Gazeteciler Cemiyeti, Bu Şekliyle İnternet basın Kanunu hukuka aykırıdır dedi

TGC internet haber sitelerine yönelik düzenleme için itirazlarını açıkladı: ‘Düzenleme Basın ve İfade Özgürlüğünü Engellemektedir’


TBMM Adalet Komisyonu’na itirazlarını bir rapor olarak daha önce sunan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, bir açıklama yaparak alt komisyonda kabul edilen metnin de haksızlığa, eşitsizliklere neden olacak maddeler içerdiğini belirtti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklamasında şu görüşler yer aldı:

 

 "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir süredir görüşülmekte olan Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin, Adalet Komisyonu görüşmeleri sırasında itirazlarını bir rapor halinde Komisyon’a sunmuştu.

 

Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde konunun önemi nedeniyle Tasarının Alt Komisyona havale edilerek görüşülmesi gerektiği ve Tasarının basın özgürlüğünü engelleyecek maddelerinin tasarı metninden çıkarılması yönünde görüş bildirmişti.

 

TGC’nin ve muhalefet partilerinin itirazları Alt Komisyon’da dikkate alınarak tasarının 7. maddesi tasarı metninden çıkarıldı. TGC, Alt Komisyonda bu maddenin çıkarılmasını olumlu karşılamıştır.

 

Ancak, Alt Komisyon tarafından kabul edilen son metin için de TGC olarak daha önce dile getirdiğimiz itirazlar geçerliliğini korumaktadır. İtirazlarımızı yeniden kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

 

YENİ TANIMLANAN HABER SİTESİ KAVRAMI KARIŞIKLIK VE EŞİTSİZLİKLERE NEDEN OLACAKTIR

 

5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında tanımlanmaya çalışılan ‘İnternet Haber Sitesi’ kavramı/tanımı karışıklıklara ve eşitsizliklere neden olacak bir kavramdır. Sadece beyanname verilerek bu statüye hak kazanılacak ve sadece bu internet haber sitelerinde çalışanlar/çalışacaklar gazeteci sayılacaktır.

 

Beyanname vermeden habercilik yapan ‘İnternet Haber Siteleri’ ise kanun kapsamında sayılmayacak ve bu haber sitelerinde çalışanlar da gazeteci sayılmayacaktır! 

 

GAZETECİLİK MESLEĞİN YAPILIŞ BİÇİMİNE GÖRE BELİRLENMELİDİR

 

TGC; Gazetecilik mesleğinin, yapılan mecraya göre değil, mesleğin ifa ediliş biçimine göre belirlenmesi gerektiği görüşündedir.

 

Gazeteci bazen televizyonda, bazen gazetede, bazen bir dergide, bazen internette görev yapar. İktidarın öngördüğü tanımlamayı reddeden gazeteciler ya da internet haber siteleri Tasarı’nın bu düzenlemesi karşısında Basın Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamında sayılmayacaklardır.

 

ANAYASANIN EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR

 

Böyle bir düzenleme Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ndeki gazeteci tanımına da aykırılık teşkil edecektir.

 

Bu tanıma göre ‘Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir.’                             

 

 Bu nedenle Tasarının 1.maddesi  ile getirilen  sadece beyanname vererek internet haber sitesi tanımı içine girecek ve  sadece burada çalışan/çalışacak olan meslektaşlarımızın Basın İş Kanunu’na tabi olduğu yönündeki düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesini ihlal ettiği görüşündeyiz. Bu nedenlerle de ‘Alt Komisyonun’ gerekçesine de katılmamaktayız.

 

TELEKOMÜNİKASYON BAŞKANLIĞINA SINIRSIZ YETKİ VERİLMESİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNDE ENGELDİR

 

Bunun dışında; kamuoyu tarafından yakından bilinen 5651 sayılı ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda’ 06/02/2014 tarihinde yapılan değişiklikler hakkında da itirazlarımızı sunmuştuk.

 

5651 Sayılı Kanun’un idareye (özelikle TİB’e) verdiği sınırsız yetkilerin basın ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engeli oluşturacağı, idarenin yapacağı müdahalelerin ölçüsüz olabileceği konusunda uyarılarımızı yapmış ve kamuoyuyla da paylaşmıştık.

 

Uyarılarımızın haklılığı, İdarenin Twiter, Youtube ve yargının bol miktarda uyguladığı yayın yasaklarıyla, ortaya çıkmıştır.

 

HABER SİTELERİ SADECE BASIN KANUNU’NA TABİ OLMALIDIR

 

Beyanname vermek suretiyle Basın Kanunu kapsamına alınan ‘internet haber siteleri’ aynı zamanda Tasarı ile 5651 Sayılı Kanun ile kıskaç altına alınmıştır. Oysa internet haber sitelerinin faaliyetlerini sadece Basın Kanunu’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla yapabilmeleri yeterli olmalıdır.

 

DÜZENLEME ÖLÇÜSÜZDÜR VE DURUMU AĞIRLAŞTIRMIŞTIR

 

Her iki kanundaki sorumlulukları yerine getirme yönündeki düzenleme ölçüsüz ve haber sitelerinin durumunu ağırlaştıran bir düzenleme olmuştur. İlk taslakta bizim de talebimizle 7. madde taslaktan çıkarılmıştır.

 

Ancak Alt Komisyon’da kabul edilen tasarının da 7. maddesindeki düzenleme ağırdır ve ifade özgürlüğünü kısıtlayacaktır. 

 

Tasarının bu düzenlemesine katılmıyoruz.  Eğer tam tersi bir düzenleme yapılırsa, düzenlemenin samimi ve basın özgürlüğünü sağlamaya, genişletmeye yönelik bir anlayışın ürünü olduğu kabul edilebilir. 

 

İnternet haber sitelerine; 5651 sayılı Kanunun 4,5,6. maddelerinin uygulanmayacağı yönünde açık bir düzenleme yapılırsa Basın özgürlüğü kısıtlanmamış olacaktır.

 

Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."

 

 

BASIN KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI TASLAĞI

 

 

MADDE 1- 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “haber ve fotoğraf ajanslarında” ibaresi “haber ve fotoğraf ajansları ile İnternet haber siteleri” olarak değiştirilmiştir.

 

MADDE 2- 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Bu Kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımı ile İnternet haber sitelerinin yayımını kapsar.”

 

MADDE 3- 5187 sayılı Basın Kanununun 2 nci maddesinin (c) bendine “eserler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve İnternet haber siteleri” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki bent eklenmiştir.

 

“m) İnternet haber sitesi: 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin g bendinde tanımlanan İnternet ortamında, haber ya da yorum niteliğinde yazılı, işitsel ve görsel içeriklerin sunumunu yapan süreli yayını,”

 

MADDE 4- 5187 sayılı Basın Kanununun 4 üncü maddesine aşağıdaki üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir.

 

“İnternet haber siteleri yukarıda belirtilen zorunlu bilgileri kendilerine ait İnternet ortamında kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında bulundurmakla yükümlüdür.

 

İnternet haber sitelerinde bir içeriğin internette ilk kez sunulmaya başlandığı tarih, her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde belirtilir.”

 

MADDE 5- 5187 sayılı Basın Kanununun 7 nci maddesine beşinci fıkra olarak aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“İnternet ortamında yayınlarını sürdüren İnternet haber siteleri faaliyetlerini, bu madde hükümleri ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun da belirtilen yer sağlayıcılık yükümlülüğüne uygun olarak yerine getirirler."

