| . |
|
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE BİREYSEL
İTİRAZ HAKKI KALDIRILDI
Temmuz ayında yapılan yasal düzenlemeyle kentsel dönüşüm
projelerinde bireysel itiraz hakkının kaldırılmasından
sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 30 proje için düğmeye
bastı.
Projeler kapsamında belirlenen bölgelerde yaklaşık 1 milyon
bina yıkılacak.
Türkiye‘de ilk deprem dönüşüm alanı projesi 2008'de
Zeytinburnu“nda başlatılmış, bir konut sahibinin itirazı ile
proje durdurulmuştu. Yapılan değişiklikle projenin
uygulanabilmesi için çoğunluğun kararı yeterli olacak.
Bireysel itiraz hakkı kaldırıldı
5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun, “Kentsel Dönüşüm ve
Gelişim Alanı” başlıklı 73. Maddesi 15 AKP İstanbul
milletvekilinin imzasıyla TBMM’ye sunulan 5998 Sayılı Yasa
Tasarısı’nın 17 Haziran 2010 tarihinde kabul edilmesi ile
değiştirilirken, değişiklik ertesi gün Resmi Gazete’de
yayınlanarak uygulamaya girdi.
Yapılan değişiklikle belediyelerin yetkileri
genişletilirken, kentsel dönüşüm projelerinde bireysel
itiraz hakkı kaldırıldı.
Hangi bölgelerdeki binalar yıkılacak?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1 milyon 200 bin binadan 1
milyonunun etaplar halinde yenilenmesini öngörüyor. Ancak bu
işlem, birinci derece deprem riski taşıyan bölgelerden
başlayacak. İstanbul projelerin tamamlanmasının ardından
yeni bir haritaya sahip olacak.
Binaların yıkılacağı semtler:
Eminönü, Fatih, Bağcılar, Güngören ve Kadıköy’deki
gecekondular
Küçükçekmece’de Kayabaşı, Ayazma, Halkalı, Sefaköy’deki
riskli binalar
Sarıyer, Gaziosmanpaşa, Kartal, Maltepe ve Üsküdar’daki
kaçak yapılar
Sistem nasıl işleyecek?
Bir bölge kentsel dönüşüm alanı ilan edilecek.
Belediye bölgeyle ilgili projesini açıklayacak. Hak
sahipleriyle görüşmeler başlayacak.
Projenin uygulamaya konulması için %51 çoğunluk yeterli
olacak.
Kiracılara yeni yapılacak
konutlardan satın alma hakkı verilecek.
Arsa sahibine ise arsası oranında yeni konutlardan
verilecek.
Eğer arsa sahibi konut istemezse, arsası karşılığında para
alacak.
Yıkılan bina gecekondu ise hiç bir ödeme yapılmayacak, ancak
kiracılara tanınan konut satın alma hakkı onlara da
tanınacak.
Ankara ve Eskişehir yasayı uygulamaya başlarken, Ankara’da 7
kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Eskişehir’de de 11 ayrı
bölgede toplam 2 milyon 500 bin metrekarelik bir alan
dönüştürülme bölgesi olarak belirlendi.
Önümüzdeki dönemde de İstanbul’da başlatılacak birçok proje
ile 1 milyon binayı ilgilendiren uygulamaların başlaması
bekleniyor.
İstanbul’un yeni deprem raporu:
Kentsel dönüşüm
projelerinin en önemli gerekçesi DEPREM!
Hükümet bu nedenle olsa
gerek son aylarda DEPREM konulu birçok duyuru, beyanatlar
vererek, hayata geçirilmesi için GENEL seçimlerin beklendiği
yüzlerce proje için hukuki gerekçe ihdas etmeye çalışılıyor.
Deprem konusunda En ileri ülkeler ABD ve Japonya dahi somut
tarih ve yer veremezken bizim akademisyenlerimiz!!! açık
seçik kehanetlerde bulunmaktan çekinmiyorlar.
Bu nedenle daha inandırıcı olması için
Dünyanın Deprem ülkesi Japonya'dan uzamanlar getirilerek
raporlar düzenliyorlar, Bu gelen Japonların kim ve ne
derece yetkili oldukları ise bir muamma, Bir ticari
ajans ile çalışan İBB ye bu yakışmadı, Bizler Bu konuda
Japonya'nın yetkili bakanlığı veya Üniversitesi ile birlikte
çalışılmasının daha doğru olacağına inanıyoruz. Bir
İnternational ajans ücreti karşılığı rapor yazmayacağını kim
garanti edebilir ki?
