İ.Ü. Kapısındaki Osmanlı Tuğrası Yasağı Sona erdirildi
İstanbul 1 Numaralı koruma kurulu kararı ile İstanbul Üniversitesi Kapısındaki Tuğra gün yüzüne çıkarıldı, 87 Yıllık Osmanlı DevletiDüşmanlığına son verildi.
Bir dönem ecdadımızı, Onların ilmini, bilimini, tarihi ve kültürel değerlerini yok saymak moda idi.
Cumhuriyetle birlikte çeşitli kurumlarda koltuk bulan İttihatçı zihniyet 600 yıllık Osmanlı, 300 yıllık Selçuklu medeniyetini yok sayarak, Dünyanın merkezi Anadoluyu tarih öncesi kavimlerle, Roma dönemi ile gündemde tutmaya gayret gösterdi.
Artık siyaset deyin Tarihe sahip çıkılıyor deyin İlim kapısı üzerinde ilmi ve tarihi yok sayan uygulamaya nihayet son verildi.
İstanbul Kültür varlıklarını koruma müdürlüğü, 1. Koruma kurulu sık sık şikayet konusu olan,
İstanbul Üniversitesi'nin tarihi ana giriş kapısında yer alan Eserin banisi, Sultan Abdülaziz'e ait tuğra'ın T.C yazısı ile örtülmüş olmasına son verdi
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü ana giriş kapısının restorasyon çalışması sırasında, Restorasyon kapsamında kapının üzerindeki Sultan Abdülaziz'in Osmanlı tuğrası üzerindeki mermer levha kaldırılarak ortaya çıkarıldı.
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü Ana giriş kapısındaki restorasyon yaklaşık 10 ay sürdü.
Cumhuriyet öncesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Milli Savunma Bakanlığı (Harbiye Nezareti) ve Genelkurmay Karargahı (Seraskerlik) olarak kullanılan, Cumhuriyetle birlikte de İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürülen Beyazıt'taki tarihi binanın kapısının üzerindeki Sultan Abdülaziz tuğrası, 87 yıl sonra üzeri açılarak yanlış uygulamaya son verilmiş oldu.
ÇALIŞMALAR YAPILDI
İstanbul Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı tarafından ayrılan bütçe ile, Akka Mimarlık tarafından sürdürülen tarihi kapının restorasyon ve konservasyon çalışmasında; cephe temizliği, taş onarımlar, kimyasal sağlamlaştırma, kalem işi süslemeleri de yapıldı.
ABDULFETTAH EFENDİ İMZASI DA ORTAYA ÇIKTI
15 kişilik bir ekibin görev aldığı restorasyon çalışmasında yapı üzerindeki kitabelerde isimleri görünen dönemin hattatlarından Kadıasker Mustafa İzzet Efendi ile Mehmet Şefik Bey'in imzaları açığa çıkarıldı. Ayrıca ilk defa bu çalışmayla birlikte tuğralar üzerinde hattat Abdulfettah Efendi imzası da gün yüzüne çıkmış oldu. Kapının kuzey cephesinde yani arka kısmında yeni bir tuğra olduğu da tespit edildi.
YASAK GELMİŞ VE TUĞRANIN ÜZERİ KAPATILMIŞTI
Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) kapısının üzerinde celi sülüs yazıyla 'Daire-i Umur-i Askeriyye' bu ibarenin sağ ve sol tarafında da fetih ve zafer ayetleri yazılı. Mütareke devrinde İngilizler tarafından kullanılan Harbiye Nezareti binası, Lozan Antlaşması'ndan sonra boşaltılınca Darülfünun'a tahsis edilmişti. 1927 yılında ise, daha önce İngilizlerin dahi dokunmadığı kitabe ve hat sanatlarını yok etmek amacıyla kanun çıkarıldı. "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bulunan bütün mebani-i resmiyye ve milliyye üzerindeki tuğra ve methiyelerin kaldırılması hakkında kanun" çıkınca, Darülfünundaki bu hat yazıları da kapatıldı. Aslında kanunla sökülmesi emredilmiş ancak, Darülfünun emini İsmail Hakkı Bey, kendisi bir hat sanatçısı olduğu için ve Hattat Mehmed Şefik Bey'in elinden çıkan kitabenin ne kadar değerli bir sanat eseri olduğunu bildiği için mermerlerle kapatmıştı.
1933 yılında ise mermerin üzerine T.C kısaltması yazılmıştı.
'TARİHİMİ GERİ VER' KAMPANYASI
Restorasyonla birlikte 1927'de üzeri kapatılan Sultan Abdülaziz'e ait tuğra, 87 yıl saklı kaldığı yerden ortaya çıkarıldı. T.C ibaresi ise İstanbul Üniversitesi amblem ve yazısının önüne getirildi. 2 yıl önce üniversite öğrencileri ve Ulusal Öğrenci Konseyi, sosyal medyadan 'Tarihimi Geri Ver' kampanyası başlatmıştı.
TUĞRANIN ÜSTÜ AÇILMADAN EVVELKİ HALİDİR
Ekleme Tarihi: 10.04.2014 21:12