Her Yönü ile Cuma Namazı

Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com

Cuma Namazı Ne Zaman Farz Olur?

Cuma namazı Müslümanlar üzerine bi'setin 10. yılında, İsra ve Mirac hadisesinde farz kılınmıştır. 

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendisi Mekke'de iken, Medineli Müslümanların lideri Mus'ab b. Umeyr RadıyAllahu Anhu'ye haber göndermiş ve oradaki Müslümanlara cuma namazını kıldırmasını emretmiş, fakat kendisi Mekke'de iki-üç ay boyunca cuma namazı kılmamıştır. 

Sahih kaynakları incelediğimizde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in ilk cuma'yı Mekke'den Medine'ye hicret ettiği zaman Ranuna vadisinde kıldığını görürüz. 

Demek ki; farz olmasına rağmen Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem iki-üç ay boyunca Mekke'de cuma namazını kılmamıştır. 

Çünkü cuma namazı diğer namazlara benzemez. Cuma namazının şartları diğer namazların şartlarından farklıdır. 

Bu şartlar Mekke'de o anda mevcut olmadığı için, Miraç gecesinde beş vakit namazın farz kılınmasıyla beraber Cuma namazı da farz kılınmış olmasına rağmen, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve Müslümanlar cuma namazı yerine öğle namazı kılmışlardır. 

Cuma namazı çok önemli bir namazdır. Şartları tahakkuk ettiğinde onun yerine öğle namazı kılınamaz. 

Şartları tahakkuk ettiği halde mazeretsiz olarak üç defa cuma namazını kılmayan kişinin, sahih hadis de de geçtiği üzere, kalbi mühürlenir. 


Fakat şartları tahakkuk etmediği zaman cuma namazı yerine öğle namazı kılan bir kişiye ise herhangi bir günah yoktur. 

Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem üç sene boyunca Mekke'de cuma namazı yerine öğle namazı kılmıştır.  

Şu halde farz olduğu halde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Mekke'de cuma namazı kılmamasının sebepleri nelerdi? 

Başka bir deyişle Mekke'de tahakkuk etmeyen cuma namazı şartları nelerdi?

Cuma namazı kılınacak yerin bütün Müslümanların toplanabileceği ve bütün Müslümanlara açık bir yer olması gerekir. O esnada bu, Mekke'de mümkün değildi. Çünkü bütün Müslümanlar toplanıp cuma namazı kılmış olsalardı gizli olan bazı Müslümanlar açığa çıkmış olacak ve kafirler toplu olarak Müslümanlara eziyet edeceklerdi. 

Cuma namazı diğer namazlar gibi sadece ayetler ve rek'atlardan ibaret değildir. Cuma namazında öğle namazının farzının iki rekat yerine, cumanın rükunlarından birisi olan hutbe vardır. Bu hutbede cuma kılındığı anda Müslümanları ilgilendiren en önemli meseleler anlatılır. Bu konuşulan şeyler ise büyük ihtimalle kafirleri kızdırır, bu yüzden de bu konuşmalara izin vermezler ve Müslümanlara eziyet gelir. 

Müslümanlar kafirlerin izin verdiği kadarıyla hutbe yapmakla cumanın bir rüknu olan hutbe şartını yerine getirmiş olmazlar. 

Zaten İslam dinini kafirlerin istediği şekilde insanlara açıklamak küfürdür. 

Şayet Müslüman imam cuma hutbesinde serbestçe ve istediği şekilde o andaki Müslümanların ihtiyacını anlatamayacaksa ya da anlattığı takdirde bundan dolayı eziyet görecekse artık imam cumanın rukunlarından biri olan hutbeyi yapamayacak durumdadır. 

Cumanın bir ruknunun yapılamayacak hale gelmesi ise, cumanın farziyetini kaldırır. Nerede ve ne zaman olursa olsun, cumanın rükunları tahakkuk etmediği anda cumanın farziyeti kalkar.

Zamanımızda Allah-u Teâlâ'nın hükümleri dışında hükümlerle hükmeden kafir bazı hükümdarların insanları uyutmak, onların kendisine zarar vermelerini engellemek ve o devletin İslam devleti olduğu imajını verebilmek için camiler inşa ettirip cuma namazlarının kılınmasına izin verdiklerini görmekteyiz. 

