Galataport ÇED toplantısı halkın protestosuyla iptal edildi

Halktan habersiz düzenlenen Galataport ÇED toplantısını STK'lar protesto etti Habersiz ranta halk “Dur!” dedi


Galataport projesi için ÇED toplantısı bugün yapılacaktı. Ancak bölge halkının tepkisi üzerine toplantı yapılamadı. TMMOB, ÇED raporunun hukuksuz olduğunu, toplantının da gayrı meşru olduğunu vurguladı.

Bakanlık görevlileri, tepkiler üzerine salondan ayrılmak zorunda kaldı...

 

Galataport projesi ile Karaköy sahilini sermayeye devretme planına halk “Dur!” dedi...

 

Toplantıya bölgede yaşayan ve iş yeri olan yurttaşlar çağrılmadı. Ancak Mimar ve Mühendis Odaları, Kent hareketleri ve bölge halkı Karaköy'de toplantının yapılacağı salon önünde buluştu.



Ardından salona da giren yurttaşlar ÇED toplantısının başlamasına izin vermedi. Bir süre karşılıklı tartışmalar yaşandı.

 

TMMOB avukatları, Çevre ve Şehirclik Bakanlığı yetkililerinin "toplantının açılamadığına dair" tutanak tutmasını istedi. Ancak Bakanlık görevlileri tutanak tutmaktan kaçındı.

 

Bir süre gerginlik yaşandı. TMMOB avukatları toplantının usulsüz olduğuna dair ayrı bir tutanak tuttu. 

Karaköy'ü ranta açacak olan projenin ÇED toplantısı başlamadan bitmiş oldu.



İstanbul Kent Savunması, Doğuş Grubu'nun 2013'te ihalesini aldığı Galataport projesinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısını Karaköy Yolcu Salonu'nda protesto etti. Grup, 'Sermaye defol, İstanbul bizimdir' ve 'Bu daha başlangıç mücadeleye devam' sloganları attı. 

 

Mimarlar Odası'nın avukatı Can Atalay, toplantının yapılamadığı yönünde tutanak tutularak ÇED raporunu hazırlayan şirketin yetkilileri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerince imzalanmasını talep etti. Salonda tartışma hala devam ediyor. 

 

Mimarlar Odası avukatı Can Atalay, ÇED toplantısının yapılamadığı yönünde tutanak hazırladı.



İstanbul Karaköy sahilini kapsayan Salıpazarı Kruvaziyer Liman Projesi diğer ismiyle Galataport için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun  Karaköy Yolcu Salonu'nda yapılması planlanan toplantısı halkın yoğun tepkisi nedeniyle açılamadı. Toplantının açılamadığına ilişkin tutulan tutanak, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Müdürü Mehmet İleri ve Doğuş Holding yöneticileri tarafından halktan kaçırıldı.

 

İPTAL EDİLEN PLANA AYKIRI

 

Sabah saat 11.00'de başlayacak toplantı öncesinde İstanbul Kent Savunması, yolcu salonun önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Yıldız Teknik Üniversitesi Ulaşım bölümü emekli öğretim üyesi Zerrin Bayrakdar okudu. Bayrakdar'ın okuduğu açıklamada, projenin koruma kanunlarına aykırı bir şekilde hayata geçirilmek istendiği belirtildi. Projenin geçen yılın son günlerinde Beyoğlu derneklerinin açtığı dava sonucu iptal edilen Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı'na da aykırı olduğu kaydedildi.

 

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Sami Yılmaztürk de söz konusu projenin şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğunu belirterek İstanbulluları bu projeye dur demeye çağırdı.



TOPLANTI YAPILAMAZ               

 

Açıklamadan sonra toplantının yapılacağı salona geçen grup adına konuşan Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay, toplantının hiç kimseye haber verilmeden yapıldığını belirtti. Atalay, bu haliyle toplantının açılamayacağını ve yapılamayacağını söyledi.

