Yüksek Ezan Sesi Yasak Ama!

Camilerimizdeki İmam+Kayyım personel Hocalık görevlerini genelde yapmıyor, Kendilerini Ezan okumak+ Namaz kıldırmakla sorumlu görüyorlar. (Halbuki İbadet memurluğu Ruhbanlıktır ve İslamda ruhbanlık yoktur) Camiler cem olma mekanları olmaktan çıkmış salt mescit konumuna düşmüştür. Oldukça çok sayıda Namaz memuru Ezan ve Kuran tilavetini yanlış okuduğunu görüyoruz, Fatihada yanlış kıraat azımsanmayacak kadar fazla.

Birde Camilerde çok yüksek seslerde Ezan ve Kuran-ı Kerim okunmakta, mevlid eda edilmektedir, Adeta "Diskotek" gibi yanındaki kişi ile bağırarak bile konuşamıyorsunuz.

Üstelik bazı camilerde okunan ezan sesi sokakta camları sallamakta, kulakları çınlatmaktadır.

Vatandaş konuyu görevliye şikayet ettiğinde (Son seste müzik dinliyorsunuz zarar vermiyorsa ezan hiç vermez) demiş...

DİYANETİN KARARINA UYULMADIĞINI GÖSTEREN EZAN KARMAŞASINA BİR ÖRNEK İÇİN TIKLAYINIZ

İstanbul müftülüğü bu konuda bir emir yayınlamış, Ezan sesi 80 DB den yüksek olmayacak, Bu konuda Sultanahmet Yerebatan camii imamı Mehmet Zeki VELİOĞLU'na ses ölçüm aleti verip camilerin ezanlarını kontrol etme görevi verilmişti, Hala uygulanıyormu bilmiyorum Fakat hem ezan hem içerideki ibadet seslerini harici hoperlörlerden bütün mahalleye duyuran camiler çoğunlukta.

Bu konuda benim gibi vahşi uygulamaya isyan eden biri daha çıktı, Ak Parti’li Tosun: Yüksek ezan sesi bir eziyete dönüştü dedi…

Star Gazetesi yazarı Resul Tosun, ezanların yüksek sesle okunmaması için Diyanet’e çağrıda bulundu. Tosun, “Türkiye genelinde hoparlörleri sonuna kadar açmak gibi bir hastalık var maalesef.” dedi.

İktidarın yayın organlarından Star Gazetesi’nin yazarı ve eski AKP milletvekili Resul Tosun, köşesinde şaşırtacak bir şikayette bulunarak ezanın sesinin yüksek olduğunu yazdı.

Resul Tosun “Diyanet’e açık çağrı!” başlıklı yazısında, camilerden okunan ezanların sesinin sonuna kadar açılmasından rahatsız olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili yakın zamanda yaşadığı bir olayı paylaşan Tosun, “ezan başlayınca bomba patlamış gibi hissettiğini”, ezanın “dinleyene huzur vereceği yerde kulak zarlarını patlatan bir eziyete dönüştüğünü” yazdı.

Tosun’un dünkü yazısında bazı bölümler şöyle:

“Çevre Bakanlığı yıllar önce 85 desibelin üstündeki seslerin sağlığa zararlı olduğunu ve sorumlularının cezalandırılacağını belirleyen bir yönetmelik yayınlamıştı.

Bu yönetmelik kimi yerlerde uygulansa da maalesef camilerde uygulanmamakta, itiraz etmek isteyenler ‘ezan düşmanı’ olarak yaftalanmaktan korktukları için çekimser kalmaktadırlar.

Özellikle bitişik bina sistemi olan semtlerde yüksek volümlü ezanlar küçük çocukları korkutmakta büyükleri de rahatsız etmektedir.

Oysa ezanın sevdirilmesi gerekir değil mi?

Mehmet Görmez hoca döneminde konuyla ilgili yayınlanan genelgeyi bir camiin ilan panosunda görmüştüm.

Ama maalesef bu konu halledilmek bir yana ayarı kaçmış vaziyette.

***

Hafta içinde dostlarımla ikindi namazında Valide-i Cedid Camii’nde buluşmak üzere anlaştık. Camiin kıblesinde bulunan Uncular caddesindeki Fütüvvet Vakfı’nın balkonunda ezana kadar dostlarla sohbet ettik.

Ezan başlayınca sanki bir bomba patladı.

Valide Camii’nin minaresindeki hoparlörler sonuna kadar açılmış kulakları patlatacak şiddette bir ezan.

Mihrimah Sultan müezzini de aynı tonda münavebeli okumaya başladılar. 7-8 dakika boyunca müezzinlerin o güzel sesleri ve makamları hoparlörlerin şiddetinde boğulmuş, dinleyene huzur vereceği yerde kulak zarlarını patlatan bir eziyete dönüşmüştü.

Bu durum sadece bu iki camimize mahsus bir şey değil. Türkiye genelinde hoparlörleri sonuna kadar açmak gibi bir hastalık var maalesef.

***

Günde beş kez semaya yükselen bu çağrının, insanın beden ve ruh sağlığına zarar vermeyecek düzene kavuşturulması öncelikli olarak Diyanet’in sorumluluğundadır.

Unutmayalım nefret ettirmek değil sevdirmekle emrolunduk!”

Dikkat: Videonun 4:01 dakikada Müezzini dileyin (Eşhedü el lâ ilahe illalah, yerine Eşhadüel lâ illalah) diyerek "İlahe"  kelimesini yutuyor, ve bunu hep yapıyor, (Burada küfre düşülen hata vardır)...