FENER-BALAT, ŞİŞELERE MANDAL

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Hattat İzzet Sokak doğduğum sokaktı

Fatih Camii'nin hemen arka tarafında

Bir tarafında üç dört katlı apartmanlar

Karşı yakasında arsalar

Ve arsalar kondurulmuş

At arabacılığı yapan

Roman ailelerin oturduğu barakalar

Gazozuna maç yapmayı

Mahalle kavgalarında baş yarmayı

Kandil akşamlarında komşu teyzelerin 

Kapısını tıklatıp üç beş kuruş koparmayı

Sokağın seyyar dondurmacısına vicdan yaparak

Yirmibeş kuruşa otuzbeş kuruşluk dondurma almayı

Ben orda öğrendim

Şişelere mandalcıların kapınızın öndünden 

Gelip geçtiği günlerdi

Siz boş şişe verirdiniz o da size mandal verirdi

Başta bizimki olmak üzere 

Bir sürü ev bir mandal cennetiydi

O kadar ki rahmetli annem

Bir fanileyi kuruması için astığında

Beş altı mandal birden takardı

Bir sürü şey az ama mandal çoktu

Evler mandal

Şişelere mandalcıların evleri de

Her halde boş şişelerle doluydu

Sonra eskiciler geçerdi

Sabahın kör seherinde

Uzun uzun eskici diye bağırarak

Siz ona eskimiş esvaplarınızı ayakkabılarınızı verirdiniz

O da size beyaz porselen tabaklar verirdi

İşin içinde yine para yoktu

Fatih biraz ilerisinde Haydar'da 

Benim hatırladığın dört tane yazlık sinema vardı

Sabata, Maskeli suvari, Ringo filmlerini hep o sinemalarda seyrettiğim

Hacı Murat, Battalgazi ve Tarkan serilerini de

Sadri Alışığı da ilk kez orda tanıdım

Adını yıllar sonra koyacağım

Kalenderliği, adamlığı, arkadaşlığı anlatıp duruyordu

Haydarın kirli beyaz perdeli yazlık sinemasında

Öyle inandırıcıydı ki

Çünkü Sadri Alışığı seyrettiğiniz yazlık bahçe sinemasının

Tahta sandalyelerinden birinde 

Mutlaka onun gibi biri ya da birileri vardı

O filmler bizim hayatımızın tam karşılığıydı

Her şey biraz gerçek gibiydi

Her şey biraz masal gibiydi

Benim hiç bisikletim olmadı

O yüzden bisiklete binmesini hala bilmem

Sonraları da bilerek öğrenmedim

O bisikletsiz günlerim

O bisikleti olan çocuklara duyduğum özlemin tadını

Hiçbir zaman kaybetmeyeyim unutmayayım diye

Bayram arife gecelerinde 

Yeni kunduralara sarılıp gözlerimi kırpmadan

Bana dünyanın en heyecanlı lezzetini yaşatan

Rabbime hamd ederim

Arada bir aldığım ya da aldırabildiğim

Bir şişe gazozu her bir ufak yudumun ardından

Korku dolu gözlerle nasıl ölçüp biçtiğimi

Ve daha çok varmış tesbitiyle 

Bana mutlulukların en büyülerinde birini yaşatan

Rabbime bir kaz daha hamd ederim.

İyi ki Hattat İzzet sokak vardı

Ve iyiki ben orda doğdum

İbrahim SADRİ