ORHAN KILIÇOĞLU

ORHAN KILIÇOĞLU

TÜRKÜN YIKILMAZ KALESİ
agozaydin@hotmail.com

2026 yazılarından "haziran-Temmuz"

10 Temmuz 2026 - 13:09

KAN VE İMAN ÖZÜRLÜ SAPIK İYİ OKU!
LOZAN- HİLAFET-LÂİKLİK- MEDENİ KANUN

***Atatürk'e saldırı, karalama ve atılan iğrenç iftiralara karşı görüyorum ki bilgi eksikliğinden dolayı çokları gereken cevabı vermekten acizler. Çünkü okumayı sevmiyor, bilgiyi külfet görüyoruz***

Lozan görüşmelerinde İngiliz heyeti Başkanı Lord George, Türk Devlet şeklinin ‘’İSLÂMİ DEVLET’’ olmasında günlerce ısrar eder. Hatta İngilizler, iki Hintli Müslümana ‘’Hilâfet kaldırılmasın’’ diye Lozan’da ki Türk heyetine mektuplar yazdırır. Türk heyetinin 2. derecede yetkili azası olan RIZA NUR, Atatürk’ün isteği üzerine bu teklife şiddetle karşı çıkarak ''Devletin şeklinin LÂİK olacağını'' söyler.
LORD GEORGE’UN SİNSİ PLÂNI;
Türk Devleti’nin İslâmi usullerle ‘’İslâm Hukuku ile'' idâre edilmesi karşısında her azınlığa ayrı bir hukuki statü tanınıp ‘’ÇOK HUKUKLU’’ bir yapıyı getirerek, devlet içinde devletler oluşturmaktı.
Devletin şekli LÂİK olunca, azınlıklar tek hukuku tanımak zorunda bırakıldılar.
GÜNÜMÜZDE ABD, AKP'YE NE DİYOR;
Ulus devletler dönemi sona erdi, Atatürkçülük öldü. Türkiye, Osmanlı'da ki gibi çok uluslu, çok milletli, çok dilli, çok kültürlü ve çok hukuklu bir sisteme geçmelidir. İşte bugün Türkiye, ‘’Terörsüz Türkiye’’ tezgâhı ile çok kimlikli, çok dilli, çok kültürlü ve çok hukuklu bir tuzağın içine çekilmek istenmektedir. 
BİR DİĞER ÖNEMLİ HUSUS İSE;
İsviçre Medeni Hukukunu alınca, Batılı devletlere azınlık konusunda söz söyleme hakkını ortadan kaldırdık. Azınlıklar ise durumu kabullenmek zorunda kaldılar.
ATATÜRK’ÜN BİR DEHASI;
Atatürk, azınlıklar konusunu kökünden hallederek ileride Türk milletinin zora sokulmasını istemiyordu. İşte bu sebeple, CEMİYET-İ AKVAM’a, bugünün Birleşmiş Milletler Kuruluşuna girmek için müracaatta bulunmayıp, onların davet etmesini bekledi.
NİÇİN Mİ;
Çünkü Cemiyet-i Akvam’a sen müracaat edersen senden ‘’Azınlıklar meseleni halletmeni’’ isteyecekler. Lâkin onlar bizi davet etmekle ‘’Azınlıklar meselesini’’ hallettiğimizi kabul etmiş olacaklar.
İŞTE ATATÜRK’ÜN BÜYÜK DEHASI!
Böyle bir siyâset gütmekle, ileri tarihlerde Batılıların azınlıkları ileri sürerek Türk Devletini zora sokma şanslarını ellerinden almış oldu.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ LÂİKTİ!
Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Halifenin yetki ve görev alanını sınırlandırıp, Halifenin devlet işleriyle bağını tamamen koparmasının sonucu, İslâm’da devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrılmıştır.
SULTAN TUĞRUL’UN HALİFE KAİM BİEMRİLLAH İLE KONUŞMASI;
1054 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat bir ziyaretinde, Halife Kaim Biemrillah ile aralarında geçen konuşma;
Ey halife ben kimim?
Halife’nin cevabı; ‘’Ey Sultan, sen Doğunun ve Batının en büyük sultanısın’’
Sultan Tuğrul tekrar sorar; ‘’Ey Halife sen kimsin?’’
Halife cevap verir; ‘’Ben de yeryüzünün Halifesiyim’’
Sultan Tuğrul Halifeye döner ve şöyle der.
‘’Ey Halife bundan sonra dünyevi işler bana, uhrevi işler sana. Devlet yönetimine asla karışmayacaksın’’
FRANSIZ BALONU!
Laîkliğin babası ve mucidi olduklarını iddia ile caka satan Fransızlar o günlerde yazı yazmaktan bile acizdiler. Laikliği Fransızlarının icât ettiği koca bir yalan ve büyük bir safsatadan ibârettir. 
Semavi dinlerde laiklik tamamen Türk icadıdır.
Fransız Devrimi’nde bile Tuğrul Bey'in etkisi vardır. (Tarihçi Cengiz Özakıncı)
Tuğrul Bey, hem din işleriyle, devlet işlerini ayırmış, hem de halifenin muhatabı olarak vezirini göstermiştir.
Atatürk 1922’de saltanatla hilafeti ayırırken, Tuğrul Bery’in 1050’li yıllardaki bu yaptığını Nutuk’ta ‘’İşte biz aynen böyle yapıyoruz’’ diyerek, bu yaptığında SELÇUKLU SULTANI TUĞRUL BEY’İ izlediği örneğini tüm dünyaya ilan etmiştir.
BURAYA DİKKAT BUYURUN!
Fransız Devrimi’nin ünlü kuramcılarından Voltaire de, Tuğrul Bey’in yaptığı devrimi çok iyi kavramış ve Fransız Devrimi’nin öncesindeki eserlerinde buna yer vermiştir.
Vahye dayalı dini toplumlarda laiklik devrimi dünyada ilk kez 1050-1060 yıllarında Türkler- Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. 
Tuğrul Bey’in devrimi yalnızca Atatürk’ün lâiklik devrimine değil, Fransız Devrimi’ne de örnek olmuştur. 
Fransız Devrimi’nin fikri temellerini kuran isimlerden Fransız Doğu Bilimci Joseph de Guignes’in de eserlerinde Tuğrul Bey’in yaptıklarından büyük bir övgüyle söz eder. 
KISACASI- ÖZET OLARAK;
Fransız Devrimi’nde Türk etkisi, Tuğrul Bey’in damgası var ve de Atatürk bu devlet şeklini Fransa’dan değil, bizzat Büyük Selçuklu Sultanı TUĞRUL BEY’den almıştır.
BÜTÜN BU GERÇEKLERDEN SONRA;
Yine de ileri geri konuşup zihinleri çelmeye çabalayanlar olacaklardır. Herkesin kanına göre konuşması (HAVLAMASI) normaldir! 
7 Temmuz 2026
ORHAN KILIÇOĞLU 
*********************************

ATATÜRK'E SALDIRILARIN PLANLAYICISI YUNAN VE İNGİLİZ İSTİHBARATIDIR!
Atatürk'e karşı yapılan çirkin yakıştırmaların ve atılan iğrenç iftiraların tamamı Yunan ve İngiliz istihbaratının uydurduğu yalanlardan ibârettir.
İngiliz ve Yunana istihbarat birimleri, Atatürk'e karşı olan bu iğrenç saldırılarında, imparatorluk tortusu olarak içimizde kalan müstevli veletlerinin yanında, boyunlarında gizli HAÇ KOLYE taşıyan tarihçi ve İlâhiyatçı maskeli soysuzları kullanırlar.
Mustafa Kemâl Atatürk hakkında yabancı istihbarat merkezlerinde üretilen dedikodu ve iftiralar, ahlâksız ve soysuz birtakım yazar, çizer, İngiliz uşağı sözde tarihçiler ve uyduruk ilâhiyatçılar tarafından yıllardır, bilhassa da son 20 yıldan beriye yazılıp konuşulmaktadır.
Yabancı servislerce Atatürk hakkında çıkartılan bu fitne, fesat ve dedikoduları dillendirenlerin, yazıp çizenlerin hiçbiri ne Türk, ne de gerçek Müslümandırlar. Bunlar dış istihbarat birimlerinin kan- soy ve iman özürlü kiralık elamanlarıdır.
Halk arasından bu yalan ve iftiralara inanarak Atatürk'ün aleyhinde konuşanların tamamı Türk'ün ve Türk Devletinin iç ve dış düşmanlarının, bilhassa da İngiliz ve Yunan istihbaratının uşağı ve uydusu olmuş beyinsiz aptallardır.
T.C. DEVLETİNİN KURULMASI EN ÇOK KİMİ RAHATSIZ ETTİ?
T.C. Devletinin kurulması Yunanistan'ı ziyadesiyle rahatsız edip öfkelendirdi. Çünkü Yunanın Megali İdeası vardı, Marmara ve Ege bölgesinde devlet kuracaktı ki bu hülyaları son buldu.
Yunan nasıl kızıp öfkelenmesin ki;
Ege yok, Trakya yok, Marmara, İstanbul, İzmir yok.
Yunan'ın bu büyük sevdasını kim yok etti?
9 Eylül 1922 de kendilerini İzmir'den denize döken Mustafa Kemal Atatürk yok etti.
Elbette Yunanın gözünde Atatürk haindir ve azılı bir düşmandır. Helâl süt emmiş imanlı bir Türk evlâdının gözünde ise mücahittir, emsâlsiz bir kahramandır.
Bugün Atatürk'e dinsiz diyenlere bir bakın!
Bu Atatürk düşmanları, Yunan kafasıyla, Yunan istihbaratıyla beraber hareket eden aşağılık ve soysuz insanlardır.
ATATÜRK DÜŞMANI SOYSUZLAR İNGİLİZLERDEN BÜYÜK YARDIMLAR GÖRÜRLER!
Yunan istihbaratından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün aleyhinde en çok dedikodu ve fitne üreten ikinci cephe ise İngiliz istihbaratıdır.
Demek ki;
Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk'ün aleyhinde konuşanların bir kısmı bilerek ya da bilmeyerek bu istihbarata ajanlık, daha açıkçası uşaklık yapıyorlar. Bu gibiler Yunan ve İngiliz'in bedava ajanlarıdır.
Bazıları da var ki onlar paralı ajanlardır.
Bunlara bizzat İngiliz istihbaratından para ve sahte belgeler servis ediliyor. Bunların çoğu KIRMIZI FESLİ misâli muteber kabul edilip devletin tepesinde bulunan zatlar tarafından ağırlanıp iltifat görmekteler.
Atatürk aleyhinde ileri geri söz söyleyip O' büyük insana iftira atanları gördüğünüzde, mutlaka ''Bu alçak İngiliz’in ajanı, Yunan’ın köpeği, tohumu karışık kılıç artığı, bizden değil, kanı soyu başka'' diyerek yüzlerine tüküreceksiniz.
ATATÜRK İSLÂM ÂLEMİNİ KORUMUŞTUR.
Atatürk, İsrail Devleti'nin kurulmasına şiddetle karşıydı ve ''Bu devlet İslâm coğrafyasında çıban olacaktır'' uyarısında bulunmuştu.
Atatürk'ün kendisini cihat Müslüman’ı olarak tarif etmiştir.
Son 900 yıl içinde dünyada girdiği savaşların tamamını kazanan Komutan, Timur'dan sonra Mustafa Kemal Atatürk'tür. 
Ey Atatürk düşmanı ahlâksızlar!
Hadi bir komutan gösterin ki ömrü cepheden cepheye koşmakla geçsin ve girdiği tüm savaşları kazanmış olsun.
ŞU HUSUSA ÇOK DİKKAT EDİN!
İmkânsızlıklar içinde olunmasına rağmen, Türk'ün azmi, imanı  ve Atatürk'ün üstün askerlik dehasıyla bir devlet kuruluyor ve bu devlete en büyük düşmanlığı İngiliz- Yunan ikilisi yaparken;
Bu ikilinin içimizden devşirerek beslediği ajanları ise boş durmayıp ücret mukabili her fırsatta bu devletin yıkılması için ellerinden gelen kötülüğü yapmaktan geri durmamışlardır. Bu kiralık soysuzlar, son yıllarda ise daha da hızlanarak ihanetlerine devam etmektedirler.
Bu soysuzlar,
''Atatürk dinsizdir, T.C. Devleti din karşıtı bir devlettir, bu devleti mutlaka yıkacağız'' demekteler.
Gözünüz kör olsun, hain alçaklar, 
İngiliz- Yunan beslemesi şerefsizler!
O şerefsiz dedeleriniz de sizler gibi Türk'ü Anadolu'dan sürmek için çok uğraştılar, lâkin sonları hüsran oldu. 
DEVLET- MİLLET BÜTÜNLÜĞÜ!
Hiç kimseyi devletinizin ve Mustafa Kemâl Atatürk'ün aleyhinde konuşturup dinlemeyin, anında tepkinizi koyun.
Devlet ve millet birbirini tamamlayan iki ana unsurdur ve bu ikisi arasına nifak sokmak isteyenlere anında tepkinizi koyun.
TÜRK'ÜN MİLLET VE DEVLET KAVRAMI;
Millet olarak bizler devletimizi kucaklarken, devletimizde milletimizi sımsıkı bir şekilde kucaklayarak bu mübarek Anadolu coğrafyasında ebet müddet olacağız.
HAİNLERE İLÂNEN DUYURULUR!
Türk'ün, millet ve devlet kavramı bu şekildir ve sonsuza kadar da böyle kalacaktır 
DEVLETİ VE MİLLETİ KİM KORUYACAK?
Devleti ve milleti koruyacak olan güç Türk Ordusudur. 
Sen askerini korumazsan, bir bahane bulup ordunun yapısını bozarak darmadağın edersen, bir avuçluk Yunan gelir, kedinin kuyruğu ile oynadığı gibi seninle oynar ve elinden 22 adanı, 153 kayalığını alır ve kendi bayrağını asar. Bir de sana inat için senden gasp ettiği adalarında mangal partisi verir, sende mangaldan yükselen kuyruk yağı kokusunu ta Ankara'dan soluyup koklarsın!
ORHAN KILIÇOĞLU
********************
İFTİRANIN GÜCÜ!
İFTİRA ATMAKLA ÖMRÜNÜ UZATANLAR!
Rakiplerini aşağılamakla,
Rakiplerini alaya almakla,
Rakiplerine hakaret etmekle,
Rakiplerine iftiralar atmakla,
Rakiplerine çeşitli kulplar takmakla,
Rakiplerinin geçmişlerini araştırmakla,
Rakip gördüklerini, âileleri ve yakınları üzerinden tehdit tehdit etmekle siyâsi ömürlerini uzatma gayreti içinde olan gafiller bilsinler ki, akıbetleri, kirli siyâsetin kabristanlığında mezar taşlarında ''Lânet olsun bir devre, topyekun bir millete kıydılar'' yazılı birer fosil olarak yatmaya  mahkumdurlar.
