BEŞİKDÜZÜ'NDE CİNÂYET VE İKİ AZILI KATİL!

ORHAN KILIÇOĞLU agozaydin@hotmail.com

Cinâyetin failleri;
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem.
Beşikdüzü eski Belediye Başkanları olan Ramiz Uzun ve Orhan Bıçakcıoğlu'da bu cinayetin fâillerindendir.
Aşağıdaki yazımı, asıl okuması gerekenlerden ilki Sn. Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Ortada, kirli bir oyun!
Bir üst akıl, bir de bu üst aklın altında, akıl ve kişilikten nasipsiz piyonları var!
Üst akıl, ''Topraksız Türk, Türk'süz bir Anadolu'' plânını yaparken, alttaki akıl yoksunu piyonlar ise, Rezerv Yasaları ve şehir planlaması gibi icraatlarla bu hain plânı hayata geçirirler.
Açıkçası, bu piyonlar, zerre kadar haya etmeden, vicdan azabı nedir bilmeden kendi milletine ihanet ederler. Bu tipler sokağa çıktıklarında ne utanır, ne kızarır, ne de bir mahcubiyet hissi taşırlar. Çünkü kaşarlanmış birer alt grup piyonlarıdır. Bunlar üst aklın zavallı tetikçileridir.
Trabzon B.Şehir ve Beşikdüzü Belediye Başkanları olarak;
Sizler, hak ve adâlet duygusundan, merhamet ve insâniyetten nasipsiz birer halk düşmanlarısınız.
İki Belediye Başkanı olarak, bütün sermayeniz, utanmayışınız, arsız ve yüzsüz olmanızdır.
Sizler, yaptıklarınız ve kararlarınızla Trabzon ve Beşikdüzü adına utanç vesilesi olup, ciddiyet ve asâletten mahrum birer musibetsiniz.
Sizlerde, topluma karşı ne saygı, ne de vefanın zerresi bulunmadığı gibi, utanma duygusu, ar, adap ve edepten de mahrumsunuz.
Sizlere, bütün bunları söyleme sebebini merak ediyorsanız, yazacaklarımı iyi okuyun!
Beşikdüzü İlçesi Çeşmeönü Mahallemizde uygulanan şehir plânı, mahalle sakinlerini ata topraklarından kopartarak bir nesil sonra başka yerlere göçe zorlamak, âileleri parçalamak, sefalete itmek için kasten yapılan bir hak gaspıdır ve mülkiyet yağmasından, insanları topraksızlaştırma eyleminden başka bir şey değildir.
Bu insanlık dışı uygulamalarınızın sonucunda, bırakın torunlarımızı, evlâtlarımıza dâhi küçük bir ev yapma imkânı bırakmadınız.
Bu ne intikam?
Bu ne gaddarlık?
Bu ne keyfilik böyle?
Söyleyin siz kimsiniz?
Hangi dine ve millete mensupsunuz?
Bu plânı onaylayanlar da, bu plânı çizenler de, sanki karanlık bir takım odakların arzu ve direktiflerini yerine getirmekle mükellef emir kullarıymış gibi bir davranışın içindeler.
Mahallemizde uygulanan bu imar plânını onaylayanlar da, çizenler de, Ege ve Akdeniz bölgemizde yörenin köylülerini toprağından kopartarak aşsız, işsiz ve yoksul bırakmak için onları toprağa bağlayan tek geçim kaynağı zeytin ağaçlarını, narenciye bahçelerini, o güzelim mümbit seraları buldozerlerle yok eden zihniyetin mensubudurlar.
Hiç gereği yokken, evlerimizin küçücük bahçesinden iki ayrı yerden 12 metre genişliğinde yol geçirmek, evimin yanından geçen 10 metrelik yola 17 metrelik bir ağız (giriş) açarak, işgâl gücü ordusu gibi müsaderede bulunup, mülkiyete tecâvüzün en merhametsiz şeklini sergilemek... Bütün bunlar, kasıt, düşmanlık, kin ve nefret değilse, bunun adı nedir? Bu iğrenç uygulamayla tüm komşularımız da mağdur edilmişlerdir.
Küçük bir arâzi parçasına 5- 10- 20, hatta daha fazla sayıda insanı ortak etmekle, ileride bunun nelere mal olacağını bilmemenizin imkânı var mı? Bütün bunların muhtemel sonuçlarını gayet iyi bildiğiniz halde vicdansızca yapmaktasınız.
Bu, 5- 10- 20 hissedar, anlaşamayacakları için aralarında kavga ve niza olacağından arâziler satışa çıkacak, hiç tanımadığımız yabancılar, belki de internet üzerinden Suriyeli, Kuveytli Arap, İsrâil, İngiliz, Ermeni veya herhangi bir ecnebi tarafından satın alınacaktır. Böylece, yerleşik düzen, akrabalıklar, komşuluk ve tanışıklıklar bilerek ve kasten bitirilecektir ki bu durum aynı zamanda güvenlik zafiyetine sebep olacaktır.
