BASIN AÇIKLAMASI
15 Temmuz 2016’da FETO/PDY terör örgütüne mensup hainlerin silahlı darbe kalkışması sonrasında, Giresun Üniversitesi Rektörü tarafından belirlenen komisyon tarafından açığa alındığım tebliğ edilmiştir.
Her hangi bir bilgi yada belgeye dayanmayan, tamamen delilsiz, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun ve tarafıma iletilen sorulardan anladığım kadarı ile tamamına yakını, daha önceden kendisini şikayet etmiş olduğum ve bu nedenle yargılaması devam eden ve yine danışmanlarıma ve üniversite yönetimine şantaj yapmaktan cezalandırılmasına karar verilen bir internet sitesi sahibinin, kendi sitesinde şahsım ile ilgili yapmış olduğu iftiralardan müteşekkil olan iddialar görevden alınmama dayanak yapılmıştır.
Hukuki dayanaktan yoksun bu kararının temel nedeni, 4 yıl yürütmüş olduğum Rektörlük görevim süresince Devlete karşı güç odaklarına karşı yürüttüğüm kararlı mücadele ve gerçekleştirilen “Rektör Adayı Belirleme Sürecinde” oyların %70’ni almış olmam nedeniyle, mevcut Rektör ve yönetiminin şahsıma duymuş olduğu düşmanlığı fırsata dönüştürme çabasından başka bir şey değildir.
Bu hukuksuz karar; yıllar içinde emekle, çabayla, bedeller ödeyerek elde ettiğim akademik unvanıma, beni Rektörlük gibi onurlu bir göreve layık gören Türkiye Cumhuriyeti Devletine, doğup büyüdüğüm anayurdum Azerbaycan’ıma, Ermeni diasporasının yürüttüğü soykırım yalanına karşı vermiş olduğum mücadeleye, ulusal ve uluslararası boyutta tarihçi ve siyaset bilimci kimliğimle çok sayıda ülkede Devletimi temsil ederek kazandığım itibara, başarılarıma, yurtiçi ve yurtdışında aralarında Birleşmiş Milletlerinde olduğu çeşitli kuruluşlardan aldığım ödül, plaket ve takdir belgelerine (sonuncusu Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev tarafından Dünya 4. Azerbaycanlılar Kurultayı’nda, Devlet Üstün Hizmet Madalyası ve Beraatı’dır) büyük bir saygısızlıktır.
Bütün hayatım, hizmetlerim ve gerçekleştirdiğim faaliyetler incelendiğinde Türk milletine, Türk Demokrasisine ve Türk Dünyasına nokta kadar yanlışım bulunamaz, bundan sonrada bulunması mümkün olmayacaktır. Kendime olan güvenim tam, Allah’a olan inancım ise sarsılmaz ve sonsuzdur. Prof. Dr. Aygün Attar olarak kendimi bildim bileli, hürriyet, demokrasi, Türklük için, Türkiye ve Türk Dünyasının ali menfaatleri için mücadele etmiş bir insanım. Devletimizin bütün kayıt ve kaynaklarında tarafımdan söylenmiş, aksi tek bir söz ve cümle bulunamaz.
Sadece Rektörlük görevim süresince değil, öncesinde de, yine sadece 17/25 Aralık darbe girişiminden sonra değil, öncesinde de, sadece Giresun’da değil, daha önce görev yaptığım Dumlupınar Üniversitesinde de, sadece kapalı kapılar ardında değil, yazılı ve sosyal medyada da Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk İlke ve İnkılapları, Ermeni Meselesi, Azerbaycan başta olmak üzere Türk Dünyası gibi konularda dimdik durmuş bir insanım. Bütün medya arşivleri, katıldığım TV programları, yaptığım yorumlar, bilimsel çalışmalarım açık ve nettir. Hiçbirinde zerre kadar devlet ve millet aleyhinde tek bir söz, ifade ve hatta ima dahi bulunamaz. Kaldı ki, FETÖ/PDY gibi bir yabancı uşağı, ihanet şebekesiyle adım yan yana gelsin!
Tüm hayatım boyunca olduğu gibi, Giresun Üniversitesi’nde göreve başladığım 2007 yılından bu yana da daima Devletimin yanında ve Cumhuriyete karşı olan bütün unsurların karşısında oldum. Cumhuriyet, Demokrasi ve Devlet aleyhinde tehdit oluşturan bütün yasa dışı örgütlenmelere olduğu gibi, FETÖ/PDY terör örgütüne karşı da her zaman dik ve tavizsiz duruşumla sadece Giresun’da değil, tüm ülke sathında ve hatta Türk Dünyasında takdir edildim. Bu nedenle bu örgütlerin ve sözcülüğünü yapanların daima hedefi oldum.
Görev yaptığım 2012-2016 yılları arasında Fetullah Gülen Cemaati’nin Giresun Üniversitesinde örgütlenmesine asla izin vermedim. Öyle ki tüm üniversiteler dikkate alındığında 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain darbe girişiminden sonra personelleri hakkında en az FETO/PDY soruşturması yürütülen üniversite Giresun Üniversitesi olmuştur.
Tüm idari görevlerim sırasında bu örgütle amansız bir şekilde mücadele ettim. Söz konusu mücadelem devletimizin ilgili kurumlarının kayıtlarında mevcuttur. Örnek verecek olursam, Giresun Üniversitesi Rektör Yardımcısı olduğum dönemde FETO örgütünün yargı kadrosunda yer alan Savcı Zekeriya Öz’ün açtığı Ergenekon davası sırasında Rektör Prof. Dr. Osman Metin Öztürk’ün makamında gözaltına alınmasından hemen sonra, herkesin adeta dilini yuttuğu bir dönemde üniversite senatosunu toplayarak alınan gözaltı kararını basın önünde kınadım. Fakat ne acıdır ki, o gün almış olduğum senato kararını şerh düşerek imzalamayan iki kişiden biri, benim rektörlük görevimden ayrılmamdan sonra, Giresun Üniversitesi Rektör Yardımcısı yapmakla kalınmamış, beni görevden uzaklaştırma kararı alan komisyona da üye yapılmıştır.
Söz konusu yapının öğretim elemanları 2010 yılında gerçekleştirilen Giresun Üniversitesi Rektörlük Seçimi öncesinde Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim BAHAR’ı getirerek ‘hoca efendinin icazetlisi’ diyerek rektör adayı yaptıkları dönemde dahi korkmadan karşılarına rektör adayı olarak çıktım.
Bu süreçte adaylıktan çekilmem için yoğun baskılar yaptılar. Buna rağmen yılmadım. Bu defa da hakkımda “Ulusalcı, Ergenekon’cu, Talat Paşa Komitesi üyesi” diye kampanya yürüterek ve YÖK üzerinde her türlü yöntemi kullanarak (listede yer alan adaylardan birini istifa ettirmede dahil) baskı kurdular, bu nedenle de Rektörlük görevine atanma sürecini 2 yıl geciktirdiler. Ancak idare mahkemesi kararı ve sonrasında listenin Cumhurbaşkanlığına sunulması sonrasında Giresun Üniversitesi Rektörü olarak atandım.
Polis Akademisi eski öğretim üyesi Önder AYTAÇ ve Adem Yavuz Arslan gibi, bugün kaçak olan FETO/PDY’nin bilinen kalemleri ve örgütün üniversitedeki işbirlikçileri hakkımda yazılar yazarak ve yazdırarak “beni toplumda milliyetçilik, Türkçülük duygularını artırarak Ergenekonculara hizmet etmekle” suçladılar, hedef gösterdiler ve yetinmeyerek Ergenekondan tutuklanmamı istediler. Anlattığım bu bilgilerin tamamı Devletimizin kayıtlarında ve medyanın arşivlerinde mevcuttur.
Bugün üniversite yönetiminde yer alan FETÖ/PDY sempatizanı bu grubun öğretim elemanları tarafından gerek kendilerinin oluşturdukları sözde STK’ları, gerekse de FETÖ/PDY’nin en tanınan basın organları olan Zaman ve Bugün Gazeteleri ile Cihan Haber Ajansı aracılığıyla hakkımda “Giresun Üniversitesi korku imparatorluğuna dönüştü”, “28 Şubat Giresun Üniversitesi’nde devam ediyor” şeklinde haberler yaptırılarak hedef alındım. Hatta Zaman Gazetesinde yer alan bu demeçlerden biri de Giresun Üniversitesinin şuan ki rektörüne aittir. S
öz konusu beyanlar, yazılı basında da mevcuttur.