 

MADDE 6- 5187 sayılı Basın Kanununun 8 inci maddesine beşinci fıkra olarak aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen yayın durdurma müeyyidesine ilişkin hükümler İnternet haber siteleri için uygulanmaz."

 

MADDE 7- 5187 sayılı Basın Kanununun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

"8 inci maddede belirtilen yayın durdurma müeyyidesi sebeplerinin ortaya çıkması veya yer sağlayıcılık faaliyet belgesinin iptali durumlarında İnternet haber siteleri için sağlanan haklar ortadan kalkar."

 

MADDE 8- 5187 sayılı Basın Kanununun 10 uncu maddesinin başlığı “Muhafaza ve Teslim Yükümlülüğü” olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

 

“İnternet haber siteleri hakkında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında yer alan hükümler uygulanmaz. Ancak İnternet haber siteleri, yayınladıkları içerikleri, doğruluğu ve bütünlüğü sağlanmış şekilde bir yıl süre ile muhafaza etmeye ve gerektiğinde talep eden yetkili mercilere teslim etmeye  mecburdur.

 

Yayının herhangi bir şekilde soruşturma veya kovuşturma konusu yapılması halinde bu işlemlerin sonuçlandığının yetkili mercilerce ilgili İnternet haber sitesine yazılı olarak bildirilmesine kadar soruşturma veya kovuşturma konusu yayın kaydının saklanması zorunludur.”

 

MADDE 9- 5187 sayılı Basın Kanununun 11 inci ve 13 üncü maddelerinin birinci fıkralarında yer alan “Basılmış eserler” ibaresinden önce gelmek üzere “İnternet haber siteleri ve” ibaresi eklenmiştir.

 

MADDE 10- 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

 

“İnternet haber sitesi sorumlu müdürü, hazırlanan düzeltme ve cevabı birinci fıkradaki usul ve esaslara göre kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve tekzip başlığı altında bir hafta süreyle yayımlar.

 

İnternet haber sitelerindeki içeriğin çıkarılması, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerinde içeriğin yayından çıkarılmasına ilişkin düzenlenmiş usul ve esaslara tabidir.”

 

MADDE 11- 5187 sayılı Basın Kanununun 17 nci maddesinin başlığı “Muhafaza ve teslim yükümlülüğüne uymama” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddede yer alan basımcı ibaresinden sonra gelmek üzere  “ile muhafaza ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen İnternet haber sitesinin sorumlu müdürü” ibaresi eklenmiştir.

 

MADDE 12- 5187 sayılı Basın Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

 

“İnternet haber siteleri için ise, düzeltme ve cevap yazısının yayımlanmaması veya 14 üncü maddesinde belirtilen şartlara uyulmaksızın yayımlanması hallerinde hâkim ayrıca, masraflar yayın sahibi tarafından karşılanmak üzere, bu yazının bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren diğer iki  internet haber sitesinde yayımlanmasına karar verir.”

 

MADDE 13- 5187 sayılı Basın Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Basılmış eserler” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya İnternet haber siteleri” ibaresi, aynı fıkrada yer alan “günlük süreli yayınlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve İnternet haber siteleri” ibaresi, ikinci fıkrasında yer alan “tarihten” ibaresinden sonra gelmek üzere “İnternet haber siteleri için ise yayım tarihinden” ibaresi eklenmiştir.

 

MADDE 14- 5187 sayılı Basın Kanununun 27 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “Basılmış eserler” ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya İnternet haber siteleri” ibaresi eklenmiş ve bu Kanuna aşağıdaki Geçici Madde ilave edilmiştir.

 

“Geçici Madde 3- İnternet haber siteleri, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren üç ay  içinde yayınlarını  bu Kanunda öngörülen hükümlere uygun hale getirirler.”

 

MADDE 15- 2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

 

“EK MADDE 1- İnternet haber sitelerinde de resmi ilan ve reklam yayımlatılabilir. Yayıma ilişkin esas ve usuller, bu Kanunun ilgili maddeleri doğrultusunda, Basın İlan Kurumu, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

 

Yürürlük

 

MADDE 16 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 17 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

 

 


İNTERNET’İN YASAL DÜZENLEMESİ   AV. HÜLYA PEKŞİRİN

 

TBMM Genel Kurulu’ndan geçen 4676 Sayılı Kanun ile, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun ve 5680  Sayılı Basın Kanununa, internetle ilgili  olarak iki düzenlemenin getirildiği görülmektedir. İlk düzenleme,  3984 Sayılı Kanunun 31. maddesine değişiklik getiren 14. maddede yer almaktadır ve maddede yer alan düzenleme şu şekildedir; 

"Her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin usul ve esasları, Haberleşme Yüksek Kurulunun belirleyeceği strateji çerçevesinde Üst Kurulca tespit edilip Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunulur. Bu yayın ve hizmetlerin mevzuata uygunluğu, Üst Kurulca denetlenir."

 

TBMM Genel Kurulunda tasarıda olduğu gibi, aynen kabul edilen bu  düzenleme ile,  “internet” ortamında yapılan/yapılacak olan “yayın ve hizmetler”, Haberleşme Yüksek Kurulu’nun görev alanına ve RTÜK’ün denetimine sokulmuştur. Kanun yapma tekniği ve maddenin yer aldığı kanunun sistematiği açısından  maddede geçen “yayın ve hizmetler” kavramının, sadece “radyo ve televizyon, yayın ve hizmetleri” şeklinde yorumlanmasını gerektirse de; “Her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetler” ifadesinin geniş yorumlanması, web sayfalarının da “yayın ve hizmet” olarak değerlendirilmesi, tartışılması ihtimalini karşımıza çıkarmaktadır. Öte yandan artık  internet ortamında verilen/verilecek “radyo ve televizyon yayın ve hizmetleri” ise artık RTÜK denetimine tartışmasız bir şekilde girmiş bulunmaktadır. 

 

Sonuç olarak, ne  şekilde yorumlanırsa yorumlansın İnternet üzerinden yapılan “yayın ve hizmetlerin” hangi usul ve esaslara tabi olacağı konusu, RTÜK tarafından tespit edilerek;  Haberleşme Yüksek Kurulu’nun belirleyeceği stratejiye (!) tabi olmuş durumdadır.  Maddenin yazılış şeklinden,  internet üzerinden yapılan/yapılacak yayın ve hizmetlerin,  3984  Sayılı Kanununun genel hükümlerine tabi tutulmayıp, Üst kurulca özel olarak tespit edilip (örneğin; bir yönetmelik ile) Haberleşme Yüksek Kurulu’nun onayına sunulmasıyla oluşturulacak daha özel düzenlemelere tabi olabileceğine işaret edildiği düşünülse de, düzenlemenin son cümlesi ile internet üzerinden yapılan yayın ve hizmetlerin, 3984 Sayılı Kanunun diğer hükümlerinin uygulama alanı içinde kaldığı şeklinde geniş yorumlar yapılmasına engel değildir. Bu durum karşısında ise yapılan yayın ve hizmetlerde, 3984 Sayılı Kanunun “yayın ilkelerini” geniş bir şekilde  düzenleyen  4. maddesindeki ilkelere uygunluk aranacaktır. Fikir vermek açısından, bu ilkelerle ilgili olarak aşağıda örnekler verilmiştir;

Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi,

Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları veya bir başka gerçek veya tüzel kişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması, 

İnsanların dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir şekilde kınanmaması ve aşağılanmaması,

 Yayınların toplumun millî ve manevî değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması,

 Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında kişilerin özel hayatının yayın konusu yapılmaması,

 Türk millî eğitiminin genel amaçlarının temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi,

 Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması,

 Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi,

 Siyasî partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması; tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaması; seçim dönemlerinde belirlenen seçim yasaklarıyla ilgili ilkelere aykırı davranılmaması,

 Yayınlarda, mevzuatın eser sahiplerine tanıdığı hakların ihlâl edilmemesi,

Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması,

 Yayınların müstehcen olmaması,

 Kadına, güçsüzlere ve küçüklere karşı şiddetin ve ayırımcılığın teşvik edilmemesi,

Yayınların karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması,

 Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması,

 Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması... gibi.

