MEDENİYET VE TÜRKİYE

Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com


Medeniyetin ne olduğunu bile bilmiyoruz….

Medeniyetten yoksun vahşi bir halk topluluğu olduk, Kavga, didişme hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi.

ÖRNEK Mİ İSTİYORSUNUZ BAZILARINI SAYALIM…

--Yolda Kaldırımda Koridorlarda sağdan yürümen zorunda olduğumuzu bilmiyoruz.

İki kişi yolda karşılaştığında ikisi de sağ rafa çekilmesi gerekirken bazıları inadına soldan geçmek isteyerek yol kesmeyi marifet mi sanıyor ne…!

--Umumi tuvaletlerde kapı çalma, sözlü uyarı “acele edelim beyler bekleyen var” adeti ne kadar insafsızlık, hayâsızlık, utanmazlık olduğunu düşünen yok. Kim Tuvalette keyfiyetten vakit geçirebilir ki?

--Bir suç işlenirken mani olmak için müdahale etmek, Polisi haberdar etmek, Gerektiğinde şahitlik etmenin toplumsal bir görev olduğunu bilen var mı?

 



--50-100 metre ilerideki çöp kutusuna gitmeyerek çöpünü dilediği yere atmak

--Çevreyi rahatsız edecek gürültü çıkarmak

--Yere tükürmek, park, bahçe, duvar diplerini hela gibi kullanmak..

--Toplu alanlarda yüksek sesle konuşmak

--Kapıdan pencereden halı, kilim vs. silkeleyerek evin pisliğini sokağa saçmak..

--Yayaların geçtiği yerlerin üstüne halı çamaşır asarak geçenleri rahatsız etmek..

--Yaya kaldırımlarına eşya, tezgah koyarak geçişi engellemek..

--Toplumsal ayıp kabul edilen pis, müstehcen, salaş kıyafetle toplum içine çıkmak

 



--Işık ve Trafik polisinin olmadığı yay geçitlerinde geçiş önceliğinin yayalara ait olduğunu bilmeyenlerin ülkesiyiz.

--Kırmızı ışık sönmeden öndeki araca korna çalan dünyada tek ülke biziz herhalde

--Mağaza ve pazarlarda etiketlere yanıltıcı rakamlar yazmak )Örnek: 5.99- 1.90- 29.99 vs. ) gibi tüketiciyi açıkça aldatmanın bir nevi dolandırıcılık olduğunu düşünemiyoruz..

--otomobilimizi araç ve yaya trafiğini engelleyecek şekilde park ederek kaosa sebep olmanın edepsizliğini düşünemiyoruz.

--Bir hizmet üretilirken bile bile adi, ayıplı malzeme kullanmanın hırsızlık dolandırıcılık olduğunu düşünenimiz var mı?

 



--Yalan söz söylemenin bir insanlık suçu olduğunu kabul eden kaç kişi var? Halbuki “Müslüman asla yalan söylemez” dinimizin emriyken bile..

--otomobil sürücülerinin azami hız limiti aşmalarının hukuk ve insanlık suçu olduğunu düşünüyor muyuz? Bu durumda kaza yapanların ölürse intihar, öldürürse katil olduklarını düşünemiyoruz.

--Toplu ulaşım araçlarında, park ve bahçelerde Engelli, yaşlı, hamile kişilere yardımcı olmayı düşünenimiz pek kalmadı (2-3 yaşındaki çocuğuna koltuk işgal ettiren anne babalar az mı?)

 



--İftira atmak, Yalancı şahitlik yapmak, Borcu vermemek-inkar etmek..

--İş güvenliği almayarak çalışanın ve çevrenin can ve mal güvenliğini tehdit etmek..

--Toplumsal örf ve adetleri hiçe sayarak çevreye rahatsızlık vermek…

--Aslında her biri zararlı kötü alışkanlık olan İçki-Kumar-Fuhuş’u aleni topluma açık alanlarda yaparak kötü örnek olmak.

 



--Hayvan besleyenlerin çocuklarımızın oyun alanı olan park ve bahçelere, kaldırımlara köpeklerin pislemesine fırsat verenlerin bunu temizlemeyerek çekip gitmeleri ne büyük hayâsızlıktır…

--Sıra beklemek zorunda olduğumuz alanlarda sıraya girmeyerek toplumsal kargaşaya meydana getirenler neden utanmaz.

Bunlar gibi daha pek çok ayıp, edepsizlik, hayâsız davranışlar sayabiliriz. Bunların birçoğu TCK ve kabahatler kanunlarında suç olmasına rağmen sakınmıyoruz.

Bu konuda hukuki şikayetlerimizden netice almamız uzun zamanı almak ve masrafı yüksek olması nedeniyle sineye çekmeyi tercih edince bu gibi ahlaksız kişiler azıttıkça azıyor.

 



Bu konudaki en önemli gücümüz aslında birlik beraberliğimizdir.

Bu ahlaksızlıkları yapanları dışlayalım, Kaldırımı işgal eden bir esnaftan alışveriş yapmayalım.

Etiketi yanıltıcı düzenleyen bir kişiden ürün almayalım, yanılıp aldığımızda ödeme yaparken farkına vardığımızda sıkılmayalım iade edelim, sebebini de söyleyelim.

 



Hukuksuz iş yapan, Yalan söyleyen, Ayıplı hizmet üretenlerle tanışıklığı bile keselim, bunu yaygınlaştıralım, En önemli caydırıcı yaptırım olacaktır.