İstanbul yazıları:1

Kelepir, satılık Bizans Sarayı!

İstanbul'da Bizans İmparatoru 1. Konstantin'in elçileri kabul ettiği Magnaura Sarayı 12 milyon Euro'dan satışa çıkarıldı. Saraya talip olanlar arasında Vatikan da var

İstanbul’da Eminönü eski Belediye Başkanı Tahir Aktaş 1992’de Sultanahmet’te bir çorap fabrikasını satın almıştı. Fabrikanın yıkım çalışmaları sırasında yerin 13 metre altına uzanan Magnaura Sarayı ortaya çıkmıştı.

324-337 yılları arasında Bizans İmparatoru 1. Konstantin’in elçileri kabul edip toplantılar düzenlediği 4 katlı sarayda bulunan tarihi eserler, Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’ne teslim edilmişti.

DÜĞÜN SALONU MU OLACAK?

Tahir Aktaş sahibi olduğu Magnaura Sarayı’nı 12 milyon eurodan (yaklaşık 24 milyon TL) satışa çıkardı. Arkeologlar Magnaura’nın tarihi değerinin büyük olduğunu belirterek satışa karşı çıkarken saraya çok sayıda taliplinin olduğu öğrenildi.

Yatırımcılar sarayı özel müze, turistik tesis veya düğün salonu olarak kullanmak istiyor. Saraya talip olanlar arasında Katolik dünyasının merkezi Vatikan’ın da bulunduğu belirtiliyor.

’YATIRIMCILARLA GÖRÜŞÜYORUZ’

Sarayın satışından sorumlu Golden Royale Gayrimenkul’un Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kongaz, “Kanunen bir bina aldıktan sonra binanın altında eski bir yapı bulursanız, bu eski yapının mülkü de size geçiyor. Saraya ilgi çok büyük. Yatırımcılarla görüşüyoruz” dedi.

Magnaura Sarayı’nın özel müze olması durumunda saraydan çıkan tarihi eserlerin tekrar yerinde sergilenebilmesi mümkün olabilecek.
Birçok yatırımcıyla görüşülüyor
Sarayın satışını üstlenen Golden Royale Gayrimenkul’ün Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kongaz, sarayı özel müze, turistik tesis gibi amaçlarla kullanmak isteyen yatırımcılarla görüştüklerini söylüyor.

Magnaura Sarayı’nda gerekli tüm restorasyon çalışmalarının tamamlandığına dikkat çeken Kongaz, “Büyük Saray aslında bütün Sultanahmet’in altını kaplıyor. Magnaura Sarayı ise bütünün küçük bir parçasını oluşturuyor. Sultanahmet’in etrafındaki tüm otellerin altı, bu sarayın bir parçasını oluşturuyor. Hangisinin altı kazılsa Büyük Saray’ın bir bölümüyle karşılaşılıyor” dedi.

Sarayın tapulu olduğunu ve satın alacak kişinin mülkü olacağına dikkat çeken Kongaz, “Kanunen bir bina aldıktan sonra binanın altında eski bir yapı bulursanız, bu eski yapının mülkü de size geçiyor. Satışa çıkarttığımızda büyük ilgi gördük. Özellikle özel müze olarak kullanmak isteyenler oldu. Ayrıca, turistik tesis haline getirmek isteyenler de var. Pazarlıklarımız sürüyor.” şeklinde bilgi verdi.

Sarayın devamı halı dükkanın altında
Magnaura Sarayı, Eminönü'nün eski Belediye Başkanı Tahir Aktaş'ın 1992 yılında satın aldığı çorap fabrikasının altında bulundu. Saray kopleksinin belki de en iyi korunmuş parçası olan kule görünümlü bu yapı, restorasyon sürecinin tartışmalara neden olması ve en sonunda mahkemeye taşınmasıyla atıl kaldı.
Yine Kutlugün Sokak’ta, bu kez Four Seasons Oteli'nin tam arkasındaki Başdoğan Halı Sarayı'nın alında, Magnaura Sarayı'nın devamı yer alıyor.
 Alıntı Haber: Radikal,   http://www.istanbul.com/haber/satilik-bizans-sarayi
 
