Kendi Elektriğini kendin üretirken

Küçük ölçekli enerji üretimi konusunda dünyadan çok gerilerde kaldık Neden Hukuki altyapı var ama uygulamada karılaşılan sorunlar


Lisanssız elektrik üretimi, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri (I)

 

Lisanssız elektrik üretimi, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri (I) Lisanssız elektrik üretimine yönelik 2007 yılında çıkarılan Kanunla üst sınır 200 kW olarak belirlenmişti. 2008 yılında bu sınır 500 kW'a ve 30 Mart 2013 tarihinde de 1000 kW sınırına yükseltildi. 2007 yılından bugüne toplamda 1000 kW'lık bir tesisi sisteme bağlayabilmiş değiliz.

 

Gerekçesi her ne olursa olsun. Bugünkü yapıyla, düşünceyle, yaklaşımla hareket ettiğimiz sürece de bağlayamayacağız. Tesis kuran mı yok, yoksa olan mı çok. Kanun var, yönetmelik var, tebliğ var ama olmuyor. Neden olmuyor? Almanya yılda 7000 MW güneş enerji santrali kurarken biz 1 MW kuramuyorsak burada bir sıkıntı var demek. Sıkıntının, problemin kaynağını tespit etmek ve bu olumsuzlıkları ortadan kaldırmak lazım. 

 



Adı üzerinde lisanssız elektrik üretimi. Kendi ihtiyaçlarını karşılama maksadıyla köylü Ahmedin, kasap Murat'ın, sanayici Hasan'ın, işletmeci Mustafa'nın, turizimci İsmail'in kendi ihtiyaçlarının tamamını veya bir kısmını karşılayabilecekleri yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisi kurmalarına imkan tanınmıştır. Burada üretilen 100 birim enerjinin ister tamamını kullanın, ister 1 birimini kullanın 99 birimini şebekeye verin, yada 99 birimini kullanın 1 birimini şebekeye verin ilgili yönetmelik kapsamında tesis kurabilme imkanı verilmiştir. Bu, devletin vatandaşına kanun ve yönetmeliklerle vermiş olduğu bir haktır. Bu hakkı dileyen kullanır, dileyen kullanmaz. 

 

Aslında lisanssız elektrik üretiminin iki yönü var; bunlardan biri lisanslı üretim tesislerinde olduğu gibi elektrik üretimi, ikincisi de elektrik üretimine yönelik imkanları toplumun geneline yaygınlaştırmak suretiyle bu konuda sosyal adaletçi bir yaklaşım sağlamasıdır. Bu nedenle lisanssız elektrik üretimine bu yönüyle de bakılarak mevzuat yapımında ve uygulanmasında bu durum dikkate alınmalıdır. 

 

Lisanssız elektrik üretiminde öne çıkan üç kaynak var. Bunlardan birincisi hidroelektrik santraller (HES), ikincisi rüzgar enerji santralleri (RES) ve üçüncüsü de güneş enerji santralleri (GES). Bu üç kaynağı lisanssız elektrik üretimi açısından ele almak gerekirse. 

 

Hidroelektrik santraller 

 

Bu konuda öncelikle lisansa tabi HES'lerdeki son durumu hatırlarsak. Gerekli yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nün web sayfasında bu konudaki tablolalara bakıldığında 1650'ye yakın HES için başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu projelerden 1216'sı özel sektör tarafından, 400 küsürü de DSİ ve mülga EİE tarafından geliştirilmiş olan projelerdir. Bu projelerin dışında da henüz müracaata açılmamış HES projeleri var. Burada başka bir ayrıntı daha var. DSİ şimdilik özel sektör tarafından geliştirilmiş olan projelere müsade etmemektedir.

 

HES'lerle ilgili bu tespiti yaptıktan sonra gelelim HES'ler için lisanssız elektrik üretimi yönetmeliği kapsamındaki başvurulara. Sanırım DSİ, HES'ler açısından lisanssız elektrik üretimine mesafeli bakıyor. Belki kendince haklı da olabilir. DSİ'nin lisanssızda HES'lere mesafeli yaklaşmasının bana göre üç nedeni olabilir. Birincisi lisanssız projelerin lisanslı projelerle olabilecek kot çakışmaları, kaldıkı bu problem zaman zaman lisanslı projelerde de yaşanmakta. İkincisi, henüz değerlendirilmemiş olan akarsu havzalarının lisanssız kapsamında rantabıl olarak kullanılayamayacak olması, yani 10 MW kurulu gücünde bir HES'in yapılabileceği bir yerde 1 MW'lık HES yapılması durumunda potansiyelin doğru değerlendirilemeyeceği endişesinin taşınması, üçüncüsüde HES'lere yönelik tepkilerin lisanssızla birlikte daha da artma endişesi sayılabilir. Bu yönüyle bakıldığında bu endişelerin çok da yersiz olmadığı görülür. 

