|
5366 yasanın kabulü ile
Fatih Halkının Hayatını kabusa dönüştüren Yenileme projeleri
tam hız ilerlerken, ilçedeki sivil toplum örgütleri yeni
savunmalar geliştirmek için güç birliğine başladı.
Fatih ilçemizde kurulan "İSDER" İstanbul Tarih Kültür ve
Araştırma Derneği'nin daveti ile Safa vakfı toplantı
salonunda gerçekleşen toplantıya ilçemizin birçok sivil
toplum örgüt yönetimleri katıldı.
Toplantı Dernek başkanı Av. Tevfik Dağ'ın açılış
konuşması ile başladı. İlçemizle ilgili tarihi dokuyu
tanıtan bir belgesel sunumdan sonra Sosyolog Müfit Yüksel
İstanbul ve Fatih'in 8bin yıllık tarihinden örnekler vererek
ilçemizin gelişimini, geçirdiği sosyal travmaları, işgal ve
yağmaları, savaşları ve günümüze kadar siyasi ve kültürel
değişimleri tarihçi gözü ile anlatarak ilçemizin Dünya
kültür ve siyaset sahnesindeki önemine vurgu yaptı.
Toplantıya katılan dernek yöneticileri sorunun artık
bilindiği, belediyenin niyetinin Fatihin yapısal ve kültürel
modernizasyonu konusunda kararlı olduğu, biz karşı görüş
mensubu olarak bu yıkımdan tarihi semtimizi kurtarmak için
ne yapabiliriz'i araştırmaya başladılar.
5366 Sayılı
yasanın verdiği yetkileri sonuna kadar
kullanacağını bildiğimiz Fatih belediyesi ve Yüklenici Firma
GAP inşaatın semtimizdeki sosyal ve kültürel hayata çok
büyük tahribatlar yapacağını gördüğümüz Onaylanan taslak
projelerin hayata geçirilmesini engellemek için güç birliği
çalışması kararı alındı.
Kanunlar uyulması gereken hükümlerdir, Fakat kanunlar
her zaman doğruyu söylemez, Eğer kanunlar mutlak doğru
olsalardı sık sık değiştirilmezlerdi. Bizleri mağdur eden
5366 sayılı yasa acilen değiştirilmesi gereken yanlış
hazırlanmış kanunlardan biridir.
Bu kanuna dayanılarak gerçekleşecek projeler nedeniyle
Türkiye'de tüketilen iç hukuktan netice alamayan mağdurlar,
davalarını AB mahkemelerine götürecektir, Sulukule'de olduğu
gibi ülkemiz bu nedenle birçok önemli uluslar arası kuruluş
tarafından kınanacak, kültürel ve insani notu kırılacak
hatta tazminata mahkum edilecektir.
Bizim
milletimiz bunu hak etmemektedir, Yöneticilerimiz halkın
temsilcileridir, kendilerine oy vererek makam ve yetki
verdiği kişiler halka rağmen proje üretmemelidirler. Bizler
belediyemizin bir tek mukimi dahi mağdur etmemesini
istiyoruz, makul olanın yapılmasını istiyoruz, Elimize geçen
avan projelerde semtimizin çok lüks ve modern bir
yapılaşmaya aday olduğunu görüyoruz.
Hayatımızın geçtiği, her gün binlerce yerli yabancı turistin
zevkle ve hayretle sokaklarında gezdiği bu semtler sermayeye
peşkeş çekilmesine seyirci kalmayacağız diyen dernek
yöneticileri amaçlarının rant değil semtlerindeki sosyal
hayatın yaşatılması olduğunun üstünü çizdiler.
arada
söz alan Müfit Yüksel Bu proje İstanbul'un yerleşim
alanından Turizm, Ticaret ve Sanat kenti haline
getirilmesine çalışıldığı bu şekilde ilçenin beşyüzbin olan
nüfusunun 250 bin civarına indirilmesinin amaçlandığını
söyledi.
Söz alan dernek yöneticileri acilen yapılması gereken
uygulanabilir ve ses getirecek, iktidarı uyarabilecek eylem planları üzerinde
çalışma yapılması kararı aldılar. Bu arada bizler söz alarak
hala halkımızın bilmediği 5366 sayılı yasanın apaçık
hükümlerinin bizlerin elini nasıl bağladığını bu yasanın
anayasadan bile üstün olduğunu çünkü son maddesinde --
MADDE 7.- Bu Kanun kapsamında yer alan yenileme alanlarında,
uluslararası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak
kaydıyla,
diğer kanunların bu Kanuna aykırı
hükümleri uygulanmaz. diyerek, bu
kanunun uygulanmasına mani olacak eski hakları ifade eden
ilgili kanunlar uygulanmaz dediğini konuklara misalleriyle
anlattık.
Bazı kişiler bu yenileme projelerinin sadece açıklanan bu semtlerle
sınırlı olduğunu sanıyor, Buradan söylüyoruz, Bu açıklanan
projeler hayata geçirilecek olursa Depreme dayanıksız
gerekçesi ile ilçenin eskiyen yapı stokunun %70'i
deprem riski bahanesi ile yenileme kapsamına alınacaktır.
Buralardaki insanlara Ya %42 al , ya komisyonun belirlediği ücreti
al diyecekler, kabul etmeyenlerin mülkü GAP adına belediye
tarafından Kamulaştıracak diyemiyoruz, haciz gibi bir şey
yapılarak evleri maliklerinden yasanın tanıdığı haklar
doğrultusunda ellerinden alınacak.
Bu denli anti demokratik
bir kanun 2005 yılında bu meclisten nasıl çıktı?
Muhalefet bu kanunu Anayasa mahkemesine götürmeyi neden
düşünmedi?
500.000 kişinin yaşadığı bir ilçede, seçmenleri bu denli
kızdıracak bir projeye iktidar nasıl karar veriyor?
GAP inşaat olarak karşımıza çıkan sermaye, acaba? İstanbul
üzerinde kadim "Bizans" emelleri olan Güçler mi?
T.C. Tarihinde ilk defa "Kamulaştırma " kavramı özel
kurumlar ve ticari sermaye için yapılıyor!
Bu uyguluma ABD'nin dayattığı özgür "Ortodoks Patrikhanesi"
için atılan adımlar mı?
Daha pek çok soru cevap beklerken; Akıbetin pek aydınlık olduğunu
söyleyemiyoruz.
Bu projeler
ne zaman biter bilemiyoruz, bittiğinde İstanbul Fatih'in
nüfusu yüz bin kişinin altına düşeceği tahmin etmek için
kâhin olmaya gerek yok.
Behlûl Dane Fatihten@gmail.com |