Ramazan, Oruç tarihi ve Orta yolu tavsiye edenler

Ramazan orucuna başlama tarihi üzerine gene ihtilf çıktı, Bilerek veya bilmeyerek ihtilaf yapanlar Müslümanlar arasında fitneye sebep olmakta, Ümmetin birbirine buğz etmesinin yolunu açmaktadır.


28 Haziran 2014 tarihinde ilan edilen oruca başlama takvimine daha şimdiden Vahhabi zihniyetliler nedeniyle itilaf çıktı, Selefilik iddia eden Suudlara itibar etmeyeceğiz ama Greenwich  verilerini kabul eden Diyanete nasıl itibar edeceğiz?

 

Dün Fatih'te Bir camiye yolum düştü, Farzın bitimine rasladığım için ceaate katılmadım, Arka tarafta kendim kıldım. 

Namaz sonu İmam! Ramazan orucu öncesi diyanetin verdiği oruç takvimine uyulmasını, Ramazan orucu öncesi "Çıkan iktilaflara" itibar edilmemesi, karşılama adı altında nafile oruç tutulmasının yasaklandığını, Hadisi şerif gereği cemaate vaaz etti.

 

Cemaat dağılırken kendisine Orucun ay takvimine göre tutulduğunu, Dünyanın ve Ayın tüm hareketlerinin ilmen tespit edildiğini, Yüzlerce, Binlerce sene sonra meydana gelecek yıldız ve gezegen olaylarının bu günden bilindiğini, Bu nedenle Astronomi ilmi neyi ortaya koyuyorsa ona uymanın aklın ve İslamın hükmü olduğunu söyledim.

 

Bu Diyanet Görevlisi ile anlaşmamız mümkün olmadı, Sorduğum sorulara islami cevap vermek yerine beni dinsizlikle suçlamaya varan ithamları karşısında kendisini Allaha havale ederek oradan ayrıldım. 

Ve bu araştırmayı yapmama sebep oldu.

İşte böyle yarım doktor candan, yarım namaz mamuru dinden ediyor insanları



Her yıl arabistan Selefi iddilarla orucu önceye veya sonraya aldığına şahit oluyoruz, Gerekçe olarak ise hilalin çıplak gözle gözlenmesini gösteriyorlar. Bir kere ilmi, teknik konularda Resulullahı taklit edeceğiz diyenler asrın teknoloji nimetlerinden faydalanmaması gerekiyor.

Vehhabi suudların selefiliği yalandan ibarettir, Dünya hayatını kolaylaştıran her ilmi aracı kullanırlar, işlerine geldiği zaman ilmi inkar ederler. Bu nedenle Suudun vehhabi fitnesine uymamak gerekiyor.

 

Ayrıca Diyanetin referans kabul ettiği Greenwich takvimi bir Müslümanı bağlamamalı, Neticede batının Müslümanları yanıltmak için yaptığı girişimlerin haddi hesabı yoktur.

Yeryüzünde hala Müslümanlara ait bir rasathane, Gözlemevi yoktur, Müslüman ülkelerindeki astronomi fakültelerinin de gözlem yayınlama hizmetine raslamadım

 

Çağımızda Yer ve gök hareketleri dakikası dakikasına bilinmekte 76 yılda bir dünyamızın yakınından geçerken çıplak gözle göreceğimiz şekilde ziyaret eden 

 

Halley kuyruklu yıldızının, Hangi saatte hangi enlem ve boylamda en yakın nerede izleneceğini hesaplıyabiliyoruz. Bu nedenle modern asronimiye itibar etmek zorundayız. Ama!



Kandilli Rasathanesi, 28.3.1983 tarih ve 2809 sayılı kanunla yasalaşan 41 sayılı kanun hükmünde kararnameyle Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde “Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü” adı altında rektörlüğe bağlı bir enstitüye dönüştürüldü.

