1 NISAN 2019 TARIHINDE
Seçim öncesi,
sırası ve sonrası, sonuç ne olursa olsun
Sonuç benim için şimdiden belli.
TENCERE YUVARLANACAK,
KAPAĞINI BULACAK.
O gün aslında bir son değil,
yeni bir başlangıç olacak benim için. İmtihanımın şekli belli olacak.
Yoksa “O” beni YARATAN, her halukârda, BENİ SABREDENLERDEN, ŞÜKREDENLERDEN,
HAKSIZLIKLARA,
ZULME ve SÖMÜRÜYE
karşı DİRENENLERDEN BULACAK.
Zira ben
“Ve bil gaderi Hayrihi ve Şerrihi minAllahu Teala” diyenlerdenim.
O gün herkes süreci unutup sonuç üzerine ahkam kesecek.
Aslında o sonucu hazırlayan sürecin sorgulanması gerek.
“Esbab” bizim sorumluluk alanımızdır. Sonuç ise takdir.
Ama insanlar genellikle sonuca,
başarıya odaklı.
BAŞARI EĞER HUKUKİ
BİR MEŞRUİYETLE TEMELLENMEMİŞSE ZULÜM İÇERİR.
ADALET OLMAYAN BARIŞIN ZULÜM OLDUĞU GİBİ.
İlahi rızaya dayanmaz.
Göreceksiniz,
Bütün partilerde aynı şey yaşanacak! Kaybedenler “öteki”ni suçlayacak. Kazananlar, başarıyı kendi çabalarının sonucu olarak göstermeye çalışacaklardır.
-“Ben yapmasaydım, o iş böyle olmazdı” gibi keramet izhar edecekler.
Mutlak anlamda, bir sonucu tek bir sebebe bağlayarak, olmuş-bitmiş bir şeyde
“Şöyle olmasaydı, böyle olurdu-olmazdı” demek Şeytandandır!
bBana göre, kazandıkları halde,
daha yüksek bir başarı mümkünken, küçük bir farkla kazanan başarısız olabilir.
Ama kaybettiği halde, oyunu artıran biri aslında başarılı olabilir.
Ama bu o kadar dikkate alınmayacak.
Oy kullandık bitti mi?
Bir de bu var.
Kazanan eğer haksızlık yaparsa susacak mıyız?
Kaybeden küsüp evine mi gidecek. Kazanan ya da kaybedenin ve bizim yapacağımız tek şey var ve
bu sadece SEÇİM GÜNÜ ile SINIRLI DEĞİL.
Biliyorsunuz haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır.
Zalimlere yardım ederseniz ateş size de dokunur.
Her zaman şunu yapmamız gerek: HAKSIZLIK KİMDEN GELİRSE GELSİN, KİME YÖNELİK OLURSA OLSUN, MAZLUMDAN YANA,
ZALİME KARŞI OLACAĞIZ.
Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa.
Bir kavme, topluluğa olan düşmanlığımız bile bizi onlar hakkında haksızlığa sevk etmeyecek.
İşi ehline vereceğiz.
Ehliyet ve liyakat, bırakın partiyi, tarikatı, mezhebi, imandan önce gelecek istihdam konusunda.
Torpil, rüşvet, iltimas yok.
İstişare ve şûra ile karar vereceğiz.
Bakın, siyaset velayet değil,
VEKALET MÜESSESESİDİR.
HALKTAN ALMADIĞI BİR YETKİYİ HALKA DAYATANLAR,
“İLAH ”lık ve “RABLIK ” taslamış olurlar. DEVLET BİR ZULÜM ARACI OLUR ve PUT'laşir !
La yüs’el bir “Tek adam” rejimi kutsallık atfedilen bir kırallık rejimine dönüşür!
O kişi, adına bağlılık yemini edilen,
sözü kanun olur,
insanların o kişinin koyduğu kuralları değiştirmeyi teklif dahi edemediği bir “TANRI KIRAL ” olur!
Bugün dünyanın birçok yerinde diktatörlükle yönetilen rejimlerde benzer uygulamalar vardır.
“KUTSAL DEVLET ” ANLAYIŞI
İNSANLARI DİN ADINA KÖLELEŞTİRMEYE YÖNELTEN BİR ANLAYIŞTIR.
O zaman o devlet
“DUA İLE İSTENEN BELA ”ya dönüşür.
İnanmış bir insan,
3-5 yılda bir kurulan sandıklarda oy/rey kullanmaz sadece,
Her gün bir tercihte bulunur.
HAK ile BATIL,
İYİ ile KÖTÜ,
GÜZEL ve ÇİRKİN,
DOĞRU ve YANLIŞ.
Rabbim bize
HAKKI HAK,
BATILI BATIL GÖSTER ve
HAK DA TOPLANMAYI NASİP ET.
Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil.
BİZİ İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLERİN İŞLEDİKLERİ YÜZÜNDEN HELAK ETME ALLAHIM.
Ve BİZİM ELLERİMİZLE ZALİMLERİ CEZALANDIR,
MAZLUMLARA YARDIM ET.
Bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl!