|
Yeryüzünde günümüzde yaşayan İslam toplumları tarihi
eserlere neden düşman?
Allah
cc. Kuran-ı Kerim'de geçmiş nesillerin hayatlarını,
medeniyetlerini, eserlerini zikrederek, bizlerin bu eserlere
bakarak ibret almamızı emrediyor.
Ankebut; 20, Rum suresi; 9, Muhammed;10 gibi ayetlerde bunu
açıkça görmekteyiz, Yukarıdaki sorunun cevabı belli; Bizler
Allah'ın emrettiği dini Kuran kaynağından değil hurafeler
kaynağından inanıyor ve yaşamaya çalışıyoruz.
Talibanlar Afganistan'da iktidarı ele geçirince ilk
yaptıkları iş binlerce yıllık, Dünyanın en büyük Buda
heykelini imha etmek oldu, Anadolu coğrafyasına baktığımızda
aynı hassasiyetin tecellisi kafası kopmuş heykeller, tahrip
edilmiş mabetler ve şapelleri sıklıkla görmekteyiz.
Halbuki Allah cc. yeryüzünü gezin, geçmiş nesillerin
yaşantılarından ve akıbetlerinden ibret alın derken bu
eserleri korumamız gerektiği emrinin açıkça zikredildiğini
anlayamayan son yüzyılların Müslümanları cehaletle bu
eserleri yok ettiler. cehalet ve yobazlıkta batılardan pek
geri kalmadık, Onlar İslami eserleri yok ederken bizler
binlerce yıllık
Anadolu
medeniyetlerini yok ettik, halende etmeye devam ediyoruz.
İşin en acı tarafı bu tarih ve kültür ihanetini sözde dini
duygularla, günümüzde ise hazinecilik adına tahrip ediyoruz.
Bu davranış dinimizce ve insanlık adına çok kötü bir
davranıştır. giden gitti, kalan kültür mirasını mutlaka
korumalı, gelecek nesillere bu örnekleri ulaştırmalıyız.
Çünkü Allah böyle emrediyor. Biz bu eserleri yok edersek
yeni nesiller geçmişten nasıl ibret alacak lütfen düşünelim.
Abdullah Gözaydın agozaydin@msn.com
Öncekilerin sonlarını düşünün
(Ankebut; 20): İnsanların, Yaradılış’ı düşünmelerini
emrediyor Allah: “De ki; yeryüzünde dolaşın, Allah’ın
yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah, aynı
şekilde âhiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah, her
şeye kadirdir.”
Rum suresi; 9: Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden
öncekilerin akıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki
onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp
altüst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok
imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller
getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat
onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.
Muhammed;10: Peki onlar dünyada hiç dolaşmadılar mı ki, daha
önce yaşamış nesillerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna
baksınlar: Allah onları yerle bir etti. Benzeri iş yapan
kâfirleri de, benzeri âkıbetler beklemektedir.
-------------
KUR’AN TARİHE NEDEN ÖNEM VERİR?
‘Belki düşünürler’
İnsan
hayatının, her yönüyle ilgilenen Kur’an-ı Kerim, iyice
tetkik edildiğinde görülecektir ki ayetlerinin yarısından
çoğu, tarihi hadiselere ayrılmıştır.
Allah, bize rehber olarak gönderdiği ve uymamızı istediği
ahkâm ayetlerini gerektiği gibi anlayabilmemiz için bu
ayetleri, birçok tarihî hadise içinde bildirmiştir. Çünkü
biz insanlar, bu ayetler doğrultusunda hayatımızı tanzim
edecek, onların emrettiği gibi yaşayacağız.