 

İnternet ortamında yapılan “yayın ve hizmetlerde”, yukarıda örnekleri verilen ilkelere aykırı yapılan yayınların uyarıya rağmen tekrarı durumunda ise; 

Yayının bir ila  on iki kez arasında durdurulması, 

Bu sürede  program yapımcısının ve varsa sunucusunun hiçbir ad altında başka bir program yapamaması,

Yayını durdurulan program yerine üst kurulca hazırlattırılacak eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlaki gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı ve çevre eğitimi konularında programlar yayınlanması,

Bu aykırılıkların tekrarı halinde ise;

Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira idari para cezası uygulanması,

“Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmaması, Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi, Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları veya bir başka gerçek veya tüzel kişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması”  şeklindeki ilkelere aykırı yayın yapılması halinde ise  yayının 1 ay süreyle durdurulması,

İhlalin tekrarı halinde ise yayının süresiz olarak durdurulması... ( 3984 Sayılı Kanunun, 4676 Sayılı Kanun ile değişik  33. maddesi)

Gibi hükümlerin -ve tabi 3984 sayılı kanunun diğer hükümlerinin de- internet üzerinden yayın yapan ve hizmet verenlere (!) de uygulanabileceğini geniş bir yorumla söyleyebilmek mümkündür. 

 

TBMM’den geçen 4676 Sayılı Kanunda internetle ilgili olarak yapılan diğer düzenleme ise, 5680 Sayılı Basın Kanununa bir maddenin eklenmesi ile ilgilidir. TBMM’nden -verilen bir değişiklik önergesi ile- geçen 4676 Sayılı Kanunun 26. maddesi aynen şöyledir; 

"5680 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

Ek Madde 9-  "Bu kanunun yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümleri, bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri  hakkında da uygulanır"  

 

TBMM Genel Kurulunda verilen bu madde değişiklik önergesinin gerekçesi ise şudur; 

“İnternet ve bilişim teknolojileri ile ilgili olarak bu Kanunun sadece yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümlerini geçerli kılmak amaçlanmaktadır.”

 

Bu madde ve gerekçesinde dikkati çeken ilk husus, Basın Kanununun sadece “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili hükümlerinin, “bilişim teknolojileri ve internet” ile ilgili olarak uygulama alanı bulacağıdır. 

Dikkati çeken diğer husus ise; Basın Kanununda yer alan, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümlerinin” maddede  yer alan “vb. suretiyle”, “ve benzerleri” kavramları nedeniyle,“internet ve bilişim teknolojileri” ile gerçekleştirilen tüm eylemler (maddede sayılmamakla birlikte; örneğin iletilere, cep telefonu mesajları da  madde kapsamındadır) için uygulama alanı bulacağıdır. 

 

Bu düzenleme karşısında Basın Kanununun “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili” hükümlerinin neler olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. TBMM Genel Kurulundan  geçen 4676 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öncesinde, Basın Kanununda “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak yeni kanun ile Basın Kanununun iki maddesinde, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiiller” kavramlarına yer verildiği görülmektedir; 4676 Sayılı Kanun ile değişik Basın Kanunu madde 17 ve madde 19. 

 

Bu düzenlemelerden ise sadece Basın Kanununun 17. maddesinde, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili düzenleme yapılmaktadır. Basın Kanunu 19. maddede yapılan değişiklikte, “yalan haber, hakaret” ifadelerine yer verilmiş olmakla birlikte,  “maddi ve manevi zararlar” tanımlamasına yer verilmemiştir. 

 

4676 Sayılı Kanun ile değişik Basın Kanununun 17. maddesi ise, şu düzenlemeleri yapmaktadır;

"Basın yolu ile işlenen yalan haber, hakaret, sövme ve her türlü fiilden doğacak maddi ve manevi zararlardan, 16 ncı maddeye göre sorumlu olanlarla birlikte Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre mevkutelerde sahibi ve mevkute olmayanlarda naşiri; mevkute sahibi ile mevkute olmayanların naşirinin  şirket olması halinde şirket ile birlikte anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yönetici müştereken ve müteselsilen sorumludur. Tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı, on milyar liradan az olmamak üzere fiilin ağırlık derecesine göre belirlenir. On Milyar liralık alt sınır her yıl Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu maddeye göre açılacak manevi tazminat davalarında hakim tensip kararı ile birlikte bilirkişiyi de tayin eder ve davayı en geç altı ay içinde karara bağlar.

Zarar doğurucu fiilin işlenmesinden sonra mevkutenin devredilmesi, başka bir mevkute ile birleşmesi veya sahibi olan gerçek kişi ya da şirketin herhangi bir surette değişmesi halinde mevkuteyi devralan, birleşen ve her ne suretle olursa olsun mevkutenin sahibi gerçek kişiler ile anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yönetici de, bu fiil nedeniyle hükmedilen tazminattan birinci fıkrada sayılanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Basılmış eser sahiplerinin dernek, vakıf ve benzeri tüzel kişiler olması halinde tüzel kişilikle birlikte yönetim organlarında yer alanlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.

Bu maddeye göre açılan davalarda tazminata hükmedilmesi halinde, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizine de hükmedilir."

 

Bilişim Teknolojileri ve İnternet ortamında gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak bu maddenin -önergede yer alan gerekçesi de göz önünde tutularak- dar ve amaca uygun yorumlanması durumunda, bu maddede yer alan düzenlemelerden sadece “tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı on milyar liradan az olmamak üzere” şeklinde  çizilen miktara ilişkin alt sınır  ile   “açılan davalarda tazminata hükmedilmesi halinde, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizine de hükmedilir” şeklindeki faiz oranına ilişkin düzenlemenin uygulanmasının amaçlandığı söylenebilecektir. Ancak  hem Basın Kanununun değişik 17. maddesinin hem de değişik 19. maddesinin –önergeyi veren milletvekillerinin çeşitli açıklamalarına ve madde gerekçesine rağmen- amacı aşan şekilde geniş yorumlanması durumunda ise (ki bu olasıdır!); web sayfalarının ve iletilerin naşirlerinin (yayınlatanlarının) de sorumlu olacağı, naşirlerinin şirket olması halinde  ise; anonim şirketlerde  yönetim kurulu başkanı ile diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yöneticilerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilebilecek ve  Basın Kanunu 16. maddede yer verilen “sorumlu müdür” tanımlaması ile “naşir” tanımlamasının kime/kimlere yöneltileceği sorularına, uygun yanıtlar bulma arayışına girilebilecektir. Yine bu çerçevede özellikle web sayfalarında Basın Kanunu 4. madde uyarınca, “künye” uygulamasının gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesinin, Basın Kanunu 19. madde kapsamında (ki bu madde de maddi ve manevi tazminat zararla ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır!) “cevap ve düzeltme” hakkının kullanılıp kullanılamayacağının tartışmaları yapılabilecektir.