Giresun Üniversitesinin şuan ki yönetiminde şahsımla uğraşanların önemli bir kısmı cemaat bağlantısı nedeniyle 19 Mayıs Üniversitesinden kovulan, 17/25 aralık sürecinden sonra dahi Zaman ve Bugün Gazeteleri ile Cihan Haber Ajansına demeçler vermeye devam eden, 17/25 Aralık sürecinin Samanyolu ve Bugün televizyonlarında sözcülüğüne soyunan Prof. Dr. Halil İbrahim BAHAR’ın Rektör Danışmanlığını yapan, Çocuklarını 15 Temmuz 2016 kalkışma sürecinden sonra Kanun Hükmündeki Kararname ile kapatılan FETÖ/PDY’nın okullarına gönderen, yine aynı süreçte kapatılan “Mobbing ile Mücadele Derneğinin” Giresun Temsilciliğinde yer alan öğretim üyelerinden oluşmaktadır.
Böyle bir yönetimin özellikle şahsım hakkında almış olduğu açığa alma kararının ne kadar doğru ve gerçekleştireceği soruşturmanın ise ne kadar tarafsız olabileceğini kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.
Ben, Ermeni meselesi ile ilgili olarak Fransa Meclisi’nde sözde “Soykırım” tasarısı gündeme geldiğinde eline bayrağını, arkasına öğrencilerini ve meslektaşlarını alıp sokaklara inmiş, dönemin Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a mektupla şikayet etmiş bir tarihçiyim.
PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan HDP’nin eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı Vatana ihanet suçu ile savcılığa vermiş ve hakkında dava açan tek akademisyenim. (Nisan 2016)
2015 yılının Nisan ayında Papa’nın, Türkiye’yi Ermeni Soykırımı ile suçlamasından bir gün sonra bu meselede Türkiye’nin tezini savunan ve Karabağ’daki işgali İsveç Parlamentosu’nda anlatmış söz konusu devletim ve milletim olunca gözü ölüm dahi hiçbir şeyi görmeyen bir vatan evladıyım.
Dolayısıyla yakın tarihe kadar beni, toplumda milliyetçilik, Türkçülük duygularını artırarak Ergenekonculara hizmet etmekle suçlayanların (Bunlardan birisi de üniversitemizin mevcut rektörü olup kendisinin 06.01.2016 tarihinde Samsun menşeli www.akasyam.com internet sitesine GÜNİDER Başkanı olarak vermiş olduğu “Rektör ATTAR’ın döneminde atananların neredeyse tamamı Ulusalcı ve Ülkücü çizgidedir, bu konuyu GÜNİDER olarak Bimer’e ve YÖK’e şikayet etmiş bulunmaktayız.” demeci ortaya koymaktadır.) şuanda şahsımı FETO’cu olarak görmeleri de manidardır. Bu açığa almanın sadece şahsıma değil hayatını, akademik çalışmalarının tümünü Türk Dünyasının huzuru ve Devletin bekasına adayan bilim camiasına en büyük hakaret olduğunu düşünmekteyim.
Unutulmamalıdır ki büyük emekler vererek bu günlere getirdiğimiz Giresun Üniversitesi Türkiye’nin saygın bir eğitim-öğretim kurumudur. Bu kurumun kişisel öç alma aracı olarak kullanılmasının kamuoyunun kabul etmeyeceğine inanıyorum.
Bu itibarla, şahsıma yöneltilen ve açığa alınmama dayanak yapılan iftiraları asla kabul etmediğimi, bunu yapmaya cüret edenler hakkında Türk adaleti ve Hakkın huzurunda şikayetçi olacağımın bilinmesini isterim. Öç alma duygusu ile hareket eden bu kişilerin, eski ve mevcut bağlantılarının devletimizin tüm imkânları kullanılarak araştırılacağına inanıyorum.
Devletimize, milletimize, hükümetimize ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına karşı yapılan bu kanlı darbe girişimini bir kez daha şiddet ve nefretle kınıyor, basın açıklamamın FETO/PDY ile yürütülen kararlı mücadeleye ışık tutması dileği ile saygılarımı sunarım.
Saygılarımla 30.07.2016
Prof. Dr. Aygün ATTAR