 

TUTANAĞI KAÇIRDILAR

 

Alkış ve protestoların yükseldiği salonda zaman zaman gerilim yaşanırken Atalay, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Müdürü Mehmet İleri'den toplantının bu haliyle açılamayacağına ilişkin tutanak tutulmasını istedi. Mehmet İleri ve Doğuş Holding yöneticileri, tutanakla birlikte güvenlik görevlilerinin arasında başka bir odaya kaçtı. Güvenlik görevlileri Atalay'a saldırdı. Daha sonra İl Müdürlüğü ve Holding yöneticileri hakkında tutanak tutuldu. Mehmet İleri ve Doğuş Holding yetkilileri ise deniz yoluyla olay yerinden uzaklaşmak zorunda kaldı.

 



‘Galataport projesine ÇED değil RET’

İstanbul Kent Savunması örcülüğünde bir araya gelen çevreci grup ve örgütler, Galataport olarak bilinen “Salıpazarı Kruvaziyer Liman Projesi” için düzenlenen Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısını protesto etti.

 

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından Karaköy Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıya giren grup, toplantıya katılanlara tepki gösterdi. Grup, projenin yasalara aykırı olduğunu, yasal mevzuat çerçevesinde düzenlenmesinin zorunlu olduğu toplantının ise göstermelik olduğunu söyledi.

 

 

Bina dışında çevik kuvvet ekipleri beklerken, salon içinde gerginlik devam ediyor.

 

Çevreciler, Haliçport projesi ve Okmeydanı Kentsel Dönüşüm projesi ile birlikte Galataport projesinin de İstanbul’un korunması gereken tarihiş, doğal ve kültürel değerlerini yom edeceğini savunuyor.  Dün “Karaköy sahilinin büyük bir bölümünü özelleştirecek olan bu projeye karşı çıkmanın, bütün Beyoğlu halkının, bütün İstanbul halkının boynunun borcu olduğunu düşünüyoruz” diyerek ÇED toplantısını protesto çağrısı yapan  İstanbul Kent Savunması üyeleri, ÇED toplantısının düzenleneceği Karaköy Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğü’ne girmeden önce bina önünde basın açıklaması yaptı.



BEYOĞLU’NUN KABUSU

Basın açıklamasını okuyan Prof.Dr.Zerrin Bayraktar, “2005 yılından beri Beyoğlu’nun kabusu olan bu proje, bütün yasalara, koruma kanunlarına aykırı bir biçimde hayata geçirilmek istenmektedir. Bütün süreçlerinden habersiz olduğumuz, ihale, plan-proje aşamalarından bilinçli biçimde uzak tutulduğumuz bu projenin ne hikmetse göstermelik kısmında haberdar oluyoruz” diye konuştu. Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “Galataport projesinin, Haliçport projesinde, Okmeydanı Kentsel Dönüşüm projesinden adım adım otelleştirilen İstiklal Caddesi’nden ve Tarlabaşı’ndaki kentsel sürgünden bağımsız olmadığını çok iyi biliyoruz. Söz konusu olan başta kıyı bölgesinin olmak üzere Beyoğlu’nun özelleştirilmesi, kamusal niteliğinden arındırılması, yaşam değil sermaye odaklı dönüştürülmesidir.”

 

‘TEK BİR YURTTAŞA, ESNAFA DAHİ HABER VERMEDİNİZ’

Basın açıklamasının ardından, halkın katılımına açık olan toplantıya giren Kent Savunması üyeleri, güvenlik kontrolünden geçerek toplantının yapılacağı salona girdi. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün düzenlediği toplantıya Kent Savunması üyelerinin yanı sıra CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ve Mimarlar Odası üyeleri de katıldı. “Beyoğlu Halkı Bu Planda Yok” yazılı pankart açan ve “Beyoğlu Bizimdir Sermaye Defol” sloganları atan grup, toplantıyı düzenleyen yetkililere ‘tek bir yurttaşa, esnafa dahi haber vermediniz” diyerek tepki gösterdi. Mimarlar Odası avukatı Can Atalay ‘Burada kukla tiyatrosu oynanamaz, bu toplantı açılamaz” diyerek Beyoğlu Koruma Amaçlı Nazım İmar planının iptal gerekçesini hatırlatarak “parça parça düzenleyemezsiniz, bütüncül planla düzenleyebilirsiniz” dedi.



Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Şube Müdür Vekili Mehmet İleri’nin ‘toplantı sona ermiştir” demesi üzerine, protestocular toplantının yapılmadığına ilişkin tutanak tutulmasını istedi. Tutanak düzenlemeden salondan ayrılmak isteyen yetkililer, ısrar üzerine ‘toplantının gerçekleştirilmediğine’ dair tutanak tuttu. Protestocular ise tutanağın, ‘toplantının açılmadığı’ şeklinde düzenlenmesi gerektiğini savundu. Tutanağı düzenledikten sonra salonu terk etmek isteyen yetkililerle tutanağın bir nüshasını isteyen eylemciler arasında arbede çıktı. Tutanağın nüshasını alamayan eylemciler, toplantının açılmadığına ilişkin kendileri yeni bir tutanak düzenledi. Grup daha sonra salondan ayrıldı.

 

MİMARLAR ODASI: PROJE MEŞRU DEĞİL

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi, dün yayınladığı açıklamada,ÇED toplantısını  mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak meşru bulmadıklarını duyurdu.

 

Mimlarlar Odası İstanbul Şubesi’nin açıklaması şöyle:

 

“İstanbul’un tarihi, kültürel ve topografik açıdan evrensel ölçekte değer ve ayrıcalık içeren kıyılarına; kruvaziyer liman bahanesi ile alışveriş otel ve lüks konut vb gibi yoğun kullanışları getiren rant projelerinin ‘meşrulaştırılması’ için Kıyı Kanunumuza ve Anayasa’ya aykırılığı Danıştay’ca da tescillenmiş olan Kruvaziyer Liman maddesini aplike ederek ülkemizin tüm kıyılarını tehdit altına alanlar; Salıpazarı Tophane liman alanında halkı ve sivil toplum örgütlerini ‘Çevre Etki Değerlendirme Toplantıları’ adı altında sorumluluklarına ortak etmeye çalışıyor. 

 

Söz konusu planlama alanı ve çevresi; tarihi, doğal ve kültürel özellikleri ile bir dünya mirası olan İstanbul’un; tarihi geçmişi, kent içindeki konumu, dokusu, ve barındırdığı çok önemli ve değerli kültürel ve tarihi yapılar ve doğal değerler açısından korunması gerekli son derece önemli bir kent parçasıdır.

 

Bu değerlerinin yanı sıra ;bölge İstanbul’a deniz yolu ile yaklaşırken; Beşiktaş’tan Karaköy’e kadar, Boğaziçi Mimarisinin ve tarihi İstanbul siluetininin algılandığı çok önemli ve etkili bir çoğrafi ve topoğrafik konuma sahiptir. Nitekim bu özellikleri ile bölge; İstanbul 1 No’lu kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurulu tarafından 7.7.1993 gün ve 4720 sayılı karar ile “Kentsel Sit Alanı” olarak ilan edilmiş ve 29.9.1993 ve 4054 sayılı Kurul Kararı ile de koruma amaçlı imar planı yapılıncaya dek geçici yapılaşma koşulları belirtilmiştir.

 

Bu çok özel koşullara rağmen bölge, Bakanlar Kurulu’nun 15.12.1994 tarihli ve 94 / 6345 sayılı kararı ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların bütün itirazlarına ve yapılan uygulama sonuçlarının bu itirazları haklı çıkaran sonuçlarına karşın İstanbul’un bütün doğal, tarihi ve kültürel değerlerini acımasızca tahrip ve yok eden kararların ortaya çıkışına neden olan Turizmi Teşvik Kanunu’na göre ‘Turizm Merkezi’ olarak belirlenmiştir.

 

İstanbul’un; tarihi geçmişi, kent içindeki konumu, dokusu, ve barındırdığı çok önemli ve değerli kültürel ve tarihi yapılar ve doğal değerler açısından korunması gerekli son derece önemli bir kent parçasına bölgenin tarihi ve doğal kimliğini tahrip edecek şekilde bilinen tüm planlama ve şehircilik kurallarına aykırı olarak getirilen fonksiyonlar ve yapılaşma yoğunluğu açısından kabul edilemez koşullar öneren planlar ve ihaleler defalarca iptal edilmesine bu konuda alınan yargı ve kurul kararlarına ve devam eden davalara karşın yapılan projeleri halka tanıtmak ve görüş almak niyetleri 2005 yılından beri sürdürülen usulsüzlükleri meşrulaştırma çabasından başkaca bir anlam taşımamaktadır.”