Uzun bir yazı oldu, Paylaşanlara teşekkürler
CERATTEPEDE SARI ÖKÜZ BOZ ÖKÜZ OYUNU TUTMADI! Cerrahtepe kurtarma mücadelesinin önemli aktörlerinden biri TC Sami Özçelik'in yazısı
Kısa bir yazı yazayım dedim. Gönül bağıma bir dokundum.
Cerattepe’den gelen heyelan misali içimde duygu tümsekleri koptu!
Sevgi bahçesindeki güller kökünden söküldü!
Bu yüzden okuyucularımızdan özür diliyorum. Uzun bir yazı oldu.
Okuyanlar, arkadaşlarıyla paylaşırsa, yorum yaparsa
Cerattepe ve Artvin size minnettar olacak..
………
Artvinlilerin, Anayasanın 56 ve 169. maddelerine istinaden,
yaşam alanlarını savunması için yaptığı direnişe
kimse başka anlamlar yüklemeye kalkmasın!..
Artvin’de 98 yaşında biber gazı ile tanışan
ve elindeki gaz fişeği kovanını polise gösterek,
“NEDEN” diye soran 98 YAŞINDAKİ HACI ALİ KEKLİK,
“Polis jandarma ne yapsın,
ALLAH ONLARA BU EMRİ VERENLERE AKLI VERSİN, BİZİ
16 Şubat öncesi gibi olduğumuz gibi bıraksınlar.
Başka bir derdimiz, isteğimiz yok!” diyen
91 YAŞINDAKİ HATİCE YELKENCİ ninemiz,
Anne babasına “ölecek miyiz?
Bu maden çıkarsa toprak altında kalacak mıyız?”
Diye soran 6 YAŞINDAKİ NAZ, ne söylediğini ve
neden karşı çıktığını, vallahi çok iyi biliyor.
Oraya, utanmadan, sıkılmadan gazlı polis, jandarma desteğiyle
hunharca, zorla, Cerattepe’yi, dolayısıyla
Artvin’in geleceğini, çocuklarımızın okul bahçesini,
ölülerimizin mezarını, milyarlarca mikro canlının,
flora ve faunanın yaşam alanlarını
işgal eden maden şirketinden çok iyi biliyor!.
Artvin, il olalı beri, aydınlığın, demokrasinin,
bilgeliğin, kültürün başkenti olmuş ve
Türkiye’de her Artvinli büyük saygı görmüştür.
Onun için Artvin’i sadece doğanın muhteşemliği değil,
Aynı zamanda Artvin insanı güzelleştirmiştir.
Ama ta ki şu maden belası başımıza gelene kadar,
BU KENTİN GÖBEK ADIYDI HUZURİSTAN...
Onun için 15 gün önce devlet en güvenli,
en huzurlu kent olarak ilan etti önceleri!.
Sonra hemen akabinde, bu huzuru sağlayan ve huzurlu
kentin oluşmasının mimarlarına
(!) çok büyük bir suç şebekesiymiş gibi
bu huzurlu kente 7 ilden binlerce kolluk gücü gönderdi.
Ne yazık ki Bu ülkeyi yöneten hükümet, Suç şebekesi
Artvinlilerin (!) Bu huzurun bozulmaması için
anayasal hakkını kullanarak, çeyrek asırdır
Cerattepe’ye sokmadığı maden şirketini oraya çıkarmak üzere
inanılmaz bir baskı kuruldu. Bu güzel insanları gazlarıyla vurdu!
Bir hükümet halkına, devlete hizmet etmek için göreve gelir.
Halkın oylarıyla, verdiği vaatleri doğrultusunda görevini yapar.
DEVLETİN BEKASI VE GÜVENLİĞİNİ, MİLLETİN HUZURUNU,
CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK HÜKÜMETİN ASLİ GÖREVİDİR.
Ama ne yazık ki şirketin bekası ve güvenliği tercih edildi.
Artvin halkına zulüm yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor.
Artvin halkı anayasaya göre %1000 haklıdır.
Demokrsi ve hukuka göre de %1000 haklıdır.
Buna rağmen bu haklılığına tecevüz edenler maalesef
halka terörist yaftası yapıştırmaktan utanmamıştır!.
Ajan mı olmadık. Terörist, vatan haini mi olmadık?
Meğersem yukarıdaki madenin çıkmasını istemeyen
Alman şirketleri, vakıflarıymış!.. Havuz medyası haberi
yaparken ne yazık ki bir tane delil, belge ortaya koymamış,
rast gele güneşe doğru balçık, çamur atarak,
güneş kadar parlak ve ve doğru olan bu gerçeği sıvamaya çalışmıştır.
Ama elini, yüzünü sıvamış, Artvin’de rezil durumuna düşmüştür!.
Hele şu 2023 zırvası yok mu? Bu tarihten sonra
Türkiye kendi madenini çıkartacak.Ürettikleri yalana göre;
Bu tarih, Lozan anlaşması’na göre Avrupa’nın maden çıkarma
ipetoğinin sona ereceği tarihmiş!.
Tabi buna inanan milyonlarca okumayı
araştırmayı sevmeyen insan oldu!.
bu yalanı birbirlerine anlattılar. Hatta bu yalanı ortaya atanlar
bile belli bir süre sonra kendileri de inandı.
Buna da bir gazeteci olarak cevap vermem gerek!.
