.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE BİREYSEL İTİRAZ HAKKI KALDIRILDI

Temmuz ayında yapılan yasal düzenlemeyle kentsel dönüşüm projelerinde bireysel itiraz hakkının kaldırılmasından sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 30 proje için düğmeye bastı.
Projeler kapsamında belirlenen bölgelerde yaklaşık 1 milyon bina yıkılacak.
Türkiye‘de ilk deprem dönüşüm alanı projesi 2008'de Zeytinburnu“nda başlatılmış, bir konut sahibinin itirazı ile proje durdurulmuştu. Yapılan değişiklikle projenin uygulanabilmesi için çoğunluğun kararı yeterli olacak.

Bireysel itiraz hakkı kaldırıldı
5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun, “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” başlıklı 73. Maddesi 15 AKP İstanbul milletvekilinin imzasıyla TBMM’ye sunulan 5998 Sayılı Yasa Tasarısı’nın 17 Haziran 2010 tarihinde kabul edilmesi ile değiştirilirken, değişiklik ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanarak uygulamaya girdi.
Yapılan değişiklikle belediyelerin yetkileri genişletilirken, kentsel dönüşüm projelerinde bireysel itiraz hakkı kaldırıldı.

Hangi bölgelerdeki binalar yıkılacak?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1 milyon 200 bin binadan 1 milyonunun etaplar halinde yenilenmesini öngörüyor. Ancak bu işlem, birinci derece deprem riski taşıyan bölgelerden başlayacak. İstanbul projelerin tamamlanmasının ardından yeni bir haritaya sahip olacak.

Binaların yıkılacağı semtler:

Eminönü, Fatih, Bağcılar, Güngören ve Kadıköy’deki gecekondular

Küçükçekmece’de Kayabaşı, Ayazma, Halkalı, Sefaköy’deki riskli binalar

Sarıyer, Gaziosmanpaşa, Kartal, Maltepe ve Üsküdar’daki kaçak yapılar

Sistem nasıl işleyecek?
Bir bölge kentsel dönüşüm alanı ilan edilecek.

Belediye bölgeyle ilgili projesini açıklayacak. Hak sahipleriyle görüşmeler başlayacak.

Projenin uygulamaya konulması için %51 çoğunluk yeterli olacak.

Kiracılara yeni yapılacak konutlardan satın alma hakkı verilecek.
Arsa sahibine ise arsası oranında yeni konutlardan verilecek.
Eğer arsa sahibi konut istemezse, arsası karşılığında para alacak.

Yıkılan bina gecekondu ise hiç bir ödeme yapılmayacak, ancak kiracılara tanınan konut satın alma hakkı onlara da tanınacak.


Ankara ve Eskişehir yasayı uygulamaya başlarken, Ankara’da 7 kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Eskişehir’de de 11 ayrı bölgede toplam 2 milyon 500 bin metrekarelik bir alan dönüştürülme bölgesi olarak belirlendi.
Önümüzdeki dönemde de İstanbul’da başlatılacak birçok proje ile 1 milyon binayı ilgilendiren uygulamaların başlaması bekleniyor.



İstanbul’un yeni deprem raporu:

Kentsel dönüşüm projelerinin en önemli gerekçesi DEPREM!
Hükümet  bu nedenle olsa gerek son aylarda DEPREM konulu birçok duyuru, beyanatlar vererek, hayata geçirilmesi için GENEL seçimlerin beklendiği yüzlerce proje için hukuki gerekçe ihdas etmeye çalışılıyor.
Deprem konusunda En ileri ülkeler ABD ve Japonya dahi somut tarih ve yer veremezken bizim akademisyenlerimiz!!! açık seçik kehanetlerde bulunmaktan çekinmiyorlar.

Bu nedenle daha inandırıcı olması için Dünyanın Deprem ülkesi Japonya'dan uzamanlar getirilerek raporlar düzenliyorlar, Bu gelen Japonların kim ve ne derece yetkili oldukları ise bir muamma, Bir ticari ajans ile çalışan İBB ye bu yakışmadı, Bizler Bu konuda Japonya'nın yetkili bakanlığı veya Üniversitesi ile birlikte çalışılmasının daha doğru olacağına inanıyoruz. Bir İnternational ajans ücreti karşılığı rapor yazmayacağını kim garanti edebilir ki?
İstanbul Büyükşehir belediyesinin bu raporlarına inanmak isteriz lakin resmi olmadıkları için İNANMIYORUZ...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın ortaklaşa yürüttüğü “riskli ilçe” olarak tespit edilen 10 ilçeden 6’sında tamamlanan analiz çalışmalarının sonucunda İstanbul için yeni bir deprem raporu yayınlandı.
Belediyenin daha önce 4 farklı deprem senaryosu geliştirdiği çalışma kapsamında “riskli ilçe” olarak tespit edilen 10 ilçede bina taramalarına başlandı. Deprem Master Planı’nda yer alan kademeli değerlendirme yöntemiyle yapılan taramalar 6 ilçede sonuçlandı. Fatih, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Bahçelievler, Güngören ve Bayrampaşa’dan elde edilen sonuçlar, depreme yönelik kentsel dönüşüm için kullanılacak.

Not: Fatih belediye başkanlığı İstanbul üniversitesine ihale ettiği bir proje ile 150.000 tapunun deprem riskini araştırdıklarını %90ının çürük çıktığını belediye meclis toplantılarında beyan etmişti. Şimdi  İstanbul üniversitesine yaptırıldığı söylenen ve halkın inanmadığı araştırmaya nazire olarak İBB başkanlığı Japon ajans ile çalışıyor, Bumu inandırıcı olacak!!!

En yüksek risk Bahçelievler ve Güngören ilçelerinde
Risk taraması gerçekleştirilen 146 bin 987 binanın %30’u risk altında bulunuyor. Bahçelievler %70 risk oranıyla birinci sırada yer alıyor.

* Bahçelievler’deki 20 bin 424 binadan 15 bini,
* Güngören’deki 9 bin 538 binadan da 7 bin 300’ü deprem riski taşıyor.

Diğer ilçelerdeki deprem risk oranları da İstanbul’un geleceği hakkındaki kaygıları artırıyor.

* Bayrampaşa’da 19 bin 973 binanın 6 bin 150’si,
* Küçükçekmece’de 53 bin 138 binanın 9 bini,
* Fatih’teki 27 bin 884 binadan 2 bin 750’si,
* Zeytinburnu’ndaki 16 bin 30 binanın 2 bin 300’ü de risk taşıyor.

Sonuçları ilk elde edilen ilçe olan Zeytinburnu’ndaki 2 bin 300 bina için kentsel dönüşüm projesi başlatan belediye, 217 bin metrekarelik alanda 1280 konut ve işyeri yapacak. Kat karşılığı anlaşma modeliyle başlatılan projenin ilk etabında 642 daire ile 22 işyeri yapılacak. Vatandaşa da sahip olduğu metrekarenin yüzde 75’i verilecek.

Önümüzdeki günlerde Beyoğlu, Eminönü, Bağcılar ve Esenler ilçelerinde de deprem risk analiz çalışmaları yapılacak.

‘Adreslerini belirledik’
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Müdürü Mahmut Baş, İstanbul’da 1 milyon 200 bin civarında bina bulunduğunu belirterek, “Çalışma, 4 üniversitenin oluşturduğu bir sistemle yapıldı. İçine girerek ve gözlemsel tarama ile çalışma gerçekleştirildi. Binaların yapım tarihi, türü, yapım şekli, zeminin yapısı, çıkma katının olup olmadığı, yumuşak katının bulunup bulunmadığı, bitişik nizam olup olmadığı gibi sorulardan oluşan 25'e yakın sorunun yanıtları araştırılıyor. Bir binanın yıkılıp yıkılmayacağını söyleyemezsiniz. 17 Ağustos depreminde bu nasıl ayakta duruyor dediğimiz binalar yıkılmamıştır. Bu, deprem meydana geldiğinde binalardaki hasar miktarını belirlemeye yönelik. Bu ilçelerde riskler fazla görüldüğü için bu noktalarda ayrıntılı çalışıldı.
Daha önce 50 bin riskli bina tespit etmiştik ama bunun adreslerini bilmiyorduk. Şimdi o adresleri tespit ettik” dedi.

Kentsel dönüşüm projelerinde başımıza gelebilecek tehlikeler konusunda basından derlediğimiz haberler:
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ İLE EVİNİZ ELİNİZDEN ALINABİLİR,

Belediye Yasası’nın Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanları başlıklı 73. maddesinde değişiklik yapan kanun teklifi 24.06.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Yapılan değişikliğin sakıncalarını, konu henüz mecliste görüşülmeden ayrıntılı olarak ele almış, özellikle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamalar ve ilçe belediyelerin imar yetkilerinin elinden alınmasına ilişkin hükümler nedeniyle Anayasa’ya aykırılıklar içerdiğini düşündüğümüzü belirtmiştik.

Yasanın yürürlüğe girdiği ve ilk uygulamaların başladığı bu günlerde, anılan sakıncaların en önemli gördüğümüz bazılarını yeniden belirtmekte ve kamuoyuyla paylaşmakta yarar olduğunu düşünüyoruz.

73. maddede yapılan düzenleme, bu haliyle yürürlükte olduğu sürece;

Ülkemizde yaşayan hiç kimse; gelecekte ev yapıp başını sokacağını düşündüğü bir arsası veya başını sokacak bir evi olduğu için kendini güvende hissetmeyecektir. Evinizi veya arsanızı borç harçla, tüm birikiminizi harcayarak almış olmanız veya annenizden babanızdan miras kalmış olması bu konuda size bir güvence sağlamayacak, belediyelerin halen sahip olduğunuz evinizi kendi istediği fiyatla elinizden almasına ve yine kendi belirlediği fiyattan size geri satmasına engel olamayacaktır.

Kentin fiziki yapısı yani yollar, kaldırımlar, binalar, ağaçlar, parklar, lokantalar, tiyatrolar, sergi salonları, okullar, kamu binaları, o mekânlarda yaşanmış anılar kent kültürünün en önemli parçalarından birisidir. Bu yasa değişikliği yürürlükte kaldığı sürece kentlerimizde bu gün olan şeylerin gelecekte de bu günkü haliyle var olacağının hiçbir garantisi kalmamıştır.

NE GETİRİYOR

Bu yasa ile kentin tüm değerleri, anıtlar, tarihi ve kültürel varlıklar, kentlerin çoğunlukla en yeşil bölgeleri olan kamuya ait alanlar, parklar dahi kaldırılabilir, dönüştürülebilir, “geliştirilebilir” hale gelmiştir. “Dünya Kültür Mirası” Listesi’ne giren en önemli kentimiz olan İstanbul’un, yanlış imar uygulamaları ve yetersiz koruma nedeniyle bu listeden çıkarılarak “Tehlike Altındaki Dünya Mirası” listesine alınabileceğini ilişkin haberler bu konudaki korkularımızın haklılığını göstermektedir.

Belediye sınırları içerisinde mülkiyet güvencesi fiilen ortadan kalkmıştır. Hiçbir gerekçe gösterilmeksizin “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” ilan ediliverecek alanlarda, tüm gayrimenkuller üzerindeki tasarruf hakkı bütünüyle belediye meclislerinde çoğunluğu elinde tutan parti gruplarının ve başkanlarının eline geçmiş, teknik bir konu olan planlama gerektiğinde siyasi rakibini mülksüz, yandaşları ise zengin yapabilecek siyasal bir araç haline getirilmiştir. Bu demokrasiyi ve özgür seçme hakkını dahi ortadan kaldırabilecek büyüklükte bir güçtür.

13 Temmuz 2010 Salı günlü Resmi Gazetede yayınlanan 7 adet Bakanlar Kurulu Kararı ile yukarıda kısaca belirttiğimiz sakıncaları taşıdığını düşündüğümüz yasa değişikliğinin uygulanmaya başlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Ankara’da 7 bölge bu madde uyarınca Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı ilan edildi. Kararın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi yerine Bakanlar Kurulu’nca alınmasının nedeni; madde metnindeki “kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi Bakanlar Kurulu kararına bağlıdır” ifadesiyle ilişkilidir.

