|
FENER DİMİTRİ KANTEMİR
SARAYI
İstanbul
Balat Sanat Meydanı adı altında cafe ve sanatsal sergi
mekanı olarak açılışı yapıldı. Açılış törenine Romanya
İstanbul Baş konsolosu Bay Radu Gabriel, Sanat dünyasından
kişiler ve Fatih belediye başkanı Sayın Mustafa Demir
katıldı.
Mütevazi bir katılımla gerçekleştirilen sanat meydanı açılış
töreninde Tarihi bir mekan olan Dimitri Kantemir sarayının,
Fatih belediye başkanlığınca kendilerine tahsis edildiği
Arteistanbul, Zeynep Özbilen Arabacıoğlu 2008 tarihinde
Yunus Tonkus'un sanat danışmalığında Beyoğlu'nda sanat evi
ile başladıkları faaliyetlerini, Fener-Balat semtlerine
geliş serüvenini anlattığı açılış konuşmasından sonra
sahneye Fatih belediye başkanı Mustafa Demir davet edildi.
Başkan
Demir Avrupa birliği fonlarıyla restore edilen Balat-Fener
semtleri rehabilitasyonu programı dahilinde onarılan Dimitri
Kantemir sarayının emniyetini belediye olarak
sağlayamadıklarını, onarılan mekanın kısa zamanda tahrip
edildiğini, madde bağımlıları tarafından işgal edildiğini,
Bu çaresizlik! içinde Arteistanbul'un kendilerine müracaat
ederek bu mekanın kendilerine tahsis edilmesini talep
ettiklerini beyan etti.
Bu mekanın bu şekilde hem korunduğunu, hem de sanata hizmet
ettiğini anlattığı konuşması, törene gelen semt sakinlerinin
protestosu ile sık sık kesildi, ısrarla devam eden protesto
nedeniyle moralinin bozulduğu gözlenen Başkan Demir
konuşmasını kısa kesti.
Söz
alan sanat danışmanı Yunus Tonkus, Arteistanbul'da
gerçekleştirdikleri sanatsal çalışmalardan bahsetti, bu
mekanda neler yapacaklarını sıraladığı konuşmasından sonra
sahnede klasik müzik orkestrası Türk ve Batı müziği
parçalarından kısa bir sunum yaptı.
Fener-Balat-Ayvansaray
koruma derneği mensubu ve semt halkının eylemlerine devam
etmesini emniyet kuvvetleri engelleyemedi, protestocularla
davetliler arasında konser sırasında arbede yaşandı. Başkan
Demir törenin selameti için olsa gerek ayrılmak için izin
alarak Dimitri Kantemir sarayından ayrılmak istedi, Semt
sakinlerinin yoğun tepkisi arasında aracına binmek isterken
Fener-Balat-Ayvansaray koruma derneği başkanı Sayın Hasan
Acar'ın ısrarlı daveti nedeniyle olay yerinin yakınında olan
dernek binasına geçildi.
Dernek
salonunda semt sakinleri dinleyen Başkan Demir, Vatandaşın
kaygılarına cevap vermeye çalıştı. dernek salonundaki biraz
emrivaki istişare toplantısına semtimizde yaşayan gazeteci,
sanatçı, mimar, avukat, öğretim görevlisi, sanat tarihçisi, sivil toplum
kuruluş başkan ve üyeleri katıldı.
Fener-Balat-Ayvansaray
kentsel dönüşüm projesinden dolayı çeşitli açıdan kaygıları
olanlar endişelerini Başkan Demir ile paylaşıp, Açıklanan
yenileme projesinin kendi mülkiyet haklarını gasp ettiğini
misalleriyle anlattılar. Başkan Demir verdiği cevaplarda
konuyu başka mecralara çekmeye çalışması fayda vermedi. Açık
seçik ortada olan, mevcut semtin yıkılarak yerine İmitasyon
görünümlü, betonarme , modern binaların yapılacak olması,
projenin ada bazında hazırlanması nedeniyle kişisel
parsellerin ve orijinal binaların yok olacağı gerçeği Başkan
Demir'i savunmasız bıraktı.
Her
zaman olduğu gibi olası bir depremi gerekçe gösteren proje
yandaşları gibi Başkan Demir'de bölgedeki binaların teker
teker yıkıldığını bunun can ve mal kaybına sebep olduğunu
söylemesi üzerine kendisine İstanbul ve Türkiye'de
deprem riski altında olan milyonlarca bina var, bunların
hepsi böyle kamulaştırılacak mı sorusuna, hayır diye cevap
verdi. Tarafımızdan Başkana sorulan "mahallemizdeki
çöküntü binaların çoğu Belediyemizin, Milli emlakin,
Vakıflar müdürlüğünün, devlet olarak siz semti çöküntü alanı
yaptınız" ikazımıza Başkan Demir cevap vermezken, geçen ay
hemen bitişiğimizde Fatih belediyesine ait tarihi eser bir
bina, 35 yıldır tamiratı yapılmadığı için bir bölümü yıkılan binayı
evvelki proje içinde onarabileceğini ama bunu
yapmadığını, bu binaya harcanacak para ile beş ayrı bina
onarıldığını savundu, Bu bizim sorumuza cevap değildi.
