.
Fatih FENER-BALAT-AYVANSARAY Mülk Sahipleri ve Kiracılarının Haklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği  Fatih Belediye Başkanı Dt. Mustafa Demir'i Makamında ziyaret etti.

Dernek henüz kurulmuş olmasına rağmen Fener Ayvansaray arasında  uygulanmak istenen yenileme projelerinin hayata geçirilmeden, Hukuki süreç zaman aşımına uğramadan, semt sakinlerimizin proje hakkında bilgisizliğinden kaynaklanacak mağduriyetleri önlemek amacı ile Başta Fatih belediyemiz olmak üzere Cumhurbaşkanlığımıza kadar konu hakkında bilgi ve belge sunumu yapmaya devam eden dernek yönetimi. Bu arada yetkili ve etkili kurum ve kişilerle görüşüyor. Fikir teatisinde bulunarak olası bir mağduriyeti önlemeye çalışıyorlar.
.
Fatih belediyesi doğrudan ilk adım muhatapları olduğu için kendileri ile görüşme ve uygulanacak yenilemenin avan projesinin derneklerine verilmesini talep etmişler.
Fatih belediye başkanlığı kendilerine verilen dilekçelerine henüz cevap vermemiş. proje hakkında ön görüşme yapmak üzere bugün Başkan M. Demir tarafından başkanlıkta bir heyet olarak kendilerini kabul etti.

Başkan M. Demir'in makamında gerçekleştirilen bir saatlik görüşme dernek açısından çok verimli geçtiğini beyan ettiler . Proje hakkında bilgilendirilmeyi yüz yüze isteyerek, Uygulanmak istenen projenin yol haritasında yerel ve ulusal hukuka aykırı olan hususları açıkça beyan ettiler.

Balat-Fener-Ayvansaray'ın diğer yenileme alanları ile mukayese edildiğini,  burasının Sulukule ve Tarlabaşı ile mukayese yapılmasının yanlış olduğunu, buradaki mukim vatandaşların doğma büyüme buralı olduğunu, tadilat izni çıkmadığı için metrukleşen bazı binaları işgal eden kişiler hariç yerleşik halkın %85'inin semtin yerlisi ve mülk sahibi olduğunu beyan ettiler.

Dünya kültür mirası listesine girmiş ilçemizin en önemli unsurlarından olan Fener - Balat- Ayvasaray semtlerinin ada bazında projelendirildiğini biliyoruz. Bu düşüncenin mevcut kanunlara ve uluslar arası anlaşmalara aykırı olduğunu da biliyoruz. ve bizler birliğiz, bu kadar hukuksuz bir projenin semtimizde hayata geçme şansının olmadığını Başkan'a beyan ettiler, bazı uygulamalar nedeniyle kınamalarda bulundular..

Böyle gizli mahfillerde, mülk sahiplerinden habersiz, Kamulaştırma yapılmamış tapularımız üzerinden ihaleler yapılması, planlar çizilmesi, taşeronlar belirlenmesi ve bu kurulan düzenin bizlere dayatılmasını asla kabul etmiyoruz diyerek açık tavır ortaya koydular.

Semtimizde uygulanmak istenen ada bazında yenileme yerine mülk sahiplerinin de müdahil olduğu parsel bazında yenileme ve restorasyon projeleri geliştirilmesi gerektiğini söylediler.

Semtimiz için yapılmış avan projelerde yeni uygulamalar gündemdedir. semtimizdeki yapılaşma 2-3 kat civarında olmasına rağmen yeni projede 3-7 kat arasında uygulama tasarı planları gördük. GAP inşaat'a sağlanan bu imtiyazın mevcut mülk sahiplerine de tanınmasını talep ettiler.

Gap inşaat'a tanınan yeni imar düzenlemelerinin, mevcut mülk sahiplerine de verilmesi konusunda dernek üyelerinin ısrarlı sorularına Başkan Demir cevap vermekten kaçındı.

