DAVA
17 Şubat 2020 tarihi müracaatın son günüydü. Bekledim, vazgeçerler diye bekledim. Türkiye'de bir ilk olarak yüz binden fazla kişi itiraz dilekçesi verdi, "İtirazları göz ardı etmezler, bu kadar kötü hazırlanmış bir yıkım projesinden cayacaklardır" dedim. Baktım tınmıyorlar, açtım davayı.
Sadece ülkemize değil dünyamıza bir ihanet olacak olan "su yolu" projesinin ÇED Olumlu Kararı’nın iptalini istedim. Onlar istedikleri kadar dünyanın başkentinin isminin yanına kanal lafını eklesinler, ben şehrime betonu değil, doğalı yakıştırıyorum. Tariflerinin hukuki tanımı; "su yolu" 'dur. Aslına bakarsanız yapmak istedikleri "ayak yolu" 'dur.
Ülkemizin Avrupa kıtasındaki topraklarını ikiye bölmek ve bir ada yaratmak istiyorlar. Kimilerinin dediğine göre niyetleri Karadeniz'e savaş gemilerini çıkartmak olan ABD'nin istediğini yapmak, kimilerine göre de etrafındaki arazilerden rant elde edip ceplerini doldurmak. Kimileri de buna Ortodoksluğun merkezi olacak Ekümenik bir ada devletinin temelini atmak niyetiyle teşebbüs edildiğini söylüyor. Bunların bir tanesi veya hepsi birlikte doğru olabilir. Ben niyetle değil, sonuçla ilgileniyorum.
ÇED Raporu’nun birçok yerinde hazırlayanlar da itiraf ediyor bu projenin doğada onarılamaz yaralar açacağını, açılacak yolun geri dönülmesi imkânsız bir macera olacağını.
Doğduğum şehirde bu ayak yolu projesine başlanmasına engel olmak için hukuk yolunu kullandım.
Davayı sadece kendim için değil, senin için de açtım güzel kardeşim. Sadece kendi torunlarımı değil, inan senin torunlarını da düşündüm.
Bir de dava açamayacak;
Dere kenarındaki ağaç,
Dalına konan kuş,
Her sene gelip bacalara yuva yapan leylekler,
Göç ederken buralarda soluklanan göçmen kuşlar,
Sazlıklarda yayılan mandalar,
Küçükçekmece Gölü ağzında yaşayan hippocampuslar,
ve nesli tükenecek endemik bitkiler adına, davacı oldum.
Bunların yok olmasının maliyetini öğrenmenin çok pahalı olduğunu bildiğim için, doğa adına da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iptal davası açtım. Ve öğrendim ki yalnız değilmişim. Benim gibi düşünen birkaç yüz kişi ve bazı sivil toplum kuruluşları da davacı olmuşlar.
Davanın seyri konusunda sizleri bilgilendireceğim ama olanları daldaki kuşa hiç söylemeyeceğim. Bilmesin, öğrenmesin insan neslinin doğa düşmanlığını...
19.02.2020- M. Şevket Atalay