İstikbâllerine kıyılan nesiller;
Bu fosillerin yattıkları kabristanlığın yakınından geçerlerken, durup Fâtiha okumak yerine ''Acımasızca her şeyimize kıydınız, hoyrattınız, gaddarlıkta sınır tanımayan, merhamet ve adâlet damarları kurumuş, vicdanları körelmiş bire yaratıktınız, Allah'ın gazabı üzerlerinize olsun'' diyerek ıslık çalıp geçeceklerdir.
Her siyâsi için geçerlidir!
4 Temmuz 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
----------------------------
SN. DERVİŞOĞLU!
AKLINIZA GELENİ KONUŞAMAZSINIZ!
Kaptanı, Serdümeni, Makinisti ve Tayfası tarafından el birliği içinde kasten ve bilerek kayalıklara sürülerek batırılmaya çalışılan TÜRKİYE İSİMLİ GEMİNİN yolcuları olarak sizlerden hasseten rica ediyoruz, bir daha konuşurken ölçün, biçin ve ondan sonra konuşunuz. Olur olmaz, ipe sapa gelmeyen konuşmalar yaparak, batırılmak istenen geminin gövdesinde bir delikte siz açmayınız.
TBMM’de grubu bulunan partiler içinde Türk milletinin güvenip bel bağlayabileceği tek parti İYİ PARTİDİR. Böyle olmasına rağmen, kafa karışıklığınızdan veya da bir yerlerin tahakkümü altında olmanızdan dolayı sarf ettiğiniz yersiz ve yanlış sözlerle İyi Partiyi ümit bilenleri ümitsizliğe sürüklemektesiniz.
BİR HAFTA İÇİNDE İKİ BÜYÜK GAF YAPTINIZ!
Birinci gafınız;
Yeri ve zaman değilken Kadir İnanır meselesine girerek câmia içinde klik ve ikilik yaratıp sayısız insanı fazlasıyla hem üzdünüz, hem güven kaybına uğradınız, hem de İyi Partiye, kapıları ardına kadar açık olan gönüllerde bazı şüphelerin oluşmasına vesile oldunuz!
Kadir İnanır arkadaşınız, hemşehriniz, dostunuz olabilir, vefa duyabilirsiniz, vefa borcunuz da olabilir. Bu durum karşısında cenazesine katılabilir, taziyelerinizi bildirmek için evine de gidebilirsiniz. Lâkin, ağzınızdan çıkacak tek kelimeyle moral bulabilmek, ümit ve güven tazelemek için kilometrelerce uzaktan gelen insanlara Kadir İnanır masalı anlatamazsınız, hem buna hakkınız yok!
İkinci gafınız ise;
Türk milletinin, uğrunda milyonlarca şehit verdiği mânevi değerlerini mizah konusu yaparak alaya alan birisini kınamanız gerekirken, siz ise, aşağıdaki şekliyle demeç vererek Türk milletinin mânevi değerlerini alaya alan kişiye sahip çıktınız.
Bu zat için dediniz ki;
"Biz vatanını seven aklı hür bir gençlik istiyoruz, onların beklediği ise eleştirmeyen biat nesli'dir. Onların yaptığı; espri yapanı, tweet atanı sorgusuz sualsiz içeri atmaktır. Bu kirli tezgahlara tek bir gencimizi bile yedirmeyeceğim’’
MUSAVAT BEY! 
Kafanız karışık.
Biraz istirahat etmelisiniz.
Despotluğu bırakın, el elden, beyin beyinden üstündür.
Bu tip konuşmalarınıza halk arasında SALLAMA denir.
Allah, boğazı 9 düğüm olarak yaratmış ki kullarım konuşmadan önce her düğümde ağzından çıkacak olanların muhasebesini yapsın diye.
Despotluğu bırakın, el elden, beyin beyinden üstündür!
Bir diğeri ise, Meral Akşener’in parti üzerinde olduğu söylenilen ve geniş bir kitle tarafından dillendirilen gölgesine ve etkisine son verin.
TEKRAREN SÖYLÜYORUM;
Kaptanı, Serdümeni, Makinisti ve Tayfası tarafından el birliği içinde kasten ve bilerek kayalıklara sürülerek batırılmaya çalışılan TÜRKİYE İSİMLİ GEMİNİN yolcuları olarak sizlerden hasseten rica ediyoruz, bir daha konuşurken ölçün, biçin ve ondan sonra konuşun. Olur olmaz, ipe sapa gelmeyen konuşmalar yaparak batırılmak istenen geminin gövdesinde bir delikte siz açmayınız.
Ortada, içinde 87 Milyon yolcusuyla batırılmaya çalışılan bir gemi, bir vatan ve bir devlet var.
Gemi, vatan…
Yolcu, Tük millet…
Batırmaya çalışanlar müstevli…
Elbette ki siyasi taassup veya aşırı duygusallık sebebiyle yazımın yazılış meramını ve neyi anlatmaya çalıştıklarımı kavramayarak karşı yorum yazanlar çıkacaktır. Normaldir de, anormal olan tarafı, bizi düşman saflarında mütalaa etmeye kalkışmalarıdır.
3 Temmuz 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
********************************
OKUYUNUZ!
HAİNLERE VERİLECEK CEVABINIZ OLSUN.
KANATILAN YARA MADIMAK VE FIRSATÇI AJANLAR!
''Öncelikle belirtmek isterim ki, eski yaraların kapanmasını istemeyen dış güçler ve onların yerli ve kirli maşaları inançsız, ruhsuz, bölücü ve art niyetli bazı karanlık kişiler bu yazımdan hiç hoşlanmayacak ve akıllarınca basite alacaklardır, çünkü çoğu gizli Er...meni ve soy özürlü İmparatorluk tortularıdır. Bunlar devamlı kavga ve ayrılıktan yana olan birer alçaktırlar. Yaraları pansumandan hoşlanmazlar, kirli kanları gereği kaşıyıp kanatmaktan büyük bir haz alırlar''
2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas'ta Madımak Oteli'nin yakılarak 2'si otel görevlisi, 33'ü aydın olmak üzere 35 kişinin katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçti.
33 yıldır olduğu gibi bugün de 2 Temmuz’da yine it dölleri televizyon ekranlarına çöreklenecekler...
Yine kabukları kopartılıp yaralar deşilecek...
Yine Madımak Oteli'nin yanış hali tekrar tekrar gösterilerek insanlarımız tahrik edilecek...
Yine Türk, Cumhuriyet ve devlet düşmanları birlik ve beraberliğimizin üzerine kuduz virüslü salyalarını dökecekler... 
Sivas Madımak otelde insanlarımızı canlı canlı yakanlar bizim insanlarımız değildiler. Başbağlar'da kardeşlerimizi topluca katledenler de aynı kirli ellerdi.
Ya kimdiler?
Kim olacaklar, her iki katliamı yapanlar dış güçlerin gizli servis elemanlarıydı.
Netice;
Yanan masum canlar,
Acı, ıstırap ve gözyaşları,
Ekilen kin ve nefret tohumları.
Ortada, 33 yıldır her 2 Temmuz geldiğinde, itin, köpeğin, kanı bozuk şerefsizlerin kabuğunu kopardığı bir ağır yara.
Birlik ve beraberlikten bahsedeceksin
Ve sonra sövmek, salyanı akıtıp kinini kusmak için Madımak Otelinin yakılmasının sene-i devriyesini bekleyeceksin!
Hadi be fırsatçı!
Hadi be kin ve nefret tâciri!
Hadi be soysuz uyuz köpek!
Hadi be onun bunun veled-i zinası!