Başkan M. Demir derneğin bu kararlılığına karşı bu projeden vazgeçebileceklerini, halkı bu denli huzursuz edecek bir uygulamaya kendisinin de karşı olduğunu, bir ilçe belediye başkanı olarak halkın saflarında olduğunu bu konuda asla taviz vermeyeceğini tekrarla beyan etti.

Bu arada Sayın Demir aba altından dernek yöneticilerini tehdit etti.
Demir, Bu proje hayata geçmeyecek olursa, Gerçekleştirdikleri başka bir plan olduğunu. bu planda proje alanının %30'unun Yeşil alan olarak görüldüğünü, Bazı binaların çok eski tarihli de olsa kaçak ilavelerinin olduğunu, yüzyıllık kaçak binaların olduğunu, çok eski kat ilaveleri var bunları yıkmak mecburiyetinde kalırız gibi bizleri şaşırtan ithamlarda bulundu.
Sayın başkanımız velev ki söyledikleri doğrudur, son elli-60 yıl içinde onlarca imar affı çıkarıldı, bu af kanunları gereği ilçemizde yapılan on binlerce kaçak ve imar mevzuatına aykırı, yapsatçıların kaba-saba malzeme ve teknik ile inşa ettiği binalara sonradan proje çizildi, ruhsat verildi, imar müsaadesi verildi, bu gerçeği başkanımızın düşünmemesini bir dil sürçmesi olarak kabul ediyoruz dediler.

      Toplantıya derneğin misafiri olarak katılan Avrupa birliği uygulaması Fener-Balat Rehabilitasyonu uygulama proje yetkilisi Yüksek Mimar Ali Emrah Ünlü  Semtimizde uygulanmak istenen Ada bazında yenileme projesinin uygulanmasının çok zor hatta imkansız olduğunu, burada çok önemli bir tarihin örnekleri var, bunları yok sayarak burada hiçbir proje uygulanamaz, uygulanmamalı dediler.

       Sayın Ünlü yeni projeyi yerden yere çalacak şekilde hukuksuz ve gayri insani olarak niteledi, bunun arkasındaki gerçek kendilerinin AB fonlarıyla onarımını gerçekleştirdikleri 121 binanın çoğunluğunun yeni proje alanı içinde olması ve yenileme adı altında temelden yıkılarak modernize edilmesi nedeniyle olsa gerek, kendisini çok hırçın gördük, sayın ünlü telaşında çok haklıydı.

      Ayrıca; On yıldır burada çalıştığını semt halkı ve esnafı ile sıcak diyaloglar kurduklarını, Buradaki semt dokusunun Tarlabaşı ile mukayese edilemeyeceğini örnekleri ile Başkan Demir'e beyan ettiler.
      Buradaki genel uygulama birçok açıdan yanlıştır, davet usulü ihale yapacaksınız, İhaleyi alan firmaya mimari proje yaptıracaksınız, aynı firmaya plan ve inşaat uygulaması hakkını vereceksiniz, bu temayüllere aykırıdır dediler.

      Aynı saatlerde belediyede encümen ve gurup toplantısı olmasına rağmen Başkanın dernek mensupları ile ilgilenmeyi tercih etmesi ve bu iş daha önemli diyerek uzun uzadıya toplantıyı sürdürmesi, Bizlerin dikkatinden kaçmadı, Başkan bu projeyi hararetle savunamadı lakin dernek yetkililerinden aldığı haklı tepkilere göre yeni politikalar üreterek yoluna devam edeceğinden hiç kuşkumuz yok.

     Yaşayanlar görecektir, Sayın Demir, bütün karşı çıkılmalara rağmen tekrar Fatihten aday gösterilmesinin arkasında bu projelerin olduğuna inanıyoruz.
      Dünya kültür mirası listesine girmiş bir beldenin yaşayan tarihini hiçe sayacak kadar kararlılıkla ve tapu sahiplerinden gizli ihaleler, projeler yapılıp bunların anıtlar üst kuruluna onaya gönderildiği günümüzde  hala tapu sahiplerine resmi hiçbir bilgi vermemeleri bu uygulamalarda pek çok şaibe olacağı izlenimi vermektedir.