Kıyı şeridinde yerleşik insanların ellerindeki atadan kalma küçücük arâzilerin % 39 gibi çok büyük bir orandaki bölümünü ellerinden almakla (gasp etmekle), insanlarımız bir nesil sonraya kalmadan bölgeden göç etmek zorunda kalacaklardır. Yapılmak istenen de budur.
20 Milyon yabancının yurdumuza sokulması sonucunda, bilinçli bir şekilde Türk milletinin aleyhine bozulan demografik yapı daha da bozulacaktır.
Yabancıların doğum hızı 5.5 iken, Türklerin doğum hızı 1.4 e kadar gerilemiştir. Neticede, bu bir istilâ, dahası Türk milletini azınlığa düşürerek kendi vatanından sürgün etmektir. Her şey önceden hesaplanmış ve yavaş yavaş uygulanmaktadır.
Bütün bunlardan sonra iddia ile söylüyorum;
Bu bir işgâl hareketidir.
Halkın mülkiyetinin gaspıdır.
Topraksızlaştırma eylemidir.
İnsanları Ata topraklarından kopartmaktır.
Karanlık mahfillerin dayattığı, kuklaların ise hayata geçirdiği bir istilâdır.
Sorarsanız;
Ahmet Metin Genç MÜSLÜMAN!
Burhan Cahit Erdem ATATÜRKÇÜ!
Soruyorum;
Rezerv Yasaları, keyfi ve adâletsiz imar plânları ile 500 Bin şehit vererek İngiliz'e, Fransız'a, dahası İstiklâl Savaşında 7 düvele vermediğimiz topraklarımızı, TOKİ, Rezerv Yasaları, uyduruk şehir plânları ile ellerimizden alarak kimlerin kirli emellerine hizmet ve uşaklık yapmaktasınız?
AYIPTIR!
YAZIKTIR!
GÜNAHTIR!
KASIT VE İNTİKAMDIR!
SÜRGÜN VE TEHCİRDİR!
BU İHANETE VARAN YANLIŞTAN DERHAL VAZGEÇİN!
Devletin dini adâlettir, hakkaniyet ve merhamettir.
Adâletin olmadığı yerde din de, hakkaniyet de, merhamet de yoktur.
Dinin olmadığı yerde, yönetici âdil ve hakkaniyet sahibi değil, katildir.
Şayet yönetenler, uykuya yattıklarında başlarının altında vicdan yastığı yoksa, huzursuz bir gecenin sonunda kalktıklarında her kötülüğü yapabilecek birer robot olup insanların başına belâ kesilirler. Tıpkı, iki Belediye Başkanı olan sizler gibi.
Gelecek seçimlerde sizlere oy vermek;
Suçlarınıza ortaklıktır!
Kendi geleceğine ihanettir!
Hemşehrisinin mağduriyetini umursamamaktır!
Daha başka belâyı musibetlere de davetiyedir!
Sizler, bırakın oyu, selâma bile lâyık değilsiniz!
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem olarak her ikinizi de, sergilediğiniz adâletsizliği, yapmakta olduğunuz arâzi gasbını, mülkiyetlere olan tecâvüzünüzü, dahası ahlâki ve vicdani çürümüşlüğünüzü görüp yüzünüzün kızarması için, yarın 27 Kasım 2025 Perşembe günü sizleri olay mahalline (mahalleme) bekliyorum.
Yönetmenliğin 16. Maddesinde, ''Nimetten faydalananlar külfete de ortak olur'' denmiyor mu?
Siz ne yaptınız;
İmar planını değiştirip bütün külfetleri mahallemizdeki arâzilere yükleyerek korumacılık ve kayırmacılık yaptınız. Bazı yerleri uygulama dışında bırakarak, böylelikle, külfeti bize yıkıp birçoklarına fayda temin ettiniz.
Çanakkale'ye saldıran işgâl kuvvetleri, İzmir'den çıkarma yapan Yunan ordularını aratmayacak şekilde mülkiyet haklarımıza karşı saldırıya geçerek, öyle gereksiz cadde ve sokaklar koydunuz ki, bunun izahını yapmak, altında yatan düşmanca sinsilikleri anlatmak için, her şeyden önce insanın karşısındakinin de insan olması gerek.
Utanın!
Utanın!
Utanın!
Şayet, utanma melekelerinizi kaybetmediyseniz.
Sizlere olan bu haklı, bir o kadar da sert sitemim, inşallah mili şuur uyanıklığınıza vesile olup düşünce ufkunuzu açar da, bir daha Türk milleti üzerinde uygulanan kirli projelerin hizmetçisi olmaktan vazgeçer, insafı, merhameti ve adâleti kendilerinize rehber edersiniz.
26 Kasım 2025
ORHAN KILIÇOĞLU