İstanbul Büyükşehir belediyesinin bu raporlarına inanmak
isteriz lakin resmi olmadıkları için İNANMIYORUZ...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası
İşbirliği Ajansı’nın ortaklaşa yürüttüğü “riskli ilçe”
olarak tespit edilen 10 ilçeden 6’sında tamamlanan analiz
çalışmalarının sonucunda İstanbul için yeni bir deprem
raporu yayınlandı.
Belediyenin daha önce 4 farklı deprem senaryosu geliştirdiği
çalışma kapsamında “riskli ilçe” olarak tespit edilen 10
ilçede bina taramalarına başlandı. Deprem Master Planı’nda
yer alan kademeli değerlendirme yöntemiyle yapılan taramalar
6 ilçede sonuçlandı. Fatih, Zeytinburnu, Küçükçekmece,
Bahçelievler, Güngören ve Bayrampaşa’dan elde edilen
sonuçlar, depreme yönelik kentsel dönüşüm için kullanılacak.
Not: Fatih belediye
başkanlığı İstanbul üniversitesine ihale ettiği bir proje
ile 150.000 tapunun deprem riskini araştırdıklarını %90ının
çürük çıktığını belediye meclis toplantılarında beyan
etmişti. Şimdi İstanbul üniversitesine yaptırıldığı
söylenen ve halkın inanmadığı araştırmaya nazire olarak İBB
başkanlığı Japon ajans ile çalışıyor, Bumu inandırıcı
olacak!!!
En yüksek risk Bahçelievler ve Güngören ilçelerinde
Risk taraması gerçekleştirilen 146 bin 987 binanın %30’u
risk altında bulunuyor. Bahçelievler %70 risk oranıyla
birinci sırada yer alıyor.
* Bahçelievler’deki 20 bin 424 binadan 15 bini,
* Güngören’deki 9 bin 538 binadan da 7 bin 300’ü deprem
riski taşıyor.
Diğer ilçelerdeki deprem risk oranları da İstanbul’un
geleceği hakkındaki kaygıları artırıyor.
* Bayrampaşa’da 19 bin 973 binanın 6 bin 150’si,
* Küçükçekmece’de 53 bin 138 binanın 9 bini,
* Fatih’teki 27 bin 884 binadan 2 bin 750’si,
* Zeytinburnu’ndaki 16 bin 30 binanın 2 bin 300’ü de risk
taşıyor.
Sonuçları ilk elde edilen ilçe olan Zeytinburnu’ndaki 2 bin
300 bina için kentsel dönüşüm projesi başlatan belediye, 217
bin metrekarelik alanda 1280 konut ve işyeri yapacak. Kat
karşılığı anlaşma modeliyle başlatılan projenin ilk etabında
642 daire ile 22 işyeri yapılacak. Vatandaşa da sahip olduğu
metrekarenin yüzde 75’i verilecek.
Önümüzdeki günlerde Beyoğlu, Eminönü, Bağcılar ve Esenler
ilçelerinde de deprem risk analiz çalışmaları yapılacak.
‘Adreslerini belirledik’
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Müdürü Mahmut Baş,
İstanbul’da 1 milyon 200 bin civarında bina bulunduğunu
belirterek, “Çalışma, 4 üniversitenin oluşturduğu bir
sistemle yapıldı. İçine girerek ve gözlemsel tarama ile
çalışma gerçekleştirildi. Binaların yapım tarihi, türü,
yapım şekli, zeminin yapısı, çıkma katının olup olmadığı,
yumuşak katının bulunup bulunmadığı, bitişik nizam olup
olmadığı gibi sorulardan oluşan 25'e yakın sorunun yanıtları
araştırılıyor. Bir binanın yıkılıp yıkılmayacağını
söyleyemezsiniz. 17 Ağustos depreminde bu nasıl ayakta
duruyor dediğimiz binalar yıkılmamıştır. Bu, deprem meydana
geldiğinde binalardaki hasar miktarını belirlemeye yönelik.