    Bu toplantıda Sulukule projesinin iptal edildiğini, küçük değişiklikle belediyenin aynı projeyi tekrar sunduğunu öğrendik, umarız tekrar geri dönecektir. Çünkü Sulukule projesi bir rant projesidir. Burada sosyal hiçbir tedbir uygulanamamıştır, semt sakinleri kendilerine sunulan imkanları hayat tarzlarına uygun görmeyerek terk etmiş, %90'ı  Taşoluk, Kayabaşından tekrar Fatih'e gelerek bir şekilde barınmaya devam etmektedirler.

    Bizim önerimiz bu semtimizde yüzyıllardır mukim olan Çingeneleri gene aynı yerde Turistik Çingene eğlence mahallesi, Çingene hediyelik eşyaları satış ve imalat işletmeleri tesis ederek hem turizme hem de bu insanların topluma kazandırılmasına fırsat verilmeliydi.

    Bu fırsat kaçırıldı, Fatihte yaşaması çok görülerek mücavir alan dışına adeta tehcir edilerek,hor görülen Çingeneler görülmezliğe gelinerek inkar edildi,  Çingeneleri yıldırma politikası ile umutsuzlaştırılmaları sonucu 50-70 bin liraya ellerinden tapuları alınmış, kaderleriyle baş başa bırakılmışlar.

   Şimdi burada 150 bin lira TOKİ katkı payı ile milyonluk villaya sahip olanların vicdanlarının rahat olduğunu görüyoruz, Son yıllarda birçok mahfilde konuşulan " ESKİ İSTANBUL'DA ZENGİNLER, YENİ İSTANBUL'DA FAKİRLER" yaşayacak. Tekerlemesi adım adım hayata geçiyor.

    Haddimiz olmadan Buradan bizlerde bir kehanette bulunalım isterseniz,  Balat-Fener- Ayvansaray yenileme projesi Ada bazında uygulamaya koyulacak olursa Başta belediyenin, Gap İnşaatın, Çalıkların işi çok zor, hem de çok zor. bizden hatırlatması!
Behlûl Dane fatihten@gmail.com

DERNEĞİN FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞINA SUNDUĞU RAPOR

BAŞKAN MUSTAFA DEMİR’E TALEPLERİMİZİ İLETTİK…

Fatih İlçesi Fener-Balat-Ayvansaray Mülk Sahipleri ve Kiracılarının Haklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği olarak bugün Başkan Mustafa Demir’i taleplerimizi iletmek üzere makamında ziyaret ettik. Dernek olarak bugüne kadar yaptığımız çalışmaların ve bizden önce ‘Kentsel Dönüşüm Projeleri’ne karşı yürütülen mücadelelerin olumlu neticelerini bu toplantıda görmüş olduk. Bilindiği gibi Sulukule’deki direnç oradaki yıkımları durduramamıştı ama çok güçlü bir tepki yaratmıştı. O yüzden bugün Sulukule Projesi yeniden ele alınıyor ve halkın talepleri de yeniden gözden geçiriliyor. Tarlabaşı hala direnmekte ve orada da birtakım iyileşmeler olacağını umuyoruz.

Gelelim bizim Fener-Balat-Ayvansaray’daki duruma, eğer bugün Başkanla yaptığımız toplantıdaki izlenimlerimizde yanılmıyorsak, bu projenin halkın desteği olmadan hayata geçirilemeyeceği konusunda karşı taraf dersini gayet iyi çalışmıştı ve bu anlamda taleplerimiz hak ettiği ciddiyetle karşılanmıştı. En azından bizim kesinlikle taviz vermek istemediğimiz konularda Başkan’ın verdiği sözler kayıtlara geçmişti. Peki biz öncelikli olarak Fatih belediyesinden neler bekliyorduk, taleplerimiz nelerdi, olmazsa olmazlarımız nelerdi, Başkan’ın bu konulardaki açıklamaları nelerdi?

