DARZANA, HALİÇ PORT ve TEĞET

Misafir Yazar fatihten@gmail.com



DARZANA, HALİÇ PORT ve TEĞET üzerine kısa notlar...



 



Venedik Bienali'ne İKSV seçici kurulu tarafından seçilen Darzana'nın mimarlarından Teğet (Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar) Haliç Port'un master planını hazırlıyor. Master planı hazırlayan Teğet'e, Nevzat Sayın, Murat Tabanlıoğlu gibi bazı mimarlar da yapı ölçeğinde destek veriyor (daha halen şeffafça ortaya çıkmadı tüm isimler). Haliç Port, Darzana aracılığı ile ulusal-uluslararası basında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Burada adı geçenler, tamamı başından bu yana gayri meşru olan bu sürecin "temizlenmesinde" rol alıyorlar.



 



Haliç Port'un ihalesi Fettah Tamince'ye verildi. Fettah Tamince'nin genç yaşta Rixos zincirini kurabilmesi biraz da rüyalarına bağlı (bkz aşağıdaki haber). Tamince çok sayıda kent suçu işleyen bir yatırımcı. Antalya ve civarında, bir sürü yerde doğal sit, arkeojik sit, koruma alanı vb. dinlemiyor, inşai faaliyetine her türlü kanunu es geçerek girişiyor. Meslek örgütleri, kent direnişleri olmasa daha da hız kazanacak.



 



Haliç Port, geçmişi en az 6 asır olan Haliç Tersaneler bütünlüğünün (Tersane-i Amire) Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri alanını kapsıyor. Bu alanın tamamı koruma altında ve endüstri mirası olarak tescilli. Haliç Tersanesi kısmı da Beyoğlu Koruma Amaçlı İmar planı sınırları içinde. Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ilişkin gemi bakım-onarım-üretim birikimi ve arkasındaki mahalleler ile bağları olan bir tarihe sahip bu alan, 3 yıldır kamuya kapalı, tamamen gizli bir biçimde projelendiriliyor. Haliç Dayanışması'nın yaptığı onlarca çağrıya rağmen, ne proje, ne süreç paylaşıldı. Sermayenin güdümünde bir projenin katılımcı bir metodla üretilemeyeceği açık. Daha en başta, tersane alanının üretim ve eğitim gibi asırlara dayalı birikimini yok sayan bir yaklaşımın, tüm Haliç gibi burayı da tabula rasa planlaması kaçınılmaz.



 



Teğet, Nevzat Sayın, Tabanlıoğlu ve adı hala net olmayan diğer star mimarlar, uzlaşmacı "iyi mimarlığı" Tamince için yapıyorlar. Tamince'nin sözleri ile, kendisinin "torunlarına bırakacağı" mimarlığı tasarlıyorlar. Çünkü halkın bu işte söz hakkı yok. Bu mimarlar 50-60, 100 kişilik ofislerini bu şekilde döndürüyorlar. Onlarca genç mimarın, mimar adayının bir yandan hayallerini süslerken, bir yandan da umutlarını revize etmelerine neden oluyorlar. Umutları Gezi Direnişinde can bulan bu genç nesil, Gezi'deki özgürlüğü, eşitliği, diğer bir deyişle başka bir dünyayı inşa etmenin yollarını sorgularken, mimarlıklarına hayran oldukları adı geçen starlar, proje masalarında Tamince ile el sıkışıyor olacaklar. Tamince ki, Rixosla bağlantılı paravan şirketlerinin dört tanesi, PANAMA Belgelerinde yer alan bir yatırımcı!



 



İhale Gezi Direnişi'nin ertesi ay, Temmuz 2013'te yapıldı. Bugün Gezi'nin de, Haliç Port'un da 3. yıldönümündeyiz. Gezi'de çok sayıda insan yaralandı, hayatını yitirdi. Bunlardan biri de gencecik Berkin Elvan'dı. Berkin Elvan Okmeydanı'nda vuruldu. Aylarca yoğun bakımda kaldı, ancak kurtarılamadı.



 



MIPIM uluslararası emlak fuar/pazarında Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Haliç Port için "Okmeydanı'nın denize açılan kapısı" dedi. Diğer bir deyişle Haliç Port bitince, Okmeydanı tersane arayüzünden "kurtulup" kıyıya bağlanacak. Tabanlıoğlu'nun Galata Port'u gibi kıyılar tamamen sermayeye açılacak. Okmeydanı halkı yerinden sürülecek. Berkin gibi yüzlerce çocuk, aileleri direnirlerse marjinalize olacaklar. Tıpkı kent hakkı mücadelesindeki tüm sivil direnişlerin ötekileştirildiği gibi. Haliç Dayanışması da bunlardan biri. Bu arada Teğet ve diğerlerinin yaptığı "iyi mimarlığın" bile hükmü kalmayacak büyük ihtimal, sermaye projeden çok yerin derdinde olduğu için, "iyi mimarlığı" takmayacak. Gizlilik anlaşması nedeniyle mimarlar susacak. Belki kullanıldık diyecekler, belki de kendilerine bile itiraf edemeyerek yeni "dönüşüm" alanlarına açılacaklar. Ofislerini döndürmeleri lazım sonuçta. Zaten arkalarında kendilerini star yapan hocaları, aynı ortamdan beslendikleri için susan ve övgüler yağdıran meslektaşları, okullarında karizmalarıyla etkiledikleri gençler, ofislerinde başka çıkış yolu bulamayan mimarlar, sessizce başına ne geleceğini bekleyen imkanları kısıtlı insanlar var. Bu koşullarda elbette "yürü ya kulum" olur.



 



Neden bunları yazdım; az önce Cnn Türk Radyo programında adı geçen mimarlar ve bazı başkaları övgüyle söz ettiler Darzana, Haliç-Venedik Tersanesi ilişkisinden. Soru soran basın messupları ya bilmiyorlar yukarıdaki ilişkileri, ya da görmezden geliyorlar. Onların da nedenleri belli değil mi?



 



Sözün özü; bugün bu topraklarda yaşanan, hukuksuz, anti-demokratik, kapalı ve dayatmacı süreçler kendi kendine olmuyor. Eleştiriye tahammülü olmayan, "boşuna fırtına yaratılıyor" diyen herkesin, hepimizin sorumluluklarını düşünme zamanı geldi geçiyor. Söz ve eylemin bütünlüğünü yitirdiği bu çağda, herşeyi birbirinden ayrı görme hastalığına tutulanlar için bunları yazdım. Belki bir işe yarar umuduyla...

GÜL KÖKSAL



 



http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/531891/Erdogan_asigi_da_Panama_listesinde.html