''Seni geçtik ey Mustafa''

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Sorunlu bir öğrenci ile öğretmeni arasında geçiyor hikâye.

Öğretmeni;

- Neden arkadaşlarınla çekişiyorsun, neden onların yaptıklarını bozuyorsun? Diye sorunca çocuk;

- “En iyi ben olmalıyım, en başarılı ben görünmeliyim” diye cevap vermiş.

Öğretmen bunun üzerine tahtaya düz bir çizgi çekmiş!

- “Bu çizgiyi nasıl kısaltabilirsin?” Demiş.

Kıskanç öğrenci hemen atılıp bir kısmını silivermiş,

- Olmadı demiş öğretmen, silmek yok.

Eliyle üzerini kapatmış bu sefer çocuk,

Öğretmen;

- Yine olmadı, gizlemek yok demiş!

- Başka nasıl yaparsın? Diye sormuş,

Bakmış ki cevap yok, daha uzun bir çizgi çizmiş diğerinin yanına.

“Başkalarının çizgisiyle uğraşacağına, sen daha büyük bir çizgi çiz” demiş hırslı öğrenciye.

Hikâye böyle midir hep?

Böyledir, fazlası var eksiği yok.

Kolay olanı, diğerini hakir görmek ve göstermektir.

Ulaşamadığın ciğere mundar demek!

Büyük İskender, babası Philippos'u kıskanırmış; “Ben başa geçinceye kadar fethedilecek yer bırakmayacak” diye. Bilinen dünyanın yarısını alması babasına olan hıncıdır aslında.

Sezar da İskender'e kızarmış, "Benden önce her yeri aldı, bana kazanacak ülke bırakmadı" diye.

Justinianus Aya Sofya'yı bitirince;

"İşte seni geçtim ey Süleyman'' diye bağırmış.

Aklı Süleyman'ın Kudüs’te yaptığı tapınağındaymış halâ!

Hitler’in bütün huysuzluğu aslında Yahudilerin her konudaki çalışkanlığı ve başarısı; “Neden bunlar böyle de, Alman ırkı geri kalıyor?” diye köpürmüş. Bakmış daha uzununu çizemiyor, çizgiyi silmek için en gaddar metodu kullanıp, 6,5 milyon insanı kül etmiş ama, bitirememiş yine de.

2020 yılı itibariyle gelinen çeşitli olumlu şartların durmadan 1930'ların Türkiye'si ile karşılaştırılmaya çalışılmasının, o yılların konjonktüründe imkânsızı gerçekleştiren bir liderle, 90 yıl sonrasının değerlerini çarpıştırmanın altındaki hastalıklı psikoloji, en hafifiyle kıskançlık olmalıdır !!!

Onuncu Yıl Marşını duyunca sinirlenenlerin,

İzmir Marşını duyunca salon terk edenlerin,

İstiklal Marşında ayağa kalkmayanların,

Bayramlara faşist törenleri diyenlerin,

TC'leri silenlerin, Üniversitelerin, Hava limanlarının, Caddelerin, Stadyumların adlarını değiştirenlerin bitmeyen hesaplarının motivasyonudur kıskançlık.

Aslında bugünün yöneticileri şanslıdırlar.

Önlerindeki yüksek çıta onların da, ülkenin de ufkunu geniş tutmaktadır. Onu anlayabilseler, özümseyebilselerdi, 21. yy olanaklarıyla en az onunki kadar uzun ve kalıcı çizgiler çizmenin mümkün olacağını tahmin edebilirlerdi…

Eğer gözbebeklerine sinen o kin ve kıskançlık perdesi olmasaydı;

''Seni geçtik ey Mustafa'' diye bağırdıklarında, en çok Başkomutan Gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün sevineceğini bilirlerdi !..

facebook/ pekçok hesapta paylaşılmış