İlk olmazsa olmazımız Fener-Balat-Ayvansaray halkının yerinde, kendi mahallesinde, aynı sosyo-kültürel yapı ve doku içinde yaşamaya devam etme arzusuydu. Başkan bu konuda samimi bir şekilde halka dokunmayacaklarını, mümkün olduğunca herkesin aynı bulunduğu evde ve ortamda yaşamaya devam edeceğini söyledi. Aynı zamanda halkın sorunlarına duyarsız kalmayacaklarını, bu konuda birtakım ‘iş ve beceri edindirmeye yönelik projeleri’ hayata geçirerek bölgedeki işsizlik ve yoksulluğa karşı çözümler üreteceklerini dile getirdi. Umuyoruz bunlar sözde vaatler olarak kalmaz ve başkan Mustafa Demir, sözünün eri olduğunu kanıtlar bize.

İkinci önemli talebimiz bölgemizdeki küçük esnafın korunması ve ekmek teknelerinin ellerinden alınmaması konusundaydı. Bu konudaki talebimiz de ciddiyetle dinlendi, çünkü ziyarette bulunan Yönetim Kurulu Üyelerimizin sekizinin altısı bizzat yöremizdeki küçük esnaftan oluşuyordu ve eğer bu konuda önerilerimiz dikkate alınmazsa en çok projeden onlar mağdur olacaklardı. Başkan’a bu konunun önemini bizzat esnaf üyelerimizin derneğimizdeki ağırlığına da vurgu yaparak anlatmaya çalıştık; o da gereken ilgi ve itinayı gösterdi; bu konuyu da dikkate alacaklarını belirtti; umuyoruz bu taleplerimiz de gereken ciddiyette ele alınır ve eğer bugüne kadar tedbir alınmadıysa bile bundan sonra gerekli önlemler alınır.

Yine esnafla ilgili bir başka talebimiz de Fener-Balat tarihi çarşısının kesinlikle ve kesinlikle korunması gerektiğiydi; ortak dünya mirası olan bu tarihi çarşının şu an işlevsiz olan kısımlarının da restore edilerek çarşıya katılması ve esnafa her türlü destek sağlanarak çarşının mevcut işlevsel konumunun aynen sürdürülmesinin sağlanmasıydı.

Bir başka önemli konu bizim yıkım anlamına gelen ‘yenileme’ kavramına karşı olduğumuz, bu anlamda ‘ada bazında onarım’ ya da ‘bütünleşik yapı’ çerçeveleriyle sunulan müdahaleleri şiddetle reddettiğimiz, yenilemeden değil restorasyondan yana olduğumuz, bunun da bina bazında ve bizlere olanak sunularak bizim tarafımızdan yapılması şeklinde gerçekleşmesini istediğimizdi.
Bu konuda başkan sorun olmadığını söyledi. Bu arada tescilli binalara zaten dokunulmayacağını, orijinal durumlarının korunacağını, daha önce UNESCO tarafından onarım görmüş yapıların da yenileme kapsamı dışında bırakılacağını ekledi. Bu arada başkan bir de güzel haber verdi bize; en çok tescilli binanın bulunduğu üç adanın tamamen proje kapsamından çıkarıldığını, bu kararın yeni verildiğini söyledi. Bu bizim için harika biz haberdi; demek ki taleplerimiz ciddiye alınıyor, verdiğimiz mücadelenin bir yararı oluyordu. Böyle kapsamlı bir projede halk iradesi olmadan bir adım atılamayacağı belediye yönetimi tarafından anlaşılmış ve uzlaşma yoluna gidilmişti.

Bu karar bizi çok mutlu etmişti. Ama henüz hiçbir şey kesin değildi ve sözde kalıyordu. Avan Projeyi görmeden ve üzerinde ‘bilir kişi heyeti’ ile bir değerlendirme yapmadan sonuca varmak doğru değildi. Yakında her şey netleşecek, önümüzü daha iyi görebilecektik.

