SIRADA BEKLEYEN MAÇLARIN ÖZNESİDİR AŞK.

Hayırdır inşallah iç içe geçmiş; 'İki Film Birden' başlığında olduğu gibi yazabileceğimiz rüyalar gördüm dün gece...

SIRADA BEKLEYEN MAÇLARIN ÖZNESİDİR AŞK.

Hayırdır inşallah iç içe geçmiş; 'İki Film Birden' başlığında olduğu gibi yazabileceğimiz rüyalar gördüm dün gece...

İlkinde Muharrem Kurt Vefa stadında penaltılara kalan maçta takımının kaderini belirleyecek kura atışında yere kadar eğilip kurayı kazandıklarını -dosta düşmana-ilan ediyor, hemen akabinde yeni uygulamayla kaleye geçip, ilk penaltıyı yine kendisi kurtarıyor.

Bu nasıl bir uygulamaysa artık finale kalan iki takımın yetkilileri -bu defa işi şansa bırakmayıp-,kendi göbek bağlarını yine kendi kesecekler diye düşünün.

Uzatmayalım hikâye olarak kalsın; rüya bu ya final maçında hakem olarak görev almışım,-uzak gözlüğüm yanımda olmadığı halde-seyirciden tek bir ıslık almadan maçı bitirmişim filan.

Neden sonra sırasıyla penaltılar atılıyor, renklerini çıkartamadığım rakip kaleci şartların kendi aleyhine olduğunu fısıldıyor kulağıma.

Normalde Balat Güven Sporu tutmak lazım ama elimde değil mağduriyet karşısında önce yutkunup sonra yetkili kaleciye "Yalnız değilsiniz" demek zorunda kalıyorum.

İkinci rüyada yine olacak şey değil ama Eczacı Savaş ağabeye Arnavut böreği siparişi veriyorum, annemin ricası olduğunu söylediğimde ikiletmiyorlar.

Emekli bankacı Sırrı Koro sırtında börek tepsisi taşıyor, onların yakın arkadaşı Ardıç ağabey Çukur dizisinin çekildiği yerde Pucca'yı hapse götürecek süreci başlatan sakıncalı kelimeyi kullanıyor inanın...

”YALANCININ CEZASI KİMSENİN KENDİSİNE İNANMAMASI DEĞİL ASIL KENDİSİNİN HİÇ KİMSEYE İNANMAYIŞIDIR”