ARDANUÇ HESLERE 5 YIL ÖNCE DE KARŞIYDI ŞİMDİ DE KARŞI!
Ardanuç Bulanık HES projesi nedeniyle önceki gün yaşanan gözaltı. Ardanuç’ta 2010 yılında yapılan büyük HES karşıtı mitingi tekrar akıllara getirdi. Derelerin kardeşliği Platformu Üyeleri Kamile kaya ve Elyese Uygun HES’çilere hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmış ve Artvin Cumhuriyet Savcısın ifade verdikten sonra serbest bırakılmışlardı. 5 yıl önce Ardanuç’un HES ile ilgili görüşlerini anlatan haberi yapan çevreci- araştırmacı gazeteci Sami Özçelik bu haberi Artvin ve Ardanuç kamuoyuna yeniden hatırlattı. Haber 22 Temmuz 2010 yılında 08 haber gazetesinde yayınlanmış, Ardanuç’taki mitingi takip eden tek gazete olmuştu.
İşte o haber;
Artvin'in Ardanuç ilçesinde binlerce HES karşıtının katılımıyla büyük çaplı bir miting düzenlendi. Mitingde Artvin'de yapımı devam eden ve yapılması planlanan HES projelerine karşı çıkıldı.
Mitingde özetle HES’lerin amacının enerji üretmek değil, su kaynaklarının kontrol altına alınması olduğu belirtilirken, yine aynı su kaynaklarının Amerikalı, İsrailli ve Alman su şirketlerine satıldığı söylendi. Artvin’de yapımı düşünülen, resmi ağızlara göre 116, bilim insanlarının ve halkın deyimine göre 176 HES projesi Artvinlileri ayağa kaldırıyor. 100 deresi satılan bir kısmının ihalesi yapılan ve inşaatına başlanan HES’ler Artvin’de şiddetli protestolarla karşılaşıyor. Bunlardan bir tanesi Berta Köprüsü üzerinde üç ay önce yapılan basın açıklamasının mitinge dönüşmesi ile başladı.
Daha sonra 15 Temmuz 2009 Şavşat Tigrat Deresi felaketi’nin 1. yıl dönümü olan 15 Temmuz 2010 tarihinde yapılmış, protesto mitingine ulusal basına göre 5 bin, yerel basına göre ise 4 bin kişinin katılmıştı. 20 Temmuz 2010 yılında Ardanuç’ta gerçekleştirilen mitinge de yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı tahmin ediliyor.
Ardanuç’ta “HES’lere Hayır ve Suyuna Sahip Çık” mitingi saat 11.00’da başladı. Uğur Mumcu Parkı’ndan yeni Belediye İş Merkezi’nin önüne kadar yürüyüşle başlayan mitinge Rize Çayeli, Fındıklı Derelerin Kardeşliği Platform üyeleri, Tortum Derelerin Kardeşliği Platformu, Şavşat, Kemalpaşa, Murgul, Borçka Derelerin Kardeşliği Platformu, Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ve yönetim kurulu üyeleri, Ardanuç Belediye Başkanı Yıldırım Demir, CHP İl Başkanı Uğur Bayraktutan, CHP Merkez İlçe Başkanı Cüneyt Öztürk ve yönetim kurulu üyeleri, CHP Kadın Kolları Başkanı Nebahat Katırcı, Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve HES’lere karşı açmış olduğu davalarda tüm davaları kazanan avukat Bedrettin Kalın, avukat Muhammet Altunal, Ardanuç, Şavşat ve Artvin Merkez’den destek amacı ile gelen vatandaşlar katıldı.
Miting programının sunuculuğunu Ardanuç Derelerin Kardeşliği Platformu üyesi Kamile Kaya ve Uğur İstanbullu birlikte yaptılar. Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiirinin dizeleri ile kalabalığa seslenen Kamile Kaya ve Uğur İstanbullu, miting boyunca HES’ler ve su satışı hakkında bilgiler verdiler.
HERŞEY İLE DIŞA BAĞIMLIYIZ, NEDEN HEP ENERJİ KARTI ÖNE ÇIKARILIYOR?