Bir başka önemli talebimiz restorasyonlar sırasında asla topyekün mahallemizi terk etmeyeceğimiz konusuydu. Çünkü gerçekte bölgemizdeki metruk bina sayısı belediyece kamuoyuna duyurulduğu şekilde yüksek oranda değildi; aksine bölgenin, özellikle de Fener-Balat’ın %80’i küçük onarımlarla restore edilecek durumdaydı. Bu tür restorasyonlar için bölgenin boşaltılmasına hiç gerek yoktu. Bölgenin boşaltılması demek, orada yaşayan onca insanı, geri dönmek koşuluyla bile olsa bir süreliğine göçe zorlamak, yeni yer bulmak durumunda bırakmak demekti. Ayrıca bölgede kira geliri veya esnaflıkla hayatını ikame den bu insanların o süre içinde gelirlerini tamamen kaybetmesi demekti. Ayrıca da psikolojik olarak insanların yaşam alanlarından sürülme psikolojisinin olumsuz etkilerine maruz kalınması demekti. Nereden bakılırsa bakılsın bölgenin boşaltılması insani ve gerekli değildi.

Başkan’a son olarak şunu hatırlattık; Bu proje bizim haberimiz olmadan kabul edilmişti; haberimiz olmadan evlerimiz, yuvalarımız hakkında kamulaştırma kararı alınmış, ihale edilmiş, projelendirilip onaydan geçmişti…

-Bu bizim barınma hakkımıza saldırıydı…
-Bu bizim yaşama hakkımızın tecavüzüydü…
-Bu bir insan hakları ihlaliydi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine de aykırı bir durumdu. Bunun iç hukuktaki düzenlemeleri görünürde yasal olsa da meşru değildi, kabul edilemezdi… Çünkü ulusal hukuktan daha üstün evrensel hukuk vardı ve yaratılan özel hukuk alanı yasal görünse de barınma hakkımızı ve yaşama hakkımızı ihlal ettiği için evrensel hukuka aykırıydı. Bu yüzden şu ana kadar içinde olmadığımız süreci kesinlikle protesto ediyor ve onaylamıyorduk. Ama eğer bundan sonraki süreçte örgütlü mücadelemiz ve direncimiz dikkate alınır, taleplerimiz ciddiye alınır ve her aşamada muhatap kabul edilerek uzlaşma temelinde ilerleme yoluna gidilirse biz de onlarla birlikte hareket eder ve ‘Fener-Balat-Ayvansaray’ halkı için en iyi olan neyse onu gerçekleştirirdik.

Peki bu olmazsa, yani Belediye’nin bugünkü olumlu tavrı sürmez, vaatler boş çıkar ve bildiklerini okurlarsa ne olurdu, onu da ‘Belediyeden Taleplerimiz’ olarak hazırladığımız metnimizin son paragrafından size aktarıyoruz:

“Tarihin hiçbir döneminde halka rağmen hiçbir hareket uzun vadede başarılı olmamıştır ya da halka karşı işlenen suçlar tarihte bir şekilde cezasını bulmuştur. Örneğin bir halka yapılabilecek en büyük kötülük olan soykırım, tehcir suçu, bir halkın baskıyla yerinden sürülmesi bu tür suçlara örnektir. Biz Fener-Balat-Ayvansaray halkı olarak kendi rızamız ve haberimiz olmadan, devlet gücü ve olanakları kullanılarak tapulu mülklerimizin kamulaştırılmasını, özel bir sermaye grubuna ihale edilerek projelendirilmesini, yine devlet gücü kullanılarak tapulu evlerimizin iznimiz dışında yıkılmasını halka karşı işlenmiş bir insanlık suçu olarak kabul ediyor ve henüz yıkımlar gerçekleşmeden buradan suç duyurusunda bulunuyoruz.”

Basın Sözcüsü: Çiğdem Şahin
------------------------------------------------
Konu ile ilgili haberler:
Febayder'in Bld. Başkanı Mustafa Demir ile görüşmesinin kamera arkası yorumları:1
 

 

 

YORUMLAR: