Lütfen! Haliç Port... Haliç Rant... sonunda Haliç Mort olmasın..

Sosyal medya sicakyuva@gmail.com

HALİÇ PORT... HALİÇ RANT... HALİÇ MORT!

Haliç... Golden Horne. Çocukluk anılarımı süsleyen Altın Boynuzum.

Erken Co Serdar, Cango Cemal, Paytak Adnan, Magirus Ragıp, Şakrak Hüseyin, Tahta Mehmet, Zico İskender, Dayı Nadim, Köfte Önder, Cangal Tamer, Uçan Turgay... ve diğerleri... Benim güzel dostlarım. Haliç’in çocukları onlar.

Zaman içinde güzel, anlamlı değişimler yaşandı Haliç’te. Gurur duyacağımız güzel işler yapıldı.

Yapıldı, yapıldı da... Herkes yararlanabiliyor mu bu güzelliklerden...

Tarihe, görselliğe, çevreye katkı yaparak özveride bulunan kişi ve kuruluşları yerel yöneticileri ayırıyorum... Peki ya bir zamanlar Haliç’in zorluklarını yaşayanların kaybettikleri?..



Her yerde otel, rezidans, alışveriş merkezleri mi olmalı? Her yerde yüksek binalar gökyüzüne, yıldızlara, güneşe, esen rüzgara siper mi olmalı? Her yer lüks, dijital ve gri mi olmalı? Uydu kentlerin, mekânların içe kapanık robotlaşmış yaşam tarzı mı, yoksa kentin içinde kentten kopmamış kentin bir parçası olmuş yaşam biçimi mi?

...
Bir yerler belli bir kesimin kullanma alanı mı olmalı?

...
Yeşil alanlarda toprağa, çimene basmak, sanat merkezlerinde kendimi bulmak, ağaçların gölgesinde serinlemek ve gökyüzünü doyasıya kucaklamak istiyorum ben.

Değişime, dönüşüme evet...

Ama bir yere kadar: semtlerin ruhuna, dokusuna saygı göstererek ve sahip çıkarak bir şeyler bırakabiliriz gelecek kuşaklara atalarımızdan ve bizlerden.

Ne demişler... “Geleceğin tarihi geçmişten başlar. Asık suratlı değil gülümseyen tarih”

Lütfen! Haliç Port... Haliç Rant... sonunda Haliç Mort olmasın..

Haliç’in havasını soluyan, suyunu içen, ekmeğini paylaşan ve gittiği her yere Haliç’i yüreğinde taşıyan Haliç’in çocuğuyum ben.

Beni anlayabiliyor, sesimi duyabiliyor musunuz? Ya da... Bilmem anlatabildim mi?


Nusret Karaca  // Haberistanbul 26.05.2014