Gündem; Ölünün Arkasından Konuşulurmu?
Hasan Karakaya'nın yaşamını yitirmesinin ardından herkes bu sözü hatırlatıyor: "ölülerin arkasından konuşulmaz diye bir kural yok."
Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya hayatını kaybetti.
Karakaya'nın yaşamını yitirmesi sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girdi.
Nitekim ardından "ölünün arkasından konuşulur mu" tartışması başladı.
Çok sayıda Twitter kullanıcısınnı yorumları dikkat çekerken, en çok Hasan Karakaya'nın Türkan Saylan'ın ölümünün ardından kaleme aldığı yazı gündeme geldi
Karakaya, Türkan Saylan'ın vefatının ardından yazdığı yazıya tepkiler gelmesi üzerine "ölülerin arkasından konuşulmaz diye bir kural yok" demişti.
Karakaya, 21 Mayıs 2009 tarihli yazısında şu ifadelere yer vermişti:
"Türkan Saylan"la ilgili yazım”dan dolayı; “eleştiri” sınırlarını aşan ve hatta “hakaret” kavramını bile sollayıp “ağız dolusu küfürler” savuran edepsizler, şunu çok iyi bilsinler:
“Ölülerin arkasından konuşulmaz” diye bir kural yok... Bu konuda “dini bir hüküm” de yok!..
Hüküm, “ölüler”le ilgili değil, “ölüleriniz”le ilgilidir!.. Yani, emir; “ölülerinizin arkasından konuşmayın” şeklindedir!..
Sizin anlayacağınız;
“Ölüler” ayrıdır,
“Ölüleriniz” ayrı!."
Sosyal Medyadaki 'Ölü Arkasından Konuşma' Tepkilerine Yanıt
İlahiyatçı Yazar Osman Ünlü, Hasan Karakaya’nın ölümünün ardından başlatılan ‘ölünün arkasından konuşulup konuşulmayacağı’ tartışmalarına açıklık getirdi. Ünlü, “Kişi hayattayken insanlara zarar verdiyse, geride kalanları onun zararlarından korumak niyetiyle konuşulabilir” dedi.
Yeni Akit gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’nın, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi sosyal medyanın gündemine oturdu. Hasan Karakaya’nın bir köşe yazısında kullandığı “Ölülerin arkasından konuşulmaz diye bir kural yok. Bu konuda dini bir hüküm de yok” ifadesini örnek göstererek Karakaya hakkında çok sayıda hakaret içerikli yorum yapıldı. İslam dininde ölülerin arkasından konuşulup konuşulamayacağını değerlendiren İlahiyatçı Yazar Osman Ünlü, “İslamiyet’te ölünün de dirinin de arkasından konuşulmasına ‘gıybet’ denir. Bir kişinin duyduğunda üzülebileceği dünyevi kusurunu arkasından söylemek gıybet etmektir. Gıybet çok büyük bir günah ve haramdır. Ancak kitaplarda anlatılırken bazı istisnalar dikkat çeker. Bir insan, başkalarına ve Allah’ın yarattığı mahlukata zarar vermemişse onun arkasından konuşmak gayrimüslim bile olsa günahtır ve caiz değildir. Ancak bir kişi insanlara zarar verdiyse, onları aldattı ve kandırdıysa; o kişinin arkasından konuşulurken sadece hayattakileri onun zararlarından korumak niyetiyle ‘O kişi insanlara zulüm ediyordu’ denilebilir. Bunun dışında diğer hata ve kusurlarını söylemek uygun olmaz” ifadelerini kullandı.
Hataları ve kusurları varsa da oraya intikal etti. Kendisinin hayattayken söylediği sözler yanlış ya da doğru olabilir.
Yanlış olanları, ‘O böyle söyledi, dolayısıyla bu benim üzerime haktır, ben de onun aleyhinde konuşurum ve ona hakaret ederim demek’ başka bir cinayettir. ‘Daha önce bir arkadaşım intihar etmişti, dolayısıyla ben de edebilirim’ denmez.
O bir günahtı. Onun başkasının aleyhinde konuşması dinin bir hükmü değildir.
Onun yazdığı yazılar da delil olmaz. Biz de ‘Eden bulur’ diye bir atasözü vardır. İyilik eden iyilik; kötülük eden kötülük bulur.
Dolayısıyla yazısıyla, sözleriyle bir başkasına zarar vermediyse vefat ettikten sonra herhangi biri hakkında konuşmamalı, susmalı ve Allah-ü Teala’ya havale etmeli.
Çünkü zaten ahirete intikal etmiştir” diye konuştu.