Meselâ, Kur’an’da Allah’a şirk koşanlar anlatılırken,
bunlar, “üzerine varsan da, ondan uzaklaşsan da dilini
sarkıtıp soluyan köpek”lere benzetildikten sonra, (Arâf;
176) Allah, Peygamberine şunu emrediyor: “Sen ayetlerimizi
inkâr edenlere, ‘Kasas’ı (bu hadiselerin tarihini,
hikâyesini) anlat ki belki düşünürler” (Arâf; 176)
Keza
Rabbimiz, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’e, Yûsuf
(as)’ın tarihinin ibret dolu hikâyesini Kur’an’la beyan
ettiğini şöyle ferman buyuruyor: “Biz sana Kur’ân’ı
vahyetmek sûretiyle en güzel ‘Kasas’ı (tarihi hadiseyi)
anlatacağız. Hâlbuki sen daha evvel bunu hiç bilmiyordun!”(Yûsuf;
3)
Surenin sonunda da Allahu Teâlâ, Yusuf suresinin uydurma bir
tarih olmadığını, gerçekten akıllarını kullanmak isteyenler
için ibret olduğunu şöyle beyan ediyor: “Andolsun, onların
kıssalarında (tarihi gerçek hikâyelerinde), salim akıl
sahipleri için birer ibret vardır. (Bu Kur’an) uydurulacak
bir söz değildir. Ancak kendinden evvel (inen kitapların)
tasdiki, (dine ait) her şeyin tahsilidir. İman edenler için
de bir hidayet ve rahmettir o.” (Yusuf; 111)
Hûd
Suresinde de (120. ayet) Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi
vesellem)’den önceki peygamberin kıssalarının, yani
tarihlerinin Kur’an vasıtasıyla onun kalbini mutmain kılmak
için anlatıldığı şöyle beyan ediliyor: “Bütün bu
peygamberlerin kıssalarını (tarihlerini), senin kalbini
mutmain kılmak için anlatıyoruz. Bununla sana hak, müminlere
de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.”
O halde, tarihe ait ilk bilgileri, bizzat Kur’an’da
buluyoruz. Çünkü Kur’an, insan hayatının sadece manevi
yönünü değil, tüm sosyal hayatının temel çizgilerini taşıyor
ki bunlar tarihle çok yakından ilgilidir. Geçmiş kavimlerin
incelenmesini, bunun için de seyahatlerin yapılmasını
emrediyor Kur’an...
Öncekilerin sonlarını düşünün
İnsanların, Yaradılış’ı düşünmelerini emrediyor Allah: “De
ki; yeryüzünde dolaşın, Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını
bir görün. İşte Allah, aynı şekilde âhiret yaratmasını da
yapacaktır. Doğrusu Allah, her şeye kadirdir.” (Ankebut; 20)
Yukarıdaki bölümlerde, tarihin nasıl yaratılmayla
başladığına temas ettiğimiz için burada aynı konuyu
tekrarlamayacağız.

Allah, Kur’an-ı Kerim’in başka bir yerinde de şöyle
buyuruyor: “Ey Muhammed! De ki; yeryüzünde dolaşın da daha
öncekilerden çoğu müşrik olanların sonunun nasıl olduğuna
bir bakın.” (Rûm; 42)
Bu ayet de eskiden beri Hakk ile bâtıl davasının devam
ettiği, bâtıl taraftarlarının daima çoğunlukta olduğu fakat
daima bu çoğunluğun hüsrana uğratıldığı belirtiliyor.
Bir diğer ayette de dünyayı ifsada uğratan yalancıların
sonunun ne olduğu hakkında bilgi edinmek için Allah yine
seyahati emrediyor: “De ki; yeryüzünde gezip dolaşın, sonra
da (ilâhî gerçekleri) yalanlayanların sonu nasıl oldu bir
bakın.” (En’âm; 11)
Geçmiş ümmetlerin yaptıklarına dikkatimizi çeken Kur’an’ın
onlarca ayetinde, bu geçen ümmetlerin, kavimlerin,
sonlarının ne olduğu hakkında tarihi araştırma gezileri
yapmamız ve bu sonuçlardan ibret almamız emrediliyor.
Âl-i İmrân Süresindeki şu âyet ne kadar uyarıcı: “Gerçekten
sizden önce birçok ümmetler gelip geçmiştir. Onun için
yeryüzünde gezin de (ilâhi gerçeklen) yalanlayanların sonu
ne oldu; görün!” (Âl-i İmrân; 137)

Homoseksüellikle toplumun ahlâk ve sağlığını bozan Lût
kavmine Allah’ın nasıl ateş ve taş yağdırdığı olayının
ayrıntıları; keza Kur’an’da başta Â’raf suresi ve diğer
surelerde veciz bir şekilde anlatılmaktadır ki insanlar bunu
bilip aynı akıbete düşmesinler.
Aynı şekilde, insanların dinlerini tatbik etmelerine mani
olanların (ki Kur’an bu din düşmanlarına anarşist -müfsid-
diyor) sonlarının da ne feci olduğuna, ibret almamız için
Â’râf Suresi 85 ve 86. ayetlerde dikkat çekiyor.
