DELİLİKTEN GAYRI BÜTÜN SIFATLAR KİRLENDİ!
Delilikten bahsetmiş isem!
Bu delilik, sokak deliliği değildir.
Bu delilik, vatana adanmışlıktır, vatanın delisi olmaktır.
Bu delilik, vatan aşkıyla divane olup, yılanın gömleğinden sıyrılışı misâli dünya nimetlerinden sıyrılarak Türk milletinin bekası uğruna şehadete sevdalanıştır.
Delilik- Velilik- Kahramanlık. Her üçü de iç içe olan mübarek kavramlardır ki Allah herkese nasip etmez!
Bahse konu delilerin, vatan tehlikeye girdiğinde vücudundaki milyarlarca hücresi her an patlamaya hazır pimi çekili birer el bombası oluverir, hainin, döneğin ve kahpelerin tepelerinde patlamak üzere.
Bir milletin yaşama şansı, bağrından çıkardığı iman ehli delilerinin sayısıyla doğru orantılıdır.
Delisiz bir milletin ayakta kalması imkânsız olup, akılla vatan kurtarıldığına tarih henüz daha şahit olmamıştır.
75 lik Aksakallı ülkücüler olarak zaman zaman bir araya gelip ülkücü şehitlerimizden, Türklük ülküsünden, Turan sevdasından, yorgun vatan masum Anadolu’dan, kahpelerden, her devrin döneklerinden söz edip dertlenir, gamlanırdık ve bundan da büyük bir keyif alırdık.
Ama ne var ki biz 75 lik aksakal ülkücüler ardı ardına bu dünyadan göç ederek çok az sayıda kaldık.
1980 de gördüğü korkunç işkencelerin, yaşadığı yoksuluğun, çaresizliğin ve kimsesizliğin etkisiyle inzivaya çekilen Mübarek delilerimizden biri olan Ali Serdaoğlu'nun (İranli Âli) cansız bedeni, bundan iki gün önce İzmir Buca'da tenha bir parkın kuytu bir köşesinde vatandaşlar tarafından bankın üzerinde bulundu.
Kim bilir kaç gündür midesine bir lokma dâhi girmedi.
Kim bilir kaç zamandır aranıp sorulmadı, para nedir tanımadı.
Şâir sanki Ali Serdaroğlu için yazmış;
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık.
Biz 75 lik kuşağın akıllısı pek yoktu!
Tamamımız vatan delisi serdengeçtilerdik.
Bizler dünya ve içindeki nimetlere meyledip ikbâl kovalamadık.
Ne kula kul, ne menfaate esir, ne de birilerinin topacı olup döndük.
Bizimkisi, Türk milletinin ırzı, namusu ve vatanı için bir şeyler yapabilmenin aşkı, şevki ve gayretiydi.
Resimde gördüğünüz yanımda ki Mehmet Uludüz (Namı değer SERİ MEHMET) iman eri delilerimizdendir. Ömrün uzun olsun namı değer Seri Mehmet kardeşim.
DELİLİK İNSANA ALLAH’IN LÜTFU OLUP, SOYDAN VE ANA SÜTÜNDEN GELEN YİĞİTLİKTİR!
Çin sarayını basan KÜRŞAT,
İstanbul surlarına bayrağı diken ULUBATLI HASAN,
30 bin askerle 200 binlik Diyojen'in karşısına çıkan ALPARSLAN,
274 kg lık top mermisini sırtlamaya cür'et eden KOCA SEYİT,
''Süngü tak yere yat'' emrini veren ATATÜRK,
Korku nedir bilmeyen NİHÂL ATSIZ,
Kalemiyle hainlere baş eğdiren NECDET SEVİNÇ,
Bir avuç gençle her türlü emperyalizmin karşısına dikilen TÜRKEŞ ve saymakla bitmeyecek daha nice kahramanlarımızın hepsi TÜRK'ÜN DELİLERİYDİ!
AKIL, O KADAR PUŞTTUR Kİ ZORU GÖRÜNCE, GÖNLÜ, İÇİNDEKİ SEVDALARIYLA BİRLİKTE ORTADA BIRAKIP KAÇAR!
Vatan sevgisi ve onun uğrunda şehadete sevdalanmak ve dünya nimetlerinden, geçici zevklerinden sıyrılarak çileye, meşakkate tâlip olmak gönül işidir, akla ters gelir! Sırf bu yüzdendir ki akıllı insanlar(!), vatan sevgisiyle yanıp kavrulan ve onun uğrunda çileye, derde, sıkıntıya, belâ ve musibetlere tâlip olan ülkücü yiğitlere akıllarınca DELİ der gülerler!
DELİLİK - VELİLİK VE KAHRAMANLIK!
Her üçü de iç içe olan mübarek kavramlardır ki Allah herkese nasip etmez!
Akıllılara göre, dünyalık zevklerle yağ bağlayan paslı yürek taşımak varken,
‘’DERİSİ YÜZÜLMÜŞ YÜREK GEZDİRMEK’’ akıl kârı değil, delilere has bir meczupluktur!
Akıl, çoğu kez gönülden ve onun içinde barındırdığı aşk, muhabbet ve merhametten rahatsız olur. Çünkü akıl akıllıdır, zor olanı sevmez.
Akıl, nefisle bir olup, içinde vatan sevgisi, millet aşkı barındıran gönülle dalga geçer, alaya alıp ona deli yaftasını vurur!
Aklın Leylâ’sı dünyadır, menfaattir, makamdır, şan ve şöhrettir.
Akıl, kendisinden başkasını beğenmez, kibirlidir, ukalâdır!
Akıl, kolaycıdır, içi vatan sevgisi ve sevdasıyla bezeli olan gönle hile yapmaktan hoşlanır! Tıpkı bugünkü akıllıların ve BALGAT BEYLERİNİN ÜLKÜCÜLERE YAPTIKLARI hileler gibi.
AZERBAYCAN'DA ATASÖZÜDÜR;
''Eğer mum yanmirse, yaşamir demek. Mumun yaşamağı da yanmağındadır. Yüreğin mum gibi yansın ki yaşir desinler''
Delilerin yürekleri içindeki vatan sevdasıyla kor olup mum gibi yanıp erirken, akıllıların! yürekleri ise hile, desise menfaat hırsı ve kahpeliklerle dolu çöp tenekesinden farksızdır!
Nesli tükenip sayıları her ilde parmakla gösterilecek kadar azalan tüm ÜLKÜ DELİLERİNE selâm, göçenlere ise rahmetler olsun.
ORHAN KILIÇOĞLU