Evet
A.B.'nin hibe parası ile belediye binasının onarılmaması
doğru bir yaklaşım, lakin belediyelerimiz, vakıflar
müdürlüğü, milli emlak müdürlüğü kendi bütçesi ile sahibi
olduğu binaları neden onarmaz?
Zaten onarılmadığı için bir bölümü yıkılan binaları,
güvenlik gerekçesi ile belediye tamamen yıkmaktadır. Acaba
bir bölümü doğal nedenlerden mi?, yoksa zorlama ilemi
yıkılmaktadır bilemiyoruz, bu konuda endişelerimiz var.
Bu binaların örneği batı şehirlerinde itina ile muhafaza
ediliyor, %50 oranında hibe desteklerle onarılırken, Ve
ilçemizde beton ömrü dolmuş 1950-1980 yılları arasında
kaçak, imarsız, plansız yapılan on binlerce betonarme bina
için hiçbir önlem alınmazken !
Yığma, dolgu taşıyıcı
tuğla, her katı çelik putrellerle sarılmış, çok yüksek
depremlerde dahi güvenliği olan tarihi ve kültürel
değeri olan bu kagir binaların yok edilmek istenmesini
deprem riski ile savunmak bize çok yavan geliyor.
Bu
tarihi semtlerde yapılması gereken tek şey, binaların
yapısına dokunmadan sadece zemin güçlendirmesi yapılmasıdır.
Haliç'in üç yerinden Yenikapıya açılan kolektör inşaatında
dinamit kullanılmış, zemin fayları darbe almıştır, bölgede
on yıllardır faaliyet gösteren, sanayi suyu kuyularının
zemine verdiği erozyon zararı vardır. ayrıca belediye,İski,Tek,İğdaş'ın
temel diplerini kazarak şebeke tesis etmesinden dolayı
birçok temel zarar görmüştür.
Bu müdahalelerin çoğunluğu devlet kurumlarının
bilinçsiz uygulamaları olduğu gerçeğinden yola çıkarak, Bu
zemin güçlendirme işi devlet bütçesinden karşılanması
gerekmektedir.
Fiber katkılı özel
betonlarla güçlendirilecek zemin sayesinde bu binalarımız,
yarı ömrü 50 yıl olan kaliteli beton binalara inat daha
yüzlerce yıl varlığını sürdürecektir.
Kültürel ve Turistik cazibesi ise milletimize artı
sağlayacaktır. Mevcut projelerin dayatılması sadece küçük
bir azınlığa mutluluk verecek, tarihimiz ve kültürümüz
açısından Türk milletinin acziyeti olarak yazılacaktır.
sekiz
bin yıllık, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapan yer diye
İstanbul'dan bahsetmek kolay, Birileri nerede bu sekiz bin
yılın kültürü dediğinde lütfen müzeleri göstermeyelim,
bunlar dünyanın her yerinde var, yaşayan müzeler çağımızın
gözdesi olduğunu unutmayalım.
Bu nesil müzeleri değil
yaşayan kültürleri görmek istiyor.
Bazı politikacılarımızın
yol açacağız, çarşı pazar yapacağız diye son 60 yılda ilk
İstanbul tarihi yarımada da 350 cami, medrese, tekke, zaviye
yıktığını düşünürsek, Başta Süleymaniye olmak üzere sur
içinde on binlerce ahşap konak yakılıp, yıkılıp yerlerine
han, apartman yapılması, 1980 sonrasında Dalan yönetiminin
tarihi haliç kıyılarını nasıl talan ettiğini düşünürsek,
yapılan bu yanlışlardan hiç ders almaz isek daha çok pişman
olacağımız yanlış işlere imza atacağımız kaçınılmazdır.
Herkes
tarihe dilediği gibi geçebilir!
Ya lanet edilen, tarihi kültürü sanatı yok eden lider
olarak,
Yada asırlarca takdirle anılacak, tarihi kültürü sanatı
yaşatanlar olarak.
Daha dün nadide Türk
mimarisi konaklarımızı yakıp han, apartman yapanların
binaları bu günlerde yıkılmış 30 yılda yokluğa mahkum olmuş,
unutulmuş. Halbuki kendilerinin birçoğu hala yaşıyorlar. ama
eserleri? yok olmuş.
Ortalama 150 yıl önce
yapılan ahşap ve kagir binalar, nice ihanete darbeye rağmen
yaşıyorlar, Yakalarını bırakırsanız daha nice yüz yıllar
yaşayacaklar. Karar siz egemenlerin.!
Ya nefsinizin Rant ihtiraslarına teslim olup tarih sizi
esefle anacak! Yada Minnet ile yad edecek....
AÇILIŞTAN VE DERNEK TOPLANTISINDAN VİDEOLAR ( Kesintisiz
montajsız doğal Amatör çekimdir)
|