 

Basın Kanunu’na ek getiren bu madde ile altının çizilmesi gereken diğer önemli bir nokta ise, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiiller” kavramlarının her zaman yoruma açık olduğudur. Özellikle “yalan haber, hakaret” konusunda her zaman sübjektif yorumlar söz konusu olacaktır. Olayın ve durumun özelliklerine göre bir kişi için “hakaret” teşkil eden husus, diğer bir kişi için “eleştiri/sert eleştiri” olarak kabul edilebilecek, yine duruma göre “yalan haber”,  “soyut/nisbi gerçek haber” olarak kabul edilebilecektir. 

 

Ayrıca bu her iki düzenleme ile ilgili olarak kanun koyucu tarafından yapılan şu yanlışlığa da dikkat çekmek gerekmektedir; gerek 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun, gerekse 5680 Sayılı Basın Kanunu, düzenlemelerini yaptıkları görsel ve yazılı basının kendilerine özgü yapısı, işleyişi ve özelliklerinden kaynaklanan tanımlamalara  ve düzenlemelere yer veren, bu alanlarda gerek hukuki ve gerekse cezai düzenlemeler yapan kanunlardır. Her iki kanunda yapılan değişiklik ve ek ile, "bilişim teknolojileri ve internet ortamında gerçekleşen eylemlerin" veya “her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin” bu kanunlar kapsamlarında değerlendirmesi, bu eylemlerin her iki kanununa da uygunluğunun aranması sonucunu doğurmaya yöneliktir. Bilişim teknolojileri ve internete ilişkin unsurlara yönelik olarak hiç bir tanımlamaya yer vermeden, internetin kendine özgü yapısından kaynaklanan özelliklere ilişkin tanımlamalar ve düzenlemeler yapmadan, sıradan bir düzenleme ile “her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin” veya "bilişim teknolojileri ve internet ortamında gerçekleşen eylemlerin", Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun ile Basın Kanununa eklenmesi, yeni bir çok sorunu ortaya çıkaracak nitelikte olup, kanun yapma tekniğine de hiç uymamaktadır.

 

Özellikle altını çizmek gerekir ki, özellikle Basın Kanununa eklenen Ek Madde 9 ile, internet ortamında kişilerin, kişilik haklarının hukuken koruma altına alınması hedeflenmek istenmişse, bunun için yeni bir yasal düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Yürürlükteki yasalarımızda yer alan genel hükümlerimiz bu sonucu sağlayacak nitelikte olup, sonuçlarda alınabilmektedir. Tabi eğer eylemi ve eylemi gerçekleştiren kişilerin kimliklerini tespit edebiliyorsanız! İnternetle ilgili varolan hukuki sorunlarda, öncelikle kişilerin kimliklerinin güvenli ve kesin bir şekilde nasıl tespit edilebileceği ile gönderilen mesajlardaki bütünlüğünün bozulup bozulmadığının nasıl kesin olarak ortaya konacağı gibi soruların yanıtlarını veren yasal düzenlemelere öncelik tanınmalıdır.  Bir yasal düzenleme ile ilgili olarak, kime başvurulacağının ve kimlerin sorumlu tutulacağının tanımlamasının yapılmasına öncelik tanınması eşyanın tabiatı gereğidir. 

 

Oysa TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ve internetle ilgili olarak yapılan bu düzenlemelerde, bu hususların tamamen gözardı edildiği, somut durumun özelliklerine ilişkin tanımlama ve düzenlemelerin yapılmadığı  görülmektedir ki, bu durum hem yasa koyucunun amacının gerçekleşmemesi sonuçlarını doğurabilecek, hem de yasayı uygulayacak kişi ve kuruluşların işlerini zorlaştırıcı niteliktedir. 

 

Sonuç olarak,  3984 Sayılı Kanunun 31. maddesine değişiklik ve 5680 Sayılı Kanuna ek madde getiren 4676 Sayılı Kanunun 14.  ve 26. maddesi ile yapılan düzenlemeler, kanun koyucunun amacını aşabilecek yorumlara müsait olup,  söz konusu yasa maddelerini uygulayacak olan kurum ve kişilerin yorumları ile göz önünde tutulmayan bir çok olumsuz sonucun doğmasına neden olabilecektir. Bu durum karşısında ise, TBMM’den geçen bu yasa maddelerinin resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ihtimali karşısında, maddelerin “dar ve amaca yorumlanması” için uygulayıcılara çok fazla görev düşmektedir. 

 

 



Uyarı: Görüntülemekte olduğunuz Kanun, TBMM Genel Kurulunda kabul edildiği halidir. Varsa daha sonra yapılan değişiklikleri içermemektedir.

 





İN­TER­NET  OR­TAMIN­DA   YA­PI­LAN YAYIN­LA­RIN    DÜ­ZEN­LEN­ME­Sİ   VE BU YA­YIN­LAR YO­LUY­LA İŞ­LE­NEN SUÇLAR­LA MÜ­CA­DE­LE EDİL­ME­Sİ

HAKKIN­DA KA­NUN










Kanun No. 5651


 


Kabul Tarihi : 4/5/2007      


Amaç ve kap­sam

MAD­DE 1- (1) Bu Ka­nu­nun amaç ve kap­sa­mı; içe­rik sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­yı­cı, eri­şim sağ­la­yı­cı ve top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­la­rın yü­küm­lü­lük ve so­rum­lu­luk­la­rı ile in­ter­net or­ta­mın­da iş­le­nen be­lir­li suç­lar­la içe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı üze­rin­den mü­ca­de­le­ye iliş­kin esas ve usûl­le­ri dü­zen­le­mek­tir.

Ta­nım­lar

MAD­DE 2- (1) Bu Ka­nu­nun uy­gu­la­ma­sın­da;

a) Ba­kan­lık: Ulaş­tır­ma Ba­kan­lı­ğı­nı,

b) Baş­kan­lık: Ku­rum bün­ye­sin­de bu­lu­nan Te­le­ko­mü­ni­kas­yon İle­ti­şim Baş­kan­lı­ğı­nı,

c) Baş­kan: Te­le­ko­mü­ni­kas­yon İle­ti­şim Baş­ka­nı­nı,

ç) Bil­gi: Ve­ri­le­rin an­lam ka­zan­mış bi­çi­mi­ni,

d) Eri­şim: Bir in­ter­net or­ta­mı­na bağ­la­na­rak kul­la­nım ola­na­ğı ka­za­nıl­ma­sı­nı,

e) Eri­şim sağ­la­yı­cı: Kul­la­nı­cı­la­rı­na in­ter­net or­ta­mı­na eri­şim ola­na­ğı sağ­la­yan her tür­lü ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri,

f) İçe­rik sağ­la­yı­cı: İn­ter­net or­ta­mı üze­rin­den kul­la­nı­cı­la­ra su­nu­lan her tür­lü bil­gi ve­ya ve­ri­yi üre­ten, de­ğiş­ti­ren ve sağ­la­yan ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri,

g) İn­ter­net or­ta­mı: Ha­ber­leş­me ile ki­şi­sel ve­ya ku­rum­sal bil­gi­sa­yar sis­tem­le­ri dı­şın­da ka­lan ve ka­mu­ya açık olan in­ter­net üze­rin­de oluş­tu­ru­lan or­ta­mı,

