KILIÇDAROĞLU'NA SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

SOFT POWER  SİYASET YA DA

KILIÇDAROĞLU'NA SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 

Soft Power sözünü ne zaman duysam aklıma Gandi gelirdi bugün ise nedende Kılıçdaroğlu geliyor. 

Soft power (Yumuşak Güç) uygulayan politik liderlere demokrasisi gelişmiş ülkelerde sıkça rastlanır. Bizde ise bir iki istisna dışında (Ecevit, Erdal İnönü) pek rastlanmaz! 

Çünkü ülkemizde genellikle masaya yumruk vuran, öfke saçan, rakiplerini vatan haini, düşman ilan eden, popülist söylemlerle türübünlere oynayan, rahatlıkla yalan söyleyen, bugün söylediğinin tam tersini yarın söyleyebilen, toplumu kutuplaştıran liderler prim yapar. 

Feodal değerlerle aklı biçimlenmiş, kul zihniyetinden kendini soyutlayamamış, birey (vatandaş) olduğunun bilincine henüz tam olarak varamamış kitleler genellikle bu tip liderlere meyillidirler. Baba, Reis, vs. gibi adlandırmalarla gerçekte olduklarından daha farklı, daha güçlü birer mistik kişiliğe dönüştürdükleri bu süper kahramanlara biat ederek, onların her türlü sorunu çözeceğine inanırlar. 

Artık o ne derse doğrudur, o her şeyi bilir, onun  her yaptığı doğrudur. Lidere inanmak yeterlidir, yaptıklarını eleştirmek, söylediklerini sorgulamaya gerek yoktur. Liderin peşine takılırlar.

Böyle bir olgu liderde bir güç zehirlenmesi ortaya çıkarır. Güç zehirlenmesi bir lider için çok tehlikeli bir durumdur. Ülkeyi yanlış mecralara sürükleyebilir.

Demokrasisi gelişmiş ülkelerde de bu tip liderlere zaman zaman rastlanır ama onların sistemleri bu tarz liderlerin güç zehirlenmesine izin vermez. Çünkü bu ülkeler güç zehirlenmesinin acısını iki Dünya  Savaşı yaşayarak tattıkları için sistemlerinde Yasama, Yürütme ve Yargı arasında çok sağlam bir denge unsuru oluşturulmuşlardır. 

Bu denge nedeniyle siyasi liderler genellikle Soft Power bir çizgi izlemeyi tercih ederler. Çünkü toplumlarının beklentisi de ağırlıklı olarak bu yöndedir. 

Şimdi isterseniz ülkemizde CHP'nin başına geçtiğinden beri Soft Power bir siyaset izleyen  ve bu nedenle kendi partisi içindeki şahinler tarafından bile eleştiri oklarının hedefi olan, pasif olmakla, cesur olmamakla suçlanan CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun ne tehlikeler atlattığına, nelere gögüs gerdiğine, başına neler geldiğine gazeteci Soner Yalçın'ın kaleminden Sözcü'de yazdıklarından bir göz atalım.

"Kemal Kılıçdaroğlu neden sürekli fiziki ve sözlü saldırıya uğruyor?

-TBMM'de grup konuşması yapmak için salona giderken yumruklu saldırıya uğradı. Saldırgan, “Kılıçdaroğlu'nu vatan haini olarak görüyorum. Kendisine gıcık oluyorum” dedi. Yıl, 2014 idi.

– İstanbul Fatih Camii'nde şehit cenazesine katılan Kılıçdaroğlu'na mermi kovanı atıldı. Yıl, 2016 idi.

-Artvin Ardanuç ilçesinde Kılıçdaroğlu'nu taşıyan konvoya ateş açıldı; bir Mehmetçik şehit oldu. Yıl, 2016 idi.

– Adalet Yürüyüşü sırasında bir IŞİD militanı tarafından suikast teşebbüsünde bulunuldu. Yıl, 2017 idi.

-Ankara Çubuk ilçesinde şehit cenazesine katılan Kılıçdaroğlu linç edilmek istendi. Güvenlik güçleri tarafından çevredeki bir eve götürüldü. Kalabalığın, evi taşlaması ve “yakın evi” sloganları atması üzerine Kılıçdaroğlu, zırhlı araçla bölgeden uzaklaştırıldı. Yıl, 2019 idi.

Sadece, fiziki saldırılar değil…

İktidar yanlısı medyada Kılıçdaroğlu'na hemen her gün hakaret ediliyor. Yetmiyor.

Bir televizyon kanalı, Ulucanlar Cezaevi'nden gerçekleştirdiği yayında darağacını göstererek “Türk kamuoyu, Kılıçdaroğlu gibi bazı isimlerin de bu darağacında idam edilmesini bekliyor” diye yayın yapabildi."

 

MUSTAFA YOKER