Günümüzde yaygın düşünce "Kolay ve Zahmetsiz yaşamak"
Hayatta kolay olan her şeyin tadı,tuzu yavan olur.
İstatistikler bunu doğrulamaktadır, Piyango milyarderleri, Mirasyediler, Hırsızlar ve soyguncular hiçbir zaman paralarını kalıcı yatırma dönüştüremezler.

Bu elde edilen, zahmetsiz kazanç, mutluluk yerine daima mutsuzluk getirmektedir.
Günümüzde bu kanaat yaygın olmasına rağmen genel talep genede hep bu istikamette olmaktadır.
Komşusunun canının nasıl yandığını görsede, Ben böyle yapmazdım, ben değerlendirirdim gibi hayallerle Başta Kumar sonra haksız kazanç peşinde insanlarımız gerçekten servetler harcamaktadırlar.
Damlaya damlaya göl olacağına inanmayanlar, ellerindeki damlaları yok pahasına , düşünmeden israf ederek yaşayarak, hayatın getirdiği sürprizlere hazırlıksız yakalanarak çok zor durumlarda kalmaktadırlar.
Tabii bu örneklerden de ibret alamıyoruz maalesef.

Gerçekten zorluk ve zahmetle, ter akıtılarak kazanılan  her değer, tüketilirken zevk verir, neşe verir, sağlık verir bunu anlamak için örneklerden ibret almayı nasıl öğreneceğiz bilmiyorum.
Menfi örnekler her gün önümüzde yanarken, illa ateşe bizde girelim yarışı neden anlayamıyorum.
Birkaç ay evvel bir rüya gördüm, konuyla ilgili olduğu için riya olmasın sizlerle paylaşmak istiyorum.
---- Bir tepede duruyorum, sağımda bir duvar gökyüzünü delecek yükseklikte semaya uzanıyor, Duvar tarif edemeyeceğim parlaklıkta, üzeri dikey olmasına rağmen dalgalı deniz gibi kıpır kıpır, gözleri kamaştıracak şekilde pırıl pırıl aydınlık ışık saçıyor, ne güneşin nede başka bir ışığına benzemiyor, bambaşka bir beyaz, çok kuvvetli bir ışık.
Duvara bakarken kendi kendime diyorumki;
Ben bu duvara bakamamam lazım , nasıl bakabiliyorum ve gözlerim kamaşmıyor, hayretler içindeyim.
Duvardan gür bir ses;
--- Abdullah, Cenneti hak ettin, dile benden ne dilersen.
--- Allah'ım Resulullah'a sav. verdiğin  her şeyi istiyorum , Resulullah'a komşu olmak istiyorum.
Bu konuşmadan sonra sol tarafıma bakınca bir vadi görüyorum, tarif edilemeyecek güzellikte vadinin yamaçlarında şeffaf çiçekler içinde villalar var , hiç görmediğim şekilde donatılmış,
Karşımda uzay boşluğu, çok uzak aslında gözle görülemeyecek galaksileri görebiliyorum.
bu sıra ne olmasını istersem yanımda hemen olduğunu görüyorum, tekrar tekrar deneme yapıyorum, hayretler içindeyim, ne istersem oluyor , nerede olmak istersem orada hemen olabiliyorum, galaksiler arası , düşünce hızında seyahat ediyorum, uçarak değil, düşüce hızında.
birçok denemeden sonra derin bir hüzün kaplıyor beni,
---Ben bu cennette ebedi kalacağım, her istediğim hemen oluyor, burada ebedi ne yaparım, sıkılırım , bıkarım diye düşünüyorum.
Göğsümün içinden gelen bir ses;
---- Hüzünlenme Abdullah; Allah ebediyen her an seni hayrette bırakacak şeyler yaratmaya kaadirdir , dedi,
Sanki bu sesi göğsümde yerleşen biri söyledi, ses benim değildi ama benden çıkıyordu.
Bu nidadan sonra rahatladım.

Bu rüyamda gösterdi ki, zahmetsiz yaşanılan hayatın hiçbir değeri yok, insanı mutlu eden aslında zorluklar, yokluklar, acılardır, hasretlerdir.
Allah cc. Cennette bile rutinlikten insanın mutsuz olacağını bildiği için, Küllü Kudreti ile ebediyen insanı hayrette bırakacak,  heyecan verecek yeni nimetler yaratarak Müslümanların cennette mutlu olmasını sağlayacaktır.

Kuru ekmekle hemhal olan biri sıcacık bir ekmeği dudaklarına götürdüğünde ne düşünür bilir misiniz,
yarinden ayrı düşenin, uzun zaman sonra yarini görmesinin, onu kucaklamasının verdiği mutluluğu, yarinden ayrı kalmayanlar asla yaşayamazlar,
Hayatta hiç düşünmediğimiz nefes almayı, birde ondan mahrum olan ileri astım hastalarına sorsak ne der acaba,
hele doğuştan veya sonradan kör olan birinin tekrar görmeye başlaması karşısında, yaşadığı duyguları hangimiz yaşayabilir ki,
Soğuk kış günlerinde kemikleri sızlayan birinin, sıcak bir mekana kavuşmasını, veya bahar gelince yorgansız yatmasının kendisine verdiği huzuru kaçımız anlayabilir acaba.
Ağrıyan bir dişimizin çekilmesi ile sona eren acılarımızın sevincini nasıl yaşarız.
Yeni doğan çocuğumuzun hiçbir özrü olmadan hayata gözlerini açması, nasıl mutlu eder anneleri, anlayabilir miyiz.
Kısaca, ister başımıza gelsin, isterse başkalarının yaşadığı mutsuzluklar, acılar, hasretler, bir anlamda mutluluğumuzun kaynağıdır.

Bazıları çevresine o kadar duyarsızdır ki, insanların çektikleri onları pek ilgilendirmez, varsa yoksa kendi hayatlarıdır.
Bu düşüncedeki insanlar daima yoksunluklarını düşünürler, ülkenin en zengini de olsalar, onlar yoksuldur, ihtiyaçları, hedefleri çok büyüktür ve asla tavizde vermezler.
Hedeflerine ulaştıklarında kanaatleri olmadığı için yeni hedefler hazırdır, yeni hedefler yeni yoksulluk ve ihtiyaçlar demektir ,
Hayatları böyle biter , geriye bakmaya fırsat bile bulamadan, hep ihtiyaç düşüncesi içinde sıkıntı içinde ve sahip olduklarını kaybetme korkusu içinde , hapishaneden beter güvenlikli evlerinde, korumalarla sokaklarda.
Onlar, Eminönü meydanında bir simit-Çay veya sahilde balık-ekmek yiyemezler, lüks restoranlarda önlerine gelen yemekleri ağız tatları olmadığı için bitiremezler.

Aslında zavallıdırlar, kabul etmek istemezler. Bazılarımız ise onların paraya dayalı lüks hayatlarına özenerek mutsuz bir hayatı yokluklar içinde ızdırap la yaşarız.
Halbuki hayatı güzelleştiren yaşantımızın vazgeçilmez gerçekleri olan acılardır,yokluklardır,hasretlerdir.
Kısacası Mutluluk kavuşmaktır. Hayatta hak ettiğinize inandığınız kavuşmalarınız olsun,
Haram ve Yalan kavuşmalar asla mutluluk vermeyecektir.
Solmuş bir çiçeğin Suya kavuşması gibi,

Ciğerleri tükenmiş birinin rahat nefes almaya kavuştuğu , Kör olanın ışığa ve renklere şahit olması,bir hastanın şifa bulması, soğuk kış gecelerinde sobasının önünde odun kömür olması, açlıktan soluğu kesilenin, bir tas çorbaya kavuşması, Sevildiğine inanan bir gönlün havalara uçması, yarın düşüncesi ile bu günü dikkatle yaşayarak EBEDİ MUTLULUĞA KAVUŞULMASI

herkesin kanaatkar bir hayat ile yaratılış gayesine uygun yaşaması dileği ile
Allah'a emanet olunuz.

Behlül Dane  fatihten@gmail.com   24.04.2008

DİĞER YAZILAR
Yalan ve Haram hayatımız
Hastalar haklarına kavuşuyor
Kul hakkı ve Allah'a yalvarmalar
Af kanunu kaldırılsın
KÜRT SORUNU, DEP, DEMOKRATİK REFORMLAR
Ülkemizde on yıllardır uygulanan senaryolar yine sahnede !
AKILLARIN DURDUĞU, SÖZLERİN BİTTİĞİ ZAMAN
KİMLER AĞLIYOR...?   KİMLER GÜLÜYOR...?
Gece yarısı açıklamasına bizden anında cevap 27.02.2007
YÜZ BİN KİŞİYİ MEYDANLARA TOPLAYARAK REJİME MEYDAN OKUYANLAR !
KİMLER AĞLIYOR...?   KİMLER GÜLÜYOR...?
"demokrasiyi çaresizliğine götüren Erkan Mumcu"