ğ) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ya­yın: İn­ter­net or­ta­mın­da yer alan ve içe­ri­ği­ne be­lir­siz sa­yı­da ki­şi­le­rin ula­şa­bi­le­ce­ği ve­ri­le­ri,

h) İz­le­me: İn­ter­net or­ta­mın­da­ki ve­ri­le­re et­ki et­mek­si­zin bil­gi ve ve­ri­le­rin ta­kip edil­me­si­ni,

ı) Ku­rum: Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Ku­ru­mu­nu,

i) Top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı: Ki­şi­le­re bel­li bir yer­de ve bel­li bir sü­re in­ter­net or­ta­mı kul­la­nım ola­na­ğı sağ­la­ya­nı,

j) Tra­fik bil­gi­si: İn­ter­net or­ta­mın­da ger­çek­leş­ti­ri­len her tür­lü eri­şi­me iliş­kin ola­rak ta­raf­lar, za­man, sü­re, ya­rar­la­nı­lan hiz­me­tin tü­rü, ak­ta­rı­lan ve­ri mik­ta­rı ve bağ­lan­tı nok­ta­la­rı gi­bi de­ğer­le­ri,

k) Ve­ri: Bil­gi­sa­yar ta­ra­fın­dan üze­rin­de  iş­lem ya­pı­la­bi­len her tür­lü de­ğe­ri,

l) Ya­yın: İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ya­yı­nı,

m) Yer sağ­la­yı­cı: Hiz­met ve içe­rik­le­ri ba­rın­dı­ran sis­tem­le­ri sağ­la­yan ve­ya iş­le­ten ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri,

ifa­de eder.

Bil­gi­len­dir­me yü­küm­lü­lü­ğü

MAD­DE 3- (1) İçe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­dür.

(2) Yu­ka­rı­da­ki fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan iki­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

İçe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu

MAD­DE 4- (1) İçe­rik sağ­la­yı­cı, in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­ma sun­du­ğu her tür­lü içe­rik­ten so­rum­lu­dur.

(2) İçe­rik sağ­la­yı­cı, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı baş­ka­sı­na ait içe­rik­ten so­rum­lu de­ğil­dir. An­cak, su­nuş bi­çi­min­den, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği be­nim­se­di­ği ve kul­la­nı­cı­nın söz ko­nu­su içe­ri­ğe ulaş­ma­sı­nı amaç­la­dı­ğı açık­ça bel­li ise ge­nel hü­küm­le­re gö­re so­rum­lu­dur.

Yer sağ­la­yı­cı­nın yü­küm­lü­lük­le­ri

MAD­DE 5- (1) Yer sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği kon­trol et­mek ve­ya hu­ku­ka ay­kı­rı bir fa­ali­ye­tin söz ko­nu­su olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­mak­la yü­küm­lü de­ğil­dir.

(2) Yer  sağ­la­yı­cı,  yer  sağ­la­dı­ğı  hu­ku­ka ay­kı­rı içe­rik­ten, ce­za so­rum­lu­lu­ğu ile il­gi­li hü­küm­ler  sak­lı  kal­mak  kay­dıy­la,  bu  Ka­nu­nun 8 in­ci ve 9 un­cu mad­de­le­ri­ne gö­re ha­ber­dar edil­me­si ha­lin­de ve tek­nik ola­rak im­kân bu­lun­du­ğu öl­çü­de hu­ku­ka ay­kı­rı içe­ri­ği ya­yın­dan kal­dır­mak­la yü­küm­lü­dür.

Eri­şim sağ­la­yı­cı­nın yü­küm­lü­lük­le­ri

MAD­DE 6- (1) Eri­şim sağ­la­yı­cı;

a) Her­han­gi bir kul­la­nı­cı­sı­nın ya­yın­la­dı­ğı hu­ku­ka ay­kı­rı içe­rik­ten, bu Ka­nun hü­küm­le­ri­ne uy­gun ola­rak ha­ber­dar edil­me­si ha­lin­de ve tek­nik ola­rak en­gel­le­me im­kânı bu­lun­du­ğu öl­çü­de eri­şi­mi en­gel­le­mek­le,

b) Sağ­la­dı­ğı hiz­met­le­re iliş­kin, yö­net­me­lik­te be­lir­ti­len tra­fik bil­gi­le­ri­ni al­tı ay­dan az ve iki yıl­dan faz­la ol­ma­mak üze­re yö­net­me­lik­te be­lir­le­ne­cek sü­re ka­dar sak­la­mak­la ve bu bil­gi­le­rin doğ­ru­lu­ğu­nu, bü­tün­lü­ğü­nü ve giz­li­li­ği­ni sağ­la­mak­la,

c) Fa­ali­ye­ti­ne son ve­re­ce­ği ta­rih­ten en az üç ay ön­ce du­ru­mu Ku­ru­ma, içe­rik sağ­la­yı­cı­la­rı­na ve müş­te­ri­le­ri­ne bil­dir­mek ve tra­fik bil­gi­le­ri­ne iliş­kin ka­yıt­la­rı yö­net­me­lik­te be­lir­ti­len esas ve usûl­le­re uy­gun ola­rak Ku­ru­ma tes­lim et­mek­le,

yü­küm­lü­dür.

(2) Eri­şim sağ­la­yı­cı, ken­di­si ara­cı­lı­ğıy­la eri­şi­len bil­gi­le­rin içe­rik­le­ri­nin hu­ku­ka ay­kı­rı olup ol­ma­dık­la­rı­nı ve so­rum­lu­lu­ğu ge­rek­ti­rip ge­rek­tir­me­di­ği­ni kon­trol et­mek­le yü­küm­lü de­ğil­dir.

(3) Bi­rin­ci fık­ra­nın (b) ve (c) bent­le­rin­de yer alan yü­küm­lü­lük­ler­den bi­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­yen eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan el­li­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

Top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­la­rın yü­küm­lü­lük­le­ri

MAD­DE 7- (1) Ti­carî amaç­la top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­lar, ma­hal­lî mül­kî amir­den izin bel­ge­si al­mak­la yü­küm­lü­dür. İz­ne iliş­kin bil­gi­ler otuz gün için­de ma­hal­lî mül­kî amir ta­ra­fın­dan Ku­ru­ma bil­di­ri­lir. Bun­la­rın de­ne­ti­mi ma­hal­lî mül­kî amir­ler ta­ra­fın­dan ya­pı­lır. İzin bel­ge­si­nin ve­ril­me­si­ne ve de­ne­ti­me iliş­kin esas ve usûl­ler, yö­net­me­lik­le dü­zen­le­nir.

(2) Ti­ca­rî amaç­la olup ol­ma­dı­ğı­na ba­kıl­mak­sı­zın bü­tün top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­lar, ko­nu­su suç oluş­tu­ran içe­rik­le­re eri­şi­mi ön­le­yi­ci ted­bir­le­ri al­mak­la yü­küm­lü­dür.

