Suriyeli Mültecilere kim sahip çıkar?
Devlet sınır kapılarımızı sonuna kadar açmış, pasaportsuz, kimliksiz dahi ülkemize giren Suriyeliler özellikle bütün illere ilçelere sistematik olarak dağıtılıyor, özellikle kalıcı olmalarının sağlanmasına çalışılıyor gibi politikalar uygulanıyor
Suriyedeki iç savaş IŞİD in ortaya çıkması ile yeni bir boyut kazandı, Kökten dinci gibi görülen aslında İslam hukuku ile hiç alakası olmayan, Çoğunluğu batıdan toplama militanlarca oluşturulan bir katil örgüt bilhassa Sünni Müslüman olmayanlara karşı açtığı bir savaşta, Şiileri, Nusayrileri, Yezidileri, Bazı hıristiyan gurupları, ateşperestleri İslam Savaş hukukunda kabul edilemeyecek sistemlerle katlediyor.
Dünya bu katliamı seyrediyor, ara sıra çölü bombalamaktan başka birşey yapamıyor. Yapmak istemiyor.
Can derdine düşen Sünni ve Müslüman olmayan halk en kestirme yolda Türkiyeye sığınıyor.
Türkiye hükümeti bu sığınmacıları sınır boylarında oluşturacağı mülteci kapmlarında muhafaza etmesi gerekirken, Bütün ülkeye il ve ilçe bazında dağıtıyor, Halkın huzuru ve güvenliği tehdit altında .
Bir kısmı günübirlik işlerde çalışırken Çoğunluğu çocukları ve kadınları dilendiriyor.
İktidar bu sığınmacılara Türkiye vatandaşlığı vereceğini duyuyoruz.
Durum vahim Devletimiz bu mültecileri ülke içinde kendi kaderine terk edere, denetlemeyerek suç oranının artmasına sebep olmaktadır. Birçok mülteci Gasp Hırsızlık ve cinayet zanlısı olarak tutuklanmıştır, ya faili meçhuller, onların faillerinin Mülteci olabileceği hiç düşünülmüyor.
CHP milletvekili Gülay Yedekçi konu hakkında TBMM ine araştırma önergesi verdi, Dileriz bu önerge acilen işleme konur, Bu ömrü kısa hükümet hayırlı bir iş yaparak adına iş yapmış olur
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
‘Arap Baharı’ adıyla Kuzey Afrika ülkelerinde başlayan 2011 yılının Mart ayından itibaren Suriye’ye sıçrayarak bu ülkede iç savaşa dönüşen gelişmelerin en ağır faturalarından birini AKP iktidarının izlediği politikalar nedeniyle Türkiye ödemek zorunda kalmış; gelinen aşamada Türkiye’ye göç eden Suriyeli mülteci sayısı 2 milyonu bulmuştur. Ciddi rakamlara ulaşan mülteci sayısının Türkiye’nin sosyolojik, toplumsal ve ekonomik yapısına etkilerinin ve sonuçlarının, bilimsel bir anlayışla değerlendirilmesi için Anayasa’mızın 98, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’nci maddeleri kapsamında Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz.
Gülay YEDEKCİ
İstanbul Milletvekili
GEREKÇE:
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” anlayışı çerçevesinde şekillenen Türkiye Cumhuriyet’inin dış politikası 2000’li yıllara gelindiğinde AKP iktidarıyla birlikte önemli değişimlere uğramıştır. Türkiye son 13 yıldır, ateş çemberi konumundaki Ortadoğu’ya ilişkin politikalarını değiştirmiş ve coğrafyada etkin bir rol alma çabasına girişmiştir. Ancak geldiğimiz noktada bu siyaset değişikliği nedeniyle Türkiye’nin güney sınırları hiçbir devletin otoritesinin olmadığı, terörist grupların kontrolünde bir bölgeye dönüşmüştür.
Irak ve Suriye bağlamında yaşanan gelişmeler Türkiye’nin sınır güvenliği sorununun çok ötesinde farklı sorunlara neden olmuştur. İçinden geçtiğimiz günler de göstermiştir ki dış politikada izlenen yanlışlar iç huzurumuzu, sosyal yapımızı, ekonomik dengelerimizi net olarak etkilemektedir.
Türkiye neredeyse dünyada en çok savaş göçmenin sığındığı ülkelerin başında yer almıştır. ‘Arap Baharı’ adıyla başlayan 2011 yılının Mart ayından itibaren Suriye’ye sıçrayan ayaklanmalar ve paralelindeki çatışmalar nedeniyle Suriye’den Türkiye’ye sığınan mültecisi sayısı son rakamlara göre 2 milyon kişiye ulaşmış durumdadır. Uluslararası Af Örgütü’nün 2015 yılı başı itibariyle açıkladığı verilere göre Türkiye’ye sığınan mültecilerin 220 bini inşa edilen kamplarda kalırken, diğerleri başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yaşamlarını sürdürmektedir.
Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin büyük çoğunluğu ülkemizde de yaşam savaşı vermektedir. Bu acı tablo acil çözümler beklerken Türkiye’nin sosyal ve ekonomik hayatında yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ulusal basında yayınlanan birçok haberde kampların dışında hayatlarını sürdürmeye çalışan birçok Suriyeli göçmenin ‘ucuz iş gücü’ olarak kaçak çalıştırıldığı ve çalışma hayatındaki ücretlerinin temel ücret olması gereken asgari ücretin de altına inmesine neden olduğu bilinmektedir. En az asgari ücretle çalışılması gereken işler, kayıt dışı çalışan Suriyelilere 400 - 500 liraya yaptırılmaktadır.
Son olarak ulusal basında çıkan haberlerde İstanbul’un Bağcılar, Güngören, Esenler, Avcılar, Esenyurt gibi semtlerinde kira fiyatlarının yüzde 100 artmasının önemli nedenlerinden biri olarak Suriyeli göçmenler gösterilmektedir.
Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin çok büyük bir bölümünün ülkelerindeki savaşın sona ermesi halinde bile geri dönmeyecekleri anlaşılmaktadır. Bu durumun kısa, orta ve uzun vadede çok daha değişik toplumsal, ekonomik, siyasal, güvenlik ve diğer alanlarda sorunlara yol açması kaçınılmazdır.
Türkiye’nin Suriyeli göçmenler nedeniyle kısa, orta ve uzun vadede karşılaşacağı sorunların araştırılması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.
FATİH İLÇEMİZDE MÜLTECİ MANZARALARI