Yukarıdaki bölümlerde, tarih’i tanımlarken, “insanların
zaman süreci içerisinde birbirleriyle yaptıkları
mücadeledir” dedik, işte bu mücadelelerin başında, Firavun
gibi inanmayan insanların, müminlere olan baskıları,
işkenceleri, yalanlamaları yer alır. (Â’raf Suresi vd.)

Üstelik peygamberlerle ve ümmetleriyle mücadele eden,
baskılar uygulayan devletler, devlet adamları,
yalanladıkları dinin ilmi hakkında da hiçbir bilgi sahibi
değillerdi. Bu gibileri ‘zalim’ diye tanımlayan Kuran,
onların da sonlarının ne olduğunu görmemiz için bizi
araştırmaya, görmeye davet ediyor. (Yunus; 39)
Nuh (aleyhisselam)’a inanmayan kavminin, sonunda nasıl helak
olduklarını, kabaran sularda nasıl can verdiklerini, böylece
Hz. Nuh’a uyguladıkları terörün cezasını çektiklerini,
insanlara ibret olması için gösteriliyor ki inananlara
zulmedenler, kendilerini de böyle bir akıbetin beklediğini
görsünler!... (Yunus; 73)
Bütün bu hikmet ve ibretleri görmek için kâfirlerin gezip
dolaşarak inceleme yapmadıklarını kınayan Kur’an, Hz.
Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’e hitaben şöyle
anlatıyor bu acı gerçeği: “Senden önce de gönderdiklerimiz,
şehir halklarından seçip vahiy verdiğimiz erkeklerdi. (Sana
inanmayanlar) Hiç mi yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden
öncekilerin akıbetini görmek istemezler! Onun için
muttakilere ahiret hayatı daha hayırlıdır; siz hiç mi
akıllanmıyorsunuz!” (Yûsuf; 109)
Kur’an tarihten ibret almamızı ister

Bu ayette de belirtildiği gibi dünya hayatına bağlanıp
kalmak, bütün gayret ve çabalarını ona hasretmek, Kur’anca
yerilen bir husustur. Bilakis Kur’an, ahiret hayatı için
çalışmayı yeğliyor. Dolayısıyla, “Hiç ölmeyecekmiş gibi
dünyaya çalış!” şeklinde bir hadis yoktur! Bu gibi görüşler,
Müslüman’ı dünyaya bağlama, madde ile kullaştırmaya matuf
sözlerdir.
Allahu Teâlâ, insanları uyarmak ve onları ebedî kurtuluşları
için kendi yoluna davet etmek için bütün ümmetlere
peygamberler göndermiş ve onları, tağutlara, yani Allah’ın
kanunlarını tanımayarak insanları ezen iktidar sahiplerinden
uzaklaşmaya, bu sömürü devletlerine kul olmamaya davet
etmiş; bir kısım insanlar gerçeğe inanmış, diğerleri sapık
yollarına devam ederek, başlarındaki insanlara kulluklarını,
ezilmişliklerini, şahsiyetsizliklerini sürdürmüşlerdir. (Nahl;
36)
Bütün zulümlerine, dünyadaki tahakküm ve sömürülerine,
debdebelerine rağmen, iktidar sahiplerinin, holding
sahiplerinin, ordu sahiplerinin sahip oldukları bütün
varlıklarını geride bırakarak, gittiklerini, onların acınmaz
ölümlerinden sonra da evlerinin viranelere döndüğünü, Kur’an
ne güzel anlatıyor?
Kur’an anlatıyor ama Müslümanlar okumuyorlar ki Kur’an’ı
ve de tarihi!
Zaten,
bu ayetleri okuyup biraz düşünselerdi, kul olurlar mıydı
kalın enseli kapitalistlere? İlahî vahyi getiren
peygamberleri yalanlayan ve getirdikleri mesajları da
“geçmişin masalları” (esâtîru’l-evvelîn) diye tanımlayanlar,
Kur’an tarafından suçlu (mücrim) ve günahkâr sayılmışlardır.
(Neml; 69)
Bu kimseler, Peygamberlerin yerleştirmek istedikleri düzene
karşı çıktıklarından ve de bu ilâhî düzen kurulduğu
takdirde, menfaatleri kaybolacağındandır ki, ilâhî mesaja,
“geçmişlerin masalları”, ya da “çöl kanunu” diyorlar, işte
Kur’an, onun için bu tiplere dikkat çekiyor.
Zalim Firavun’u denizde boğan Allah, onun dalkavuklarının,
paralarının, ordularının bir işe yaramadığını, hepsinin
deniz sularında kaybolduklarını, ibret alalım diye,
Kur’an’da beyan ediyor.