(3) Bi­rin­ci fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğe ay­kı­rı ha­re­ket eden ki­şi­ye ma­hal­lî mül­kî amir ta­ra­fın­dan üç­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan on­beş­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ve ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si

MAD­DE 8- (1) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ve içe­ri­ği aşa­ğı­da­ki suç­la­rı oluş­tur­du­ğu hu­su­sun­da ye­ter­li şüp­he se­be­bi bu­lu­nan ya­yın­lar­la il­gi­li ola­rak eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne ka­rar ve­ri­lir:

a) 26/9/2004 ta­rih­li ve 5237 sa­yı­lı Türk Ce­za Ka­nu­nun­da yer alan;

1) İn­ti­ha­ra yön­len­dir­me (mad­de 84),

2) Ço­cuk­la­rın cin­sel is­tis­ma­rı (mad­de 103, bi­rin­ci fık­ra),

3) Uyuş­tu­ru­cu ve­ya uya­rı­cı mad­de kul­la­nıl­ma­sı­nı ko­lay­laş­tır­ma (mad­de 190),

4) Sağ­lık için teh­li­ke­li mad­de te­mi­ni (mad­de 194),

5) Müs­teh­cen­lik (mad­de 226),

6) Fu­huş (mad­de 227),

7) Ku­mar oy­nan­ma­sı için yer ve im­kân sağ­la­ma (mad­de 228),

suç­la­rı.

b) 25/7/1951 ta­rih­li ve 5816 sa­yı­lı Ata­türk Aley­hi­ne İş­le­nen Suç­lar Hak­kın­da Ka­nun­da yer alan suç­lar.

(2) Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı, so­ruş­tur­ma ev­re­sin­de hâ­kim, ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de ise mah­ke­me ta­ra­fın­dan ve­ri­lir. So­ruş­tur­ma ev­re­sin­de, ge­cik­me­sin­de sa­kın­ca bu­lu­nan haller­de Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan da eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne ka­rar ve­ri­le­bi­lir. Bu du­rum­da Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ka­ra­rı­nı yir­mi­dört sa­at için­de hâki­min ona­yı­na su­nar ve hâkim, ka­ra­rı­nı en geç yir­mi­dört sa­at için­de ve­rir. Bu sü­re için­de ka­ra­rın onay­lan­ma­ma­sı halin­de ted­bir, Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan der­hal kal­dı­rı­lır. Ko­ru­ma ted­bi­ri ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne iliş­kin ka­ra­ra 4/12/2004 ta­rih­li ve 5271 sa­yı­lı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re iti­raz edi­le­bi­lir.

(3) Hâ­kim, mah­ke­me ve­ya Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın bi­rer ör­ne­ği, ge­re­ği ya­pıl­mak üze­re Baş­kan­lı­ğa gön­de­ri­lir.

 (4) İçe­ri­ği bi­rin­ci fık­ra­da be­lir­ti­len suç­la­rı oluş­tu­ran ya­yın­la­rın içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı­nın yurt dı­şın­da bu­lun­ma­sı ha­lin­de ve­ya içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı yurt için­de bu­lun­sa bi­le, içe­ri­ği bi­rin­ci fık­ra­nın (a) ben­di­nin (2) ve (5) nu­ma­ra­lı alt bent­le­rin­de ya­zı­lı suç­la­rı oluş­tu­ran ya­yın­la­ra iliş­kin ola­rak eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı re’sen Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan ve­ri­lir.  Bu ka­rar, eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na bil­di­ri­le­rek ge­re­ği­nin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si is­te­nir.

(5) Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ge­re­ği, der­hal ve en geç ka­ra­rın bil­di­ril­me­si anın­dan iti­ba­ren yir­mi­dört sa­at için­de ye­ri­ne ge­ti­ri­lir.

(6) Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ko­nu­su­nu oluş­tu­ran ya­yı­nı ya­pan­la­rın kim­lik­le­ri­nin be­lir­len­me­si ha­lin­de, Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan, Cum­hu­ri­yet baş­sav­cı­lı­ğı­na suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­nu­lur.

(7) So­ruş­tur­ma so­nu­cun­da ko­vuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı ka­ra­rı ve­ril­me­si ha­lin­de, eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ken­di­li­ğin­den hü­küm­süz ka­lır. Bu du­rum­da Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı, ko­vuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı ka­ra­rı­nın bir ör­ne­ği­ni Baş­kan­lı­ğa gön­de­rir.

(8) Ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de be­ra­at ka­ra­rı ve­ril­me­si ha­lin­de, eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ken­di­li­ğin­den hü­küm­süz ka­lır. Bu du­rum­da mah­ke­me­ce be­ra­at ka­ra­rı­nın bir ör­ne­ği Baş­kan­lı­ğa gön­de­ri­lir.

(9) Ko­nu­su bi­rin­ci fık­ra­da sa­yı­lan suç­la­rı oluş­tu­ran içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı ha­lin­de; eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı, so­ruş­tur­ma ev­re­sin­de Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı, ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de mah­ke­me ta­ra­fın­dan kal­dı­rı­lır.

(10) Ko­ru­ma ted­bi­ri ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­tir­me­yen yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı­nın so­rum­lu­la­rı, fi­il da­ha ağır ce­za­yı ge­rek­ti­ren baş­ka bir suç oluş­tur­ma­dı­ğı tak­dir­de, al­tı ay­dan iki yı­la ka­dar ha­pis ce­za­sı ile ce­za­lan­dı­rı­lır.

(11) İda­rî ted­bir ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ye­ri­ne ge­ti­ril­me­me­si ha­lin­de, Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na, on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan yüz­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir. İda­rî pa­ra ce­za­sı­nın ve­ril­di­ği an­dan iti­ba­ren yir­mi­dört sa­at için­de ka­ra­rın ye­ri­ne ge­ti­ril­me­me­si ha­lin­de ise Baş­kan­lı­ğın ta­le­bi üze­ri­ne Ku­rum ta­ra­fın­dan yet­ki­len­dir­me­nin ip­ta­li­ne ka­rar ve­ri­le­bi­lir.

(12) Bu Ka­nun­da ta­nım­la­nan ka­ba­hat­ler do­la­yı­sıy­la Baş­kan­lık ve­ya Ku­rum ta­ra­fın­dan ve­ri­len ida­rî pa­ra ce­za­la­rı­na iliş­kin ka­rar­la­ra kar­şı, 6/1/1982 ta­rih­li ve 2577 sa­yı­lı İda­rî Yar­gı­la­ma Usu­lü Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re ka­nun yo­lu­na baş­vu­ru­la­bi­lir.

İçe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı ve ce­vap hak­kı

MAD­DE 9- (1) İçe­rik ne­de­niy­le hak­la­rı ihlâl edil­di­ği­ni id­dia eden ki­şi, içe­rik sağ­la­yı­cı­sı­na, bu­na ula­şa­ma­ma­sı ha­lin­de yer sağ­la­yı­cı­sı­na baş­vu­ra­rak ken­di­si­ne iliş­kin içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı­nı ve ya­yın­da­ki kap­sa­mın­dan faz­la ol­ma­mak üze­re ha­zır­la­dı­ğı ce­va­bı bir haf­ta sü­rey­le in­ter­net or­ta­mın­da ya­yım­lan­ma­sı­nı is­te­ye­bi­lir. İçe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı ken­di­si­ne ulaş­tı­ğı ta­rih­ten iti­ba­ren iki gün için­de, ta­le­bi ye­ri­ne ge­ti­rir. Bu sü­re zar­fın­da ta­lep ye­ri­ne ge­ti­ril­me­di­ği tak­dir­de red­de­dil­miş sa­yı­lır.

