Bozkurt ilçesi sel felaketi ve Ahmet Çakır
Bana Derler Balatlı adlı kitabım “Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinin Yılmaz köyünde doğdum” diye başlar.
Yılmaz şimdi mahalle. Evimiz ilçe merkezine sadece birkaç yüz metre uzakta ve orada olanları hafif yükseklikteki bir seyir terasından izler gibi bir konumda. Şu anda ağabeyim ve yengem orada. Evin korunaklı durumu nedeniyle korku dışında büyük bir zarar görmemiş olmalarının yanında felaketi yaşayan bazı komşuları da konuk etmişler.
Sel felaketiyle ilgili video çekimlerinin büyük bir bölümü oradan yapılmış gibi. Selin geldiği dereye biz çay deriz. Çocukluğum Çayarası dediğimiz o yerde geçti diyebilirim. Bozkurt, her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir yerdir. Bu bakımdan her baharda o dağlarda eriyen karlar nedeniyle sel gelirdi.
O da bir felaketti ama en fazla tahta köprüyü filan götürür, daha büyük zarar vermezdi. Hatta selle gelen ağaç dallarının filan kışlık yakacak odun olarak selin içinden alınıp götürülmesi bile sözkonusu olur, bulanık suda balık tutanlar bile bulunurdu. Uzun yıllar önce beton köprü yapıldı. Çayın kenarlarında gerekli setler oluşturuldu. O bildiğimiz seller filan pek gelmez oldu ve biraz da bu nedenle dere yatağına inşaat izni çıktı. Son yıllarda memleketin her yerindeki aşırı betonlaşma Bozkurt’ta da görüldü.
Açıkçası, artık sel filan gelmek bir yana, neredeyse var olan bölüm bile kurumuş gibiydi. Muhtemelen oralara yeni yapılaşma konusunda da çabalar vardı. Gelgelelim, günün birinde böyle bir durum ortaya çıktı. Belediye Başkanının haklı olarak “Bozkurt’un tarihinde görülmemiş felaket” olarak nitelendirdiği, İçişleri Bakanının boyutlarını tanımlamakta zorlandığı faciada can ve mal kaybı endişe verici boyutlara vardı. Yakın akrabamız Yücetürk’lerin marketi ve benzincisi felaketin tam ortasındaki yerlerdi. Bu nedenle ne durumda olduklarını tahmin etmek zor değil.
Kuşkusuz ki hepsinden önemlisi can kayıpları. Onlarla ilgili bilgi almak isteyen hemşerilerimiz endişe içinde çırpınıp duruyor. Devletin etkin müdahalesi görülüyor ama bu ne kadar derde deva olabilir, bunu sonra göreceğiz. Doğaya aykırı yapılaşma filan gibisinden ülkemizde kimsenin kulak asmadığı durumlarla ilgili birşeyler söylemenin anlamı yok. Şu andaki durum, felaketin oluşturduğu yaraların hızla sarılabilmesi. Bozkurt’un bunu yapabilecek gücü olduğunu biliyorum.
Bu büyük felaket nedeniyle hemşerilerime, akrabalarıma, dostlarıma, arkadaşlarıma geçmiş olsun diyor, kaybettiklerimiz için Allahtan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. (Fotoda deniz kıyısındaki bölüm Abana’dır.)