“Hocam, Fetullah Gülen Hoca, şu konuda şöyle diyor, siz bu konuda ne dersiniz?”

Av. Turgut Yenilmez turgutyenilmez@hotmail.com

15 Temmuz, 

Geçen Bir Yıl, Acı Gerçekler:

1) 2001 yılında vefat eden ve vefatından yıllar önce, Ankara Demetevler Özelif Sitesi 5. Blok altındaki salondaki bir etkinlikte, rahmetli 

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN Hocamız’a, 

“Hocam, Fetullah Gülen Hoca, şu konuda şöyle diyor, siz bu konuda ne dersiniz?” diye soru soran kişiye, 

rahmetli Es’ad Hocamızın; 

“Bir kere Fethullah GÜLEN ne zaman hoca oldu? 

Ve ayrıca o söylediği de fıkhi açıdan, şu sebeplerle yanlıştır” diye verdiği cevap, İskenderpaşa Camiasının Gülen’e bakış mihengini oluşturmaktadır.

* İskenderpaşa camiasının GÜLEN ve takipçilerine bu bakışı, 

“Birleşsin güçler, def etsin akbabaları, şanımız yürüsün cihanda. Sefillere uşak olmayalım. Çünkü, kölesiyiz, Razı olsun alemlerin Efendisi bizden.” diyen Muharrem Nureddin COŞAN Hocaefendi’nin günümüze ışık tutan basiretli yaklaşımı, camianın diyalog konusundaki tepkili tavrı, hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmaması, İslami tüm konulardaki takiyyesiz ve dobra şeriatçı tavrı, ehlisünnetten sapmaz çizgisi herkesin malumudur.

* Fetö bürokraside tam hız kadrolaşırken; yukarıda sayılan sebeplerle, İskenderpaşa camiasını ciddi tehdit olarak görmüş, bu camiadan insanlara karşı yıllarca düşmanca tavırlarda bulunmuş, bu düşmanlıkları bazılarını bizzat bildiğim iftira, hile ve hain tuzaklarından gayet net anlaşılmıştır.

2) Fetö’nün tavizsiz Müslümanlara karşı bu düşmanlıkları ortadaykan; fetö mensuplarının uzunca bir süre, bu iktidarın her türlü nimetinden faydalanıp, tüm atamalarda söz sahibi olup, köşe başlarını tuttukları dönemde; fetöcü olmayan hatta farklı camialardan olan nice insanın; sırf makam-mevki, para ve siyasi hırs ve arzularla fetöcülerin sohbetlerine, yemeklerine, etkinliklerine katıldıkları, fetö grubunu yerlere göklere konduramadıkları hatta fetöcülerin sohbet abiliğini yapmaya başladıkları çok acı bir gerçektir.

3) Gerek fetöcülerin, gerekse onların yağdanlığı diğer insanların, eğer 15 Temmuz menfur darbe girişimi başarılı olsaydı; fetöyü sevmeyenleri ve hakiki şeriatçı Müslümanları avlamaya çıkacaklarının sinyallerini birçok ortamda söylemleriyle verdikleri diğer bir acı gerçektir.

4) Ancak bu kişilerin şuan menfeatleri icabı 180 derece çark edip, 15 Temmuz’un gerçek kahramanları gibi ellerinde bayraklar, yüzlerinde yapmacık gülümsemeler, fetöye sayıp-söverek, sahtekarca en ön saflarda boy gösterdiklerini görmek çok daha acıdır.

5) Yine acı bir gerçektir ki; “ülkemize, yabancı güçlerce tevdi edilen laik, kemalist, din düşmanı politikalara” biat edip, kraldan çok kralcı bir çizgi güden tüm iktidarlar döneminde fetöcü olsun ya da olmasın bazı Müslümanlar;

a. Makam-mevki sahibi olabilmek için, İslami kimliklerini mümkün olduğunca gizleyip, inandıklarını söyledikleri değerlerle taban tabana zıt her türlü eylemi gerçekleştirdiler.

b. Dönemin hakim gücünü gücendirecek, tepki ve şimşekleri üzerlerine çekecek her türlü söylem ve eylemden ise kaçındılar.

c. Gücü elinde bulunduran oligarşik tüm güçlere sempatik davranıp, ağamsın-paşamsın yaklaşımında bulundular.

d. “Ateist-dinsiz insanlar yerine dindar insanlar makam ve mevki sahibi olsunlar” diye bu tavizleri verdiklerini iddia ederek; vicdanlarını rahatlatmaya çalıştılar.

e. Ama “telefonda selamünaleyküm diye konuşmaya başladığı, dini gazete ve dergileri alenen okuduğu, evinde dini tablolar bulundurduğu, dinin hukuk yönü anlamına gelen şeriatı öven söylemlerde bulunduğu, açıktan namaz kıldığı, eşinin ve kızının başı örtülü olduğu, çocuklarını imam hatip lisesinde okuttuğu, laik çevrelere şirin gözükmeye çalışmayıp onları kızdırdığı için” öz akrabalarından bile utandılar, “atsan atılmaz, satsan satılmaz” diye hayıflandılar, “onlar da şu hataları yapmasaydı” diye akıl verdiler, küçük gördüler, hatta alenen ya da imalı olarak aşağıladılar, hakaretler ettiler.

