23 Haziran yenilgisinin 1. sebebi Trabzonlular
Sosyal medyada yazılıp çizilenlere bakılırsa AK Parti’nin kaybına yol açan faktörler arasında Trabzon hemşehriciliği de sayılıyor. Bu eleştiri, AK Parti kadrolarında haddinden (?) fazla Trabzonlu olduğu ve onların görevlerini hakkıyla yapmadığı ya da yapamadığı şeklinde dile getiriliyor.
İyi de rakip Trabzonlu bir adayla kazandı, yani işin içinde yine Trabzon faktörü var. Hem de bu belki diğer bütün faktörlerden bile daha fazla rol oynadı.
Sonra Trabzonlulara kimse o makamları altın tepside sunmuyor, hepsi tırnaklarıyla kazıya kazıya oralara geliyorlar.
Amaç Trabzon’a ve Trabzonluya vurmak olduktan sonra mantık sınırı diye bir şey kalmıyor. Toplumun zihin kodlarındaki Trabzon algısı, faşizm ve ırkçılığın tanımına birebir uyuyor.
Trabzonlu en iyisini de yapsa görmezden geliniyor yani zaten mecbur olduğu bir görev addediliyor, içinde bulunduğu unsurda en ufak bir olumsuzluk olsa derhal Trabzon’a atfediliyor.
Irkçılık, tedavisi bir yana tanımı ve farkına var(dır)ılması bile son derece zor bir hastalıktır. Hasta olanlar ırkçılık yaptıkları kesimleri aşağıladıklarının, onları kendi seviyelerinde görmediklerinin farkında bile değillerdir. Onlara göre asimetrik bir eşitlik (!) söz konusudur. Bu seçim kampanyası süresince ağızlardan salıverilen Pontus söylemleri tam da böyledir. Onlara göre bu çok normaldir. O kadar berbat bir durum ki bu, oy için her şeyi yapacak siyasetçi bile yanlış bir şey yaptığının farkında değildir.
En zoru da şu yukarıda geçen asimetriyi anlatmak. Irkçılıktan sadece zenci kölelerin sırtında kırbaç şaklatmayı anlayan, “Türkiye’nin T’si, çimentosu” diye kasım kasım kasılan bir kitleye üstelik.
BÜLENT ŞİRİN