Kandilli rasathanesi resmi-dini takvimizi tespit ediyor, Elbetteki Kandili gözlemevi İngilteredeki Greenwich Gözlemevi'ne bağlı olarak çalışıyor. (1)



Dünyanın her işini tekeline almaya çalıştığı batı bizim ibadetlerimizle ilgisi olan takvim ve saat uygulamalarımızda referans olmamalı. Müslümanlar kendi gözlemevlerini kurmalı, Müslüman alemine gerek Miladi, Gerek Hicri takvimin tespit edilmesinde hizmet etmeli.

Namaz saatlerimizi bu islam gözlemevi tespit etmeli, Maalesef böyle bir kurumun olmaması beni kandilliye karşı hep tedbir almaya mecbur etmiştir.

26 Aralık 1925 tarih ve 698 sayılı “Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili Hakkında Kanun” ile kameri aybaşları ve dini günlerin saptanması görevi Kandilli Rasathanesi’ne verilmiştir.



Gümüzde birçok konuda olduğu gibi Takvim konusunda da batıdan farklı bir uygulamaya girmemiz mevcut anayasamıza aykırıdır, Değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek maddler içinde Takvim de vardır.

Durum böyle iken biz kişisel olarak tedbiren Ramazan farz orucu diye değil, Nafile oruç niyetine, İhtilaflı Ramazanlarda  bir gün önce oruca başlamanın zaruret olduğu kaçınılmazdır.

Günümüzde nasıl ki Diyanetimiz açıkça itiraf etmeseler dahi Türkiyede Cuma ibadetinin Farz-Vacip birçok şartlarının olmaması nedeniyle eda edilen ibadetin Cuma olmayacağı endişesi ile "Zuhru Ahir" vaktin mutlak farz olan öğle namazının farzını eda etmemizi israrla tembihliyorlar. Bu nedenle 2 rekat olan Cuma namazını 16 rekat kılmamızda israr ediyorlar.



Diyanet hocaları Cumaya gelince şartların gereği tedbir alınmasını isterken, Takvim ve Saat konusunda tedbir alınmasını yasaklayan vaazlar yapıyorlar, Bu konuyu anlamak mümkün değil.

 

Bu konuda akademik kariyeri olan hocalarımızın tespitlerini aşağıya aldık.

 

Ramazana erken başlayan ülkeler bizi neden şaşırtmamalıdır?

 

Soru: Çoğunlukla Ramazan başlarında, oruca başlama günlerinde tereddütler yaşanır, ihtilaflar çıkarılır. 

Bir de bakarsınız ki, bazıları geceden haberler duymuşlar, falan ülkede Ramazan'ın başladığı ilan edilmiş, öyle ise bizim de onlara uyarak oruca başlamamız gerekir, diyerek bir gün öncesinden oruca başlama tartışmasını da başlatmış olurlar. Böylesine mübarek günün başında Ramazan'a başlama tartışması uygun düşüyor mu? Bunun sebebi nedir, böyle bir karışıklığı önlemenin çaresi yok mudur?

 

***

Cevap: Elbette Ramazan'ın başında birlik beraberliği bozucu bir tartışmanın yaşanması uygun düşmüyor. Nitekim geçmişte böyle tartışma yapanlar bugün artık başka ülkelere değil, kendi ülkelerindeki rüyeti (2) esas alan takvime göre hareket ediyor, ihtilafa sebep olmaktan uzak kaldıkları da görülüyor. 

Bu bakımdan, ihtilaflar gittikçe azalarak ittifaka doğru gelişmeler söz konusu oluyor, diye düşünmek mümkündür.

 

Bununla beraber, ülkeler arasında azalarak da olsa devam eden bu ihtilafın temelinde (içtihadî) bir hesap meselesinin varlığı da inkar edilemez. Şöyle ki:

 

- Oruca başlamak için ayın güneşle içtimaına mı bakılacak, yoksa içtimadan sonraki gündeki rüyete (2) mi itibar edilecek? Ramazan, hangisine göre başlatılacak?

 

İşte cevabında ittifak edilemeyen soru budur.