f. Müslümanlar; asla darbeye, kanlı-bıçaklı eylemlere karışmadıkları, asla hiçbir insanın canını yakmadıkları halde, sadece inançlarına bağlı nedenlerle zulme (soruşturma, ceza, sürgün, …) uğradıklarında kıllarını bile kıpırdatmadılar. Bulundukları üst düzey makamları ve ellerindeki yetkilerini Müslümanlar lehine kullanmadılar. “Ben bu makam ve mevkide Müslümanlar için var olduğumu söylüyordum. Eğer zor durumda olan, irticacı diye sürgün edilen, başörtüsü ve diğer sebeplerle ezilen Müslüman kardeşime, akrabama, dostuma şimdi sahip çıkamayacaksam, benim böyle üst görevlerde ne işim var? Alsınlar beni görevden, rızkı veren Allah’tır.” deme cesaretini gösteremediler.

g. “Ben şimdiye kadar ufak tefek bir iki hamlem dışında, kendimi veya makamımı riske atarak, zamanın iktidarıyla ters düşmeyi göze alarak, gerçek anlamda kime sahip çıktım, hangi Müslümanı ezilmekten kurtardım, hangi kahramanlığı yaptım” diye kendilerini sorgulamadılar.

h. “Müslümanları ezen birçok iktidar döneminde, üst düzey yöneticiliklerim vardı. Zulme dur demeyerek, mazlumun tarafında net ve kararlı tavır göstermediğim için, bir şekilde ben de zalimlerin zulmüne, o sistemin yürümesine, çarkların dönmesine destekçi oldum” diye hiç düşünmediler.

6) Şimdi ise devir devran dönüverince bunlardan;

a. Kimisi; fincancı katırlarını ürkütmeyen tavırları ve tavizleri nedeniyle az ya da çok her dönemin nimetlerinden faydalandıkları ve iktidarın hışmına gerçekten uğramak, çaresiz kalmak ne demektir bilmedikleri için; şu an makamlarından tepetaslak olunca ya da zarara uğrayınca müthiş şaşırdılar ve yukarıda saydığımız hatalarını, aldıkları "ah"ları düşünmeden “ama kimse bana, eşime, çocuğuma sahip çıkmıyor, Müslüman olduğunu söyleyenler bizi tepetaslak eden Ak Parti’yi destekliyor, bu nasıl Müslümanlık” demeye başladılar.

b. Kimisi de, bağlı bulundukları fetö grubunun tutuklanan ve itirafçı olan üst düzey tüm yetkililerinin, “bu darbeden haberleri ve parmakları olduğunu, planlama ve görüşmeler yaptıklarını” itiraf etmesine rağmen o gece komplodur, tiyatrodur demeye devam ettiler. İtiraf, video, resim, belge vb. her yönüyle ispatlı olan Fetö'nün bu darbedeki rolünü kabul edip, 15 Temmuz’da vurularak, ezilerek, parçalanarak şehit olan, genç-yaşlı, erkek-kadın bir çok masum insanın ölümünden, fetöye zamanında verdiğimiz destek yüzünden bizler de sorumluyuz ve bu yüzden utanıyoruz, pişmanız demediler, saflarını değiştirmediler. (O gece yaşananların komplo, tiyatro ya da kontrollü darbe olduğunu düşünme garabatine düşenler; gerçekleşme sebebinin her ne olduğunu düşünürlerse düşünsünler, bu darbe girişiminde GÜLEN cemeatinin her halükarda bu işin içinde ve silahsız masum insanları öldüren tarafta bulunduğu ve bu ölümlerden bir şekilde sorumlu olduğu gerçeğini değiştirmediğini algılayamadılar.)

c. Kimisi de; geçmişlerindeki takiyyeci kimliklerini gizlemeye çalışarak, en hakiki Müslüman benim tavırlarına girip, ağızlarından ayet-hadis düşürmeyip, her ortamda, sosyal ağlarda bu minvalde paylaşım yapmaya başladılar. Şu anki iktidarın nimetlerinden de faydalanmak için ağamsın-paşamsın tavırlarına devam edip, her devrin yanar-döner adamı olduklarını ispatladılar. Hayatlarında sürgün görmemiş, ceza almamış, dışlanmamış, irticacı diye yaftalanmamış, Müslüman kimliği nedeniyle üst görevlerden uzak tutulmamış her devrin adamı bu tipler, darbe girişiminin akıbeti belli olduktan sonra ve şuanlarda da ellerinde bayraklar yine en ön saftalar, en önemli makam ve mevkilerdeler.

7) 15 Temmuz menfur darbe girişimi başarılı olsaydı; şeriatçı ve tavizsiz şu tarikin veya şu grubun önde geleni, irticacı diye evlerinden tek tek toplanıp, hapislerde çürütülecek, zulme uğrayacak olan hakiki Müslümanlar ise; eski dönemde yalakalık bilmedikleri için yine yalaka değiller ve yine ve her zaman gözlerden ıraklar.

8) Son olarak; demokrasi, cumhuriyet, makam ve mevki için ölenlere şehit denilmez. Demokrasi'nin şehidi olmaz.

* 15 Temmuz gecesi akın akın meydanlara inen istisnasız tüm yiğitlerimiz de demokrasi için değil; Allah için, “Müslüman ve mustazafların ümidi, takiyyesiz hakiki bir Müslüman, Ululemr olarak gördükleri reislerini yedirmemek ve yalnız bırakmamak” için, vatan için, din ve iman elden gitmesin diye meydanlara inip şehit oldular.

* Yüce Rabbimden; 15 Temmuz’da şehit olan tüm kardeşlerimiz başta olmak üzere, tüm şehitlerimize gani gani rahmet, gazilerimize şifalar ve sabrı cemil niyaz ediyoru