuk dünyaya getirdiği zaman da, en fazla 32 günde temizleni r. Bazan da istisnai olarak 25 gün zarfında temizleni r."
"Hayız kanı, ceninin çıktığı yerden çıkar. Erkek çocuk 32 günde şekillendiği gibi, böylece doğurduktan sonra annesi de 32 gün zarfında temizleni r. Kadın, kız çocuk doğurduğu vakit, ceninin terkip edildiği gün sayısınca, yani 42 gün zarfında temizleni r."
"Lohusa kadınlardan, doğum yaptıktan sonra günlerce kan akmaya devam eder. Zira, kadın hamile kaldığı zaman, cenin ilk yaratıldığı esnada şekilleninceye dek fazla gıdaya ihtyaç duymaz. Cenin 42 günü doldurduğu zaman, gerektiği şekilde beslenir. 40 gün içerisinde cenine akarak toplanan kana gelince, kadın doğuruncaya kadar kalır. Doğum yaptığı zaman 40 gün boyunca akar."
Ben de derim ki; bu konuda Peygamber den nakledile n iki sahih hadis vardır. Şimdi bu hadisleri ve birbirler ini nasıl tasdik ettikleri ni zikredeli m ve ardından, Hipokrat'ın sözlerini-eleştirerek; Allah'ın kuvveti, başarıya ulaştırması ve öğretip irşad etmesiyle o sözlerdeki yanlışlıkları açıklayalım.
tbn-i Mesud, Sadık-ı Masduk olan Hz.peygam berin şöyle buyurduğunu nakletmek tedir: "Şüphesiz, sizden birinizin annesinin karnındaki yaratılışı, 40 gün içerisinde nutfe olarak tamamlanır. Sonra o kadar bir sürede pıhtı olur. Sonra o kadar bir sürede bir parça et haline gelir. Derken Allah meleği gönderir ve kendisine ruh üflenir. Meleğe 4 kelime emrolunur: Rızkını, ecelinin, amelinin ve cennetlik yahut cehenneml ik olacağını yazması... Kendisind en başka ilah olmayan Allah'a kasem olsun ki, sizden biriniz cennetlik lerin amelini yapar, hatta cennetle kendisi arasında ancak bir arsınlık mesafe kalır, fakat kitap kendisini geçer de cehenneml iklerin amelini yapar ve cehenneme girer. Ve yine muhakkak ki, sizden biriniz cehenneml iklerin amelini yapar, hatta cehenneml e kendisi arasında ancak bir arsınlık mesafe kalır. Fakat kitap onu geçmiş olur da cennetlik lerin amelini yapar ve cennete girer."265
Başka bir rivayette " Muhakkak ki ademoğlunun anne karnındaki yaratılışı 40 günde tamamlanır" diğer bir rivayette ise, "40 gece" ibaresi vardır. Buhari'dek lafız"40 gün ve 40 gece" şeklindedir. Hadisin kimi rivayetle ri işe şöyledir: " Sonra Allah, bir meleği şu 4 kelimeyle gönderir. O da onun amelini, ecelini, rızkım ve cehenneml ik veya cennetlik olduğunu yazar. Daha sonra da ona ruh üflenir."
Huzeyfe b. Useyd Rasûlullah'tan şöyle rivayet etmiştir.
"Nufte, 40 veya 45 gecede rahimde karar kıldıktan
265 - Buhari:3208 Müslim: 2643
sonra melek onun yanına girerek "Ya Rabbi! bedbaht mı olacak, yoksa said mi ? diye sorar ve bunlar yazılır. Sonra "Ya Rabbi! *Erkek mi olacak, yoksa dişi mi ? diye sorar ve bunlar da yazılır. Derken ameli, eseri, eceli ve rızkı da yazılır. Sonra sahifeler dürülür de artık oraya, ne bir şey eklenir, ne de eksiltili r. "266
Ahmed b. Hanbel, Süfyan'dan, o da Amr'dan, o da Ebul Fadl'dan, o da Huzeyfe b. Useyd el Gıfari'den, Rasû-lullahın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Nutfe 40 gecede rahimde yerleştikten sonra, melek onun yanına girer ve "Ya Rabbi! Bedbaht mı yoksa said mi olacak? diye sorar. Allah da söyler ve bunlar yazılır. Sonra yine "Erkek mi yoksa dişi mi olacak" diye sorar. Allah yine söyler ve bunlarda yazılır. Derken ameli, eseri, başına gelecek musibeti ve rızkı yazılır. Sonra da sahifeler dürülür de artık bunlara ne bir ekleme, ne de eksiltme yapılır."^
Amir b. Vasile, Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini işitmiştir: "Şaki (cehenneml ik kişi), annesinin karnında şaki olandır. Said (cennetlik kişi) ise başkasından ibret alandır." Müteakiben Amir, Rasûlullah'ın ashabından Huzeyfe b. Useyd denilen bir zata gelerek bunu İbn Mesud'un bir sözü olarak rivayet etmiş ve "Bir adam amelsiz nasıl şaki olabilir?" diye sormuş. Huzeyfe ise ona şöyle demiş: "Sen buna mı şaşıyorsun?" Gerçekten ben Rasûlullah'ın şöyle buyurdu-
266 - Müslim: 2644
267 - Ahmed b. Hanbel 4/6,7
ğunu işitmişimdir: "Nutfenin üzerinden 42 gün geçince Allah ona bir melek gönderir. Melek ona şekil vererek onun kulak, göz, deri, et ve kemikleri ni yaratır. Müteakiben "Ya Rabbi! Erkek mi olacak dişi mi?" diye sorar. Rabb'in dilediği hükmü verir. Ve melek de yazar. Sonra yine "Ya Rabbi! Eceli ne olacak?" diye sorar. Rabbin yine dilediği hükmü verir ve melek de yine yazar. Sonra melek tekrar "Ya Rabbi! Rızkı ne olacak? diye sorar. Rabbin dilediği gibi hükmeder ve melek yine yazar. Derken melek elinde sahifeyle birlikte çıkar ve artık ona emredilen şeylere ne bir ekleme, ne de eksiltme yapar." 2Ğ8
Diğer bir rivayet şu şekildedir:
"Şu iki kulağımla Rasûlullahı işittim, şöyle buyurdu:
"-Nutfe rahmin içine 40 gecede düşer. Sonra yanına melek girer (Züheyr diyor ki: Zanneders em "Onu yaratacak olan melek" dedi) "Ya Rabbi! Erkek mi olacak dişi mi? der. Allah da onu erkek veya dişi yapar. Yine melek "Ya Rabbi! Sağlam mı olacak sakat mı?" der. Allah da onu sağlam veya sakat yapar. Sonra melek tekrar" Rızkı ne olacak? Eceli ne olacak? Huyu ne olacak?" der. Nihayet Allah onu şaki veya said yapar."
Yine başka bir rivayet şöyledir:
"Allah, biiznilla h birşey yaratmak istediği vakit, rahime müvekkel bir meleği kırk küsur gecenin bitiminde gönderir." Sonra ravi hadisi sonuna kadar anlatmıştır.'İbn Mesud
268 - Müslim: 2645
330
hadisiyle Huzeyfe b. Useyd hadisi, nutfenin 40 günden sonraki hali hususunda ittifak halindedi rler. Buhari'nin rivayetin de geçtiği gibi, Huzeyfe hadisi bunların 40 gün sonra ve ruh üflenmeden önce yazıldığını açıkça tefsir etmektedi r. İbn Mesud hadisine gelince, bu yaratma ve yazma işi her ne kadar 40 gün sonra ve ruha üflenmeden önce olmuşsa da, bu hadisin rivayetle rinden birisi Huzeyfe hadisiyle uyuşmaktadır. Nitekim Buhari'nin rivayetin de şu lafızla geçmişti. "Sonra Allah, meleği dört kelimeyle gönderir. O da onun amelini, rızkını, ecelini ve şaki yahut said olacağını yazar. Müteakiben ona ruh üfler." Bu da açıkça gösteriyor ki, meleğin sorması ve yazması, ona ruh üflenmeden öncedir. Bu da bu hususta Huzeyfe hadisiyle uyuşmaktadır.
îbn Mesud hadisinin diğer rivayeti ise şöyledir: "Sonra ona ruh üfler ve dört kelime ile emrolunur ." Bu ibarede, meleğe emredilen kelimeler in ruh üflenmesinden önce olduğuna dair açık bir ifade yoktur. Zira bu cümle vav ile atfedilmiştir. Kendinden bir önceki cümleye de, geçmiş kelamın tümüne de atfedilme si caizdir. O takdir de mana şöyle olur: "Bu aşamalarda yaratılışı tamamlanır ve meleğe onun rızkını, ecelini ve amelini yazması emredilir ." Ruha üflemenin nufte, alaka ve mudğa aşamalarında sonra geldiğini açıklamak üzere de "Sonra ona ruh üfler" sözünü cümleler arasına sıkıştırmıştır. Ruha üflenme bölümünde nasıl "sonra" kelimesi ve "dört kelime ona emredilir" sözün-
331
de ise nasıl "ve" kelimesi getirildiğini düşün. O halde Allah'a hamdolsun, böylece bu hadisler ittifak etmiş oldu.