Tekraren söylüyorum, Sivas'ta canlarımızı yakanlar asla bu vatanın insanları, Türk'ün evlâtları değildiler.
Ya kimdiler?
Kim olacaklar, olayların başlamasından sonra Mercedes otomobillerine atlayıp 200 km hızla şehirden kaçan dış güçlerin elamanlarıydılar. (Nereden mi biliyorum, görenler var, görenlerden bizzat dinledim)
Sivas olayları bahanesiyle kin ve nefret kusan sözde aydın- Yazar- Çizer- Akademisyen- Siyâsetçi takımının tamamı birer bölücü hainin tekidirler vesselâm.
Bu topraklarda Alevi benim canımdır, bendendir.
Ben Alevinin canıyım, o da bana benim kendisine baktığım gibi can gözüyle bakar.
Ey Alevi- Sünni kardeş!
Soydaşız,
Kandaşız,
Ve de karındaşız böyle biline, böyle söylenile!
Gayrısına itibar edilmeye!
Aksi, bölücülük ve ihanettir!
Böyleleri ne alevidir ne sünnidir!
Kanı bozuk it soylulardır!
İt soylulara ise itibar edilmez!
EY ALEVİ VE SÜNNİ KARDEŞ!
ŞAYET O GÜNLERDE YAŞASAYDIK;
Uhud Savaşında Ebû Süfyan'a karşı seninle Peygamberimiz iki cihan güneşi HZ. Muhammed Mustafa'nın yanında olurduk!
Sıffın'da, Ebû Süfyan’ın oğlu Muâviye'ye karşı HZ. Ali’nin safında yer alırdık!
Kerbelâ'da, Muaviye’nin oğlu Yezid'e karşı, sevgili Peygamberimizin gözünün nuru, canının parçası olan torunu HZ. Hüseyin’i savunurduk!
EY ALEVİ SÜNNİ KARDEŞ!
Daha başka bir söze hacet var mı?
Türklük, Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında bir ve bütünüz.
Ebû Süfyan'a, Muaviye'ye, Yezid'e karşı tavır alıp yan yana olduğumuz gibi bugün de Vatan- Türklük- Devlet- Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına karşı yan yanayız ve birbirimizin yanındayız.
Sakın ha!
Bugün Madımak olayını fırsat bilip senden gözükerek televizyon ekranlarından, salonlardan, kürsü ve panellerden havlayan it döllerine kulak asma!
2 Temmuz 2026
ORHAN KILIÇOĞLU

-
Yorum:
Yasemin Halis Egemen

ÜSTÂD!
NAMAZA GİDİYORDUM Kİ,
SİZİN! HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ!
CAN YAKAN!
YÜREK BURKAN!
DOĞRU VE DOSDOĞRU!
ASLA! BELGESİZ,BİLGİSİZ
VE GERÇEKLERİ BELİRTEN YAZINIZI AĞLARAK OKUDUM!
ALEVİ TÜRK'TÜR!
BAŞBAĞLAR TÜRK'TÜR!
TC.DEVLETİNİN ASLİ UNSURLARIDIR!
SÜNNİ OLARAK ;BOYLARIMIZDIR!
SOYLARIMIZDIR!
CANLARIMIZDIR!
KANLARIMIZDIR!
SİZİN EN AZ ALTIN DEĞERİNDE Kİ,İFADENİZLE;KARINDAŞLARIMIZDIR!
RUHLARI ŞÂD OLSUN.
TÜRKİYE TÜRK'LERİNDİR!
HAYIRLI CUMALAR.
ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUZ.
ŞUNU UNUTMASINLAR!
CAN YAKANLAR!
CANLARINNI YANACAKLARI GÜNÜ BEKLESİNLER!
ALLAHIN ADALET TECELLİ EDER!
*****************
MHP'Yİ BAHÇELİ İLE ZİNCİRE VURARAK TÜRK'E BÖYLE KIYDILAR!
Ben her yazımı, yarın mahşer günü ''Ahlâkın, dinin, vatanın ve milletinin namusu saldırı altındayken sen ne yaptın, Asr sûresi ne için indi?'' sorusunun muhatabı olmamak için yazarım. Bu arada, yazdıklarımdan dolayı da en çok Müslüman geçinen TROLLERİN saldırılarına uğrarım. Bu trolleri engeller, hoşt der kovarım.
Türk milletine, madden, mânen ve ahlâken kıyılırken isyan etmesi gereken Bahçeli, ülkücülerin enerjilerinin toplandığı Balgat trafosunun elektriğini gizlice döşediği yer altı ara kablosuyla Aksaray'a kaçırarak sarayın ışıklarının sönmemesini sağladı.
Halen daha Bahçeli'den keramet bekleyen ülkücü kardeşlerime söylenecek o kadar çok sözüm var ki sadece kendilerine, bu davanın asıl sahipleri olan binlerce ülkücü şehitlerimizin ruhlarını incittiklerini hatırlatmak isterim.
Diğer muhalefet partileri ise;
Meselesiz, çilesiz ayyaşlar misâli utanmadan, Türk'ün madden, manen ve ahlâken çökertilişine sessiz kaldılar, çünkü çok sığ ve birikimsizler!
Geriye dönüp son 23 yılımıza  baktığımızda;
Milli- Mânevi- İnsâni ve İslâmi değerlerimizin bilerek, kasten ve intikam alınırcasına ayaklar altında çiğnendiğini görüp kahroluruz.
Toplum bu zaman zarfında;
Akıllar ve vicdanlar devre dışı bırakılarak makarna ile çalışan robotlar haline getirildi.
Bu son 23 yılda kokmanın da ötesinde çürüdük!
İntikam alınırcasına, adeta yok edilmek kastıyla çürütüldük!
BU 23 YILDA BAKIN NELER OLDU!
Cumhuriyetin tüm birikimleri elin gavurlarına yok pahasına satıldı...
80 milyar dolara yakın özelleştirmenin sadece 10 milyar dolarıyla yol yapıldı. Kalan 70 milyar ise kayıp, vatandaş ise yol yaptık hikâyesi ile uyutuldu...
Bu arada zina illeti mekteplere, mezarlık ve câmi bahçelerine kadar taştı...
29. 11. 2011 de L.G.B.T yasası çıkarılarak, kavimlerin helâkına sebep olan homoseksüellik hukuken koruma altına alındı...
8.4. 2007 de AKP'nin onayı ile LGBT Öğrenci Derneği kuruldu...
31.5. 2007 İstanbul’da 170 yataklı LGBT oteli açıldı...
5. 4. 2013 kurumsal olarak sosyal medya platformlarında yerlerini aldılar...
2013 de ilk defa Ünivresite öğrencisi iki erkek birbirleriyle evlendiler... 
 2. 5. 2013 de AKP iktidarının onayı ile Müslüman Eşcinseller Derneği ''Meşcid'' kuruldu...  
28. 6. 2015 AKP iktidarının izni ile L.G.B.T onur yürüyüşleri başladı...
23.10. 2015 tarihi itibarıyla AKP iktidarının onayı ile Türkiye’de L.G.B.T dernek sayısı 22 oldu... 
Sigaraya başlama yaşı- 11,
Alkole- 12, 
Uyuşturucuya- 12,
Fuhşa ise- 14 e indi,
Dürüstler enayi, vurguncular itibarlı oldular…
Helâle bakan yok, haram revaçta.
Evlilikler azaldı,
Boşanmalar %38 arttı,
Evli kalmak sureleri bir- iki yıla indi…
Son 23 yılın rezil karnesi daha bitmedi:
Fuhuş % 1680,
Çocuk istismarı % 697,
Uyuşturucu kullanımı % 1700,
Yolsuzluk % 400 gibi çok yüksek oranlarda artış gösterdi.
