BUGÜN KAÇ KOLUN KESİLMESİ GEREK?
Önce birilerine hatırlatmak isterim ki;
Ramazan ayında trilyonluk masalarda milletin paralarıyla iftar vermek ayıptır, hırsızlık, dinsizlik ve ona buna rüşvettir.
Bu sofralarda, fakir fukara halkın paralarıyla iftar etmek ise bir Müslümanın asla ve asla yapmaması gereken büyük bir şerefsizliktir. Böyle bir iftarı verenin de, iftar edenin de oruçlarının Allah indinde kabulü mümkün değildir.
631 yıllık Osmanlı döneminde hırsızlık suçundan sadece 34 kişinin kolu kesilmiştir. Şayet bugünkü hırsızlar Osmanlı döneminde yaşamış olsalardı bu sayı 34 değil binlerle ifade edilecek kadar çok olurdu.
Dün Osmanlıyı çökerten dönme ve devşirmelerin torunları oldukları halde, sırf Türkiye Cumhuriyeti devletini çökertebilmek için bugün Osmanlıcılık davası güdenlerin şayet Osmanlı bugün var olsaydı devleti soymaktan tamamına yakınının kolları kesilmiş olurdu.
Bugün kolları kesilmiyor ise acaba bunu neye borçlular?
Bunlar o kadar utanmaz ve yüzsüz kişilerdir ki;
Kolları devleti çalmaktan kesilmiş olsa bile, çaldıkları devletten bu sefer de plazaları, AVM'leri, gemicikleri, villaları, pırlanta mağazaları, hastaneleri, özel okulları olmasına rağmen sakat aylığı isterlerdi.
İddia ediyorum ki;
Şayet Osmanlı Devleti dursaydı ve başkenti de Ankara olaydı, inanın caddeler hazineyi yağmaladıkları için kolları kesik kravatlı insanlarla dolup taşar, Ankara adeta kolsuzlar ve elsizler şehrine dönerdi!
Bakın cumhuriyet ne güzel!
Soydunuz soğana çevirdiniz!
Sayesinde elleriniz kesilmedi!
Şükredin oturun, çaldıklarınızı sayın!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne olan bu kininiz, bu düşmanlığınız niye ki? Bu düşmanlıklarınız, babalarınızdan mı, yoksa analarınızdan mı miras kaldı sizlere?
Siz bakmayın bunların Müslümanlık tafralarına!
Siz kanmayın bunların her konuşmalarının başında ve sonunda ''Ya Allah Bismillah- Hamd olsun, şükrolsun'' demelerine!
Devletin kuruşunu çalanlar asla, ''Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa kolunu kestirirdim'' diyen bir Peygamberin ümmeti olamazlar!
Büyük mânevi zatlar derler ki;
''Bir lokma haram insan vücudundan 150 yılda çıkar.''
İnsan o kadar yaşamayacağına göre, ne anlama geldiği üzerinde düşünmek gerekmez mi?
Bir mülki âmirin, herhangi bir devlet görevlisinin, bir Belediye Başkanının gereksiz yere ve özel işlerinde makam arabalarını kullanmaları topluma saygısızlıktır ve günahtır. Bu gibi davranışlar bile devleti ve milleti çalmaktır, düpedüz hırsızlıktır.
Meselâ şahsım olarak;
Resmi araçları gereksiz yere ve özelinde kullanan insanlara asla değer vermiyor, gerektiği yerde kendilerini aşağılıyorum. Bu gibiler benim nazarımda iğrenç birer hırsız değirmen faresidirler.
Haramsız ve yalansız bir ANKARA niyazımla hayırlı Ramazanlar selâm ve sevgiler.