 

HES'lerle ilgili madem böyle endişeler vardı, ozaman HES'leri lisanssız kapsamına almamak gerekmezmiydi. Bildiğim kadarıyla lisanssız kapsamında HES'lere şuan müsade edilmemekte. Kanun var, yönetmelik var bir de endişelerimiz var. Burada bir çelişki yok mu? Var. Peki çözüm ne? Çözüm lisanssız kapsamında HES'lere verilecek olan müsade için yapılan baş vuruları sürüncemede bırakmak değildir. 

 

Lisanssız kapsamındaki HES başvurularında şu iki konuya dikkat edilirse, sanırım çözüm bulunmuş olur. Bunlardan birincisi lisanslı projelerle lisanssız projelerin çakışmasını ve lisanslı projelerdeki proje değişikliklerinin önünü tıkamamak için akarsu havzalarının ana kollarına ve ana kollara bağlı yan kolların dışına baş vuru yapılması sağlanır. İkincisi, baş vuru yapılan projelerin havzalara göre yağış alanı kısıtları getirilebilir. Diyelimki, lisanssız başvurularda yağış alanı sınırı; doğu karadeniz havzasında 15 km2, batı karadeniz havzasında 30 km2, sakarya havzasında 100 km2 gibi. Bu iki kural sanırım lisanssızda HES'ler için çözüm olacaktır. İşin bir de iş gücü ve ekonomik hayata katkı tarafı var. Küçük ölçekli bu projeler sebebiyle yeni iş imkanları, yeni iş kolları oluşacak, ekonomik ve sosyal hayatın gelişimine de katkı konacaktır. Bu konunun çözüme kavuşması bu yönüylede önemlidir. 

 

Rüzgar enerji santralleri 

 

Bilindiği gibi ülkemizin RES potansiyeli mülga EİE verilerine göre 7 m/sn ortalama rüzgar hızları için 50 bin MW civarındadır. HES'lerle ilgili durumu yukarıda izah etmeye çalıştım. Lisanslı projelerde RES'lerin HES'lerden bir farkı var. HES'lerde yukarıdaki endişeleri bir tarafa bırakırsak, 40âÃ?Â?"45 bin MW'lık potansiyel ya işletmede, ya inşa halinde, ya müracat edilmiş ancak proje seviyesinde, ya da projesi var müracat bekliyor. Bu yönüyle HES'lerde lisanssıza bağlı potansiyelin değerlendirilememesi kaygısı daha az olacaktır. RES'lerde ise henüz 11 bin MW civarındaki bağlantı görüşü dışındaki potansiyel sahalar için lisanssız kapsamında başvuruyu engelleyecek bir kısıt yok sayılır. Bu yönüyle bakıldığında RES'ler için lisannsızı tamamen serbest bırakmak ne derece doğrudur. Bunu düşünmemiz gerekir. Bu görüşlerimi daha öncede dile getirdim ancak lisanssızda RES'lere özgü bir kısıtlama getirilmedi. 

 

Güneş enerji santralleri 

 

Aslında lisanssız elektrik üretimine daha uygun ve diğer iki kaynaktan daha sorunsuz olan GES'ler gözüküyor. Hiç kimse sizin çatınıza, yada bahçenize lisanssız kapsamında bir tesis kuramaz. Bu yönüyle ülkemiz GES potansiyelinin olumsuz değerlendirilmesi de söz konusu değildir. 

 

Almanya'da kurulu GES kurulu gücü yaklaşık 33 bin MW civarındadır. Bu gücün 'u 1-10 kW arası, 8'i 10-100 kW arası, #'ü 100 kW üzeri sanayi tipi çatı uygulamaları ve geri kalanı da büyük ölçekli arazi uygulamaları. 1-100 kW arası uygulamalar toplam gücün H'ine karşılık gelmektedir. Almanya için başka bir dikkat çeken konu ise toplam gücün yarısına yakını alçak gerilim seviyesinden sisteme bağlanmış olması. 

