USTA ELİ DEĞDİ
“Bir ustanın Eli Değdi”
Bir mezat salonu.
Eskimiş, çizilmiş, toz toprak içindeki bir keman, salondaki mezatçının elinde.
Mezatçı salondaki antika meraklılarına seslendi:
- Buna ne veriyorsunuz?
Salondan bir ses:
- Bir dolar.
-Yok mu arttıran?
Bir başka ses geliyor salondan:
-İki dolar.
Başka arttıran var mı?
-Üç dolar.
-Üç dolar… Satıyorum. Saaaattım!
Arka sıralardan yaşlı bir adam geldi.
Aldı kemanı eline, çıkardı cebinden mendilini.
Sildi kemanın tozunu toprağını.
Bu sırada tellerine bir göz attı ve onu güzelce akort yaptı.
Sonra, çıktı sahneye, salondakilere enfes bir keman taksimi dinletti.
Ve müthiş bir alkış da aldı.
Alkışları saygıyla karşıladı ve sakin bir ses tonuyla salona seslendi:
- Keman için ne veriyorsunuz?
-Bin dolar.
-Yok mu arttıran?
Bir başka ses:
-İki bin dolar.
- Yok mu arttıran?
- Üç bin dolar.
Yaşlı adam:
-Saaattım! dedi.
Salonda mırıldanmalar başladı:
-Yahu olur mu böyle şey?
Biraz önce üç dolar eden keman, şimdi ne oldu da üç bin dolara çıktı?
Hayret doğrusu!
Yaşlı adam salondakilere cevap vermekte yine gecikmedi:
- Evet, beyler! Keman kısa sürede değerlendi.
Çünkü bir ustanın eli değdi.
Hayatı; edebi, adabı çok iyi bilen,
insanlara mutluluk yollarını öğreten bir USTAyı da, bizler bulsak nasıl olur?
Ama piyasada ustayım diye geçinen bir sürü adam dolaşıyor.
Ustanın çakmasıyla hakikisini birbirinden nasıl ayırabiliriz ki?
Ne dersiniz?