 (2) Ta­le­bin red­de­dil­miş sa­yıl­ma­sı ha­lin­de, ki­şi on­beş gün için­de yer­le­şim ye­ri sulh ce­za mah­ke­me­si­ne baş­vu­ra­rak, içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı­na ve ya­yın­da­ki kap­sa­mın­dan faz­la ol­ma­mak üze­re ha­zır­la­dı­ğı ce­va­bın bir haf­ta sü­rey­le in­ter­net or­ta­mın­da ya­yım­lan­ma­sı­na ka­rar ve­ril­me­si­ni is­te­ye­bi­lir. Sulh ce­za hâki­mi bu ta­le­bi üç gün için­de du­ruş­ma yap­mak­sı­zın ka­ra­ra bağ­lar. Sulh ce­za hâki­mi­nin ka­ra­rı­na kar­şı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re iti­raz yo­lu­na gi­di­le­bi­lir.

(3) Sulh ce­za hâ­ki­mi­nin ke­sin­le­şen ka­ra­rı­nın, bi­rin­ci fık­ra­ya gö­re ya­pı­lan baş­vu­ru­yu ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı­na teb­li­ğin­den iti­ba­ren iki gün için­de içe­rik ya­yın­dan çı­ka­rı­la­rak ha­zır­la­nan ce­va­bın ya­yım­lan­ma­sı­na baş­la­nır.

(4) Sulh ce­za hâki­mi­nin ka­ra­rı­nı bu mad­de­de be­lir­ti­len şart­la­ra uy­gun ola­rak ve sü­re­sin­de ye­ri­ne ge­tir­me­yen so­rum­lu ki­şi, al­tı ay­dan iki yı­la ka­dar ha­pis ce­za­sı ile ce­za­lan­dı­rı­lır. İçe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­nın tü­zel ki­şi ol­ma­sı ha­lin­de, bu fık­ra hük­mü ya­yın so­rum­lu­su hak­kın­da uy­gu­la­nır.

İda­rî ya­pı ve gö­rev­ler

MAD­DE 10- (1) Ka­nun­la ve­ri­len gö­rev­ler, Ku­rum bün­ye­sin­de bu­lu­nan Baş­kan­lık­ça ye­ri­ne ge­ti­ri­lir.

(2) Bu Ka­nun­la ek­li lis­te­de­ki kad­ro­lar ih­das edi­le­rek Baş­kan­lı­ğın hiz­met­le­rin­de kul­la­nıl­mak üze­re 5/4/1983 ta­rih­li ve 2813 sa­yı­lı Tel­siz Ka­nu­nu­na ek­li (II) sa­yı­lı lis­te­ye ek­len­miş­tir. Baş­kan­lık bün­ye­sin­de­ki ile­ti­şim uz­man­la­rı­na, Ku­rum­da ça­lı­şan Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Uz­man­la­rı­na uy­gu­la­nan ma­lî, sos­yal hak ve yar­dım­la­ra iliş­kin hü­küm­ler uy­gu­la­nır. İle­ti­şim Uz­ma­nı ola­rak Baş­kan­lı­ğa ata­nan per­so­ne­lin hak­la­rı sak­lı kal­mak kay­dıy­la, ka­ri­yer sis­te­mi, Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren al­tı ay için­de çı­ka­rı­la­cak yö­net­me­lik­le dü­zen­le­nir.

(3) Baş­kan­lı­ğa Ka­nun­la ve­ri­len gö­rev­le­re iliş­kin ola­rak ya­pı­la­cak her tür­lü mal ve­ya hiz­met alım­la­rı, ce­za ve iha­le­ler­den ya­sak­la­ma iş­le­ri ha­riç, 4/1/2002 ta­rih­li ve 4734 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Ka­nu­nu ile 5/1/2002 ta­rih­li ve 4735 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Söz­leş­me­le­ri Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne tâ­bi ol­mak­sı­zın Ku­rum büt­çe­sin­den kar­şı­la­nır.

(4) Ka­nun­lar­la ve­ri­len di­ğer yet­ki ve gö­rev­le­ri sak­lı kal­mak kay­dıy­la, Baş­kan­lı­ğın bu Ka­nun kap­sa­mın­da­ki gö­rev ve yet­ki­le­ri şun­lar­dır:

a) Ba­kan­lık, kol­luk kuv­vet­le­ri, il­gi­li ka­mu ku­rum ve ku­ru­luş­la­rı ile içe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­lar ve il­gi­li si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı ara­sın­da ko­or­di­nas­yon oluş­tu­ra­rak in­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ve bu Ka­nun kap­sa­mı­na gi­ren suç­la­rı oluş­tu­ran içe­ri­ğe sa­hip fa­ali­yet ve ya­yın­la­rı ön­le­me­ye yö­ne­lik ça­lış­ma­lar yap­mak, bu amaç­la, ge­rek­ti­ğin­de, her tür­lü gi­der­le­ri yö­net­me­lik­le be­lir­le­ne­cek esas ve usûl­ler da­hi­lin­de Ku­rum­ca kar­şı­la­na­cak ça­lış­ma ku­rul­la­rı oluş­tur­mak.

b) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ya­yın­la­rın içe­rik­le­ri­ni iz­le­ye­rek, bu Ka­nun kap­sa­mı­na gi­ren suç­la­rın iş­len­di­ği­nin tes­pi­ti ha­lin­de, bu ya­yın­la­ra eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne yö­ne­lik ola­rak bu Ka­nun­da ön­gö­rü­len ge­rek­li ted­bir­le­ri al­mak.

c) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ya­yın­la­rın içe­rik­le­ri­nin iz­len­me­si­nin han­gi se­vi­ye, za­man ve şe­kil­de ya­pı­la­ca­ğı­nı be­lir­le­mek.

ç) Ku­rum ta­ra­fın­dan iş­let­me­ci­le­rin yet­ki­len­di­ril­me­le­ri ile mül­kî ida­re amir­le­rin­ce ti­ca­rî amaç­lı top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­la­ra ve­ri­le­cek izin bel­ge­le­rin­de fil­tre­le­me ve blo­ke et­me­de kul­la­nı­la­cak sis­tem­le­re ve ya­pı­la­cak dü­zen­le­me­le­re yö­ne­lik esas ve usûl­le­ri be­lir­le­mek.

d) İn­ter­net or­ta­mın­da­ki ya­yın­la­rın iz­len­me­si su­re­tiy­le bu Ka­nu­nun 8 in­ci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sın­da sa­yı­lan suç­la­rın iş­len­me­si­ni ön­le­mek için iz­le­me ve bil­gi ih­bar mer­ke­zi da­hil, ge­rek­li her tür­lü tek­nik alt­ya­pı­yı kur­mak ve­ya kur­dur­mak, bu alt­ya­pı­yı iş­let­mek ve­ya iş­le­til­me­si­ni sağ­la­mak.

e) İn­ter­net or­ta­mın­da her­ke­se açık çe­şit­li ser­vis­ler­de ya­pı­la­cak fil­tre­le­me, per­de­le­me ve iz­le­me esas­la­rı­na gö­re do­na­nım üre­til­me­si ve­ya ya­zı­lım ya­pıl­ma­sı­na iliş­kin as­ga­ri kri­ter­le­ri be­lir­le­mek.

f) Bi­li­şim ve in­ter­net ala­nın­da­ki ulus­la­ra­ra­sı ku­rum ve ku­ru­luş­lar­la iş­bir­li­ği ve ko­or­di­nas­yo­nu sağ­la­mak.

g) Bu Ka­nu­nun 8 in­ci mad­de­si­nin bi­rin­ci fık­ra­sın­da sa­yı­lan suç­la­rın, in­ter­net or­ta­mın­da iş­len­me­si­ni ko­nu alan her tür­lü tem­si­li gö­rün­tü, ya­zı ve­ya ses­le­ri içe­ren ürün­le­rin ta­nı­tı­mı, ül­ke­ye so­kul­ma­sı, bu­lun­du­rul­ma­sı, ki­ra­ya ve­ril­me­si ve­ya sa­tı­şı­nın ön­len­me­si­ni te­mi­nen yet­ki­li ve gö­rev­li kol­luk kuv­vet­le­ri ile so­ruş­tur­ma mer­ci­le­ri­ne, tek­nik im­kân­la­rı da­hi­lin­de ge­re­ken her tür­lü yar­dım­da bu­lun­mak ve ko­or­di­nas­yo­nu sağ­la­mak.

