IRZ DÜŞMANI HAİNE ''SAYIN'' MI DİYELİM?

ORHAN KILIÇOĞLU agozaydin@hotmail.com

''ULAN VE YAVŞAK KELİMELERİ ÜZERİNE''
Bir kardeşimiz yazımın altına yorum yazarak demiş ki;
''Düşüncelerinize katılıyorum ve imzamı da koyarım fakat ULAN ve YAVŞAK kelimelerini kullanmak hiç hoş değil. Düşünceler MEDENİ bir şekilde ifade edildiğinde değer kazanırlar düşüncesindeyim saygılar''
Kıymetli kardeşim!
''ULAN ve YAVŞAK'' kelimelerini kullandığım için beni kınıyor ve ima yoluyla ince bir ayar çekerek beni medeni olmaya, edebe davet ediyorsunuz!
ULAN ve YAVŞAK diye hitap ettiğim kişi ve zümreler bilesiniz ki sizin, bizim ve dahası topyekun Türk milletinin ırzının, namusunun, hatta 100- 150 sene sonra bu topraklar üzerinde dünyaya gelecek körpecik kız çocuklarının bile iffetlerinin düşmanıdırlar.
Hangi insan, pantolonun kemeri çözülmüş vaziyette evinin kapısına dayanıp kapıyı kırmaya çalışan bir ırz düşmanına ''Buyurun Sayın Bey Efendi, kimi baktınız'' diye sorar ki?
Veya da hangi insan böyle birine ''Bey Efendi yanlış yapıyorsunuz, lütfen bu yanlıştan dönün, pantolonunuzun fermuarını çekiniz sizi kınıyorum...'' şeklinde kibar ve nazikçe bir uyarıda bulunabilir ki?
Böyle bir insana söylenecek ilk söz:
Ulan şerefsiz!
Ulan alçak oğlu alçak!
Senin benim kapımda ne işin var diyerek boğazını sıkıp yere indirmektir.
İşte ben, milletimin kapısına dayanan böylesi alçak, şerefsiz, ırz ve namus düşmanlarına ULAN ve YAVŞAK diye hitap ediyorum.
Değerli kardeşim!
Ortalıkta gezinen o kadar terbiyeli ve sizin de tavsiye ettiğiniz şekilde kibar konuşan insan var ki, inanın bunun adı ne terbiyedir ve ne de kibarlıktır! Bunun adı olsa olsa BUDALALIK- ENÂYİLİK olur!
Bağrında ‘’VATAN YARASI’’ diye bir yaran olsun, göz göz - pare pare - lif lif bir mübarek bir yara. Her gün kanasın, ıstırap çek, inle, dövün, bir ömür hiç kapanmasın ve sakın bu VATAN YARANA bir merhem sürüp savdırma!
Dünya ve içindekilere meyledip rahata kavuşabilme uğruna bağrında zonklayan bu "vatan yarasını" savdırmaya çalıştığın an bil ki artık sen de; mutfakla tuvalet arasına döşenmiş onluk pimapen borusun ve hiç bir şeysin. Sen, bağrında sana acı çektiren bu vatan yarasıyla güzelsin.
Vatan yarasının verdiği dayanılmaz acı, zaman zaman seni bir öfke denizine çevirir ve o an gördüğün alaykâr alaykâr ve sırıtırak büyük bir zevkle salına salına gezinen haine, ırzının ve vatanının düşmanı soysuza ''ULAN, YAVŞAK, HERGELE- PUŞT'' diye bağırma hakkına sahipsin!
İnsan, vatan için çırpındıkça,
Türk milletinin namusu, dini ve bekası uğruna yılmadan, yıkılmadan, büyük bir aşk, şevk, sevda, heyecan ve sarsılmaz bir iman içinde RIZA-I BARİ`yi gözeterek mücâdelesini sürdürdüğü müddetçe;
Öfkesi kabaracak,
Yumrukları uyurken bile sıkılı olacak...
Vücudunun tüm hücreleri her an patlamaya hazır pimi çekili bir el bombası gibi duracak...
Haini ve şerefsizleri, milletinin ırzının azılı düşmanlarını görünce dilinin ucuna öylesi kelimeler gelecek ki ULAN- YAVŞAK- HERGELE- PUŞT gibi. Bu kelimeleri hak edenlere karşı düşünmeden ve çekinmeden kullanacak.
Hani bir Azerbaycan atasözü vardır;
‘’Derisi yüzülmüş yürek gezdiren yiğit’’ diye.
Bu güzel sözle anlatılmak istenilen şey;
Milletin çözülüp, vatanın batışı karşısında hainlerin yürekleri yağ bağlayıp, aptallar ve menfaatperestler ise alık alık seyrederlerken, vatanseverlerin çekmiş oldukları çile ve ıstıraplar öyle korkunç ve dayanılmazdır ki sanki yüreklerinin derileri yüzülmüş gibi acı çekerler.
İşte ben, Azeri kardeşimin söylediği o ‘’derisi yüzülmüş yürekten’’ taşıyorum.
Yüreğimin derisi yüzülmüş olunca; haine, alçağa, ırz düşmanlarına ULAN- YAVŞAK diye hitap etmemin ne sakıncası ve edebe ters hali olabilir ki?
ORHAN KILIÇOĞLU