Açılış konuşmasını yapan Ardanuç Derelerin Kardeşliği Platformu üyesi Kamile Kaya, bütün dünyanın gıpta ile baktığı bu güzelim coğrafyanın emperyalistlerin saldırısına uğradığını, buna dur demek için 15 Temmuz’da Şavşat’ta 20 Temmuz’da da Ardanuç’ta dur demek için toplandıklarını belirterek şunları söyledi;
“Cumhuriyet tarihinden beri istihdam yaratmayan anlayış, çoğumuzu göçe zorladı. Şimdi ise sözde bize iş alanları oluşturuyorlarmış. Buradan haykırıyoruz. Diyoruz ki; Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz. Ne yatırımınız ne de HES’iniz lazım. Alın santrallerinizi başınıza çalın.
Suyumuza, derelerimize, meralarımıza, yaşam alanlarımıza, sahip çıkmak için bugüne kadar halkın yaşam alanları ve kaygıları dikkate alınmadan verilen HES lisanslarının iptali için meydanlardayız. 25-30 sene önce tarım ülkesi olarak Avrupa’yı biz besledik. Hayvancılıkta, tarafımda da öndeydik. Kendi kendimize yeten bir ülke iken bugün muhtaç duruma düşürüldük. Artvin kadar yüz ölçümü olan İsrail’den tohum alıyoruz! Hollanda canlı hayvan satıyor, Latin ülkeleri ne olduğu belirsiz et alan ülke olduk. Sularımızı satanlar şimdi diyorlar ki enerji de dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız. Peki ülkemizi her şeyde bağımlı hale getirenlerin bu yerli enerji hevesi nerden geliyor sormak gerekmez mi? Kimin politikalarını uygulayacaksınız? Enerji ihtiyacı adı altında sularımızın kulanım hakkını 49 yıllığına kiralamak ve kârlarına kâr katmak isteyenlere sesleniyoruz; su yaşamdır, yaşamımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Suyuma dokunma yaşamımla oynama demek için buradayız. Bu satışları yaparken kime sordunuz? Kimin malını kime sattınız? Bu doğanın sahibi meydanlardaki bu insanlardır. Doğamıza dokundurtmayacağız.
Biz Artvinliler olarak baraj tipi HES’lerin Çoruh Havzasını yok etmesine anlayamadan müsaade ettik. Çünkü bize iş, aş ve ekmek gibi anlatıldı. Oysa bize kalanı pervasızca ortalığa saçılan molozları geçmişi ve engelleyeceği yok edilmiş köyler ve köylüler kaldı. Bizim ana damarımız olan Çoruh’u aldınız, şimdi sıra kılcal damarlarımız olan derelere mi geldi? Temiz enerji diye bize anlatılan HES’lerle bizi topraklarımızdan temizlemek, yani göç ettirmek istiyorlar. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Ne satılık deremiz ne de verecek bir damla suyumuz yoktur.”
HES’LER BİR DEREYE GİRDİĞİNDE VADİNİN TÜMÜNE EGEMEN OLURLAR!