 

- Bizden bir gün önce oruca başlayanlar, ayın güneşle aynı hizaya geldiği kavuşumu esas alıyorlar, biz ise kavuşumdan sonraki rüyeti (2) esas alıyoruz! Böylece bir gün fark doğmuş oluyor. Diyanet'in bu seneki Ramazan'a ait rüyet tespitini şöyle özetlemek mümkündür.

 

Deniyor ki: "Önümüzdeki 28 Haziran Cumartesi günü akşamı (Greenwich saatiyle) 19.59'da içtima, bir gün sonraki pazar günü 10.31'de de rüyet gerçekleşecektir! Bu sebeple içtima ile rüyet arasında bir gün fark oluştuğundan, içtimaı esas alan ülkeler, pazar günü başlayacaklar, rüyeti esas alan bizler de pazartesi günü başlayacağız!.."

 

İşte konunun özeti budur. İleride birleşeceğine inandığımız bu içtihad farkını bugün büyütüp de birliğimizi bozucu bir ihtilaf haline getirmeye hiç gerek yoktur. Gittikçe gelişen ilmin gereği gerçekleşecek, geç de olsa hadis-i şerifin emri olan rüyet esas alınarak birlik sağlanacaktır.

 

Ayrıca oruca başlama gününde telaşa gerek de yoktur. Fıkıh kitaplarında başlangıç konusunda şüpheci olanlara çareler de gösterilmiştir. Şöyle ki:

 

Ramazan'dan bir gün öncesine şek günü denilmektedir. Bu şek gününde niyetini bilenler, isterlerse oruç tutabilirler. İşte bu oruç, Ramazan'a başlama ihtilafını önleyen bir oruçtur. Çünkü bir gün önce tuttuğu nafile orucu, (şayet o gün Ramazan ise) Ramazan orucu yerine geçer, bir mahzur olmaz. Ramazan değilse, zaten nafile niyetiyle tutmuştur. Ramazan'ın başlama gününe şüphe düşürmez.  Yeter ki niyetini doğru yapsınlar.

 

İmam-ı Ebu Yusuf, Bağdat'ta Ramazan'dan bir gün önce, 'Ramazan ise farza, değilse nafileye' diyerek oruca niyet edenlere mani olmuştur. O sırada kendisine 'Sen bugün oruçlu değil misin?' diye soran adamın kulağına eğilerek, "Ben bugün oruçluyum, ama niyetini biliyorum. Nafileye niyet ettim. Bunlar niyetini bilmiyor, Ramazan ise Ramazan'a, değilse nafileye..." diyerek Ramazan'ın başlama gününe şüphe düşürüyorlar, fitneye sebep oluyorlar şeklinde verdiği cevap, Tenvir'den naklen Nimet'ül-İslam'da ifade edilmektedir.

 

Anlaşılan odur ki; Ramazan'dan bir gün önce Ramazan mı, değil mi tartışması başlatarak ileride düzeleceğini ümit ettiğimiz içtihadî bir konuyu birliğimizi bozucu ihtilafa çevirmeye hiç gerek yoktur.

 

Çünkü takvimdeki rüyeti esas alan başlama gününe güvenmeyenler, bir gün önce nafile oruca niyet edebilirler. Böylece o gün gerçekten Ramazan ise orucu tutmuş olurlar. Değilse nafile oruç tuttuğundan Ramazan'ın başlangıcına şüphe de düşürmemiş sayılırlar.

 

Şayet takvime itimat etmeme titizliği, dinî hassasiyetten kaynaklanıyor da, bu vesile ile bir yerlere tepki gösterme maksadı taşınmıyorsa tabii.

http://www.ahmetsahin.org/makaledetay.asp?id=1073

 

Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ anlatıyor: 

 

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şaban ayının günlerini hesapladığı kadar başka bir ayın günlerini hesaplamazdı. Sonra Ramazan hilâlini görünce oruca başlardı. Eğer bulut araya girer (hilâli göremez) ise (Şaban’ı) otuz gün olarak hesaplar, sonra Ramazan orucuna başlardı. (Ebu Dâvud, Savm: 6)

 

İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ anlatıyor: 

 

Bir bedevi Resulullah Sallallâhu Aleyhi Veselleme gelerek: “Ben hilâli (Ramazan hilâlini) gördüm!” dedi. Sallallâhu Aleyhi Vesellem: “Allah’tan başka ilâh olmadığına şehadet getirir misin?” dedi.