Bu ilçelerde riskler fazla görüldüğü için bu noktalarda
ayrıntılı çalışıldı.
Daha önce 50 bin riskli bina tespit etmiştik ama bunun
adreslerini bilmiyorduk. Şimdi o adresleri tespit ettik”
dedi.
Kentsel
dönüşüm projelerinde başımıza gelebilecek tehlikeler
konusunda basından derlediğimiz haberler:
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ İLE EVİNİZ ELİNİZDEN
ALINABİLİR,
Belediye Yasası’nın Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanları
başlıklı 73. maddesinde değişiklik yapan kanun teklifi
24.06.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe
girdi.
Yapılan değişikliğin sakıncalarını, konu henüz mecliste
görüşülmeden ayrıntılı olarak ele almış, özellikle mülkiyet
hakkına getirilen kısıtlamalar ve ilçe belediyelerin imar
yetkilerinin elinden alınmasına ilişkin hükümler nedeniyle
Anayasa’ya aykırılıklar içerdiğini düşündüğümüzü
belirtmiştik.
Yasanın yürürlüğe girdiği ve ilk uygulamaların başladığı bu
günlerde, anılan sakıncaların en önemli gördüğümüz
bazılarını yeniden belirtmekte ve kamuoyuyla paylaşmakta
yarar olduğunu düşünüyoruz.
73. maddede yapılan düzenleme, bu haliyle yürürlükte olduğu
sürece;
Ülkemizde yaşayan hiç kimse; gelecekte ev yapıp başını
sokacağını düşündüğü bir arsası veya başını sokacak bir evi
olduğu için kendini güvende hissetmeyecektir. Evinizi
veya arsanızı borç harçla, tüm birikiminizi harcayarak almış
olmanız veya annenizden babanızdan miras kalmış olması bu
konuda size bir güvence sağlamayacak, belediyelerin halen
sahip olduğunuz evinizi kendi istediği fiyatla elinizden
almasına ve yine kendi belirlediği fiyattan size geri
satmasına engel olamayacaktır.
Kentin fiziki yapısı yani yollar, kaldırımlar, binalar,
ağaçlar, parklar, lokantalar, tiyatrolar, sergi salonları,
okullar, kamu binaları, o mekânlarda yaşanmış anılar kent
kültürünün en önemli parçalarından birisidir. Bu yasa
değişikliği yürürlükte kaldığı sürece kentlerimizde bu gün
olan şeylerin gelecekte de bu günkü haliyle var olacağının
hiçbir garantisi kalmamıştır.
NE GETİRİYOR
Bu yasa ile kentin tüm değerleri, anıtlar, tarihi ve
kültürel varlıklar, kentlerin çoğunlukla en yeşil bölgeleri
olan kamuya ait alanlar, parklar dahi kaldırılabilir,
dönüştürülebilir, “geliştirilebilir” hale gelmiştir. “Dünya
Kültür Mirası” Listesi’ne giren en önemli kentimiz olan
İstanbul’un, yanlış imar uygulamaları ve yetersiz koruma
nedeniyle bu listeden çıkarılarak “Tehlike Altındaki
Dünya Mirası” listesine alınabileceğini ilişkin haberler
bu konudaki korkularımızın haklılığını göstermektedir.
Belediye sınırları içerisinde mülkiyet güvencesi fiilen
ortadan kalkmıştır. Hiçbir gerekçe gösterilmeksizin
“Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” ilan ediliverecek
alanlarda, tüm gayrimenkuller üzerindeki tasarruf hakkı
bütünüyle belediye meclislerinde çoğunluğu elinde tutan
parti gruplarının ve başkanlarının eline geçmiş, teknik bir
konu olan planlama gerektiğinde siyasi rakibini mülksüz,
yandaşları ise zengin yapabilecek siyasal bir araç haline
getirilmiştir. Bu demokrasiyi ve özgür seçme hakkını dahi
ortadan kaldırabilecek büyüklükte bir güçtür.
13 Temmuz 2010 Salı günlü Resmi Gazetede yayınlanan 7 adet
Bakanlar Kurulu Kararı ile yukarıda kısaca belirttiğimiz
sakıncaları taşıdığını düşündüğümüz yasa değişikliğinin
uygulanmaya başlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Ankara’da 7
bölge bu madde uyarınca Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı
ilan edildi. Kararın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi
yerine Bakanlar Kurulu’nca alınmasının nedeni; madde
metnindeki “kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan
yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan
edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi Bakanlar Kurulu
kararına bağlıdır” ifadesiyle ilişkilidir.
Resmi Gazete’de; bu alanların niçin kentsel dönüşüm gelişim
alanı ilan edildiğine dair hiçbir ifade bulunmamaktadır.
Nedenini sadece ilan edenlerin bildiği bu kararla, anılan
alanlarda evi arsası, olan tüm vatandaşlarımız bu
gayrimenkulleri üzerindeki tasarruf yetkilerini, madde
metninde yer alan; “Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan
edilen yerlerde; ifraz, tevhit, sınırlı ayni hak tesisi ve
terkini, cins değişikliği ve yapı ruhsatı verilmesine
ilişkin işlemler belediyenin izni ile yapılır. Bu yerlerde
devam eden inşaatlardan projeye uygunluğu belediye
tarafından kabul edilenler dışındaki diğer inşaatlar beş yıl
süreyle durdurulur. Bu sürenin sonunda durdurma kararının
devam edip etmeyeceğine belediye tarafından karar verilir.
Toplam durdurma süresi on yılı geçemez” hükmü gereği (bizim
düşüncemize göre Anayasa’ya aykırı olarak) fiilen kullanamaz
duruma gelmişlerdir. Ne kadar süreceği belli olmayan bir
zaman sonunda ellerine ne geçeceği ise belediye başkanının
ve meclisinin insafına kalmıştır. Bu alanlarda gayrimenkulü
olan vatandaşlarımız artık gayrimenkullerini bankalara
ipotek ettirebilmek için dahi belediyelerin iznini almak
zorunda kalacaklardır.
VATANDAŞ HABERDAR DEĞİL
Nedeni açıklanmayan, dolayısıyla kamu yararı içermiyor
olması muhtemel bir “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı”
kararı sonucunda mülkiyet hakları kısıtlanan
vatandaşlarımızın yapabileceği tek şey, madde metnindeki
Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğümüz hükümlere de dikkat
çekerek İdare Mahkemelerine başvurmak, yürütmeyi durdurma ve
iptal talebinde bulunmaktır.
(ayrıntılı değerlendirme için
BAKINIZ)
Ancak bu hakkın kullanılabilmesi şüphesiz ki yurttaşın kendi
mülküne ilişkin olarak alınan kararlardan haberdar
olabilmesine bağlıdır. İçerisinde kamunun mülkiyetinde veya
kullanımında yerler olduğu için yazımızda bahis edilen
Ankara’ya ilişkin kararlar Resmi Gazetede yer almış,
vatandaşın kendini ilgilendiren bu kararlardan haberdar
olması mümkün olmuştur.
Belediye Meclis kararları Resmi Gazetede ilan
edilmemektedir. Belediye Meclis Kararlarının nasıl ilan
edileceği 5393 sayılı Belediye Kanununun Meclis kararlarının
kesinleşmesi başlıklı 23. maddesinde hükme bağlanmış,
“Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde
uygun araçlarla halka duyurulur” şeklinde düzenlenmiştir.
Uygun aracın ne olduğu belli değildir. Dolayısıyla
vatandaşın kendi malını mülkünü ilgilendiren Belediye
Meclisi kararlarından nasıl ve nerede halka duyurulacağı
belli olmadığı için haberdar olmaması muhtemeldir. Bu durum
vatandaşın bu kararlara yargı yoluyla itiraz hakkını fiilen
kısıtlayacak sonuçlar doğurabilecektir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. Maddesi; “Belediye
meclisi, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde
toplanır” şeklinde düzenlenmiştir. Büyükşehir Belediye
Meclisleri ise 5216 sayılı Büyükşekir Belediyeleri
Kanunu’nun 13. Maddesine göre her ayın ikinci haftası
önceden meclis tarafından belirlenen günde
toplanmaktadırlar.
Yurttaşların belki de evlerini kaybetmelerine neden
olabilecek kararlardan zamanında haberdar olabilmeleri ancak
belediye meclis toplantılarını bizzat takip etmeleri ile
mümkündür. Bu yöntem yasal olarak mümkünsede, fiilen mümkün
olamayacaktır. Bu durumda, halkın kendini ilgilendiren
konulardan haberdar olmasını sağlamak konusunda en büyük
görev muhtarlara, yerel basına ve şüphesiz ki muhalif meclis
üyelerine düşmektedir.