Ardanuç Derelerin Kardeşliği Platformu üyesi ve Muhtarlar Birliği Başkanı Eylese Uygun bazı kişilerin “canım ne olacak yukarıdan suyu alsınlar, nasılsa aşağı bırakırlar, hem elektrik üretilir hem de yine biz suyumuzdan faydalanmaya devam ederiz” gibi mantık sapması yaptığını açıklayarak şunları iletti;
“Öncelikle unutmayın ki derelerin satışları suyun özelleştirilme politikalarından ayrı düşünemeyiz. Bunu şunun için söylüyorum. Sorunu doğru tahlil edersek çözümü zaten içinde buluruz. O zaman nedir özelleştirme? Özelleştirme kamuya ait olan herkesin kullanma hakkı olan bir değeri kişilere özel şirketlere satmaktır. Ama su gibi hayati önemi çok büyük olan bir değer asla özelleştirilemez! Bu tabiata aykırıdır. Suyumuzu satın alan şirket bize su verir mi? Parasını bile ödeseniz şirketin keyfine kalmış. Vermez. HES nerden yapılırsa yapılsın, su membasından alınır. Yani bir dere ve onun tüm vadisi en yüksek noktasına kadar, dağların vadiye bakan yamacına kadar HES şirketine verilmiş olur. Biz suyun yukarısında veya aşağısındayım diyen kardeşim şunu unutma ki suya yaklaşman bile yasaktır. Hayvanlarınızı bile gidemezsiniz. Bazıları çocuk kandırır gibi kendisini kandırıyor. Gider boruyu kırarım. Bu çok saçma bir düşünce ve aynı zamansa suç teşkil eder. Senin yapacağın şey şudur; o boruları oraya yerleştirememen. Suyuna, derelerine vadine dört gözle bakman, sarılmandır. Zaten her şirket kendi güvenliğini oluşturuyor. Sizin oraya yaklaşmanız imkansızdır.”
YERALTI KAYNAKLARINI ALARAK İLE SULARIMIZI KURUTACAKLAR!
Dere Tipi HES’lerin yapımına izin verildiği takdirde yapılacak olan tüneller marifeti ile yeraltındaki suyu damıtma yöntemi ile boruya alacak bu taban suyuna hiçbir ücret ödemeyeceklerdir. Bunun yanında aşağı kotlarda kalan yerlerde içme suyu kuruyacaktır. Örnek mi? İkizdere’de iki köy, 300 bin nüfuslu Rize ili de aynı tehlike ile karşı karşıya. HES’ler yapılmasın diye yürütümüz meşru mücadelede herkese ihtiyacımız var. Siyasilerin bu konuda dik durması ve bu konuda asli unsur olan halkın yanında olması gerekirken, maalesef bugün aramızda yoklar. Varlıkları yok! Bırakın her şeyi bunlar Meclis’te Su Kanunu çıkarken oy kullandılar. Biz bunlara nasıl güveneceğiz. Bu davamızı onlara telim edebilir miyiz? Ben bu yasaya oy veremedim diyen vekiller varsa asli unsur olan halkın yanına gelsinler. Yaptıklarını anlatsınlar. İktidar milletvekilleri, HES talanına katılmış lisanslarını almış HES’leri yapmanın derdine düşmüş! Bu arada lisans alabilmek için iktidar olmayı bekleyenler bile var! Mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Ne hikmetse kimse bu kararlara uymuyor. Peki biz mücadeleyi sadece hukuka, mahkeme kararlarına bırakabilir miyiz? Hayır. Halk olarak kararların uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, kontrol etmek gerekiyor.
Kimseyi suçlamak bize düşmez. Ancak ülkenin su rejimi şöyle yönetilir diye uzun erişimli planlar vardır. Belki ama böyle diyerek dere tipi HES’lerin yapımına izin veren zihniyeti perdelemiş oluruz. Evet, plan var ama yasa yok. HES’ler 2003’te çıkan Su Kullanım Hakkı Anlaşması yasasından sonra yapılmaya başlandı. Demek ki kim suları özelleştiriyor? Yasayı kim çıkardı ise o. Ancak en başta suların satışı özelleştirmeden ayrı düşünülemez, dedik. Peki, kendimizi hepimiz farklı partilere mensup hissediyoruz. Mensubu olduğumuz parti özelleştirmeye ne diyor. İktidara geldiğinde onlarda satacaksa o zaman hepimiz durduğumuz yere iyi bakmalıyız.
Gelin bir söz verelim. Bütün HES’ler iptal edilinceye kadar dayanışmaya devam edelim.
MAHKEME KARARLARININ TAKİPÇİSİ OLUN!