Vesika için Emniyet kapılarında bekleyen kadın sayısı- 80 bin.
Yukarıda okumuş olduğunuz bu oranlara artış değil de patlama demek daha doğru olur.
Toplum olarak;
Hapsedildiği hapishanenin kapısına vurulu kilidin anahtarını cebinde taşıyan enâyi mahkumlar gibiyiz!
Burada;
Kilit AKP,
Anahtar ise oylarımızdır.
EY MİLLET UYUMA!
23 yıldır uyuyorsun!
Dinin İslâm’a,
Senden çalınıp çürütülen gençliğine,
Ahlâkına, mânevi değerlerine bir an evvel sahip çık!
Çıkmadığını görmekteyim!
Aklını başına, imanını gönlüne kuşan!
Belân ve başına gelecekler çok büyük olacaktır!
Bu durumunun devamında sürüm sürüm sürünmen yakındır!
Önce yönünü ve gönlünü Allah’a dön!
Sonra AKP denen partiyi bir an evvel sandıklarda yok et!
1 Temmuz 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
********
BAŞTA ERDOĞAN'A VE TÜM SİYÂSİ LİDERLERE SESLENİYORUM
GÖRÜN ARTIK! FUHUŞ VE SAPIKLIKLARDA LÛT KAVMİNİ SOLLADIK
Yazdıklarım, Kur’an’ın bana Asr suresiyle yüklediği görevin yerine getirilmesidir.
Önce bir çağrı;
Şerefini üç kuruşa satan, önüne gelene ağır küfürler savurarak her türlü rezilliğe tevessül eden TROLLER! Gelin yüreğiniz yetiyorsa bu yazımın altına da yorum yazın! 
Tüm siyâsi partilerin Genel Başkanlarının ve 600 Milletvekilinin tamamının Türk milletinin, bilhassa da yetişen yeni nesillerimizin adına en küçük bir ahlâki endişelerinin olduğunu söylemek mümkün mü?
Tarihin tozlu sayfa araları sırf ahlâksızlıkları yüzünden yıkılıp yok olmuş irili- ufaklı millet ve devlet enkazlarıyla doludur…
Devletlerin yıkılış sebepleri hemen hemen tek ve ortaktır, bu sebep ise ahlâksızlıklarıdır…
Devlet tüccâr değildir
Parasızlık sebebiyle batmaz.
Devletleri bir tek şey yıkar o da içine yuvarlanmış oldukları ahlâksızlıklardır.
Şurası da bir gerçektir ki devletin mâli iflâsının temeli de ahlâksızlığa dayanır. Tıpkı bugünkü israf, vurgun, yolsuzluk, yağma, 5 li çete gibi!
Devlet kesesinden verilen iftarlar,
Milyonlar açlık sınırının altında yaşarken yaptırılan saraylar, alınan yatlar,
Çifter çifter alınan uçaklar, makam arabaları ve milyarlara donatılan makam odaları,
Mitingler için harcanan trilyonlar, eşe dosta ballı kıyaklar.
Yandaşların silinen trilyonluk vergi borçları, daha niceleri.
Bunların her biri en az fuhuş kadar büyük bir felâket ve ayıbın en büyüğüdür.
Sokağa taşan fuhşiyat!
Aleni sevişilen sokaklar!
Genelevden farksız parkalar!
Bunlara suskun bir Müslüman iktidar!
En acı olanı ise, bütün bu ahlâksızlıkları röntgenci misâli seyreden sözde Müslüman tosuncuklar!
Bu kokuşmuş devrana ''aman sen de'' deyip geçen sorumsuz, ciddiyetsiz bir iktidar anlayışı ve sesi soluğu çıkmayan zavallı, düşkün, meselesiz, çilesiz bir muhalefet!
Şunu unutmayınız ki;
Park, bahçe, okul kantinleri, toplu taşıma araçları ve sokak ortalarında hayvani hislerinin dürtüsüyle yanak yanağa, dudak dudağa, kucak kucağa oturup namusunu, iffetini ve sâfiyetni kaybeden on binlerce gencimizin yarın her biri birer anne veya birer baba olacaklardır.
Bu rezil manzaralara bakarak;
Yarınlarımızın ne denli felâketlere gebe olduğunu,
Boşanmaların artarak evliliklerin kısa ömürlü olacağını,
Birlikte yaşama denilen kılıfına uydurulmuş fuhşun patlama yapacağını,
Eşlerin birbirlerini aldatmayı huy haline getirip âile yuvalarının yıkılacağını,
Bütün bunların sonucu olarak büyük sosyal patlamaların yaşanarak toplumun ve devletin temellerinin sarsılacağını kestirememek için insanın  beyin özürlü bir aptal olması gerekmez mi?
Ben bunları yazıp söylerken utanıyorum!
Siyâsi erkâna ''Ya sizler?'' diye sorasım geliyor, lâkin utanıp yüzlerinizin kızaracağını hiç mi hiç sanmıyorum!
Ekşimiş, ahlâki hisleri körelmiş siyâsilerden vazgeçtik, Diyanet İşleri Başkanı, bir tek olsun İmam, Müftü, Prof- Doçent etiketli bir İlâhiyatçı çıkıp da bu pislikleri gündeme getirmiyor.
BU DA OLDU;
İki yıl kadar önce, Yargı ''Kadın Erkek birlikte yaşamanın ayıp ve ahlâksızlık olmadığının'' kararını verdi.
Hani iki ortak var ya, işlerine gelmeyen kararların sonrasında ''Anayasa Mahkemesi'' kapatılsın diye bağırıp çağıran bu iki ortağa diyorum ki ''birlikte yaşamakla zinayı yasallaştıran mahkemenin bu kararı karşısında dut yemiş bülbüller gibi suspus oldunuz, çıkıp bu kararı tanımıyoruz diye bağırsanız ya''
RTÜK’ÜN GÖZ UMMASI, İKTİDARIN YOL VERMESİYLE;
Çığırından çıkan, namus, ahlâk, edep düşmanı yandaş televizyon kanallarının lağım olup ekranlardan evlere aktığı iğrenç proğramların sayesindedir ki tükettikçe ve çiftleştikçe mutlu olan bir gençlik türetildi.
Sözde DİNDAR GENÇLİK yetiştireceklerdi, gel gör ki milliyetsiz, meselesiz, heyecansız, renksiz, ya ateist, ya deist, ya da avantacı bir gençlik peyda oldu.
Ahlâksızlık, zina, fuhuş, yolsuzluk büyük ve korkunç bir uçurum olmuş. Seçip yetki verdiklerimiz ise bir an önce Türk milletini bu uçurumdan aşağı atmak için birbirleriyle yarış halindeler.
Not;
Türk milletinin içine düşürüldüğü ahlâki çöküşü kaleme aldığım bu yazımı okuduğunda, üzülüp kahrolması gerekirken, ahlâki çürümüşlüğe aldırmadan kendi partisini ve liderini savunmaya kalkacak Müslüman görünümlü münafıkların yorumlarını okuyarak morallerinizi bozmayın. Bu tipleri insandan saymayıp çevre kirliliği olarak görün.
29 Haziran 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
**********************
DERVİŞOĞLU'NU KASİSE DÜŞTÜ KABUL EDELİM.
Dervişoğlu'nun, böylesi nazik bir dönemde Kadir İnanır'a rahmet dilemesini ben de kabullenemiyorum.