Müminlerin, kuvvetli gibi görünen kâfirlerden korkmamaları
için yine tarihi hadiseleri araştırmaya davet eden Kur’an
şöyle buyuruyor: “Bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş
olan ve kuvvetçe kendilerinden güçlü olanların bile
akıbetlerini görmek için neden yeryüzünde dolaşmıyorlar? Ne
göklerde, ne yerde hiçbir şey Allah’ı aciz bırakamaz!
Şüphesiz ki O, her şeyi bilendir, her şeye Kadirdir.” (Fâtır;
44)
Müminun Suresi’ndeki 21. ayette de aynı konuya teyîden temas
ediyor. Gerçeğe düşman olanların, hiçbir şekilde ıslah
olmayacakları, Kur’an tarafından da teyîd ediliyor. Bazı
insanlar vardır ki gerçeği ararlar, samimidirler ve siz
onlara olayların hakikatini gösterince, teslim olurlar,
kabul ederler.
Yobaz ve inatçı olanlar ise gerçeği gördükleri hâlde, deve
kuşu gibi kafalarını kuma sokarlar ve gerçekleri görmek
istemezler. Bunlar; hevâlarını, hiziplerini ilâh edinmiş
zavallılardır. Zalim ve kâfir de olsalar, iktidardan yani
güçlüden yanadırlar.
Oysaki ilâhî Kudret, ‘mustazaf’tan, ezilmişten, elinden
hakkı alınmıştan yana olmamızı emrediyor. Kur’an şöyle
diyor: “Peygamber, dedi: ‘Benim size getirdiğim gerçek,
atalarınızın yaptıklarından daha doğru olsa da mı
inanmayacaksınız? (Onlar): ‘Biz sizin getirdiklerinize
inanmayacağız’ dediler. Bunun için Biz, onlardan intikam
aldık, işte bak ki, yalanlayıcıların (bile bile gerçeği
kabul etmeyenlerin) sonu ne oldu.”(Zuhrûf; 24-25)

Kur’an’ın tarihe ne kadar önem verdiğini, onu araştırıp
geçmişlerin tarihlerini öğrenip kendimize dersler çıkarmamız
gerektiği hakkında, birkaç ayet daha zikrederek bu konuyu da
kapatalım. Şöyle diyor Kur’an: “İlâhî gerçeklere karşı
çıkanlara yıkım (olsun!) Allah, onların amellerini boşa
çıkarmıştır. Çünkü onlar, Allah’ın indirdiklerini çirkin
gördüler; O da onların amellerini heder etti. Bunlar hiç
kendilerinden öncekilerin akıbetlerini görmek için
yeryüzünde dolaşmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmişti,
işte kâfirlere gereken budur” (Muhammed; 8–10)
Tarihin Kur’an tarafından ele alınışının sebebi de şu ayet-i
kerimede açıkça beyan ediliyor: “Andolsun, onların
tarihlerini (kıssalarını) açıklamada sâlim akıl sahipleri
için birer ibret vardır.” (Yusuf; 111)
Ayet-i kerimenin de belirttiği gibi Kur’an’ın tarihi
hadiseleri anlatmaktan maksadı, biz insanların geçmişten
ibret almamız içindir. Bunun böyle olması, Allah’ın
ahkâmının uygulanmaması hâlinde, insanların başlarına neler
gelebileceğini bizlere anlatmak içindir ve neredeyse
Kur’an’ın yarısından fazlası tarihi hâdiselere (kıssalara)
ayrılmıştır.
Sonuç
O halde Müslüman veya genelde bütün insanlar, Kur’an’ı
okurlarken, ateşe atılan Hz. İbrahim (as) için gözyaşı
dökeceklerine, onun neden ateşe atıldığını, toplumunda
ilâhlaşmış olan kimselerin, put heykellerini neden kırdığını
düşünecekler ve ona göre ibret ve ders alacaklardır.
PROF. DR. İHSAN SÜREYYA SIRMA
KONU İLE İLGİLİ HABERLER
SİLİVRİKAPI
HİPOJESİNE İLKEL KORUMA
Talan edilen Bizans kral
mezarları (Hipoje)
Silivrikapı Hipojesinden
genel resimler
Silivirkapı hipojesinde
Sahte lahit kabartmaları
Yayınımız ve Beyaz
masaya müracaatımıza ses geldi fakat görüntü yok ! |