Resmi Gazete’de; bu alanların niçin kentsel dönüşüm gelişim alanı ilan edildiğine dair hiçbir ifade bulunmamaktadır. Nedenini sadece ilan edenlerin bildiği bu kararla, anılan alanlarda evi arsası, olan tüm vatandaşlarımız bu gayrimenkulleri üzerindeki tasarruf yetkilerini, madde metninde yer alan; “Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerlerde; ifraz, tevhit, sınırlı ayni hak tesisi ve terkini, cins değişikliği ve yapı ruhsatı verilmesine ilişkin işlemler belediyenin izni ile yapılır. Bu yerlerde devam eden inşaatlardan projeye uygunluğu belediye tarafından kabul edilenler dışındaki diğer inşaatlar beş yıl süreyle durdurulur. Bu sürenin sonunda durdurma kararının devam edip etmeyeceğine belediye tarafından karar verilir. Toplam durdurma süresi on yılı geçemez” hükmü gereği (bizim düşüncemize göre Anayasa’ya aykırı olarak) fiilen kullanamaz duruma gelmişlerdir. Ne kadar süreceği belli olmayan bir zaman sonunda ellerine ne geçeceği ise belediye başkanının ve meclisinin insafına kalmıştır. Bu alanlarda gayrimenkulü olan vatandaşlarımız artık gayrimenkullerini bankalara ipotek ettirebilmek için dahi belediyelerin iznini almak zorunda kalacaklardır.

VATANDAŞ HABERDAR DEĞİL

Nedeni açıklanmayan, dolayısıyla kamu yararı içermiyor olması muhtemel bir “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” kararı sonucunda mülkiyet hakları kısıtlanan vatandaşlarımızın yapabileceği tek şey, madde metnindeki Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğümüz hükümlere de dikkat çekerek İdare Mahkemelerine başvurmak, yürütmeyi durdurma ve iptal talebinde bulunmaktır. (ayrıntılı değerlendirme için BAKINIZ)

Ancak bu hakkın kullanılabilmesi şüphesiz ki yurttaşın kendi mülküne ilişkin olarak alınan kararlardan haberdar olabilmesine bağlıdır. İçerisinde kamunun mülkiyetinde veya kullanımında yerler olduğu için yazımızda bahis edilen Ankara’ya ilişkin kararlar Resmi Gazetede yer almış, vatandaşın kendini ilgilendiren bu kararlardan haberdar olması mümkün olmuştur.

Belediye Meclis kararları Resmi Gazetede ilan edilmemektedir. Belediye Meclis Kararlarının nasıl ilan edileceği 5393 sayılı Belediye Kanununun Meclis kararlarının kesinleşmesi başlıklı 23. maddesinde hükme bağlanmış, “Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur” şeklinde düzenlenmiştir. Uygun aracın ne olduğu belli değildir. Dolayısıyla vatandaşın kendi malını mülkünü ilgilendiren Belediye Meclisi kararlarından nasıl ve nerede halka duyurulacağı belli olmadığı için haberdar olmaması muhtemeldir. Bu durum vatandaşın bu kararlara yargı yoluyla itiraz hakkını fiilen kısıtlayacak sonuçlar doğurabilecektir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. Maddesi; “Belediye meclisi, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanır” şeklinde düzenlenmiştir. Büyükşehir Belediye Meclisleri ise 5216 sayılı Büyükşekir Belediyeleri Kanunu’nun 13. Maddesine göre her ayın ikinci haftası önceden meclis tarafından belirlenen günde toplanmaktadırlar.

Yurttaşların belki de evlerini kaybetmelerine neden olabilecek kararlardan zamanında haberdar olabilmeleri ancak belediye meclis toplantılarını bizzat takip etmeleri ile mümkündür. Bu yöntem yasal olarak mümkünsede, fiilen mümkün olamayacaktır. Bu durumda, halkın kendini ilgilendiren konulardan haberdar olmasını sağlamak konusunda en büyük görev muhtarlara, yerel basına ve şüphesiz ki muhalif meclis üyelerine düşmektedir.