İyi Parti, içinde bulunduğumuz bu kara günlerde istikameti doğru olan bir yolda ilerlerken, Dervişoğlu, yeri ve zamanı değilken uzun uzadiye Kadir İnanır'dan söz etmekle yol kazası yaparak kasise düştü. Bu olayı, hasarlı bir yol kazası olarak görüp konuyu kapatmalıyız derken, diğer taraftan da Musavat Beyden, parti içi kaosa sebebiyet vermeden
bu tutarsızlığının hesabı mutlaka sorulmalıdır. 
Bir lider, temsil ettiği camianın hassasitlerini dikkate almak zorundadır. Şayet almazsa, o lider, liderlik vasfını yitirerek, temsil ettiği camianın, dahası, topyekun milletin celladı durumuna düşer. 
''Ya İstiklâl, ya ölüm'' diyerek yola çıkan Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti olan Ankara'da, Türkiye Cumhuriyeti Devletini bir an önce parçalayabilmenin hesaplarının yapıldığı, sureti haktan gözüken şer odaklarının, hârici ve dâhili bedbahtların gerdeğe girecek damadın heyecanı içinde bayram yaptığı bir zamanda Türk milletine yar ve sadık olan İyi Partiye, bu yol kazasından dolayı cephe alarak, hainleri, müstevli kalıntısı soy özürlü züppeleri sevindirmeyelim muhterem kardeşlerim.
Dervişoğlu'na da;
Bundan sonra daha temkinli davranmasını, kabadayılığı ve despotluğu bırakarak, zaman zaman kendisini halis niyetle ikaz eden partili arkadaşlarını dikkate almasını tavsiye ediyorum.
Sayın Dervişoğlu!
Uçurumun kenarında olan Türk milleti son bir çare olarak sana bel bağladı, seni sahibi bildi. Bir daha konuşmadan önce, kelimeleri boğazındaki 9 boğumun her birinde ölç, biç, tart ve öyle konuş.
Size bu sitemi edip tavsiyelerde bulunan ben Orhan Kılıçoğlu, sadece bu günden değil, 1000 sene sonra bu topraklarda dünyaya gelecek kız çocuklarının iffet ve namuslarından bile kendisini sorumlu tutan bir Türk evlâdıyım.
 28 Haziran 2028
ORHAN KILIÇOĞLU
*************************
EY VATAN!
SENİ SEVMEK ATEŞTEN GÖMLEK İMİŞ.
Ey vatan!
Ben seni sevip, itten- köpekten, hainden- dönekten kıskandıkça öylesine saldırılara maruz kalıyorum ki, başımı kaldırıp kim bu alçaklar diye bakınca, karşımda gördüklerimin tamamı edep fukarası, ahlâksız, soysuz- sopsuz, yüzleri nursuz, gönülleri imansız birer mankurtlar!
Bakınca karşımda gördüklerimden kimi ise;
Boyunlarında uşak tasmasıyla dolaşıp, çanağına dökülen yalın karşılığı olarak sağa sola sataşan beyinsiz ve şarlatan siyâsi amigo takımı.
Ömrümün yarım asra yakın bir kısmını ülkücü dava ve MHP uğruna sebil eyledim, en güzel ve en cesur yazılarımla destek oldum. Benim emeğimin büyüklüğünün yanında şu anki MHP'nin toplamı nokta bile olamazalar. Geçmişteki hizmetlerimden memnunum, helâli hoş olsun. O gün MHP olmasaydı, bugün ortada devlet kalmazdı.
Gelinen noktada MHP'li değil sadece ülkücü- Türkçü ve Türk milliyetçisiyim. MHP, kasten ve bilerek bitirilmiş olup, mâzisine sövercesine bölücülerle kol kola, gönül gönüledir.
İYİ PARTİYE GELİNCE!
Hiçbir bağım yoktur, eşiğinden içeri adım dahi atmadım.
Yanlış yapmamaları için zaman zaman kendilerini sert bir üslupla uyarmaya çalıştım. Bu benim en tabi hakkımdır. Bu haliyle bile, MHP vatanseverlere hüsran yaratırken, İYİ parti umut olmuştur. Bu haldeki MHP'yi savunanları ciddiye alarak onlarla memleket konularına girmiyorum.
GELELİM ASIL KONUMUZA;
Vatan;
Irz, namus ve haysiyetin teminat altına alındığı, dinin yaşandığı mukaddes bir toprak parçasıdır.
Vatan;
İman ehli için mukaddes bir seccadedir.
Vatan;
Karısının, kızının, bacısının, gelininin namusu ve bekâretinin üzerine titreyen ve bu kutsal değerler uğrunda ölümü göze alabilen şerefli insanların varlık sebebidir.
Yoksa vatan;
Beslenip doyulacak, ar namus demeden üzerinde şerefsizce yaşanılacak bir toprak parçası, bir tarla, bir bostan, verimli bir sera, en önemlisi de iğrenç ve de aptalca bir AB sevdası uğruna ecnebilerin itine, piçine peş keş çekilip, rüşvet verilebilecek ne bir arsa, ne de bir arâzi parçasıdır
Vatanına hor bakan,
Ona ortak kabul eden,
Onu başkalarıyla paylaşabilen,
Onu bir emtia gibi Araba, İngiliz'e, İsrail'e, bilmem hangi yamyama pazarlamaya kalkışanların, en mahremi de dâhil olmak üzere pazara süremeyeceği hiçbir şeyi olmaz.
Evdeki namusunu kıskanmayan deyyuslar için;
Vatanın hiçbir önemi olmayıp,
kuru bir toprak parçasından ibarettir.
Vatansızın,
Ne korunacak bir namusu,
Ne de yaşanılacak bir inancı vardır.
Vatan sevgisi;
Ana sevgisine eş değer bir sevgi olup,
Sevgilerin en büyüğü ve en kutsal olanıdır.
Hatta anayı sevebilmek için bile insanın bir vatana sahip olması şarttır!
Vatan sevgisi;
Ana rahminde pıhtının can bulmasıyla girer insana!
Vatan sevgisinin sırrı;
Ananın pak sütünde, beşik sallarken ki söylediği ninnide ve babanın eve helâlinden ekmek taşıdığı nevale torbasında saklıdır!
Derdi vatan olanın, Allah derdini büyütsün!
Vatanı dert edinenlerin Allah sayılarını artırsın!
Piçte vatan sevgisi aramak,
Fahişede bekâret aramak gibi bir şeydir.
2026
ORHAN KILIÇOĞLU
******************
AKP'Yİ GÖNDERMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR!
Önce şunu söyleyeyim;
Dünyanın çeşitli ülkelerinden kaçırılmış 5- 6 yaşındaki körpecik kız çocuklara Epstein Adasında alçakça tecâvüz eden bir pedofiliyi ''DOSTUM'' diyerek, NATO TOPLANTISI dolaysıyla Ankara'da ağırlayanları ve bu pedofili sapıkla, Türkiye Cumhuriyeti devletine, Osmanlı modeli yâni, çok dilli, çok hukuklu, çok kültürlü, çok milletli yeni bir idâri şekil vermeye kalkışan arı İslâm'ın neresine koyacağız? 
İslâm dini ve İslâm ahlâkı son 200 yıl içinde en büyük zararı AKP'den görmüş olup, böyle giderse, bir taftan Prof. etiketli sünnet- hadis düşmanı, ''Ölülerin ruhuna Kur'an okunmaz'- İslam'da kurban kesme yoktur"' diye salya döken sapık hokkabaz İlâhiyatçılar, diğer taraftan Hakk ve hukuktan bağını koparmış AKP'nin  yüzünden câmiler tamamen boşalıp, yeni yetişen nesillerimiz ya deist, ya da ateist olacaklardır. 