İstanbul Yazıları: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12

 

 

BİZANS SARAYI Dört Mevsim Yağma

Otel inşaatıyla birlikte idrak ettiğimiz Bizans İmparatorluğu'nun Büyük Saray'ı keşfedildiği günden bugüne 'kurtarma kazısı' kapsamında araştırılıyordu. Kaynağı yatırımcılardan sağlanan bu tür çalışmalar cazibe kazanırken, üstünde oturduğumuz arkeolojik değere bakışımızı da yansıtıyor.
UNESCO heyeti 15 Nisan 2007'de Büyük Saray kazısını ziyaret ettiğinde, otel inşaatı henüz başlamamıştı. Heyet üyeleri daha sonra, bu inşaat hakkında resmi kanallar tarafından bilgilendirilmediklerini söylediler

Four Seasons Oteli'nin genişletilme çalışmaları sayesinde Sultanahmet'te bir sarayımız olduğunu fark ettik. Çünkü Roma İmparatoru Constantin'in İS 4 yüzyılın ilk yarısında yapımına başladığı, 11. yüzyıla kadar Bizans imparatorları tarafından kullanılan Magnum Palatium (Büyük Saray), bu nedenle yeniden gazetelerin ön sayfasında haber oldu.


Magnaura Sarayı'na ait önemli bir yapı grubu da, yine aynı sokaktaki Başdoğan Halı Sarayı'nın altında bulunuyor. Halı dükkânının sahibi Mehmet Başdoğan, sarayın kazısını kendi olanaklarıyla gerçekleştirdi.

Saray, 10 yıl önce arkeologların keşfiyle -bugün artık yayımlanmayan Yeni Yüzyıl gazetesine- manşet olmuştu. Magnum Palatium'un bulunuşu, dünyada son yılların en önemli keşifleri arasında gösterildi. Ama vatandaş olarak 10 yıl sonra hâlâ bu büyük keşfi göremedik; çalışmalar nedeniyle açılamadı. Göremediğimiz, merakımızı gideremediğimiz bu alanda şimdi otel yapılıyor. Burası tam 74 yıl önceki imar planında belirlendiği gibi arkeolojik park haline getirilirse ve bir aksilik olmazsa, Büyük Saray'ı kendisinden 1600 yıl sonra üzerine inşa edilen çelik otelle aynı anda görebileceğiz.


Kurtarma Kazısı
Magnum Palatium'un kazısı, 1997'den beri İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yürütülüyor. Ancak bu çalışmanın yöntem olarak olmasa da, isim olarak normal kazılardan bir farkı var. Müzenin yürüttüğü diğer kazılar gibi bu da bir 'kurtarma kazısı'.
Four Seasons Oteli'ne tahsis edilen eski Sultanahmet Cezaevi'nin 17 dönümlük bahçesi, tarihi yarımadanın (sur içi) tümü gibi arkeolojik sit alanı. Müze bu kazıyı, bulunduğu il sınırları içerisindeki sit alanlarından sorumlu olduğu için yapıyor. Çünkü herhangi bir inşaat faaliyetinden önce o alandaki buluntuları değerlendirmek ve bunun için de bilimsel kazı yapmak durumunda.
Anlaşılacağı üzere Büyük Saray'ın keşfinin ve 10 yıldır devam eden bilimsel kazısının nedeni Four Seasons Oteli. Otel, açıldığı 1996'dan bugüne genişleme talebini açıkça belirttiği ve kanuni gereklerini yerine getirdiği için tüm bunlar oluyor. Bugün onay verenlerin izi sürülürken devletin bu tür durumlarda çağdaş bir tarihi çevre politikası olup olmadığı sorusu akla geliyor.

Tarihi yarımadada 1912'de gerçekleşen yangın, Büyük Saray'ın ayakta kalan bölümlerini gün yüzüne çıkarmıştı. Saray, 1934'te koyulan inşaat yasağına rağmen inşa edilen yapıların altında kaldı.

