BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad Al Hussein

Misafir Yazar fatihten@gmail.com


Zeid: Türkiye’nin darbe teşebbüsüne karşılığı insan hakları ve hukuk devleti temelli olmalıdır 

 

CENEVRE (19 Temmuz 2016) – BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad Al Hussein, Salı günü Türk yetkililere seslenerek, darbe teşebbüsüne karşılığı, insan haklarının korunmasını pekiştirerek ve  demokratik kurumlar ile kuvvetler ayrılığını güçlendirerek vermelerini söyledi.

 

Yüksek Komiser Zeid, “ Türkiye’de, hafta sonu boyunca pek çok insanın hayatını kaybetmesinden müteessirim ve hayatını kaybedenlerin ailelerine en içten taziyelerimi sunarım’’ dedi. ‘’Türk halkı, demokrasilerini yıkmaya yeltenenlere karşı ülkelerini savunmak için korkusuzca sokaklara çıktılar. Türkiye Hükümeti’ni, hukuk devletini muhafaza ederek, insan haklarının korunmasını güçlendirerek ve demokratik kurumları sağlamlaştırarak karşılık vermesi yönünde teşvik ederim. Şiddetten sorumlu olanlar adil yargılanma standartlarına tam bir saygı ile adalet önüne çıkartılmalılar’’. ‘’Böyle travmatik bir deneyimin ertesinde, güvenlik adına ve sorumlu olarak görülenlerin cezalandırılmaları telaşı içinde insan haklarının heba edilmemeleri özellikle önemlidir’’, diye de ekledi.

 

Yüksek Komiser, Cumartesi günü çok sayıda hakim ve savcının süratle görevden uzaklaştırılmaları karşısında ve bir çoğu için alınan gözaltı kararları için derin kaygılarını ifade etti. Türkiye’deki yargı bağımsızlığı üzerine endişeler göz önüne alındığında, bu görevden alınmalar özellikle kaygı verici, dedi. ‘’ Yargının ve hukuk mesleğinin bağımsızlığı, hakkaniyetli bir yargı idaresinin anahtarıdır ; ve , hakimler görevlerini yasaya aykırı kısıtlamalar, baskılar, tehditler veya müdahaleler olmadan yerine getirmelidirler.Hakimlerin kitlesel olarak görevden alınmaları veya azledilmeleri ciddi alarm nedenidir ve birçoğunun göz altı emirlerine maruz bırakıldıklarına dair raporlar da keyfi gözaltılarla ilgili kaygılar yaratmaktadır’’, dedi.

 

Yüksek Komiser, Cumartesi’den bu yana gözaltında bulunan çok sayıda insan karşısında, masumiyet karinesi, hukuk kurallarına uyma ve adil yargılanma garantilerine saygının önemi ile gözaltı/ tutukluluk yerlerini bağımsız gözlemcilerin erişimine iznin önemini vurguladı. Ayrıca, yargı idaresinde şeffaflığın önemini de vurguladı. ‘’ Türk yetkililer, tüm şiddet raporlarını, fail oldukları iddia edilenlerin siyasi temayüllerine bakmadan incelemekle yükümlüdürler “ dedi.

Yüksek Komiser, ayrıca, üst-düzey görevlilerin idam cezasını geri getirme tavsiyeleri karşısında derin üzüntülerini ifade etti. Yüksek Komiser Zeid,  ‘’Türkiye idam cezasını 2004 yılında yürürlükten kaldırdı ancak aslında 32 yıldır idam cezasını uygulamamakta-

1984’ten beri’’, dedi. İdam cezasının yeniden getirilmesi, Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku altındaki yükümlülüklerinin çiğnenmesi olacaktır *- yanlış yöne doğru büyük bir adım.Türkiye Hükümeti’ni insan haklarının korunması saatini geriye götürmemeleri yolunda ısrarla teşvik ederim’’.

 

Türkiye 2006’da, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin idam cezasını yürürlükten kaldırmayı amaçlayan İkinci İhtiyari Protokol’ünü imzaladı ve TBMM’de kabul etti. Uluslararası hukuk, Sözleşmeyi ve İkinci İhtiyari Protokol’ünü kabul etmiş olan bir devletin bunu kaldırmasına veya çekilmesine izin verilmez.

 




Zeid: Turkey’s response to attempted coup must be grounded in human rights and rule of law

GENEVA (19 July 2016) – UN High Commissioner for Human Rights Zeid Ra’ad Al Hussein on Tuesday called on Turkish authorities to respond to the attempted coup by reinforcing the protection of human rights and by strengthening democratic institutions and checks and balances.

“I deplore the loss of so many lives in Turkey over the weekend, and offer my sincere condolences to the families of those who were killed,” High Commissioner Zeid said. “The Turkish people bravely took to the streets to defend their country against those who sought to undermine its democracy. I urge the Government of Turkey to respond by upholding the rule of law, by strengthening the protection of human rights and by reinforcing democratic institutions. Those responsible for the violence must be brought to justice with full respect for fair trial standards.”

“In the aftermath of such a traumatic experience, it is particularly crucial to ensure that human rights are not squandered in the name of security and in the rush to punish those perceived to be responsible,” he added.

High Commissioner Zeid expressed deep concern that a large number of judges and prosecutors were swiftly suspended on Saturday and detention orders were issued against many. The suspensions were particularly worrying given concerns about judicial independence in Turkey, he said.

“The independence of the judiciary and of the legal profession is key to the fair administration of justice, and judges must be able to exercise their functions without undue restrictions, pressures, threats or interference. The mass suspension or removal of judges is cause for serious alarm, and reports that many have been subject to detention orders also raises concerns of arbitrary detention,” he said.

Given the large number of people who have been detained since Saturday, the High Commissioner stressed the importance of respecting the presumption of innocence, due process, and fair trial guarantees and of allowing independent observers to access places of detention. He also stressed the importance of transparency in the administration of justice.

“Turkish authorities are obliged to investigate all reports of violence, regardless of the political leanings of the alleged perpetrators,” he said.

The High Commissioner also expressed deep regret that high-level officials have suggested that the death penalty may be reinstated.

“Turkey abolished the death penalty in 2004, but in fact it has not carried out capital punishment for 32 years – since 1984,” High Commissioner Zeid said. “Reintroduction of the death penalty would be in breach of Turkey’s obligations under international human rights law* – a big step in the wrong direction. I urge the Turkish Government to refrain from turning back the clock on human rights protections.”

ENDS

* In 2006, Turkey ratified the Second Optional Protocol to the International Covenant on Civil and Political Rights, aiming at the abolition of the death penalty. International law does not permit a State which has ratified the Covenant and its Second Optional Protocol to denounce or withdraw from it.



For more information and media requests, please contact please contact Rupert Colville (+41 22 917 9767 / rcolville@ohchr.org) or Ravina Shamdasani (+41 22 917 9169 / rshamdasani@ohchr.org ) or Cécile Pouilly (+41 22 917 9310 /cpouilly@ohchr.org



For your news websites and social media: Multimedia content & key messages relating to our news releases are available on UN Human Rights social media channels, listed below. Please tag us using the proper handles:

Twitter: @UNHumanRights

Facebook: unitednationshumanrights

Instagram: unitednationshumanrights 

Google+: unitednationshumanrights

Youtube: unohchr