DİNİ YULAR YAPTILAR! 
Toplum mühendisleri, toplumu kontrol edip istenilen tarafa yönlendirmek için bilinçaltını oluşturan kelime ve kavramları seçerek bu kelime ve kavramlar sayesinde toplumu ve fertleri itaatkâr, sorgulamayan, güdülebilir bir sürü haline sokarlar.
Buna en güzel örnek;
AKP'nin yıllardan beri rakiplerine karşı kendine üstünlük sağlayan elindeki tek ve en güçlü silâhı, Türk insanının dini hassasiyetlerini ve bilinçaltındaki mânevi kavramlarını aşırı bir şekilde istismar ederek ustaca kullanmasıdır.
Bu silâhı iktidarın elinden alabilecek bir muhalefet henüz yoktur, çünkü muhalefet mânevi derinliğe sahip olmayıp bu konularda çok sığ ve câhildir.
Muhalefet liderlerinin tamamı, henüz akıl bâliğ olmamış ilk mektep tâlebelerinin seviyesinde olup mânâ körü ve idrak fukarasıdırlar.
Toplumun veya ferdin şuur altındaki mânevi kavramlar çok usta bir şekilde istismar edilir ve bunun neticesinde; istismar edilen bu mânevi kavramlar bir yular veya da esaret prangası olarak beyinlere takılarak toplumlar - fertler istenilen yöne doğru gayet rahat bir şekilde çekilebilirler. Yâni gayet rahat güdülebilirler! AKP, 23 yıldır acımasızca bunu yapmaktadır.
Muhalefetin de dini bilgisi ve dine karşı en ufak bir ilgisi olmadığından (sadece zevzeklik ve ukalalık yaptığından) dolayıdır ki, meydanı boş bulan AKP, din yuları ile bu toplumu her zaman istediği yöne çekmeye devam edecektir.
Muhalefetin hakkını yemeyelim!
Muhalefet, bütün bu noksanlıklarına rağmen münâfık değildir, olduğu gibi görünüp dini istismar etmez ama mânen câhildir.
HAKSIZ MIYIM?
26 Haziran 2026
ORHAN KILIÇOĞLU 
**************************
DÜNKÜ BUGÜNKÜ İTLER AYNI İTLER.
ATATÜRK DELİ DEĞİL, ZIRDELİNİN TEKİYMİŞ.
İngiliz hayranı Refi Cevat Ulunay, Mustafa Kemal Paşa'yı bir gazeteci olarak Şişli'de kaldığı evde ziyaret eder. Çanakkale Savaşları'na ilişkin sorularını bitirdikten sonra ayrılmak üzere ayağa kalktığı zaman Mustafa Kemal, "Bu vatan, içine düştüğü bu felâketten nasıl kurtarılır diye bir sual sormanızı isterdim" deyince, Ulunay şöyle cevap verir:
"Ben bu vatanın kurtarılmasını mümkün görmediğim için böyle bir sual sormayı hiç düşünmedim. Bu vatanı neyle, hangi askerle, hangi silâhla ve hangi parayla kurtaracaksınız?
Maalesef paşam, vatan kupkuru bir çölden farksız oldu. Affınıza sığınarak arz edeyim ki, artık bu kupkuru çölde hiçbir hayat belirtisi kalmadı!"
Mustafa Kemal Paşa kaşlarını çatar:
Senin Çöl sandığın Anadolu'da saklı ve kuvvetli bir hayat vardır.
O, hayat millettir.
O  milletin adı Türk milletidir.
Eksik olan şey sadece teşkilâttır.
Bu teşkilât organize edilebilirse, vatan da, millet de kurtulur. Bunu böyle bilesiniz Refi Cevat Beyefendi!
Refi Cevat Ulunay matbaaya dönünce arkadaşları ona ‘’Mustafa Kemâl paşayla neler konuştunuz anlat" derler.
Refi Cevat Ulunay anlatır:
''Saçmalığa bakar mısınız?
  Şu sıralar Anadolu'ya geçilip milli direniş harekete geçirilirse, Fransız’ı da, İngiliz’i de, İtalyan’ı da memleketten kovulur ve böylece vatan istiklâline kavuşur, millet de esaretten kurtulurmuş. Saçma sapan bir hayâl peşinde koşan Mustafa Kemâl denen bu adam deli değil, zırdelinin biriymiş"
Soruyorum;
Refi Cevat Ulunay gibi dönekler ve o günün Mütâreke basını Millî Mücâdele tarihimizin yüz karası ise, bugünkü Türk, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı yandaş medyanın onlardan farkları nedir?
 Dünkü itler, bugünkü itler, velhasılı kan aynı kirli kan, soy aynı bozuk soy.
Çok görülmemeli;
Çünkü bugünkü Atatürk düşmanı yandaş medya çömezlerinin tamamı, Atatürk'e ''İngiliz ajanı'' dediği halde, kendi cebindeki İNGİLİZ PASAPORTU ile yıllarca Avrupa'da dolaşan KIRMIZI FESLİNİN öğrencileridir.
Günümüz itleri bilsinler ki;
Bu aziz ve asil milletin genlerinde saklı olan TÜRKLÜK MAĞMASI ısınıp infilak ederek, her birini Vezüv Yanardağının eteklerindeki POMPEİ ŞEHRİNİN SAPIKLARI gibi yakıp taş edecek ve gün gelecek sapıklar müzesinde teşhir edileceklerdir.
24 Haziran 2026
ORHAN KILIÇOĞLU 
************************
TÜRK'ÜM DEDİĞİMDE BANA SALDIRAN SOYSUZ!
Bir sahabe Peygamber Efendimize;
''Ey Allah’ın Resulü, kişinin kavmini sevmesi ırkçılık mıdır, İslam’a ters bir durum mudur‘’ diye sorduğunda, Resulullah da ‘’Hayır, kişi kavmini sever, ancak zulmüne yardımcı olursa ırkçılık olur'’ diye buyururlar.
Ben Türk'üm dediğimde, salyalı ağzıyla bana saldıran soysuz duydun mu?
BİR DE ''TÜRKİYELİYİM'' DİYEN SOYSUZLAR TÜREDİ.
Türk'e ve Cumhuriyete kin kusan, Türküm diyemeyiz kasten ''Türkiyeliyim'' diyen zibidilere ithaf olunur!
''Tanrının ikinci ismi Türk olurdu''
Bir Alman düşünür 1953 de yaptığı radyo konuşmasında Türklerle ilgili olarak aşağıda ki konuşmayı yapıyor ve diyor ki;
''Türkler dünyanın adâlet ehli, merhamet sahibi en asil, en soylu ve en dürüst milletidir. Bunu hiç kimseyle tartışmam. Tanrının bir ismi daha olsaydı her halde TÜRK olurdu''
İt tabiatlı sanatkârlara, kan özürlü yazar bozuntularına, şarlatan siyasilere sözüm yok. Sözüm, ortalıkta Müslümanım diye dolaşan şeytânileredir.
Müslümanım diyen herkes önce adam olmayı bilecek! Bu topraklarda adam olmanın ilk şartı Türk milletine karşı nankör olmamaktır!
Nankörlük ederek, bunca nimetlerinden istifade ettiği Türk'e çatmak, kin ve düşmanlık beslemek, ''Türkiyeliyim'' diyerek koca bir milleti yok saymak adam olamayışın, itliğin ve imansızlığın alâmetlerindendir.
