NE HALE GELDİK BİZ...!

Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com


Dinimiz İslam. "Aldatanlar bizden değildir ", "Yalan ile İman aynı kalpte bulunmaz" Hadisi Şerif emirlerinin bir değeri  kalmamış.

Temizlik ve Güzel ahlak İslamın temeli olmasına rağmen Bu hasletleri hayatında, gönlünde barındıranlar yok denecek kadar azaldı.

Anayasa bir defa delinmekle birşey olmazdan, Bir defa tecavüz olmuş büyütmeyin'e geldik, Farkındamıyız...



Yalancılık, Dolandırıcılık, Hırsızlık, Hukuksuzluk doğal rutin görülüyor.

İktidardaki partimizin ortaya saçılan hukuksuzluklarına yapılan savunmada "Onlar gelse çalmıyacaklarmı" şeklinde olunca akıl tutulması yaşıyoruz...



Milliyetçi, Maneviyatçı bir partimiz "Mahkeme kararı ile gelmedik, Mahkeme kararı ile gitmeyiz" diyecek kadar hukuka saygısız...

 

Çek ve Senetlerin, Kiraların ödenmemesi ticari hayatımızı felç etti...

Gıda sektöründe Yalan ve haram kol kola gidiyor. Sağlığa zararlı katkı maddeleri tuz niyetiyle kullanılıyor..

 

Ve toplumun hala bir millet olduğu iddiasi ile Trükiye diye bir devletin varlığı hayali ile yaşamaya devam ediyoruz.

Başta Yaşadığımız Din İslam değil, Alakası yok.İbadeti din yapmışız, Olmazsa olmaz İman konusunda değil cemaatin 

130 bin kişilik Diyanet ordusunun haberi yok...

 

Vergi ve Zekat fakirin, devletin hakkıdır, diyoruz amma vermeye niyetli pek kimse yok.

Borcumuzu ödememek için gayretimiz çok...

Bu yalancılık, yolsuzluk, ahlaksızlık, namussuzluk, hukuksuzluk seviyemiz "muz cumhuriyetinde yok"...

 

Başımıza taş yağıyor görenimiz yok, kafası yarılan bunu Allah'tan gelen kaçınılmaz kaderin tecellisi sanıyor...

Kanunsuzluk o kadar kanıksandı ki 19 yy.'ın Teksasını geride bıraktık...

Sokak ortasında işlenen cinayetler, Soygunlar faili meçhur olarak kayıtlarda unutuluyor...

 

Mahkemeler açık-seçik hukuksuz ısmarlama kararlar veriyor, Sanık diye salonun ortasına getirilen aslında mağdur, 

Ne hakim görüyor, Ne savcı görüyor, Ne avukat görüyor, Nede halk görüyor...

Bir iftira dava 8 yıl 11 ay 1 hafta sürüyor, Zaman aşımına üç hafta kala vatandaş oyuna getiriliyor..

Ne itiraz para ediyor, Ne olayı görenler endişeye kapılıyor, Bana dokunmayan yılan bin yaşasın herkesin dudaklarında...

Millet sanıyor ki o yılan onun semtine hiç uğramayacak...

Hiç ummadığı bir anda o yılanı yanıbaşımızda bulduğumuzda iş işten geçmiş oluyor, Biz vaktinde kimseyi duymadığımız gibi, Feryadımızı duyan bile olmuyor...

 

Bu yazıyı yazmamın sebebi, mahallede bir esnaf vergi borcu yüzünden işyeri mühürlendiğinde iş yerini eşinin üzerine yapar, Gene vergi borçları çoğalır, kapanış verir, Bu sefer mahallede bir gencin üzerine yapılır dükkan,

Genç, vergi SGK nedir bilmez, Birde dükkan sahibi kendini sigortalı yapar pirimini ödemez, Vergisini ödemez, Belediye harçlarını da ödemez...

Yıllar sonra icralar kapıyı çalınca genç mecburen asgarisini ödemeye başlar kendi cebinden..

Dükkan sahibi hala mahallede başka bir alanda esnaflık yapmakta, Kimse çıkıp yuh demez, gencin aldatılmasına, dolandırılmasına seyirci kalır..

Dükkan sahibi her fırsatta ödemediği borçlarını nasıl başardığını ballandıra ballandıra anlatmaya devam ediyor, 

Müşterileri mahalleli de kahkalar eşliğinde dinliyor.

Fravunların, Lut kavminin, Semut kavminin, Ad kavminin başına gelenlere hazır olalım...

Allah'ın biz kullarından istediği Önce Temizlik ve güzel ahlaktır.

Ondan sonra İbadet gelmektedir.

Kalbi hasetlik ve Fitne dolu olanlar, Din ve Millet Kardeşine düşman olanlar, Devlet ve Kul hakkını aklına bile getirmeyenler.

Siz değil Müslüman İnsan bile değilsiniz...



Sizin için indirilmiş onca ayet var, Zikredilmiş Hadisi şerif var, Filozofların sözleri var, tarihçilerin roman ve hikayeleri var..

Hepsinin sonu helak olmakla bitmektedir, Sizde bekleyin helak olmanız hiçte uzak değil....

Ve ellerinizi kaldırıp Haram ve Yalan için, Zulm için Allah'tan dua niyaz edersiniz ya...

Siz Allah'ı unuttuğunuz için Allah'ta sizi unuttu farkında bile değilsiniz..

Ahir zamanda toplu helak olmak yok diyor Resulullah sav.

Hayatımız insani olmaktan çıkmış, Birer birer helak olarak geberiyoruz...

İnsanlar Ölür, İnsanlığını kaybedenler geberir..

İyiler suskun kaldıkları için onlar da bu ateşin içinde yanmaya helak olmaya, gebermeye mahkümdurlar.

Biz söyledik, İbret almak insanlık gereği, İnsanlığını kaybedenler Bu sitemlerimizden asla nasipleri olmayacaktır.

Dünya sizin olsun, Kıyamete kadar zulmunüzle yaşayın...

Biz O koyunun Boynuzlu Koçtan hakkını alacağı güne hazırlıkla meşgulüz Elhamdulillah...

Abdullah Gözaydın 

Fatihten@gmail.com 

12.04.2016 14:06