HADDEDEN Mİ GEÇİYORUZ?
Sıhhat derecesini "Bir Bilen"e sormadığım
ama bazı kaynaklarda hadis olduğu
rivayet edilen şöyle bir söz vardır
“Allah sizi tecrübe eder; haddelerden geçirir.
Tıpkı sizden birinin, elindeki madeni,
bir potada eriterek altın elde ettiği gibi..”
Bazılarımız başına bir sıkıntı gelince:
“Neden ben, Ya Rab!” deriz ya.
Bu fakir böylesi anlarda bu hadisi hatırlarım.
Peygamberlerin bile
haddelerden geçtiğini düşünürüm
Meselâ; Cenab-ı Peygamber’i hatırlarım;
Oğlu İbrahim’i kabre götürürken
gözyaşı döken BEŞER Peygamber (s.a.s)’i.
O’nun o anda söylediği şu sözlerini duyar gibi olurum:
"Bu (gözyaşı) rahmettir, merhamettir...
Gözler ağlar, kalb mahzun olur ve biz ancak
Rabbimizin hoşnut olacağını söyleriz;
İbrahim senden ayrıldığımız için gerçekten mahzûnuz!”
Hüzünlü, dertli anlarda, yıllarca evlat hasreti çeken
Hz. Yakub’u, baba hasreti çeken
güzel insan Hz. Yusuf’u yadederim.
Tufan’da dev dalgalar arasındaki çocuğuna
çağrıda bulunan Hz. Nuh’u düşünürüm.
İbrahim ve İsmail’i düşünür, teselli bulurum.
Bu hayatta güç yetmez, takat getirilmez
dertlere uğramadan küçük haddelerden
kolayca geçerek kemale ermemiz ve
çerimizden, çöpümüzden arınmamız dileklerimle.