Ahmet Müfit
 

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------
Misafir - Arte Tanura
Kentsel dönüşüm yasası ile evlerimizden atılıyoruz, maden yasası ile ise vatan toprakları peşkeş çekiliyor ve daha neler neler yapılıyor üstelik de daha şimdiden; bir de anayasa paketine evet çıksın ve bir de 2011'de tekrar seçimi kazansınlar işte o zaman görün neler yapabileceklerini. Bütün bunlara rağmen, özellikle de sıradan vatandaş olup da hala AKP'nin peşinden gidenleri/gidecekleri düşünüyorum da.. Türk'ün Türk'ten başka dostu yok diyenler, bir daha düşünün isterseniz.. Eğer bunlar dost ise düşmandan kim korkar.

Osman Paşa
Bu kanunun iki önemli gerekçesi vardır.1:) Kendilerince değerli görecekleri arazilere kamulaştırma ve özelleştirme ile el koymak. 2:) Askerin ve özellikle jandarmanın bulunduğu bölgelerde kentsel dönüşüm maskesi ile jandarmanın şehirlerdeki gücünü yok edip hayalleri olan polis tabanlı bir yönetim tarzına geçmek.

subtle
Toplumun eğitimli-eğitimsiz her kesimini sıkıntıya sokacak kanunlar,jet hızıyla,vatandaşın anlamasına bile fırsat verilmeden meclisten geçiriliyor,tüm geleceğimiz ipotek altına alınmaya çalışılıyor ve şimdi de;Muharrem İnce'nin konuşmasında kullandığı 'Yatacak yeriniz yok' sözü,sanki nazire yaparmışçasına,saf-bilinçsiz ama AKP seçmeni olan halk kitlelerinin de dahil olduğu toplumun tümüne,bir tehditmişçesine,yine tatlı su kurnazlığıyla hazırlanmış bir yasayla iade ediliyor.Evet,yatacak yerimizi bile alıp,o bitmez tükenmez intikam duygularını tatmine doğru hızla ilerliyorlar!!Ve hala ses yok,tepki yok,oda tv gibi bazı haber siteleri de olmasa,kimsenin olan bitenden haberi bile yok..!ÇIT ÇIKMIYOR..Nerede sivil toplum örgütleri,nerede medya?Neler oluyor bizlere?Bacaklarımız kırıldıktan sonra ayağa kalkabileceğimizi mi sanıyoruz acaba?

Misafir - spartaküs
evin elden gitmesi çok sevimsiz bir durum mutlaka. ama bu arada tüm ülke elden gidiyor. bu çok daha korkunç bir durum.

Misafir - Murat Kemal
Minareyi çalmaya niyetli olanlar ;kılıfı yasalar çerçevesinde ve AB uyum raporları emriyle hazırlamaktadırlar.Bakalım "kral çıplak" kim diyecek?

alinur
Merhaba. 12 Eylül günü Halk oylamasına çıkacak olan yasalar, karşı koyma haklarını da engelleyecektir. Karşı koymak için yasalara başvuranlar, karşılarında AKP zihniyeti ile kuşatılmış Savcı ve Hakimleri bulabileceklerdir. "HAYIR" için toplantılar yapanların halka bunu anlatmaları gerekmektedir. Bir gün eviniz, işiniz, ücretleriniz, sahip olduklarınız elinizden alınabilir. Bu duruma itiraz etme hakkınız bu halk oylaması ile elinizden alınabilir denilmelidir. İşte muhalefet edenlerin halka bunu anlatmaları gerekmektedir. AKP yöneticilerinin yasalardan kaçmalarının sağlanacağından önce, halkımıza kaybettiklerinin yeniden kazanılmasının önünün kesileceğini de anlatmak çok daha önemlidir.

Misafir - ali koyaroglu
Desenize bazı yandaş belediyelere yeni rant alanları doğmak üzere. Ama gün ola harman ola. Keser döner sap döner gün gelir hesap döner. Bir gün bu yasalar bunu yapanların da aleyhine kullanılabilir. Hukuka hepimizin ihtiyacı var. Bu arkadaşlar devamlı iktidar düşünüyorlar herhalde. yarin tekmeyi yerler inşallah. CHP liler uyanın, seçimlerle ilgili yazılım programlarını kimler yapıyor, arkasında kimler var, verileri hangi programla topluyorlar. Bunları araştırın ve F tipinin nelere kadir olabileceğini, ne gibi düzenbazlık içinde olabileceğini iyi duşunun. Bilgili kişileri bir araya getirin.

Misafir - ADİL SAĞOL
Bu konu " ÖTEKİLER " olan bizleri ilgilendirmiyor.AKP'nin izlediği ve uyguladığı ekonomi politikaları yüzünden kaybetmediğimiz neyimiz kaldı ki,belediyelerin elimizden alacağı evimiz barkımız kalsın.118 Kg.ARPA ile bir büyük RAKI,23 Kg arpa ( Gerçi bu sene ARPAYI bile zor bulacağız )ile bir MALBORA sigarası alabilen bir toplumda mal-mülk mü, kalır.Malı olanlar düşünsün.

ifk
Yargı kurumlarımızda koca koca harflerle "Adalet Mülkün Temelidir." yazar buradaki "mülk" sözcüğünün "ülke, memleket,devlet" anlamına geldiğini biliyoruz; ancak sözcüğü halkın bildiği anlamda ele alırsak kişisel mülkiyet olarak yorumlayabiliriz. Birey, kendisini ve sahip olduğu değerleri ancak "yargı" ile koruyabilir. CHP, bu yasanın iptali için sanırım Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak. Çıkması gereken karar malum; ama çıkar mı, çıkmaz mı orası şüpheli. Bu durumda AYM'ye "Ana Muhalefet Mahkemesi" suçlamaları yakın gibi görünüyor

mim
Herifçi; vatan toprağını, su havzalarını, tarım alanlarını, hazine arazilerini satmış.. 3-5 ha'lık mahalleden, kentsel alandan mı gocunacaklar diye düşünmüşlerdir... Haksızda değil hani..

Misafir - UYANIK
Bırakın Allah aşkına yahu...daha ne uğraşıyorsunuz..sizler yazmaktan, birileri anlatmaktan bıkmadı... Değil evlerini kıçlarındaki donlarını dahi alsınlar..zerre kadar acımıyorum artik..Böyle bir halk Dünyada yok artik..Gerçekten inanılır gibi değil..insanin akli mantığı izanı almıyor.. bu kadar yıkıma ..bu kadar aşağılanmaya..bu kadar ezilmeye..sömürüye ...rağmen, başını kaldırıp da yahu bana ne yapıyorlar..benim geleceğim ne olacak demeyen, diyemeyen ve hala uyumaya devam eden bir halkın nesini düzeltmeyi düşünüyorsunuz..bırakın okumayı dinlediğini seyrettiğini dahi değerlendiremeyen bir halk parçalanmaya ve yok olmaya mahkumdur...
kusura bakmayın umut dolu ve ümit verici yorumlar benim için asla inandırıcı değil... artik küllerinden doğan bir millet naraları çok uzaklarda kaldı..zaten yakında ortada kül bile kalmayacak..

Misafir - 571.1919
Bir gün bizi bu topraklardan da kovacaklar sanki başkaları gelecek onun hazırlığını yapıyorlar

Misafir - Aydın Uyumaz
Bütün mücadelelere rağmen TOKİ vasıtasıyla Ataköy'de yapılan uygulamalar yetmeyecek gibi.Sahil ihaleleri 8 seferde aç gözlü talipler buldu.71 m. yüksekliğe ulaşan bina yapımı izni ile sahil tamamen işgal edilecek.Yıllardır süren direnişlerin sonu bu olmamalı.Tapu delinmiştir.Yani artık adalet yoktur.Bunun sonu iç savaşa kadar gidebilir.Hukuki mücadele için çok acele etmeli.Sonrası Allah kerim.
http://www.odatv.com/n.php?n=eviniz-elinizden-alinabilir-1607101200

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com