Papart Dereleri Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ayvaz Işık, HES firmalarının her şeyi ucuza getirdiğini vurgulayarak şunları söyledi; “Su beleş, dereler beleş. HES’i bitirdiğinde müşteri beleş suyu alacaklar. Su kullanım hakkı ile 49 yıllığına istedikleri gibi kullanacaklar. Dileyenler devredebilecek. Bunun için hepimizin çok dikkatli olması gerekiyor. Mahkeme kararlarını bile hiçe sayacak kadar gözleri dönmüş olan HES şirketlerini yalnızca mahkeme kararları durduramaz. Bakın Papart’ta yürütmeyi durdurma kararına rağmen çalışmalar sürüyordu. Ne zaman ki Şavşat mitinginden sonra halk oraya geldi, o zaman makinelerini alıp gittiler.”
CANIMI ALIRLAR SUYUMU ASLA!
Ardanuçlu Şadi Aydın ise Ardanuç’ta derelerin HES’ler tarafından alınması durumunda doğanın öleceğini bunun tıpkı insandaki kanın alınması ile eş değer olduğunu söyleyerek suyun önemine dikkat çekti ve şunları söyledi;
“Bir yerde yara varsa oraya derhal müdahale gerekir. Aksi durumda hastayı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz. Hiç kimse suyumuzu alamaz. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Ben canımı vereceğim bunun için gereken ne is onu yapacağım.Ardanuç gençliği adına konuşan Çağlar Genç ise milletvekillerinin bu hayati konuda ortalıkta görünmemesini eleştirerek şunları söyledi;”Vekilleri göremiyoruz. Vekil ne yapar? Seçildiği yere hizmet götürür, orayı gözetler himaye eder. Bakıyorum iki vekilde ortalıkta yok. Bunlar hangi yüzle bizden oy isteyecekler? Biz bunların hesabını elbet ki sorarız. Biz Ardanuç gençliği olarak derelerimize kimseyi sokmayacağız. Zaten göç ede ede ilçemizde genç kalmadı. Bu HES belaları bizi iyice göçe zorlayacaklar.
RİZE’DEN KOLTUK DEĞNEKLERİ İLE DESTEĞE GELDİ!
Rize’den Ardanuç’a destek için iki koltuk değneği ile gelen Yaşar Aydın da bir konuşma yaparak Artvin’e destek verdi. Yaşar Aydın konuşmasında şunları söyledi;
“Ben Rize’den koltuk değneklerimle kalktım geldim. Neden geldim? Çünkü gün ülkeye sahip çıkma günüdür. Halka sahip çıkma günüdür. Herkes taşın altına elini koyacak! Bu mücadeleyi halk kazanacak. Önce HES bahanesi ile derelerimizin tamamını ele geçirecekler. Borularına alacaklar. Ardından bu bereketli topraklarda sanayi tarımına geçecekler. Elimizdeki toprakları alacaklar. Onları yolun başında durdurmalıyız. Bir girdikleri yerden bunları kimse çıkaramaz. Biz derelerimizi yabancı su şirketlerine ve yerli işbirlikçilerine vermeyeceğiz. Eğer bu insanlara bu kadar çok sıcağın altında bu meydana gelmişse artık HES’çiler düşünsün. Burada onlara yer yok. İşte bu derelerin gerçek sahipleri…”
BU DERELER SAYESİNDE ÇOCUKLARIMI OKUTTUM!
Ardanuç Arpalı Köyü’nden Gülfiye Akdemir de yıllardır değirmencilik yaptığını bu sayede çocuklarını okuttuğunu geçimini sağladığını belirterek yetkililere seslendi;
“Bizim yaşamamızın burada kalmamızın tek nedeni bu derelerdir, suyumuzdur. Bunu elimizden aldıkları anda biz ne yapacağız? Ne yiyeceğiz? Bugüne kadar devlete hiç yük olmadık. Kendimiz ürettik, kendimiz yedik, kendi yağımızla kavrulduk. Ama şimdi bizi yurdumuzdan ediyorlar. Köyümüzden sürüyorlar. Ben hiçbir yere gitmiyorum. Suyumu da asla vermeyeceğim. Bir canım var. Onu alırlar ama dereyi, suyumu alamayacaklar.”