Adam buna da, “Evet!” diye cevap verince, Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem: “Ey Bilal! dedi, halka yarın oruç tutmalarını ilan et!” (Ebû Dâvud, Sıyam: 14; Tirmizî, Savm: 7; Nesai, Savm: 8; İbni Mâce, Sıyam: 6)

 

Efendimiz hilali görme konusunda bir bedevinin yaptığı yemini kabul etmektedir.

Efendimizin, bir bedevinin şahitliğini kabul ettiğine bakıldığında, bugün bazı insanların onlarca ilim ehlini dikkate almamalarının bariz bir hata olduğu açıktır.

 

Kaldı ki, İslam aleminde bu tür ihtilaflar fitneye vesile olmak da, inananların çelişki içerisine düşmelerine neden olmaktadır. Oysa ki fitne yüce kitabımızda adam öldürmekden daha kötü olarak vasıflandırılmıştır. (Bakara,191)

 

Efendimiz; oruçda, bayramda ve diğer dini amellerimizde ümmetin ortak hareket etmesini tavsiye etmiş ve ancak amelin bu şekilde muteber olacağını ifade etmiştir:

 

Netice itibariyle; Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Ramazan hilalini gördükten sonra oruca başlamış, Şevval hilalini görünce de bayram yapmıştır. 

 

Hilali görerek oruca başlama konusunda da dikkatli hareket etmiş, herkesi görmeye teşvik etmiş, gören çıkınca da onun şahitliği üzerine orucu başlatmıştır.

 

Hilali görmede mutlaka çıplak gözle görülecek demek de, bir zorlamadır ve inandırıcı bir davranış değildir. 

 

Önemli olan, hilalin ilk gece akşam saatlerinde görülmesidir. Zaten ilk gün hilal çok ince olacağı için herkesin açık ve net olarak görebilmesi mümkün değildir.

 

Bunun için teleskopla, astronomi biliminin verilerini kullanarak hilali gözetleyip görmek de “hilali görme” anlamına gelmektedir.

 

Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Biz ümmi bir milletiz, ne yazı ne de hesap biliriz” buyururken de bunun bir hesap işi olduğunu da bildiriyor. 

 

O dönemde astronomik hesaplar bu kadar ileri seviyede değildi.

Ama bugün hilali gözetleme meselesi ve Ramazan veya Şevval hilalinin görülmesi astronomi için çok basit ve sıradan bir iş haline gelmiştir.

 

Diğer yandan yukarıda mealini verdiğimiz hadiste Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Müslümanların birlikte hareket etmelerine de dikkat çekmiş ve bize birlik mesajı vermiş bulunmaktadır. 

 

Astronomi ilmi, yıllar sonra ayın ve güneşin tutulacağını nasıl haber veriyor ve saniyesi saniyesine aynen çıkıyorsa, teleskopla hilali görme meselesine de aynı şekilde itibar etmek en isabetli olanıdır. 

 

Ama bu hiçbir zaman çıplak gözle hilali gözetlemeye engel olmadığı gibi, hilali gözetlemeyi terk etme anlamını da taşımaz.

www.sorularlaislamiyet.com

 

Açıklamalar:

(1)Greenwich Gözlemevi. Greenwich Gözlemevi, İngiltere Kraliyet Rasathanesi adıyla 1675 yılında, İngiltere Kralı II. Charles tarafından 

 

kurdurulmuştur.

(2) Ruyet, görmek, görüş anlamında kullanılan arapça kökenli bir kelime

 

BİR ÖRNEK UYGULAMA



Yayın tarihi: 18.06.2014 23:18