Four Seasons Oteli'nin genişletme çalışmaları, sarayın Kutlugün Sokak'a bakan cephesinde devam ediyor.

Bu tür kurtarma kazılarının, bilim insanlarının iki ayağını bir pabuca sokmak dışında bir özelliği de, harcamalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, yani devletin kültür varlıklarından sorumlu kurumu tarafından karşılanmıyor olması. Bu nedenle 'kurtarma kazısı' tamlaması devlette inanılmaz bir cazibe yaratıyor. Yüksek bütçe gerektiren neredeyse tüm kazılar bu kapsamda yapılıyor.
Türkiye'de şu an devam eden en büyük kazı da bir kurtarma kazısı. İstanbul Yenikapı'daki antik Theodosius Limanı'nda yürütülen bu çalışmanın bütçesi, Marmaray Projesi kapsamındaki tüm arkeolojik kazılar gibi, Ulaştırma Bakanlığı tarafından proje için yurtdışından sağlanan krediyle karşılanıyor. 2000 yılında dünyanın ilgisini topladığı için neredeyse memleketin 'namus meselesi' haline gelen Zeugma'daki çalışma da kurtarma kazısıydı. Birecik Barajı için toplanan sular antik kenti yutmaya başladığında, çalışmalar özel şirketlerin desteğiyle yürütüldü. Örnekler çoğaltılabilir.

'Otel yapmayacak olsak kazıya neden para verelim?'
Four Seasons Oteli'ni işleten firmanın kazı için bugüne kadar 10 milyon dolar harcadığı söyleniyor. Bu miktar, ulaşılan buluntu ve taşınmaz kültür varlıklarının konservasyonunu da kapsıyor. Firmanın, kazıya bu kadar yatırım yapmasının nedenini 'Otel yapmayacak olsak kazıya neden para verelim' düşüncesi oluşturuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın 'Kamunun olanakları yeterli olsa, arkeolojik alan üzerine bir otel ilavesi yapılmasını kabul etmezdim' açıklaması (Zaman, 1 Ocak 2008) Türkiye'nin kültür polikasının özeti gibi. Bakan alanı ilk kez 20 Ekim 2007'de ziyaret ediyor. O gün öğrendiği otel projesinden rahatsız olduğunu çevresine iletiyor. Ancak yıllık bütçenin binde ikisini kültürüne ayıran bir anlayışın söyleyebilecek başka şeyi yok. Parayı veren, düdüğü çalıyor.


Satılık Saray: Magnaura
Otel inşaatının hız kesmeden devam ettiği Kutlugün Sokak'ta, bir başka Bizans sarayı can çekişiyor. Geniş teraslar üzerine kurulu Büyük Saray kompleksinin güneybatı uzantısı olan Magnaura Sarayı, Eminönü'nün eski Belediye Başkanı Tahir Aktaş'ın 1992 yılında satın aldığı çorap fabrikasının altında bulundu. Saray kopleksinin belki de en iyi korunmuş parçası olan kule görünümlü bu yapı, restorasyon sürecinin tartışmalara neden olması ve en sonunda mahkemeye taşınmasıyla atıl kaldı.
Magnaura uzun süre Aksaray'daki Kuşçu Emlak'in portföyünde yer aldı. Fiyatı 12 milyon dolardı. Sarayla, düğün salonu ya da özel müze yapmak amacıyla ilginenler oldu ama satılmadı. Bugün içinde bir bekçi yaşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan yine ses yok. Tahir Aktaş'ın basın danışmanı Alican Bulut, iyi bir müşteri çıkarsa sarayı satabiliceklerini söylüyor.
Yine Kutlugün sokakta, bu kez Four Seasons Oteli'nin tam arkasındaki Başdoğan Halı Sarayı'nın alında, Magnaura Sarayı'nın devamı yer alıyor. Halıcı dükkânının sahibi Mehmet Başdoğan, dükkânın altında yaklaşık 10 yıl önce bulduğu saray yapılarını, arkeologların denetiminde ancak kendi imkânlarıyla açığa çıkarmış
YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

 

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com