BU DİN İŞİNDE GERÇEKTEN İYİ PARA VAR
Geçen aylarda yoga ile ilgilenen bir arkadaşım aşırı merakına yenik düşerek Hindistan’a seyahat etti. Gezdi, gördü, geldi.
Seyahati dönüşü “Yediğin içtiğin senin olsun, yiyip içebildiysen tabii, neler gördün anlat bakalım” dedim.
Bana başlığımızdaki “ ya onu bunu bilmem de bu din işinde gerçekten iyi para var “ dedi.
Hindistan’ın durumu herkes tarafından bilinir, zengin ile fakir arasındaki gelir farkı uçurumdur.
Fakir ve çaresiz halkı din ile uyuturlar. Hatta Cem Yılmaz’ın dediği gibi “ ben bi daha geleceğim, bak J “ durumu olan reenkarnasyon bu uyutma ve avutma yönteminin en iyi örneği bence.
Reenkarnasyonu ben, yaşadığı sefaletten daha az şikayet etmesi için uydurulmuş ve “bak vallahi bi dahakine geldiğinde kralsın be oğlum” avutmasıyla, çaresiz ve inanmaktan başka seçeneği kalmamış halka söylenen bir din yalanı olarak tanımlayabilirim.
Okurlar arasında inanan olabilir, saygı duyarım elbette ama bana göre durum bu.
Netice olarak “Din” olgusu kutsal olmak ile beraber cahil ve yaratanı dışarıda arayan bir halk için çok iyi şekilde kullanılabiliyor.
Bu durum Hristiyanlık, Hinduizm ve bütün dinlerde olduğu gibi İslamiyet’te de maalesef mevcut.
( Aslında İslamiyet demek doğru bir tanım olmuyor, buna Müslümanlık içinde diyebiliriz. )
Her namaz kılanı mümin sanan, din konusunda büyük yanılgıları ve idefiksleri olan bir toplumun içinde, aynı dine mensup olduğunu savunarak ama farklı düşünerek ve farklı açılardan bakarak yaşamak zordur.
Canım memleketimizde din olgusu yumuşak karnı ve en hassas konusu olan, temiz yürekli, saf, o kadar fazla vatandaşımız var ki.
Zaten bu kişilerin sayıları fazla olduğu için memleketimizde bunu sömürme girişiminde bulunan gruplar maalesef her daim başarılı olabiliyorlar.
Gelelim bu konunun turizm ile bağlantısına.
Ülkemizde 2015 yılında Türsab’a kayıtlı 8633 adet seyahat acentası var.
Peki bu seyahat acentalarının kaçı sadece Hac ve Umre turları ( inanç turizmi ) yapmaktalar ?
İnanç turizmi de sonuç olarak bir turizm çeşidi elbette, ancak bunun toplam seyahat acentalara oranı da bir ülkenin turizme bakış açısını ortaya koyar diye düşünüyorum.
Bu konuda bilgisi olan bir ağabeyim var ise beni bilgilendirmesini rica ederim.
Bir diğer konu da gelecekte ülkemizde nasıl bir turizm yapılacağı hususu. Resort turizmine “çıplak kadın, alkol, zina” olarak bakan zihniyet ben kendimi bildim bileli maalesef var.
Hatta otelcilik mesleğine p****enk gözüyle bakanlar bile oldu bizim sektörümüzde.
İşin gerçeği biz resort turizmi yapanlar hiçbir zaman belli bir kesim tarafından sevilmedik, bunu her sene 2 defa alkole yapılan fahiş zamlardan, ötv lerden bile kolayca anlamak mümkün. Çünkü biz o kesimler tarafından her zaman ahlaksız, kumarbaz, alkolik bir göz ile görüldük. Oysa “Nasıl bakarsan öyle görürsün” demiş Mevlana. Anlayana…
Öncesinde her şey dahil sisteminde servis vermiş, şimdi ise alkolsüz konsepte geçiş yapmış otel sayısı her geçen gün artmaktadır.
Peki mevcut anlayış ve söylemler ile devam edilecek ise, ülkemiz üzerindeki planlanan ve yapılmak istenen turizm çeşidi dine dayalı ve bizleri içinde barındıramayacak bir turizm mi olacaktır ?
Hayır eğer öyle olacak ise merak buyurmayınız “bu din işinde gerçekten iyi para var !!!
ŞÜKRÜ SÜHA ŞEN
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
http://turizmgazetesi.com/article.aspx?id=80633