 

Almanya'daki GES'lerden yıllık üretilecek enerji yaklaşık 25 milyar kWh tahmin edilebilir. Aynı tesislerin Türkiye'de olduğu düşünülürse üretilecek enerji 50 milyar kWh civarında olacaktır. Bu rakam ülkemizde işletmede bulunan HES'lerden üretilecek enerjiye eşdeğerdir. 1950 lerde başlayıp 2013'e gelenedek geçen 63 yıllık süreçte kurduğumuz HES'lerden ancak bu kadar enerji üretebiliyoruz. Dolayısı ile bu konu önemli. Bu konunun önünün açılması için herkes üzerine düşeni yapmalı. Anadolu tabiriyle bunun önüne kim gever oluyorsa ister kamu kurumlarında, isterse özel sektör içerisinde olsun ürkek, korkak, elini taşın altına koymayan bürokrata el çektirilmelidir. 

 

GES'lerle ile ilgili henüz işin başındayız. Diğer yenilenebilir kaynaklarla ilgili yapılan hatalar burada tekrar edilmemelidir. O yüzden yanlışlarımızı ivedilikle düzeltmeli ve işin hızlı ve doğru yürümesini sağlamalıyız. 

 

Lisanssız kapsamındaki GES'ler için yaşanan sıkıntıların bir ikisinden bahsetmek isterim. Diyelim çatınıza bir iki kW'lık bir GES kuracaksanız. Sizden istenenlerden biri bu çatının ve binanın bu gücteki tesisi taşıyıp taşımayacağına yönelik hesapların yapılarak belediyeden veya özel idareden onaylatılması. Bir kW'lık bir GES'in kapsamındaki panellerin toplam ağırlığı 80 kg, m2 başına ağırlığı ise tüm aparatları ile birlite 15 kg gelir. 

 

Hadi çatıyı kontrol ettinizde binanın bu yükü taşıyıp taşımadığını nasıl kontrol edeceksiniz. Çünkü istedenlerden biri de bu. Yada bu bir kW'lık GES'i arazide yaparsanız ozamanda zemin etüdü yaptırmanız gerekiyor. Eğer m2 ağırlığı 15 kg olan bu tesisi çatınız taşımıyorsa ve bu kadar hassas bir denge içindeyse bırakın bu çatı yıkılsın, ayakta durması hata. Hiç bir zaman statik hesaplamalarda ucu ucuna bir hesap zaten yapılmaz. Mutlaka bu yükler bir emniyet katsayısı ile artırılır. Yok öyle değilse insanları yormayın. Zira çatının üzerine koyduğunuz GES'in ekonomik değeri çatınızdan daha kıymetli. Eğer çatısında problem olduğunu düşünen varsa bırakın bunu da onlar düşünsün ve tedbirini alsınlar, hesabını kitabını yaptırsınlar. Bunun için herkesi mecbur tututup herkesten belediye onayı getirmesini istemek işi içinden çıkılmaz hale sokmaktır. 

 

Bu hesaplar zaten yapılacaktır. Burada bir sorun da yok. Fakat bu hesapları gidip belediyeden, il özel idaresinden onaylatacaksın denilince iş burada çıkmaza giriyor. Bu hesapları yapan mühendislerin imzasının hiç mi kıymeti yok. Elbette onay alınacak yapılar vardır. Ancak bu ölçekteki bir yapının hesaplarını başka bir kurumdan onaylatılmasının istenmesi işi yokuşa sürmekten, sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir. Birde bu tesisin binanıza olan etkilerini yani kolon kiriş temel sistemine olan etkilerini hesapla ortaya koyun denince iş tamamen çıkmaza giriyor. 5 kW'lık bir tesisin görüşünü almak için üç ay belediyenin kapısını aşındıran insanlar var. Bu şartlar altında özellikle 1-10 kW aralığındaki GES'lerin yapılma olasılığı ortadan kalkar. Çünkü bu büyüklükteki tesisleri kuracak olanlar tesislerinin bedellerinin yanına çatı hesapları, bina hesapları, zemin etütleri, ÇED için muafiyet raporları vs.'leri karşılamaları söz konusu değildir. 

 

1 kW'lık bir tesisle 1000 kW'lık tesisi aynı kurallar dairesince yürütmeye çalışırsak sistem tıkanır. Aslında biz bunu hep yapıyoruz. Benzer hataları HES'lerde yaptık. Şimdi aynı hataları GES'ler için tekrar ediyoruz. Burada yapılması gerekenlerden biri en azından belli kW'ın altındaki tesislerden bu tür talepler istenmemeli. Mesela çatı uygulamaları için 25 kW, arazi uygulamalrı için 50 kW'lık GES'ler için sadece TEDAŞ'a elektriksel projelerin sunulması yeterli olmalı. Aksi takdirde bu işi yürümez ve doğalgaza talim etmeye devam ederiz. 

 

Maksut Saraç 

maksutsarac@hotmail.com 

msarac@yegm.gov.tr