Ahmet Müfit
|
|
|
|
 |
YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------
Misafir - Arte Tanura
Kentsel dönüşüm yasası ile evlerimizden atılıyoruz, maden yasası
ile ise vatan toprakları peşkeş çekiliyor ve daha neler neler
yapılıyor üstelik de daha şimdiden; bir de anayasa paketine evet
çıksın ve bir de 2011'de tekrar seçimi kazansınlar işte o zaman
görün neler yapabileceklerini. Bütün bunlara rağmen, özellikle
de sıradan vatandaş olup da hala AKP'nin peşinden
gidenleri/gidecekleri düşünüyorum da.. Türk'ün Türk'ten başka
dostu yok diyenler, bir daha düşünün isterseniz.. Eğer bunlar
dost ise düşmandan kim korkar.
Osman Paşa
Bu kanunun iki önemli gerekçesi vardır.1:) Kendilerince değerli
görecekleri arazilere kamulaştırma ve özelleştirme ile el
koymak. 2:) Askerin ve özellikle jandarmanın bulunduğu
bölgelerde kentsel dönüşüm maskesi ile jandarmanın şehirlerdeki
gücünü yok edip hayalleri olan polis tabanlı bir yönetim tarzına
geçmek.
subtle
Toplumun eğitimli-eğitimsiz her kesimini sıkıntıya sokacak
kanunlar,jet hızıyla,vatandaşın anlamasına bile fırsat
verilmeden meclisten geçiriliyor,tüm geleceğimiz ipotek altına
alınmaya çalışılıyor ve şimdi de;Muharrem İnce'nin konuşmasında
kullandığı 'Yatacak yeriniz yok' sözü,sanki nazire
yaparmışçasına,saf-bilinçsiz
ama AKP seçmeni olan halk kitlelerinin de dahil olduğu toplumun
tümüne,bir tehditmişçesine,yine tatlı su kurnazlığıyla
hazırlanmış bir yasayla iade ediliyor.Evet,yatacak yerimizi bile
alıp,o bitmez tükenmez intikam duygularını tatmine doğru hızla
ilerliyorlar!!Ve hala ses yok,tepki yok,oda tv gibi bazı haber
siteleri de olmasa,kimsenin olan bitenden haberi bile yok..!ÇIT
ÇIKMIYOR..Nerede sivil toplum örgütleri,nerede medya?Neler
oluyor bizlere?Bacaklarımız kırıldıktan sonra ayağa
kalkabileceğimizi mi sanıyoruz acaba?
Misafir - spartaküs
evin elden gitmesi çok sevimsiz bir durum mutlaka. ama bu arada
tüm ülke elden gidiyor. bu çok daha korkunç bir durum.
Misafir - Murat Kemal
Minareyi çalmaya niyetli olanlar ;kılıfı yasalar çerçevesinde ve
AB uyum raporları emriyle hazırlamaktadırlar.Bakalım "kral
çıplak" kim diyecek?
alinur
Merhaba. 12 Eylül günü Halk oylamasına çıkacak olan yasalar,
karşı koyma haklarını da engelleyecektir. Karşı koymak için
yasalara başvuranlar, karşılarında AKP zihniyeti ile kuşatılmış
Savcı ve Hakimleri bulabileceklerdir. "HAYIR" için toplantılar
yapanların halka bunu anlatmaları gerekmektedir. Bir gün eviniz,
işiniz, ücretleriniz, sahip olduklarınız elinizden alınabilir.
Bu duruma itiraz etme hakkınız bu halk oylaması ile elinizden
alınabilir denilmelidir. İşte muhalefet edenlerin halka bunu
anlatmaları gerekmektedir. AKP yöneticilerinin yasalardan
kaçmalarının sağlanacağından önce, halkımıza kaybettiklerinin
yeniden kazanılmasının önünün kesileceğini de anlatmak çok daha
önemlidir.
