SORULAR, SORULAR; CEVAPLAR

Behlül Dane balatfener@gmail.com

Şayet yağmurlar biz insanlar için yağıiyor ise neden trilyonlarca yagmur taneleri okyanusa yağıp boşa harcanıyor?

Neden milyarlarca polenden sadece bir kaçı ciceklerin uremesini sagliyabiliyor?

Neden milyonlarca gezegen bos duruyor?

Neden milyonlarca isik yili otesi bir gezegenin uydusu var? Bize yarari nedir?

Neden milyonlarca kaplumbagadan sadece bir kaci denize ulasabiliyor?

Neden orgazm ani milyonlarca sperm ziyan oluyor?

Allah neden bir kulunu yaratirken milyonlarin heba olmasini istiyor?

Neden?


SORU SORMAK ÇOK KOLAYDIR, ESAS OLAN DOĞRU CEVAPTIR

Bazı ateist geçinenler (Biliyorum ki hepsinin inancı ancak şüphedir) Hayatı anlamak için çok soru sorarlar, Soruların pekçoğunun cevabı yoktur (Allah bildirmemiştir) bu sorular insanı düşünmeye, araştırmaya sevk eder. Allah Rahman suresinde defalarca "Neden akıl etmezsiniz, Neden inkar edersiniz" şeklinde insanı düşünmeye çağırır. Düşünerek herşeyin cevabını bulduğumuzu varsayalım, hayat durur, anlamsızlaşır. İnsanın düşünmesi için sonsuz bir soru yumağı yaratılmıştır, Kıyamete kadar o yumak çözülecektir fakat asla sorular bitmeyecektir.

Mesela Dünyamıza en yakın yıldız "Centarius" takriben beş ışık yılı uzağımızdadır. mevcut imkanlarımızla oraya gitmek için iki milyon yıla ihtiyacımız var, Diyelim ışık hızında gittik, gidiş geliş on yıla ihtiyacımız var (Ayrıca ışık hızına ulaşan madde enerjiye dönüşür derler) On yıl hangi yakıtla, hayatı sağlayan besin ve oksijen nasıl temin edeceğiz.

Gördüğünüz gibi ilmen en yakın yıldızı düşünüyorum gitmek hayal ve imkansız gibi duruyor. Bırakın artık iki milyon yıldız barındıran Samanyolu galaksisini, Bırakın iki milyon ışık yılı uzaktaki Dünyamıza en yakın Andromeda galaksisini ve 500 milyar ışık yılı uzağımızdaki galaksileri. 

Hiçbir maddi teknoloji ile gitmemizin mümkün olmadığı ama varlığı gerçek olan bu yerlere gidemiyeceğiz, O zaman Allah bunları neden yarattı sorusunun cevabı bu işte "Allahın gücünü öğrenmek, teslim olmak" için yaratılmışlardır.

Allah alemin varlığını araştırın, Hikmetleri görün diye emrediyor. İnsan ne kadar aklını kullanırsa O kadar Allahın varlığına şahit olur.

Bazı ateistler, "Allah neden kendini bu kadar gizledi" gibi soru sorarlar, Halbuki tüm bu yatılmaların sebebi imtihan ve sonucunda cennet cehennem.  

Birçoğumuz, Ben Allahtan cennet istemedim ki beni niye yarattı dediğini duyar gibiyim, Bu sorunun cevabı Kuranı kerimde verilmiştir.

Allah İnsan ve cinlerden kendisine itaat edeceklerine dair söz almıştır. Nice yaratılan mahlukatın bu imtihanı kabul etmediğini sadece İnsan ve cinlerin kabul ettiğini beyan eder. 

Bu tür ayetlerden anladığımız, biz Allah'ı tanıyoruz, Kalû Belâ da Allah bizi yarattı ve bir hayat teklif etti, Bizde o hayatta Allaha sadakatle itaat edeceğimize söz verdik. İmtihanın doğası gereği Dünya hayatına geçtiğimizde geçmişimiz unutturuldu, Aklımızı kullanarak doğru yolu bulmamız isteniyor.

Neticede Allah gaybı bilir, Külli iradesi ile kaderimizi yarattı, Bize verdiği cüz-i irade ile olaylar karşısında ne karar vereceğimizi biliyordu. 

O an kim cennetlik kim cehennemlik olduğu levh-i mahfuza yazıldı. Fakat biz bilmiyoruz, Bunu anlayacak ilimden ve kabiliyetten yoksunuz, Bu nedenle sadece biz bilelim diye bu Dünya hayatını yarattı, Uygulamalı olarak bizleri amellerimize şahid eyledi. Allah asla haksızlık yapmaz.

Şimdi bir teklifi kabul ederek bu günlere gelmiş isek artık Allah cc. bizi neden yarattı, Ben Allahtan cennet istemedim ki diyemeyiz.

Çünkü Allah herşeyi önümüze koydu, biz kabul ettik.

Bu gün bunu idrak edemiyebiliriz, Yarın huzuru mahşerde diller yalan söylemekten acizdir.

İnsan aklını kullanabildiği kadar insan olarak kalır, Aklını devre dışında bırakır nefsi ile hayatı yaşamaya kalkarsa hayvanlaşır, sadece nefsini düşünür.

AKIL İLE ALLAHI GÖRMEK İÇİN YAŞADIĞIM BİR HATIRAM

Doğuştan koku almaz bir tanıdığım var Adı İbrahim, Birgün aklıma geldi sordum.

İbrahim sen kokunun varlığına inanıyormusun?

--İnanıyorum.

Nasıl neye benziyor, Duyma, Dokunma, Tad alma,Görme gibi

--Neye benzediğini bilmiyorum ama kokunun varlığın inanıyorum

İnanmanı sağlayan bilgi nedir?

-- Anlatayım; tatile gitmiştik, Eve döndüğümüzde kızım Elif kapıyı açmıştı ve içeride yoğun bir ölü fare kokusu var diyerek hızla dışarı kaçmıştı. İçeri ben girdim, Aradım taradım hiçbirşey bulamadım, Camları açarak evi bir müddet havalandırdıktan sonra Elif eve girdi, Burnundan derin nefes alarak eliyle koymuş gibi başka odalara gitmeyerek yatak odasında koltuğun arkasında fareyi buldu.

O zaman iyice anladım ki herkesin söylediği, ama benim hiç bir zaman anlamadığım koku var, Işık gibi, Ses gibi bilmediğim birşey yayıyor, Burnu koku alan kişiler, o yayılan kokuyu hissediyor. dedi.

İşte sayın okuyucu arkadaşlar.

Dünyada Allahın varlığını arayıp göremediği, duyamadığı, dokunamadığı için inkâr edenlere bundan güzel ibret ne olabikir ki?

Hayata baktığımızdaki muhteşem denge, iradesiz mahlukatta gözlemlediğimiz mutlak irade bize bu eserin bir mimarı olduğunu gösteriyor.

Hayatı iyi gözlemleyenlerinAllahı inkar etmesi mümkün değildir, Allah cc. ilim ile Akıl gözü ile görülür, yeterki aklımızı kullanalım inşaallah.

BİR DİP NOT: Alıntıdır

Hepimizin ne olduğunu çok iyi bildiği "tohum" için şöyle bir soru soralım: Ağaç kabuğu kadar sert bir kabuk içinde bulunan tohumla, bir ağaç kabuğunun farkı nedir?



Bu tarz sorular genelde "alışılmadık" sorulardır; çünkü tohum da, ağaç kabuğu da günlük hayatta birçok uğraşısı olan insan için önemsiz detaylardır. Birçok insana göre, etrafta düşünülmesi gereken çok daha önemli, çok daha gerekli şeyler vardır.



Çevresine sadece yüzeysel gözle bakarak hareket eden kişilerde bu mantık oldukça yaygındır. Bu insanlar için, herhangi bir konu hakkında yalnızca ihtiyaçları karşılayacak kadar detay bilmek yeterlidir. Bu sığ mantığa göre etrafta olan biten her şey alışılagelmiş ve sıradandır, herşeyin mutlaka "bilinen", "alışılmış" bir açıklaması vardır. Sinek uçar çünkü kanatları vardır, ay zaten hep gökyüzündedir. Dünya uzaydan gelebilecek tehlikelerden korunmaktadır çünkü atmosfer vardır. Oksijen dengesi de hiç bozulmaz . İnsan duyar, görür, koku alır…



Oysa bu dar mantığı bırakıp da etrafındaki olaylara, her şeyle ilk defa karşılaşan bir kimse gibi, görüşünü sınırlayan alışkanlık perdesini kaldırarak bakan insan, önünde çok geniş bir ufkun açıldığını görür. Neden, nasıl, niçin sorularını daha sık sorarak düşünmeye, etrafında olan bitenleri bu gözle incelemeye başlar. Daha önceleri kendisine doyurucu gelen açıklamalar yetersizleşmeye başlar. Çevrede meydana gelen olaylarda, canlıların sahip oldukları özelliklerde, kısacası her şeyde bir olağanüstülük olduğunu kavramaya başlar. Düşünmeye başladıkça alışkanlık, yerini hayrete bırakır. Sonunda her şeyin sonsuz güç, bilgi ve akıl sahip bir Yaratıcı tarafından, üstün ve mükemmel bir şekilde yaratılmış olduğunu görür. İşte o andan itibaren bu insan, alemlerin Rabbi olan Allah'ın, yarattığı tüm canlılar üzerindeki kudret ve hakimiyetini anlayabilir:



Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

 DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