Benim çocukluğumda biz, güvenle, doya doya, ve gerçek kişilerle oynayabilirdik...
Tüm komşular birbirine güvenir, evini çocuğunu birbirine emanet edebilirdi. Birinin evinde olmayan diğeriyle paylaşılır, birinin evinde pişen diğeriyle bölüşülürdü.
Benim çocukluğumda misketler vardı rengarenk. Ceplerimiz şişene kadar doldururduk misketle. Birbirimizi "üter", ertesi gün "ütüleceğimizi" de bilirdik... Ağaç tepelerinde gezinirken kolumuzu bacağımızı çizdirsek de aldırış etmez, en tepedeki en kara dut'a ilk ulaşan olmak için yarışa girerdik. Çamurdan fırınlar yapar, içinde patates pişirirdik..
Benim çocukluğumda biz, güvenle, doya doya, ve gerçek kişilerle oynayabilirdik...
Düşünüyorum da, acaba çocuklarımızı dışarda oynamasına ne kadar izin verebileceğimizi. 3. sayfa haberlerinin oldukça kabardığı şu dönemlerde, hangi parka onu tek başına göndermeye cesaret edebileceğiz?
Siz söyleyin şimdi, eskiyi özlemeyim de ne yapayım şimdi ben...
Murat Tükel