Ardanuçlu Mihriye Irmak ise uyu alacakların köylerini de almalarını söyleyerek şunları söyledi;”Madem suyumuzu istiyorlar, köyümüzü alsınlar! Bunun anlamı budur. Başka bir anlatım bilmiyorum.”
TÜRKİYE GENELİNDE HES İŞGALLERİ VAR!
Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bedrettin Kalın Türkiye genelinde 2000 civarında HES inşaatının öngörüldüğünü belirterek şu bilgileri verdi;” Karta deniz Bölgesinde 600 Artvin’de ise 176 adet Nehir Tipi HES düşünülmektedir. Bu rakamları her konuşmada veriyorum. Bilin ki bu kadar çok HES Artvin için bir felakettir. Bakın iki- üç iletim hattı geçti, ormanlar ne hale geldi. Düşünün 176 adet iletim hattı nerden nasıl geçecek? Delik deşik edilmemiş köy kalmayacak. Açtığımız tüm davalarımızı kazanıyorsak temelde dayandığımız haklı bir nedenimiz var. Bir davanın arkasında halk varsa orada başarı var. Orada birlik ve beraberlik var.”
HER ZAMAN YANINIZDAYIZ!
Bursa-Artvin Su Platformu Başkanı Hakan Özden de “Artvin dışında yaşamanın Artvin’i unuttuğumuz, Artvin ile ilgilenmediğimiz anlamını taşımaz.” diyerek şunları kaydetti;
“Biz Bursa-Artvin Su Platformu olarak Artvin için Bursa’da mücadelemizi veriyoruz. Herkese ulaşmaya anlatmaya çalışıyoruz. Sadece Bursa’da değil, Artvin’de yapılan tüm etkinliklere katılıyoruz, destek veriyoruz. Geçen hafta Şavşat’taydık. Bugün Ardanuç, yarın Artvin… Biz gerekirse 10 gün, bir ay bir yıl boyunca da bu haklı mücadelelerde sizin yanınızda olacağımızı belirtmek istiyorum.”
GAZETECİLER DERNEĞİ BAŞKANINA SERT ELEŞTİRİ YAPILDI!
Mitingin sonunda katılımcılara ve basına teşekkür eden Ardanuç Derelerin Kardeşliği platformu üyesi ve miting sunucusu Kamile Kaya, HES’lere karşı mücadelelerinde destek veren basına teşekkür ederken Artvin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tolga Gül’ü eleştirerek şunları söyledi.” Ben bizzat Artvin Gazeteciler Cemiyetinin bulunduğu büroya gittim. Orada bulunan arkadaşa davetiyeyi bırakırken, Başkanın davetli olduğunu mutlaka bu önemli etkinliğe bir basın mensubu olarak katılmasını, gelemeyecekse bir kişiyi göndermesini, Artvin için hayati önemi olan konuyu haberlere taşımasını rica ettim. Fakat görüyorum ki ne kendisi gelmiş, ne de bir muhabir göndermiş, burada kendisine ‘yuh’ diyorum. Ardından meydanda bulunan 5 bin kişi hep bir ağızdan Cemiyet Başkanı Tolga Gül’ü yuhaladı! Habertürk ve yerel basından bir tek 08 Haber gazetesini görüyorum. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı böylesine önemli bir etkinliğe katılmayacak, haber yapmayacaksa, bu kadar önemli konuda halkı aydınlatan yazılar yazamayacaksa ne yapacak? O zaman görevinden istifa etsin. Boşuna koltuğu işgal etmesin. Açıkçası nerde olduğunu halka göstersin. Bugün burada yok. Ben ayağına gidip davet etmeme rağmen ne kendisi gelmiş, ne muhabir göndermiş. Böylesine önemli bir haberi yazmayacaksan ne yazacaksın? Onun için istifaya davet ediyorum.”dedi.
Konuşmaların ardından Okan Özçelik ve arkadaşları kısa bir konser verdiler. Daha sonra davul-zurna eşliğinde halaylar çekildi. Miting Şavşat’ta olduğu gibi Ardanuç’ta da olaysız sona erdi.
HABER: SAMİ ÖZÇLEİK-UMG