Beyler bu devirde kim cahilse,
ben bilmiyorum, duymadım, görmedim, işitmedim diyorsa,
iki çeşit cevap vereceğim. Bir tanesi dini açıdan olacak;
Elhamdülillah Müslüman bir toplumuz, bilmemiz lazım;
A’raf Suresi 179. Ayet şöyle diyor; Elmalılı’nın açıkladığı meal;
“Celâlim hakkı için Cinn-ü İnsten bir çoğunu Cehennem için yarattık,
onların öyle kalbleri vardır ki onlarla doymazlar,
ve öyle gözleri vardır ki onlarla görmezler
ve öyle kulakları vardır ki onlarla işitmezler,
işte bunlar behaim gibi, hattâ daha şaşkındırlar,
işte bunlar hep o gafiller.”
Bu da Diyanet Vakfı’nın meali;
“Andolsun, biz cinler ve insanlardan
birçoğunu cehennem için yaratmışızdır.
Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar;
gözleri vardır, onlarla görmezler;
kulakları vardır, onlarla işitmezler.
İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar.
İşte asıl gafiller onlardır. “
Vereceğim ikinci cevap sosyolojik,
biyolojik, bilimsel ve hukuki açıdan olacak.
Artvin’de Cerattepe dediğinizde,
kafanız otomatik algıyla göğe doğru dikilir.
Tıpkı annesinin göğsüne yaslanmış sütünü emen
sebi çocuklar gibi, annesinin yüzünü görmek için
kafasını kaldırması gibi. Buraya baktığınızda
hayatın tüm sırlarının bulunduğu ve yaşamı sürdüren
tüm enstrümanların bir araya toplandığı
“HAYAT TRAFOSUNU” görürsünüz.
Burası insanların beyninin yetmeyeceği ilahi bir formülle ayakta duruyor.
Zaman zaman %90’lara varan eğimle
bu bin 700 metrelik doğal baraj, yada kule diye nitelendirebileceğimiz
bu muhteşem yapıya dışarıdan ve içeriden dokunmaya
kalkıştığınızda neler olacağını fark ettiğiniz halde, bu ısrar neden?
Sizin maden, altın dediğiniz o şeyler
bu yaşam alanlarının hayati organlarıdır.
Kalbini, beynini, ciğerini, tüm organlarını
mahvettiğinizi biliyorsunuz. Onun için canisiniz!
Bilimadamları faraza yorumla, temenni ile
laf olsun, torba dolsunla, sırt sıvazlama, gaz alma ile konuşmaz!.
Bilimin kesin sonuçlarıyla konuşurlar ve
bunlar tıpkı 2X2=4 misali kesin sonuçtur!
Bilimsel raporlar burada madenciliğin yapılamayacağını,
yapıldığı taktirde eko sistem ve yaşam alanlarının
korkunç derecede geri dönülmez,
telafisi imkansız bir şekilde yok olacağını yazıyor!
Ayrıntılara girmiyorum. Onun için
“YA MADEN, YA ARTVİN”
tercihinin yapılması gerektiğini söylüyor.
Mahkemeler bugüne kadar hukukun üstünlüğüne
inanan ve hukuku adaleti tesis etmek için
yemin eden hakimler, bu gerçekler üzerinden
hep Artvin lehine karar vermiştir. Biz de bugüne kadar
bu bilimsel ışık ve mahkeme kararlarına dayanarak
“CERATTEPE’DE MADENE HAYIR” dedik.
Şimdi çamur medyası, madene karşı çıkanları
Alman ajanı ilan ederken, bilim adamlarına,
mahkeme heyetine,kanunlara, hukuka da
Alman ajanı demiş olmuyor mu?
Bu raporları hazırlayan bilim heyetini Almanlar mı gönderdi?
25 yıldır aynı karara imza atan hakimleri
Alman vakıfları mı atadı?
Bu durumda bu hakimleri atayan
hükümetler de mi Almanların kankası?
Bir şeyi söylerken, yazarken, sağına, soluna, altına, üstüne
sonra da dönüp bir de kendi kirli yüzüne bakacaksın ki,
halk nezdinde madara olmayasın.
Sanki Türkiye’de harıl harıl maden çıkarmıyorlar,
Sanki ülkemiz yabancı maden şirketlerinin işgali altında değil?
Yazacak çok şey var, derdimiz, çok içimiz yanıyor, yaramız kanıyor.
Am %99 okuma özürlü bir toplumuz dostlar.
Yazı bir sayfayı geçti mi, fırça yiyoruz!. Niye uzun yazıyorsun diye.
Oysa ben dertleşiyorum sizinle! İçimi döküyorum.
Artvinli bir teyzenindeyimiyle noktayı koyalım.
“BİZ TELÖRİS DEĞİLİZ,EĞER TELORİS BÖYLE
BİR ŞEY İSA DEMEK Kİ TELORİS DİYE BİR ŞEY YOK!..
BEN NA BİLURUM MAJUNİ, MUJUNİ!. “
Zaten gaz fişekelrine çiçek açtıran
Artvin halkı dünyaya ne ve kim olduğunun
mesajını en güzel şekilde verdi!.
Özetle teyzem dedi ki, “Biz terörist değiliz.
Eğer terörist böyle bir şey ise demek ki terörist diye bir şey yok!
Biz ne anlarız marjinallerden, murjinalerden.“
Evet dostlar, tek derdimiz var bizim. Dallandırmayın,
Öküzün altında buzağı aramayın!başka manalar aramayın.
BİZİM TEK DERDİMİZ ARTVİN’DİR.
Sizin yaptığınız ise , Sarı öküz, boz öküz hikayesinin
Artvin versiyonundan başka bir şey değil!.
CERATTEPE’CE KALIN