Misafir - ali koyaroglu
Desenize bazı yandaş belediyelere yeni rant alanları doğmak
üzere. Ama gün ola harman ola. Keser döner sap döner gün gelir
hesap döner. Bir gün bu yasalar bunu yapanların da aleyhine
kullanılabilir. Hukuka hepimizin ihtiyacı var. Bu arkadaşlar
devamlı iktidar düşünüyorlar herhalde. yarin tekmeyi yerler
inşallah. CHP liler uyanın, seçimlerle ilgili yazılım
programlarını kimler yapıyor, arkasında kimler var, verileri
hangi programla topluyorlar. Bunları araştırın ve F tipinin
nelere kadir olabileceğini, ne gibi düzenbazlık içinde
olabileceğini iyi duşunun. Bilgili kişileri bir araya getirin.
Misafir - ADİL SAĞOL
Bu konu " ÖTEKİLER " olan bizleri ilgilendirmiyor.AKP'nin
izlediği ve uyguladığı ekonomi politikaları yüzünden
kaybetmediğimiz neyimiz kaldı ki,belediyelerin elimizden alacağı
evimiz barkımız kalsın.118 Kg.ARPA ile bir büyük RAKI,23 Kg arpa
( Gerçi bu sene ARPAYI bile zor bulacağız )ile bir MALBORA
sigarası alabilen bir toplumda mal-mülk mü, kalır.Malı olanlar
düşünsün.
ifk
Yargı kurumlarımızda koca koca harflerle "Adalet Mülkün
Temelidir." yazar buradaki "mülk" sözcüğünün "ülke,
memleket,devlet" anlamına geldiğini biliyoruz; ancak sözcüğü
halkın bildiği anlamda ele alırsak kişisel mülkiyet olarak
yorumlayabiliriz. Birey, kendisini ve sahip olduğu değerleri
ancak "yargı" ile koruyabilir. CHP, bu yasanın iptali için
sanırım Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak. Çıkması gereken karar
malum; ama çıkar mı, çıkmaz mı orası şüpheli. Bu durumda AYM'ye
"Ana Muhalefet Mahkemesi" suçlamaları yakın gibi görünüyor
mim
Herifçi; vatan toprağını, su havzalarını, tarım alanlarını,
hazine arazilerini satmış.. 3-5 ha'lık mahalleden, kentsel
alandan mı gocunacaklar diye düşünmüşlerdir... Haksızda değil
hani..
Misafir - UYANIK
Bırakın Allah aşkına yahu...daha ne uğraşıyorsunuz..sizler
yazmaktan, birileri anlatmaktan bıkmadı... Değil evlerini
kıçlarındaki donlarını dahi alsınlar..zerre kadar acımıyorum
artik..Böyle bir halk Dünyada yok artik..Gerçekten inanılır gibi
değil..insanin akli mantığı izanı almıyor.. bu kadar yıkıma ..bu
kadar aşağılanmaya..bu kadar ezilmeye..sömürüye ...rağmen,
başını kaldırıp da yahu bana ne yapıyorlar..benim geleceğim ne
olacak demeyen, diyemeyen ve hala uyumaya devam eden bir halkın
nesini düzeltmeyi düşünüyorsunuz..bırakın okumayı dinlediğini
seyrettiğini dahi değerlendiremeyen bir halk parçalanmaya ve yok
olmaya mahkumdur...
kusura bakmayın umut dolu ve ümit verici
yorumlar benim için asla inandırıcı değil... artik küllerinden
doğan bir millet naraları çok uzaklarda kaldı..zaten yakında
ortada kül bile kalmayacak..
Misafir - 571.1919
Bir gün bizi bu topraklardan da kovacaklar sanki başkaları
gelecek onun hazırlığını yapıyorlar
Misafir - Aydın Uyumaz
Bütün mücadelelere rağmen TOKİ vasıtasıyla Ataköy'de yapılan
uygulamalar yetmeyecek gibi.Sahil ihaleleri 8 seferde aç gözlü
talipler buldu.71 m. yüksekliğe ulaşan bina yapımı izni ile
sahil tamamen işgal edilecek.Yıllardır süren direnişlerin sonu
bu olmamalı.Tapu delinmiştir.Yani artık adalet yoktur.Bunun sonu
iç savaşa kadar gidebilir.Hukuki mücadele için çok acele
etmeli.Sonrası Allah kerim.
http://www.odatv.com/n.php?n=eviniz-elinizden-alinabilir-1607101200 |