Diyanet Fetva verdi Namazları kılınmayacak
Darbe teşebbüsüne katılan paşaların, subayların, Assubayların, Uzman erbaşların öldürülenleri hakkında Diyanet Fetva verdi Namazları kılınmayacak.
Böyle bir fetva verebilmek için Diyanet kendini hiç sorguladımı bilmiyoruz Fakat her normal askerlik yapan bilir ki, Komutanın emrine itaatsizlik cezalandırılır, Bir savaş halinde ise Vatan hainliği hükmü ile öldürülür.
Zaten darbe esnasında emre itaat etmediği için katledilen subayların olduğunu gördük, Allah onlara rahmet eylesin.
OLAYA OBJEKTİF BAKTIMIZDA
Darbe Yapılıp kazanıldığında, Darbeciler kahraman, Ölenleri şehid, Askere direnenler vatan haini...
Türkiye devleti İslam devleti değil, Laik (Devlet hukukunda dini hüküm verilmeyen) yönetim sözkonusu..
Allah cc. Kuranı Kerimde (Sizden Olan Emir sahipleri) ne Fasıkda olsa devletin bekası için itaat etmemizi emrediyor.
Bu konuda içtihad yapacak konumda değiliz ilmimizde yetersizdir. Fakat biliyoruz ve gördükki bazı subaylar kendilerine itaat etmeyen asker ev sivilleri gözlerini kırpmadan öldürdüler. Bu duruma seyirci olan diğer askeri personel ne yapabilirdi diye soruyorum Bu fetvayı veren Diyanetin yetkililerine...
Hz. Ali RA. Cemel'de kendisine karşı savaşan Müslümanların cenaze namazlarını kıldırdı, kılıcını bırakana dokunmayın, kaçanı kovalamayın dedi."
İSLAM TARİHİNDE BİRAZDA OLSA BENZER OLAYLAR
Cemel vakasında iki tarafta da ölenlerin şehit olduğu söyleniyor, konu hakkında bilgi verir misiniz?
Burada sahabeler yedi kebairden olan öldürme fiilini mi işlemiş oluyorlar?
Cemel savaşı; Hazreti Ali (ra) ile Hazreti Ayşe (ra) arasındaki bir içtihat savaşıdır. Hazreti Osman (ra)’ı şehit edenlerin cezalandırılması hususunda, Hazreti Ali (ra) adelet-i mahzayı esas alırken, muhalifleri olan Hazreti Ayşe, Zübeyir ve Talha (ra) adelat-i izafiyeyi esas almışlardır. Aralarındaki bu içtihat farklılığına siyasi fesat girince savaş kaçınılmaz hale gelmiştir.
Adalet-i Mahza: Toplum için fert feda edilemez. "Bir gemide dokuz cani bir masum olsa, o gemi batırılamaz." görüşünü savunuyor ki; bu aynı zamanda Kur’an’ın adalet anlayışıdır.
Adalet-i İzafiye: Toplumun selameti için ferdin hakkı feda edilebilir anlayışıdır. Bu görüşe göre "dokuz caninin cezalandırılması için bir masum feda edilebilir." Yalnız bu anlayış ancak adalet-i mahzanın uygulanmasının mümkün olmadığı yerde geçerlidir.
Hazreti Osman (ra)’ı şehit eden güruh içinde, masumların da bulunmasından dolayı, halife olarak İmam Ali (ra) kısas tatbik edemiyor. Adalet-i mahzaya uygun olmadığını savunuyor. Muhalifler ise adalet-i mahza ancak şeyheyn zamanında mümkündü, şimdi tatbiki kabil değil, bu sebeple toplumun sükuneti için o güruhu cezalandırmak gerekir fikrini savunuyorlar. Yani aralarında böyle hukuki bir içtihat ihtilafı bulunuyor. Bu ihtilafın içine bazı münafık ve Yahudiler de fesat sokunca, içtihat savaşa dönüşüyor. Cemel savaşında her iki tarafta makbul olmasından dolayı, onlar hakkında ileri geri konuşmak doğru değildir. Ehl-i sünnet alimleri, her iki tarafta ölenleri ehli cennet kabul etmişlerdir.
Kim haklı kim haksız meselesine girmek, sahabelere olan sevgi ve hürmeti zedeleyeceği için, bütün Ehl-i sünnet alimleri ittifak ile bu konuda ileri geri konuşmayı men etmişler. Sırf tarihi olaylara bakıp işin hakiki suretini ve kader boyutunu görmeden hüküm vermeye kalkışmak sakıncalı olur.
Ayrıca savaş ve cihad esnasında öldürmek meşrudur, bu sebeple
“Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir."(Mâide, 5/32) ayetinin kapsamına girmez. Bu ayette geçen öldürme; haksız yere ve meşru olmayan bir öldürmedir...
ALINTI: Sorularla Risale, 25-4-2011
ASKER HALK KARŞI KARŞIYA VİDEO