(5) Başkanlık; Bakanlık tarafından 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, çocuk, kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığı ile Kurum ve ihtiyaç duyulan diğer bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile internet servis sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasından seçilecek bir temsilcinin katılımı suretiyle teşkil edilecek İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlar; bu Kurulca izleme, filtreleme ve engelleme yapılacak içeriği haiz yayınların tespiti ve benzeri konularda yapılacak öneriler ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları alır.

Yö­net­me­lik­ler

MAD­DE 11- (1) Bu Ka­nu­nun uy­gu­lan­ma­sı­na iliş­kin esas ve usûl­ler, Ada­let, İçiş­le­ri ve Ulaş­tır­ma ba­kan­lık­la­rı­nın gö­rüş­le­ri alı­na­rak Baş­ba­kan­lık ta­ra­fın­dan çı­ka­rı­la­cak yö­net­me­lik­ler­le dü­zen­le­nir. Bu yö­net­me­lik­ler, Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren dört ay için­de çı­ka­rı­lır.

(2) Yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra et­mek is­te­yen ki­şi­le­re, te­le­ko­mü­ni­kas­yon yo­luy­la ile­ti­şim ko­nu­sun­da yet­ki­len­dir­me bel­ge­si olup ol­ma­dı­ğı­na ba­kıl­mak­sı­zın, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra et­me­si ama­cıy­la yet­ki­len­dir­me bel­ge­si ve­ril­me­si­ne iliş­kin esas ve usûl­ler, Ku­rum ta­ra­fın­dan çı­ka­rı­la­cak yö­net­me­lik­le dü­zen­le­nir. Bu yö­net­me­lik, Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren beş ay için­de çı­ka­rı­lır.

İl­gi­li ka­nun­lar­da ya­pı­lan de­ği­şik­lik­ler

MAD­DE 12- (1) 4/2/1924 ta­rih­li ve 406 sa­yı­lı Tel­graf ve Te­le­fon Ka­nu­nu­nun 2 nci mad­de­si­nin (f) ben­di­ne aşa­ğı­da­ki cüm­le ek­len­miş­tir.

“Bu ida­rî pa­ra ce­za­la­rı­na iliş­kin ka­rar­la­ra kar­şı, 6/1/1982 ta­rih­li ve 2577 sa­yı­lı İda­rî Yar­gı­la­ma Usu­lü Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re ka­nun yo­lu­na baş­vu­ru­la­bi­lir.”

 (2) 4/7/1934 ta­rih­li ve 2559 sa­yı­lı Po­lis Va­zi­fe ve Sa­la­hi­yet Ka­nu­nu­nun ek 7 n­ci mad­de­si­nin onun­cu fık­ra­sı­nın bi­rin­ci cüm­le­sin­de yer alan “be­lir­ti­len” iba­re­sin­den son­ra gel­mek üze­re “te­le­ko­mü­ni­kas­yon yo­luy­la ya­pı­lan ile­ti­şi­me iliş­kin” iba­re­si ek­len­miş, ikin­ci cüm­le­si “Oluş­tu­ru­lan bu Baş­kan­lık bir baş­kan ile da­ire baş­kan­lık­la­rın­dan olu­şur.” şek­lin­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

(3) 5/4/1983 ta­rih­li ve 2813 sa­yı­lı Tel­siz Ka­nu­nu­nun 5 in­ci mad­de­si­ne aşa­ğı­da­ki fık­ra ek­len­miş­tir.

“Ku­rul­ca be­lir­le­ne­cek esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de, 4/1/2002 ta­rih­li ve 4734 sa­yı­lı Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­nun 22 nci mad­de­sin­de be­lir­ti­len doğ­ru­dan te­min usû­lüy­le ser­best avu­kat­lar ve­ya avu­kat­lık or­tak­lık­la­rıy­la avu­kat söz­leş­me­le­ri ak­de­di­le­bi­lir.”

(4) 1/11/1983 ta­rih­li ve 2937 sa­yı­lı Dev­let İs­tih­ba­rat Hiz­met­le­ri ve Mil­li İs­tih­ba­rat Teş­ki­la­tı Ka­nu­nu­nun  6 n­cı mad­de­si­nin  ikin­ci fık­ra­sı­nın son cüm­le­si “4/12/2004 ta­rih­li ve 5271 sa­yı­lı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu­nun 135 in­ci mad­de­si­nin al­tın­cı fık­ra­sı­nın (a)  ben­di­nin (14) nu­ma­ra­lı alt ben­di kap­sa­mın­da ya­pı­la­cak din­le­me­ler de bu mer­kez üze­rin­den ya­pı­lır.” şek­lin­de de­ğiş­ti­ril­miş; dör­dün­cü fık­ra­sın­da yer alan “An­cak” iba­re­sin­den son­ra gel­mek üze­re “ca­sus­luk fa­ali­yet­le­ri­nin tes­pi­ti ve” iba­re­si ek­len­miş; al­tın­cı fık­ra­sı­nın üçün­cü cüm­le­sin­de ge­çen “Bu mad­de” iba­re­si “Bu fık­ra” ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

GE­Çİ­Cİ MAD­DE 1- (1) Baş­kan­lı­ğın ku­ru­luş­ta­ki hiz­met bi­na­sı­nın ya­pı­mı, ce­za ve iha­le­ler­den ya­sak­la­ma iş­le­ri ha­riç, Ka­mu İha­le Ka­nu­nu ve Ka­mu İha­le Söz­leş­me­le­ri Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne tâ­bi ol­mak­sı­zın Ku­rum büt­çe­sin­den kar­şı­la­nır.

(2) Ha­len fa­ali­yet ic­ra eden ti­ca­rî amaç­la top­lu kul­la­nım sağ­la­yı­cı­lar, bu Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren al­tı ay için­de 7 nci mad­de­ye gö­re alın­ma­sı ge­re­ken izin bel­ge­si­ni te­min et­mek­le yü­küm­lü­dür­ler.

(3) Ha­len yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra eden ki­şi­le­re, Ku­rum ta­ra­fın­dan, te­le­ko­mü­ni­kas­yon yo­luy­la ile­ti­şim ko­nu­sun­da yet­ki­len­dir­me bel­ge­si olup ol­ma­dı­ğı­na ba­kıl­mak­sı­zın, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra et­me­si ama­cıy­la bir yet­ki­len­dir­me bel­ge­si dü­zen­le­nir.

Yü­rür­lük

MAD­DE 13- (1) Bu Ka­nu­nun;

a) 3 ün­cü ve 8 in­ci mad­de­le­ri, ya­yı­mı ta­ri­hin­den al­tı ay son­ra,

b) Di­ğer mad­de­le­ri ya­yı­mı ta­ri­hin­de,

yü­rür­lü­ğe gi­rer.

Yü­rüt­me

MAD­DE 14- (1) Bu Ka­nun hü­küm­le­ri­ni Ba­kan­lar Ku­ru­lu yü­rü­tür.