MEYDANLAR KIZILDENİZ, BİBER GAZI, COP, TEHDİT VE BASKI NAFİLE!

Sosyal medya sicakyuva@gmail.com

Yazım geneledir lâkin sizler söylediklerimi mutlaka birilerine yakıştıracaksınız ki serbestsiniz, tercih ve karar sizlerindir.
Arabasının deposuna koyacağı mazotun, şanzumanına koyacak olduğu yağın kalitesine dikkat eden insanoğlu, vücudunun bir nevi deposu olan midene koyduklarının, kirli cüzdanına istif ettiklerinin haram veya helâl oluşuna ne kadar itina gösteriyorsun ki?
Devletin çeşmesine hortum bağlayıp tanker tanker su çekenlerin ölümleri o kadar korkunç olacaktır ki SU SU SU DİYE İNLEMELERİ acı bir siren sesi olup kilometrelerce uzaktan duyulacaktır ki bu pek yakındır.
Can verirken, Azrâil tarafından ölüm döşeğinden kaldırıp, 1150 odalı saraylarının her bir odasında kendisine özel serilmiş ölüm döşeğine yatırılarak, her odada ayrı ayrı olmak üzere tam 1150 kere canı alınacaktır!
Ey insanoğlu!
Yaratılışın bir imtihanla başlamıştı ve halen devam eden bir imtihandasın. Çünkü dünya senin için bir imtihan salonundan başka bir şey değildir.
Ey gafil!
Bu imtihan salonunda nefsinin uşağı olup harama meylederek dünyanın süsüne aldanıp izzet ve şerefinden olma!
Seni yaratan Cenab-ı Allah'ın, ''ELESTÜ Bİ RABBİKÜM'' (Ben sizin Rabbiniz değil miyim) sorusuna, ''BELÂ'' (evet) diyerek çıkmış olduğun dünya yolculuğu ölümle nihayet bulmadan Allah'a vermiş olduğun kulluk sözünü sık sık hatırla ve bu söze olan sadakatini gözden geçir. Tefekküre dal, nefis muhasebesi yap ki ölümün o en şiddetli anında ahlanıp vahlanma.
Bilesin ve unutmayasın ki;
İmtihanların en büyüğü, midene koydukların ve biriktirdiklerinle ilgilidir.
Günümüzde öylesi insanlar türediler ki devletin çeşmesine hortum bağlayıp tankerlerini doldururlarken, muhtaçlar ise bir yudum suya, bir lokma ekmeğe hasretler!
Arabanın deposuna yakıt doldururken ki gösterdiğin özeni ve dikkati şayet mideni doldururken gösteremiyorsan bu imtihanı kaybetmişsin demektir.
Senin için şeref ve izzet, mal, mülk, makam ve rütbe olmayıp, senin için şeref ve izzet Allah'a salih bir kul, Hz. Muhammed Mustafa'ya iyi bir ümmet olmakla mümkündür.
Yılanın gömleğinden sıyrılışı misâli dünya sevgisinden sıyrıl ki Hakk ile aranda olan bütün perdeler aralansın. Yoksa halin, karanlık dehlizlerde yaşayan yarasalardan farksız olur.
Cenab-ı Allah, bizleri en güzel şekilde yaratıp âlemlerin merkezine koymuş ve çok büyük şerefler bahşetmişken, bizler, şerefi ve onuru, mal, mülk, para ve makam gibi şeylerle değiştirme gafletine düştük.
Bizi yaratandan kopup O'ndan uzaklaştıkça azdık, kaba - saba - vurdulu - kırdılı bir hal alıp şirretleşerek birbirimize tepeden bakar olduk.
Bizi idâre eden idârecilerimizde bu yozlaşmadan nasiplerine düşeni fazlasıyla alarak, ellerine geçirdikleri makam koltuklarını Firavun'un piramitleri gibi görme gafletine düşerek böbürlenip gaddarlaşmakla da kalmayıp cellâtlaştılar.
Doymadılar, tatmin olmadılar, kanaat ve şükürden tamamen uzaklaşarak KARUN gibi saray, mal, mülk, gemicik sevdasına kapıldılar.
Dağları ben yarattım, kanun benim, güç bende, istediğimi yaparım noktasına geldiler ki işte bu noktadan sonra ilâhi âdalet devreye girdi ve firavunları boğacak olan kızıl deniz kabarmaya başladı.
Son günlerde halkın açlık ve işsizlik feryatları, Kızıl Denizin kabarmaya başladığının işaret fişekleridir.
VE SONA GELİNDİ:
KENDİLERİNİ BOĞACAK OLAN KIZIL DENİZİN KABARMASINI BİBER GAZIYLA DURDURACAKLARINI SANANLAR HÜSRANA UĞRAYARAK TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNDE KENDİLERİNİ BEKLEYEN YERLERİNİ ALACAKLARDIR.
8 Eylül 2022

TC Orhan Kiliçoğlu