Geriye şu söz kalıyor: "Huzeyfe hadisi ilk kırk günün hemen akabinde yaratılışın başladığına, îbn Mesud hadisi ise bunun ikinci kırk günün akabinde olduğuna delalet etmektedi r. Bu iki hadis arasında nasıl telif yapılabilir?
Cevap: Huzeyfe hadisi bunun 40 günden sonra olduğunu açıkça ifade etmektedi r. İbn Mesud hadisine gelince, tasvir ve yaratmanın vakti hususunda diğer hadislerl e çelişmemektedir. Bu hadiste ancak nutfenin merhalele ri, her 40 günde bir değişmesi ve üçüncü kırk günden sonra ona ruh üflenmesi açıklanmıştır. Bu ise, Huzeyfe hadisi ile çelişmemekte, bilakis Huzeyfe hadisi onu tahsis etmektedi r. Hülasa bu iki hadis, ilk kırk günden sonra meydana gelen şeyler hususunda müşterektirler.
Huzeyfe hadisi, ceninin tasvir ve yaratılış başlangıcının ilk 40 günden sonra olması ile tahsis edilmiş, İbn Mesud hadisi ise, ona ruhu üflenmenin ikinci 40 günden sonra olmasıyla tahsis edilmiştir. Böylece bu iki hadis, meleğin bu zaman zarfında çocuğun durumunun takdir edilmesin e dair Rabbinden izin istemesi hususunda ittifak etmiş olurlar. Hülasa, Rasululla h'm kelimeler i doğru çıkmış ve birbirler ini tasdik etmiştir.
İbn Mesud hadisinde iki mesele ele alınmıştır:
1-Nutfe ve değişikliğe uğraması,
2-Allah'ın ceninde takdir ettiği şeyleri, meleğin yazması.
İşte Peygamber, hadiste bu iki durumu bildirmiştir.
Ahmed b. Hanbel, İbn Mesud'un Peygamber den rivayet ettiği hadisi, şöyle naklediyo r:
"Gerçekten nutfe, bulunduğu hal üzere ve değişmeksizin rahimde 40 gün kalır. Üzerinden 40 gün geçince alaka haline gelir. Sonra aynı sürede mudga olur. Sonra aynı sürede kemikler haline gelir. Allah onun yaratılışını düzenlemek istediği vakit ona meleği gönderir. Ona vekil olan melek şöyle der:
"Ya Rabbi! Erkek mi olacak dişi mi? Şaki mi olacak, Said mi? Uzun mu olacak, kısa mı? Eksik mi olacak, fazla mı? Rızkı ne olacak? Eceli ne olacak? Sağlıklı mı olacak hasta mı?" Sonra bütün bunları yazar."Bu hadiste gerçekten bir şifa vardır. Üçüncü 40 günden sonra meydana gelen hadise, ona ruh üflenirken yaratılışının düzenlenmesidir.
Şüphe yok ki, cenine ruh üflenip can verilirke n, yaratılışı hususunda ilk 40 günden sonraki yaratmaya ek olarak bir takım işler meydana gelmiştir. İlki, yaratılmanın başlangıcı idi. Bu da onun düzenlenmesi ve kendisine takdir edilen şeylerin tamamlanm asıdır. Nitekim AUah'u Teâlâ, semadan önce arzı yarattı. Daha sonra semayı yarattı ve ardından arzı düzene soktu, yaydı ve yaratılışını tamamladı. Bu fiillerde n biri Allah'ın meskendek i fiili, diğeri ise bu meskende oturanlar la ilgili fiilidir. Nutfedeki yaratma ve şekillendirme işi 40 gün sonra, bitkileri n gelişmesi gibi aşamalı olarak gerçekleşmektedir. Bu hadise bitki ve canlılarda müşahâde
edilmekte dir. Nitekim civcivin yumurtada ki halini düşündüğün zaman, bunu daha iyi anlarsın. Demek ki işkal (anlam karışlıklığı), Allah ve Rasûlünün kelamının anlaşılmama-sından kaynaklan maktadır. Yani işkal bizim anlayışımızda vardır.Yoksa masum olan Peygamber in açıklamasında değil. Bu açıklamalar, elhamdülillah seni sarihleri n tekellüfüne muhtaç bırakmayacaktır. Bu konuyu düşün ve bu yaptığımız telif ile onların tekellüfleri arasında bir mukayese yap. Basan, ancak Allah iledir. Yardım, sadece Allah'tan istenir.