Hatta bu namazları kıldıracak imamlar tayin edip onlara maaşlar bile verdikleri apaçık bir gerçektir. işte bu imamlar da kafir devletin istediği şeyleri anlatmakta, istemedikleri şeyleri anlatmamakta ve bu şekilde İslam'a değil kafir hükümdarlara hizmet etmektedirler. 

Şayet böyle olmasaydı kafir hükümdarlar onlara maaş verirler miydi? 

Şayet bu imamlar gerçek İslam'ı açıklamış olsalardı, yani; hüküm verme yetkisinin yalnız Allah'a ait olduğunu Allah-u Teâlâ'dan başkasının hükümleriyle hükmeden devletin kafir olduğunu, bu devlete itaatin küfür olduğunu ve her Müslüman'ın bu devleti ortadan kaldırmak için elinden geleni yapması gerektiğini ve bütün bunların imanın bir gereği olduğunu, bu şekilde inanmadıkça ve bu şekilde amel etmedikçe kişinin namaz da kılsa, oruç da tutsa, hacca da gitse Müslüman olamayacağını söyleseler bu kafir hükümdarlar onlara izin verirler miydi? 

Kaldı ki onlara maaş versinler. Bunun gerçeklemesi düşünülemez.

Sırf cuma namazını eda edebilmek için iki rekat farz kılıp, durumla alakalı olup olmamasına bakmaksızın, hatta kafir devletin hoşuna gidecek şekilde bir hutbe vererek cuma namazının rükunlarını yerine getirdiklerini zannedenler ancak kendilerini aldatırlar. 

Kalkıp; işte camiler açıktır, ezanlar okunuyor, cuma namazı kılınmasına ses çıkarılmıyor, bunun için cumanın şart ve rükunları tahakkuk etmiştir, bundan sonra üç defa mazeretsiz olarak cuma namazı kılmayan kişinin kalbi mühürlenir diyen kişi ya İslam'dan habersiz ya da kafirleri yüceltip insanları kandırmak isteyen bir belamdır. 

Bu noktada şöyle bir soru akla geliyor: 

Dar-ül harpte cuma namazı hiçbir zaman kılınamaz mı? 

Dört mezhebe göre belirli bazı şartların teşekkül etmesi halinde, dar-ül harpte de cuma namazı kılınabilir. Bu şartlara gelince; 

1 - Dar-ül harpte cuma namazı kılınabilmesi için Müslümanların serbestçe toplanıp bir araya gelebilecekleri bir yer olmalı.

2 - Toplandıkları bu yerde, Müslümanların aralarında seçmiş oldukları imamın hutbede o anda Müslümanları en çok ilgilendiren meseleleri açıkca anlatabilmesi ve bundan dolayı ne Müslümanlara ne de imama bir eziyet gelmemesi gerekir.

Bu iki şartın gerçekleşmesi halinde dar-ül harpte cuma namazı kılınabilir. 

Bu şartlar da ancak İslam devleti ile barış antlaşması yapmış dar-ül harpte gerçekleşebilir. Bunun dışındaki dar-ül harplerde bu şartların tahakkuk etme ihtimali çok azdır. Hele de tağut olmasına rağmen insanlara Müslüman devlet imajı veren bir devlette buna asla müsaade edilmez. Çünkü bu gibi devletler kendi hakikatlerini ortaya koyan bir hutbe okunmasını bile kesinlikle müsaade etmezler. 

Şu halde şartları tahakkuk ettiği halde cuma namazı kılmamak ne kadar tehlikeli ise, şartları tahakkuk etmediği halde cuma namazı kılmak da o derece tehlikelidir. 

Şu da unutulmaması gerekir ki; 

Şartları tahakkuk etmediği için cuma namazı yerine öğle namazı kılan bir kişiye düşen de o yerde tekrar cuma namazı kılınabilmesi için gerekli olan şartların tahakkuk edebilmesi için var gücüyle çalışmaktır.

CUMA NAMAZI  HAKKINDA DETAYLI BİLGİLER ERCÜMEND ÖZKAN

1.BÖLÜM 

2.BÖLÜM 

3.BÖLÜM 

4.BÖLÜM 

KAYNAK