Yerin mekânın Cennet olsun VALİM...
Rahat giyinmeyi severdi.
Yaz aylarında kravatı dairelerde çıkarttırırdı. Korumasız gezerdi.
Devletin aracını şahsi işlerinde kullanmazdı. Yıkık dökük cipiyle gezerdi.
Devletin aracı benim gittiğim dağa bayıra çıkamaz derdi.
Manevi yönü kuvvetliydi. Namazlarını kaçırmazdı. Dışarıda namaz kılınmasını gösteriş olur endişesiyle sevmezdi.
Tebdil-i kıyafet gezerek denetim yapardı.
En sevmediği huyu, çabuk parlamasıydı. Birilerini kırdığı zaman çok üzülür, çocuk gibi ağlardı. Eve iş getirmezdi, ailesine düşkündü. Hiçbir zaman kendisine hizmet ettirmez, her işini kendi yapardı.
Parayla pulla işi olmazdı. Yanında para taşımazdı.
Abdurahim Kültür Hoca anlatıyor Hastanede Gümüşhane Kelkitli bir muhtar ile tanışmıştım, kızı Erzincan’dan evli olan muhtar’ın kızının evi Erzincan depreminde yıkılır, devlet mağdurlara yeni ev verir..
Kelkitli muhtar kızının evinin işlemleri için Erzincan’da Valilik binasına gider, öğlen paydosu olduğu için çalışanlar yemek paydosundadır. Kâğıtlar elinde bakınan muhtar’a kot pantolonlu yakası açık elinde zincir sallayan birini görür
“Amca buyur der” Muhtar derdini anlatır
Kat pantolonlu şahıs evrakları alır bir o odaya girer kaşe basar, diğer odada çekmeceyi açar evrak ekler, diğerini deftere kaydeder. En son Valilik yazan odaya girer ve oradan çekmeceden bir mühür çıkartıp mühürler adamın evraklarını eline tutuşturur.
Burada çalışan hizmetliler ne kadar rahat valinin odasına girip çıkıyor diye içinden geçirerek
Genç adama sorar
“Yeğenim çok sağ ol, ama Vali sana kızmasın”
Genç adam karşılık verir
“Yok amca kızmaz”
“Peki yavrum sağ olasın, senin adın nedir”
“Benim adım Recep amca”
,Muhtar “Yoksa sen Recep Yazıcıoğlu musun?”
İşte milletin hizmetkârı bir vali, işte adam gibi bir Vali
Ve yine kot pantolonuyla hem milletinin hem de ailesinin hizmetinde olan bir Vali
Yerin mekânın Cennet olsun VALİM...