İman ehli olanlar ahde vefa sahibidirler, iyiliğini gördüğü kişi, zümre veya millete karşı diş gösterip köpeklik yapmazlar!
Bir Alman düşünürü ''Türkler dünyanın adâlet ehli, merhamet sahibi, en asil, en soylu ve en dürüst milletidir. Bunu hiç kimseyle tartışmam. Tanrının bir ismi daha olsaydı her halde TÜRK olurdu'' derken, günümüzde bir türlü adam olmayı başaramamış, kendisinde insanlığın, şükrün ve ahde vefanın zerresi dâhi bulunmayan kıytırık ve sözde Müslümanların Türk'e düşmanca saldırmalarının izahını akıl, iman ve vicadan sahiplerine bırakıyorum.
Yalnız şu kadarını söyleyeyim ki;
''Soylu Türk soyunu severken, soysuz ise haset eder, uyuz olur kaşınır. Uyuz olan bu soysuzlar Türk’e düşmanlık ederek tedavi olacaklarını zannederler!
Bu gibi adam olamamış sözde kıytırık Müslümanlara en güzel cevaplar Avrupa'dan yükseliyor. Hem bu Türk düşmanlarını Müslümanlık gibi bir yüce şerefle yaftalayarak yüce dinimize leke düşürmeyelim derim.
SÜNNETSİZ DEDELERİN SÖZDE MÜSLÜMAN TORUNLARI!
Teslis coğrafyası olan Anadoluyu mübârek kanları ve canları pahasına TEVHİT COĞRAFYASINA çeviren Türk milletine kin duyup, Türklüğü inkârla da kalmayıp daha da ileri giderek ''Türk'ü- Türklüğü ayaklarımın altına aldım'' diyenlerin Müslümanlıkları sahtedir ve bu gibilerin fanilalarının altında kendilerine atalarından yâdigar kalan birer HAÇLARI vardır! 
DECAMPS, ÜNLÜ FRANSIZ RESSAM;
‘’Türk ün güzel yüzünü, kuvvetli parıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini yağlı boya fırçasıyla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olanı Türk ün özünü göstermektir. Bu öz, ay ışığı gibidir, görülür fakat gösterilemez. Buna hiçbir ressamın kabiliyeti yetmez ‘’
WİLLİAM MARTİN : ‘’
Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilemeyecek yalnız ve yalnız Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış bir Türk köyüne gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ve insanlığın ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz.’’
NAPOLYON BONAPARTE:
‘’İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır; Erkeğin cesur, kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet daha vardır, icabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete fazlasıyla sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki, Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.’’
TASSO, ÜNLÜ İTALYAN ŞAİRİ:
‘’Beyler! Türklerden bahsediyorum. Türkler düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında, insanı okşayan tatlı bir Seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan, huzur veren bu yeli yıldırma. Göz kamaştıran bu güzel gölü coşkun bir denize çevirmek, tabiatı da inciten bir gaflet olur ‘’
LA MARTİN FRANSIZ YAZAR:
‘’Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenidir. Dini, Sosyal ve Örfi faziletleri, tarafsız ve ancak şerefli kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır. Türk milletinin aleyhinde konuşup, aşağılamaya çalışmak ancak insanlık şerefinden mahrumların işidir‘’
WİLLİAM PİTT, İNGİLİZ DEVLET ADAMI;
‘’Türklerin biricik sevdikler şey, hak ve hakikattır. Hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır‘’
ALBERT SOREL;
‘’Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler‘’
HAMMER; 
‘’Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Türkler in elinden çıkma öyle eserler vardır ki, uygarlık için birer süs olmaktadır‘’
ANDREAS PİHİDİATES;
‘’Artık Türklerle savaşmayın, onlar çok mert ve cesurdurlar. İsimlerinin geçtiği her yerde Türkler için kötü söz söylenmesine müsaade etmem. Türkler dünyanın en asil ve en merhametli insanlarıdır ‘’
Türk düşmanı nankörler!
Daha bitmedi ve merak ediyorum, sahiden yüzünüz ne zaman kızaracak diye.
VON DER GOLTZ;
‘’Türkler dünyanın en mert insanları,en iyi ve asil milletidir‘’
HAMMER;
‘’Türk tek başına bir kuvvettir‘’
PİERRE LOTİ, DÜNYANIN TANIDIĞI FRANSIZ;
‘’Türk.asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir‘’
ON DER GOLTZ 
Osmanlı ve Alman ordularından Mareşal rütbesi alan Prusyalı asker ve yazar. Yani bizi yakından tanıyan birisi diyor ki:
‘’Türkler Dünyanın En Mert İnsanları, en İyi ve asil milletidir‘’
Bizler ihlâs sahibi Müslümanlarız.
Allah'a karşı imanımız ve teslimiyetimiz tamdır.
Soysuzluğu en büyük adilik olarak görür, soyumuzla övünürüz.
Bizim ahde vefası olmayan Türk düşmanı soysuzlardan en büyük farkımız; bizler mensubu olmakla şeref duyduğumuz Türk milletini seviyor ve mensubu olmakla şeref duyuyoruz.
Her insan mensubu olduğu milletini sever, bu seviş her insanın en tabii hakkıdır. İnsan, mensubu olduğu milletinin geçmişinde ve hali hazırdaki fazilet, meziyet, hamiyet ve insanlığın istifadesine ortaya koymuş olduğu eserlerden ve vücuda getirmiş olduğu güzelliklerinden bahsederek her fırsatta memnuniyetini ifade edebilir. Bu hal, İslam’a aykırı bir durum olmadığı gibi aynı zamanda bir ahde vefadır. Ahde vefası olmayanlar Allah c.c katında da, kul indinde de muteber değillerdir.
Bir sahabe Peygamber Efendimize ‘’ Ey Allah’ın Resulü, kişinin kavmini sevmesi ırkçılık mıdır, İslam’a ters bir durum mudur‘’ diye sorduğunda, Resulullah da ‘’Hayır, kişi kavmini sever, ancak zulmüne yardımcı olursa ırkçılık olur'’ diye buyururlar.
Yazdıklarım, ''Türkiyeliyim'' diye sağda solda üren uyuz köpeklerin kulaklarına küpe olsun.
ORHAN KILIÇOĞLU 
***************************
DUALARINIZI BEKLİYOR
BU SON OLSUN İNŞALLAH
Zor günlerin dava adamı, asâlet, cesaret ve sadakat ehli değerli kardeşimiz, dava arkadaşımız, yüreği güzel insan Yusuf Ziya Bulut Bey kardeşimiz, uzun yıllardan beriye dayanılması güç çeşitli rahatsızlıklar yaşadı, şimdi de çok önemli bir ameliyata alınacak.
En büyük şifası sizlerin hayır dualarınız olacaktır.
Dua, her müşkülatta Allah’a müracaattır, O’ndan dilemek, O’ndan istemektir.
Her insanın ömründe en çok ve sıkça yaptığı şey duadır. Ömrümüzde Allah’tan birçok konularda niyazda bulunduk.
Bu sefer ki dualarınız, yakarış ve niyazlarınız  Yusuf Bulut Bey  kardeşimizin ameliyatının başarılı bir şekilde geçerek, sağlığına, âile fertlerine, dost ve dava arkadaşlarına bir an evvel kavuşması adına olsun.
Duasını esirgemeyen kardeşlerimden Allah razı olsun. Sevdikleriyle birlikte, dertsiz, hastalıksız, her türlü sıkıntılardan uzak, huzur içinde geçen uzun ömürler yaşasınlar inşallah.
22 Haziran 2026
ORHAN KILIÇOĞLU

YORUMLAR

  • 0 Yorum